DORUKTÜRK TV

Cumhuriyet Savcısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumhuriyet Savcısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2015 Çarşamba

KUTSAMA OPERASYONU


"Yarın Terör Örgütü tarafından yapılacak muhtemel açıklama:
Eylemcilerimiz eylemlerini sonlandırmak üzere iken faşist devletin polisi kapıyı kırarak içeri girmiş, eylemcilerimizi şehit ederek, kendi savcılarını da devletin resmi mermisi ile öldürmüşlerdir.
Demedi demeyin!" demiştim bir saat kadar önce.
Sabah olmadan Kutsama Operasyonu başladı.
Evet artık Şafak Yayla bir marka. Ve emin olun bir aya kalmaz bizim Fırıldaklar Devletin Savcısını öldüren bu Terör Örgütü Üyesine rahmet okurlar, o da bizim evladımızdı derler ve neticeyi "Analar Ağlamasın"a bağlarlar.
Sanki Savcımızın Anası yokmuş gibi!

KIRILMA NOKTASI


Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Yılmaz Güney'den sonra Cumhuriyetin Savcısına, Hakimine kalkan ikinci eldir.
Bu fotoğraf Devletin Gücünü tartmak anlamında bir Baş Kaldırıdır!
Devleti sevk ve idare edenler bu saatten sonra hangi makam hangi yetki ile olayı yumuşatmaya çalışacak olursa olsun DEVLET doğal refleksini gösterecektir.
Berkin Elvan ile (yaşı sebebiyle) açıklanmayan hangi dosya varsa açıklanmak zorundadır. Örgütün anne, babayı da kullanarak bugünlere adım adım gelinmesi maalesef ülkeyi yönetenler tarafından sessizce izlenmiş ve gerekli tedbirler alınmamıştır.
MİT'in uyarıları ne kadar dikkate alınmıştır?
Eğer alındı ise bu olay nasıl gerçekleşmiştir?
Ülkenin her kurumu ve rütbesi, makamı önemlidir.
Lakin hiçbir makamın önünde CUMHURİYET sıfatı yoktur. Bu sıfat sadece Savcılık makamında vardır. Ve adı CUMHURİYET SAVCISIDIR!
İş bu nedenle bu olayı basit bir terörist eylem olarak görmek ve hamaset yapmak mümkün değildir.
Devlet refleksini gösterecektir.
BU FOTOĞRAF KIRILMA NOKTASIDIR!
Tüm Erkleri görevini icra etmeye çağırıyorum!


Sabih Samur
31.03.2015
23:21

15 Şubat 2015 Pazar

EMANETE HIYANET ETMEK

Memleketi ayrıştıranlar o kadar başarılı olmuşlardır ki ölen kızımız ile ilgili
sanat camiasından tut, gazetecisine kadar eylemler, eleştiriler her şey ama her şey karşıt.
Kendini muhafazakar diye betimleyen sözde muhafazakarlara bakıyorsun utanmasalar "tecavüz edildiyse vardır bir sebebi" diyecek noktadalar; "fazla kurcalamayın konuyu" diyenler bile var.
Konuyu mini etek sığlığına çeken sözde Cumhuriyetçiler ise cabası.
TV Dizilerinden eşek yükü ile para kazanan ve halkımız istiyor biz de veriyoruz mantığı ile dizi senaryosu üzerinden halkın beyin yıkama operasyonu gerçekleşirken bizler sadece beyni yıkanmış bir iki maşanın üzerine gidiyoruz.
Kafamızı kurcalaması gereken sorular ve bulunması gereken yanıtlar:


1- Dizilerde her türlü şiddet, nefret, toplum arasında sınıf oluşturma, aile yapısının gereksizliği, çok eşlilik ve hatta ensest, bilinçli olarak ve adım adım topluma şırıngalanırken, RTÜK, Hükümet, Muhalefet ve Yargı nerede?
Hangi yoğun gündem ile meşgul?

2- Üyelerinden topladıkları aidatlarla krallar gibi yaşayan, toplumda bir statü, ünvan ve söz sahibi olan dernek ve odalar sözüm sizlere. Bu katilin şoförlük yaptığı minibüs kime bağlı? Yeterlilik belgesi var mı? En az 14 kişinin canını taşıyan ve kendisine emanet edilen bu kişinin tabi olduğu bir kurumun verdiği ruh sağlığı denetimi var mı?
Yoksa neden yok?

3- İdam cezası varsayalım geri geldi. Bu cezayı uygulayacak olan yargıya Türkiye'de yaşanan son 10 küsur yıl içinde yaşanmışlıklar göz önüne alındığında ne kadar güvenilebilecek?
Yargı kendi kendini nasıl rehabilite edebilecek?
Politika sarmalından nasıl çıkabilecek?
Ve tekrar Türkiye Cumhuriyetinin CUMHURİYET SAVCISI olduğunun ve Cumhuriyet ilkelerine ölümüne bağlı olduğunun bilincine varabilecek?

Bu sorular sorulmaya başlandığı ve yanıtlarının ülke menfaatleriyle örtüştüğü gün kızlarımız önce Allah'a sonra Milletine emanet olarak yaşayacaktır.
Kimse de EMANETE HIYANET ETMEYECEKTİR.

Sabih Samur 15 Şubat 2015 İstanbul

2 Ocak 2014 Perşembe

Bilgilendirme Notu, 02 Ocak 2014

"Bahsi geçen görevlilerin bağlı oldukları 2937 Sayılı Kanun'a göre personelin özel statüleri ve doğrudan Başbakanlık Makamı'na bağlı olarak çalışmaları dolayısıyla usulüne uyulmaksızın alıkonulmaları cezai sonuç doğuracağından ilgililerin kimliklerinin belirlenip serbest bırakılmalarını önemle rica ederim.”

Hatay Valisi Celalettin Lekesiz

Dip Not: Cumhuriyet Savcısı ünvanından kanun hükmünde kararname ile "Cumhuriyet" sıfatının kaldırılmasını talep ediyorum.
Cumhuriyetin Savcısına bu muamele yapılamaz!

Kod Adı TC

26 Mayıs 2012 Cumartesi

ZAMANSIZ YAZILAR


… ilinin, … ilçesinde, … askerimiz (ve ya artık polisimiz) açılan hain ateş sonucu şehit olmuştur.

Ölenlere Allahtan rahmet, geri de kalanlara baş sağlığı…

Üç nokta(…) ile boş bırakılan yerleri dünün, bugünün ve yarın gerçekleşecek baskınların verileri ile doldurursanız göreceksiniz bizi yöneten eli silahlı ve silahsız (hükümet) yani asker ve politikacılar tarafından nasıl top yekûn kandırıldığımızı.

O yüzden bu yazılara zamansız yazılar diyorum ben. Şehit, mekân, detay isimlerinin havada uçuştuğu, net olmayan görüntüler. Ateşin sadece düştüğü yeri yaktığı gerisinin kocaman bir yalan olduğu…

Dün de Pervari’de bir Karakol Baskını…

Detayları olduğu gibi aynı olan bir önceki baskınların birebir aynısı.

Bekle karakolda!

Neyi?

Basılmayı ve öldürülmeyi.

Sonra tarafsız olmayan gazetelerde gazımızı almak için “yiğitçe, kahramanca çarpışarak öldüler.” gibi başlıklar.
Doğru! Kahramanca çarpıştılar ama keriz yerine, aptal yerine koyularak öldürüldüler!!!
Bu geri zekâlıca Karakol Sistemini kaldırmak için kaç aptalca ölüm ve adına şehit olduk imajı verilmesi ve anne babaların kandırılması gerekiyor?

Ey Genel Kurmay Başkanı sen ne iş yaparsın?
Bu devletten tıkır tıkır maaşını hangi kutsal görevi icra ederek alıyorsun şu an?
Elinde tüm istihbarat verileri varken, bu bizi basan itlerin geliş yerleri ve istikâmetleri belli iken, neden karakol sistemini kaldırıp; pasif-savunma(dolayısıyla şehit olmak değil keriz gibi öldürülmeyi beklemek) yerine aktif-saldırı sistemi ile “BASKIN BASANINDIR!” mantığı ile Kandil’e kadar süpürüp, Kandil’i de başlarına yıkmıyoruz?

Genel Kurmay Başkanlığı ve TSK’ya Türk Milletinin güveninin günden güne azaldığını başarmak bir olaydı ve sen bu olayı başardın kardeşim! Sen derken üzerine alma.
Hilmi Özkök ile başlayan sürecin son seçilmiş kahramanısın sen.
Ve tarih tüm bu yaşananları not almaktadır. Gerekli ve gereksiz yere akan bu şehit kanlarının hesabı günü geldiğinde yine bu cumhuriyetin o günkü CUMHURİYET SAVCILARI tarafından isimlerine yakışır şekilde hesabı sorulacaktır.

Ve tüm bu zamansız yazılarda yer alan adını bile hatırlamadığımız şehitler yüzünden YARGILANACAK ve HÜKÜM GİYECEKSİNİZ!

İşte o zaman bu kanların hesabı alınmış olacak!