DORUKTÜRK TV

Kandil Dağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kandil Dağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2017 Perşembe

Konu Türkiye Cumhuriyeti'nin Bekasıdır

Profilinize "Yas" anlamına gelen Siyah ile boyama ve ya Siyah Kurdela koyma gibi eylemlerde bulunmayın.
Bir şeyler yapmak istiyorsanız TSK ile ilgili fotoğraflar koyun.
Bizler Ezik değiliz. Bizler Vatanımızı savunuyoruz.
"Barış" adı altında, "Analar ağlamasın artık" söylemleri neticesinde bizim verilecek bir karış toprağımız ve paylaşacağımız Egemenliğimiz yoktur.
Türkiye Türklerindir!
Türkiye Türküm Diyebilenlerindir.
Federasyon isteyen Kürt benim kardeşim değildir. Olamaz!
Federasyonun bir sonraki adımı Bağımsız Kürdistan'dır!
Türkiye Cumhuriyeti'nin yer aldığı Vatan toprağının sınırları kan ile çizilmiştir.
Hiçbir Hükümetin ve Devleti temsil eden hiçbir kurumun KURUCU İRADE sınırları ve yol haritası dışına çıkması söz konusu değildir. Olamaz.
Konu Vatana İhanet kapsamında değerlendirilir ve gereken yapılır.
Adı konmamış (ve konamaz) şekilde TÜRK & AMERİKAN Savaşı başlamıştır.
Karşımızda adı Bölücü Kürtçü personelden oluşan PKK Terör Örgütü varmış gibi gözükse de eğiten ve lojistik destekte bulunan US ARMY vardır.
Hem dost görünüp hem bilgi paylaşmak zorunda olduğumuz hem de savaştığımız dost/düşman.
Hala konuyu Tayyip Erdoğan egosu olarak algılamak, sığ söylemlerde bulunmak demektir. Konu Ulusal Güvenliğimizdir.
Tayyip Erdoğan bugün var yarın yok. Hepimiz gibi fani.
Lütfen konuya mensup ve/ ve ya taraftarı olduğunuz parti gözü ile bakmayın.
Konu Askeridir.
Konu Türkiye Cumhuriyetinin bekasıdır.
Konu Partiler üstüdür.
An itibari ile Türk Silahlı Kuvvetleri yasalarla sınırlanmış olmasına bakmazsızın tekrar KORUMAK VE KOLLAMAK görevini icra etmek ve PKK görüntüsü altındaki düşman ve düşmanları ile sonu zafer ile bitecek şekilde savaşmak zorundadır.
Bizler Aziz Türk Milletinin fertleri olarak sonuna kadar yanında ve önündeyiz.
TSK'nın Vatanını savunmak için kimseden emir almasına gerek yoktur.
Genelkurmay tüm birimleri ile fiilen Diyarbakır'a taşınmalıdır.
Bu iş Ankara'dan sevk ve idare edilemez.
3. Ordu tüm birlikleri ile seferberlik durumuna geçirilmelidir.
Sözde Çatışmasızlık Sürecinde Müttefiklerimiz tarafından eğitilen PKK farklı bir stratejik segmente geçmiştir. Oysa biz eski PKK bilgimiz ile çatışmalara girmekteyiz.
Olaylara karadan intikaller yerine uçar birlikler yönlendirilmeli, Kara birliklerimiz mayın/pusu sarmalından kurtarılacak çözümlemelere gitmelidir.
Karşımızda uzun süredir eğitim almış yepyeni bir PKK yapılanması mevcuttur.
Genelkurmay Başkanı, 3. Ordu Komutanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı iş bu gerçekler doğrultusunda yöntem değişikliğine gitmektedir.
Her yitirilen Vatan Evladının sorumluluğu bu üç makam ve makamı temsil eden Komutanın üzerindedir.
Bu saatten sonra konu politik değildir. Kimse lütfen hedef saptırıp konuyu siyasallaştırmasın.
Konu Askeridir.
İlgili makamların bilgi ve ilgilerine.

Sabih Samur

http://www.dorukturk.tv/…/konu-turkiye-cumhuriyeti…/132.html


27 Haziran 2017 Salı

Ortada sadece İçişleri Bakanı Soylu var. Neden?



Ortada sadece İçişleri Bakanı Soylu var. Neden?

Genelkurmay Başkanı ne iş yapar?
Hakk'ın rahmetine kavuşan, şehit olan 3 askerimiz Eğitim Zayiatı mıdır?


Yarın ki haber "Süleyman Soylu'nun katıldığı cenaze töreni..."

Yetkili hanginiz ise KANDİL'e operasyon yapıp, kalıcı birlik oluşturmak ve bir daha oradan çıkmamak için ne bekliyorsunuz?

Kaç cenaze namazı daha kılınacak mertçe çarpışamadan?

Literatürünüzde var mı bilmem; BASKIN BASANINDIR!

9 Ekim 2016 Pazar

Bu Yazı Boşuna Yazılmadı


Mart 2008'de yazmıştık top mermisinin üzerine bu yazıyı: "Daha Bitmedi Devamı Gelecek"

Bebek yüzlü Demirtaş, Küfürbaz Osman Baydemir, İmralı'daki Paket ve bilumum HDP/PKK Saz Heyeti, bu mermi var ya?
Anladın sen onu.
Kimle görüşürseniz, kimi arkanıza alırsanız alın Türk bir defa ayağa kalktı.
Durdurana helal olsun.
Kara Harekatı 7 sene sonra kaldığı yerden devam edecek!
Bu yazı boşuna yazılmadı.
Kandil Dağı'nın yeni adı Ateş Dağı'dır.
Geçilmez denen vadilerin geçildiği, girilmez denen mağaraların girildiği.
Derin Selamlar
Sabih Samur, 9 Ağustos 2015, Türkiye


Kaynak: http://www.dorukturk.tv/…/sabih-samur/bu-yazi-bosu…/117.html

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Ve bu Yüce Milletin Yeni Genel Kurmay Başkanından bir beklentisi var

Ve bu Yüce Milletin Yeni Genel Kurmay Başkanından bir beklentisi var:

Bu Yüce Türk Milleti der ki;

"Ey benim Yüce Ordumun, göz bebeğimin değerli Komutanı,
'Sana kim dur derse, geri dön derse' sakın dinleme!
Yüce Türk Sancağını bir daha inmemek üzere KANDİL DAĞI'NA DİK!
Kandil Dağı'nı Ateş Dağına çevir!
30 Ağustos Zafer Bayramında TRT 1 ile canlı yayında bizlerle Kandil Dağı'nda
O Yüce Ordunun başında bizleri selâmla!"

9 Ağustos 2015 Pazar

Bu Yazı Boşuna Yazılmadı


Mart 2008'de yazmıştık top mermisinin üzerine bu yazıyı.
Bebek yüzlü Demirtaş, Küfürbaz Osman Baydemir, İmralı'daki Paket ve bilumum HDP/PKK Saz Heyeti, bu mermi var ya?
Anladın sen onu.
Kimle görüşürseniz, kimi arkanıza alırsanız alın Türk bir defa ayağa kalktı.
Durdurana helal olsun.
Kara Harekatı 7 sene sonra kaldığı yerden devam edecek!
Bu yazı boşuna yazılmadı.
Kandil Dağı'nın yeni adı Ateş Dağı'dır.
Geçilmez denen vadilerin geçildiği, girilmez denen mağaraların girildiği.


Derin Selamlar

Sabih Samur, 9 Ağustos 2015, Türkiye

26 Mayıs 2012 Cumartesi

ZAMANSIZ YAZILAR


… ilinin, … ilçesinde, … askerimiz (ve ya artık polisimiz) açılan hain ateş sonucu şehit olmuştur.

Ölenlere Allahtan rahmet, geri de kalanlara baş sağlığı…

Üç nokta(…) ile boş bırakılan yerleri dünün, bugünün ve yarın gerçekleşecek baskınların verileri ile doldurursanız göreceksiniz bizi yöneten eli silahlı ve silahsız (hükümet) yani asker ve politikacılar tarafından nasıl top yekûn kandırıldığımızı.

O yüzden bu yazılara zamansız yazılar diyorum ben. Şehit, mekân, detay isimlerinin havada uçuştuğu, net olmayan görüntüler. Ateşin sadece düştüğü yeri yaktığı gerisinin kocaman bir yalan olduğu…

Dün de Pervari’de bir Karakol Baskını…

Detayları olduğu gibi aynı olan bir önceki baskınların birebir aynısı.

Bekle karakolda!

Neyi?

Basılmayı ve öldürülmeyi.

Sonra tarafsız olmayan gazetelerde gazımızı almak için “yiğitçe, kahramanca çarpışarak öldüler.” gibi başlıklar.
Doğru! Kahramanca çarpıştılar ama keriz yerine, aptal yerine koyularak öldürüldüler!!!
Bu geri zekâlıca Karakol Sistemini kaldırmak için kaç aptalca ölüm ve adına şehit olduk imajı verilmesi ve anne babaların kandırılması gerekiyor?

Ey Genel Kurmay Başkanı sen ne iş yaparsın?
Bu devletten tıkır tıkır maaşını hangi kutsal görevi icra ederek alıyorsun şu an?
Elinde tüm istihbarat verileri varken, bu bizi basan itlerin geliş yerleri ve istikâmetleri belli iken, neden karakol sistemini kaldırıp; pasif-savunma(dolayısıyla şehit olmak değil keriz gibi öldürülmeyi beklemek) yerine aktif-saldırı sistemi ile “BASKIN BASANINDIR!” mantığı ile Kandil’e kadar süpürüp, Kandil’i de başlarına yıkmıyoruz?

Genel Kurmay Başkanlığı ve TSK’ya Türk Milletinin güveninin günden güne azaldığını başarmak bir olaydı ve sen bu olayı başardın kardeşim! Sen derken üzerine alma.
Hilmi Özkök ile başlayan sürecin son seçilmiş kahramanısın sen.
Ve tarih tüm bu yaşananları not almaktadır. Gerekli ve gereksiz yere akan bu şehit kanlarının hesabı günü geldiğinde yine bu cumhuriyetin o günkü CUMHURİYET SAVCILARI tarafından isimlerine yakışır şekilde hesabı sorulacaktır.

Ve tüm bu zamansız yazılarda yer alan adını bile hatırlamadığımız şehitler yüzünden YARGILANACAK ve HÜKÜM GİYECEKSİNİZ!

İşte o zaman bu kanların hesabı alınmış olacak!

İlker Başbuğ'a farklı pencereden bakmak


İlker Başbuğ’a farklı pencereden bakmak



Generalin söyleyecek ve söylemek istediği fakat sırtında üniforması varken söyleyemedikleri çok şeyler var. Ben, Bunlar ülkenin yüksek çıkarları için, “Dolmabahçe Mutabakatı” gibi devlet sırrı olarak kalmamalı. Başbuğ Paşa töhmet altında kalmamalıdır ve şimdi ona malum köşe ve kanallardan, hatta Meclis kürsüsünden saldıranların ağızlarına pelesenk olmamalıdır! Biliyorum, onu şimdi çok üzen ve kızdıran bir şey de bazı lanetlenesi yazarların DTP/PKK vekillerinin terbiyesizce ve küstahça sataşmaları. Paşa görevdeyken onların düzeyine inip onlarla ağız dalaşına giremezdi. “Burası kışla değil, biz senin emir erin değiliz” diyen, hakkında suç duyurusu yapan DTP'li Selahattin Demirtaş’a ağzının payını verir, kışlanın ne olduğunu hatırlatıp, “Senin kimin veya kimlerin emir eri değil, uşağı olduğunu biliyoruz, yıkıl karşımdan” diyemezdi. “Atakürt” diye aklınca Mustafa Kemal’le dalga geçen, bir kadın memesine vatanını satmaya hazır, Kandil Dağı’na koşarak eşkıyalardan talimat alan Ahmet Altan’a, “Eğer ezkaza askerlik yapmışsan ve kanında biraz olsun Türk kanı varsa, milletimizin geleneklerine göre bir üst rütbedeki subayın önünde esas duruşa geçip hizaya gel” diyemezdi.

Genelkurmay Başkanını savunmak ve bu adamlara hadlerini bildirmek asıl bugün hasbelkader Türkiye’yi yönetenlere ve selken de olsa ordunun Başkomutanı mevkiinde olanlara düşerdi ama onlar ellerini bile kaldırmadılar. Belki de içlerinden bu adamları tasvip ettiler! Umuyorum ki Başbuğ bundan sonra köşesine çekilmeyecek ve söyledikleriyle bunları ve ötekileri hizaya getirecektir!
Başbuğ Paşa asi bir general ama darbeci olmadı. Bütün olup bitenlere, tahriklere rağmen sonuna kadar bağrına taş bastı. Hukuka saygılı kaldı ve mevcut iktidara başkaldırmadı.

Başbuğ’un son konuşmaları, isterseniz son emirleri, bir nevi veda konuşması!

Son konuşmaları Başbuğ’un iki yıllık görev süresinin muhakemesi gibiydi. Kırgınlığını belirten bir mesaj vardı o konuşmada. Öfke ve daha fazla kırgınlık! “Bir senemi çaldılar” diyordu. Planladıklarının bir bölümünü, dayatılan koşullar nedeniyle yapamadan ayrılmak, ister istemez burukluk yaratmıştı onda. Aslında o yıllar Türk milletinden çalındı! İstediklerini yapamamak. Başbuğ’un acısı, buna karşılık Erdoğan’ın ve iktidarının terör konusunda yaptıkları ve açılımları ise yapar gibi yapıp aslında yapmamak. İşte şimdi hala ABD’den ve Barzani'den icazet, Avrupalılardan da yardım bekliyorlar. Evet, eski askerler ölmezler. Ben Başbuğ Paşa’nın kaybolacağını sanmıyorum. Asıl görevi bundan sonra başlayacak!”

Bu metin Sn Altemur Kılıç’ın “Onurlu Generalin son emri” adlı köşe yazısından alınmıştır.

Değerli büyüğüm ve ruh ikizim kadar kendimi yakın hissetmeme rağmen Sn. Altemur Kılıç ile İlker paşa konusunda ayrılıyoruz.

Beni Paşayı eleştirdiğim için yukarıda adı geçenlerle aynı potaya koymayacağını çok iyi biliyorum. TSK’ya olan gönül bağımı ve görüşlerimi bildiğinden dolayı.

İlker Paşa büyük hatalar yapmıştır.

Bulunduğu makam şikayet değil icraat makamıdır. Genel Kurmay Başkanı’nın önünü bu memlekette Başbakan dahi kesemez. Bunu diplomasiyi, bürokrasiyi bilmeyen cahil cesareti ile söylemiyorum.

Bu zamana kadar, Cumhuriyetin kuruluşundan bugünlere kadar o mevkiinin yaptırım gücünü,
yetki ve sorumluluklarını bildiğim için rahat konuşuyorum.

Bugün İlker Paşa kamuoyunun önüne çıkıp, “bu işi kökten bitirmek için, sivrisineklerden kurtulmak için benim bataklığı kurutmam gerekiyor!” diyebilseydi…

Bataklık neresi? KANDİL.

“Ben Kandil’e gireceğim ve kalıcı tesisler kuracağım, gerekirse Tümen, Kolordu çapında!”

Ve hazırlıklara başlasaydı inanın Sn. Başbakan mecburen TBMM’den (ki zaten var) geçirerek onaylamak zorundaydı bu kararı!

Ve şu an Uğur Dündar’a göz yaşı döken ton ton dede görüntüsüyle değil omzundaki yıldızların hakkını vermiş, muzaffer bir komutan edasıyla gönlümüze yerleşirdi.

Hangimizin haklı çıkacağını zaman gösterecektir.

Fenerbahçeli Yaşar yani Büyükanıt konusunda nasıl (maalesef) haklı çıktıysam İlker Paşa konusunda da üzgünüm ama haklı çıkacağım.

Rütbeler omzundayken bahaneler ürettikten sonra emekli olduktan sonra yazıp çizsen ne olur?

Bu yazıyı yazarken yine 9 şehit haberi aldık. Biraz sonra Genel Kurmay  Sitesi’nden oku; Haberler.

Bir taraftan 1 Ağustos’a hazırlık.

Hangi Paşa emekli olacak, hangisi rütbe alacak?

Her şeyin hayırlısı…

Umarım tuttuğunu koparan ve Kandil’e Türk sancağını dikecek bir Cesur Yürek çıkar…

Sabih Samur

6 Mayıs 2012 Pazar

Uzay Kovboyu ve Yüzbaşı Özdağ

Uzay Kovboyu ve Yüzbaşı Özdağ
..: 31.10.2006:..

Yıl 2050 . Eski ABD Başkanı II.Bush’un torunu W. Saddam Bush En genç Başkan olarak İmparatorluğu yürütüyor. Dedesi 2006 yılında Milli Uzay Politikasını açıklamıştı. Bu plana göre; ABD’nin milli menfaatler ve güvenliğinin zarar görebileceği endişesiyle rakiplerinin uzay çalışmalarını engelleyebileceği ifade ediliyordu. Hikayeden ibaret kaldı. Türkiye Fransa ile başlatmış olduğu telekomünikasyon adımlarını Rusya, Ukrayna ve Kazakistan’dan oluşan bir konsorsiyum ile Uzay yarışına katılarak geliştirdi. Dedesinin Irak hatırası olarak adını koyduğu Saddam Bush geçen hafta sonu uzay kovboyu pozunda stres atmak için çıktığı uzay yolcuğunda, tarihte okuduğu Putin adlı Rus Başkanın eski nesil Mig tipi jetlerle Çeçenleri bombalaması gibi bir fantezi gerçekleştirmek istiyor. Eski müttefiki şimdiki can düşmanı Türk Birleşik Devletleri’nin uzaydaki sayısız çok amaçlı uydularını lazerle vurmağa hazırlanırken birden karşısında Türk Birleşik Devletleri’ne ait bir askeri uzay gemisini görüyor. Geminin kaptanı Mars seferinden dönmekte olan titanyum yürekli Yüzbaşı ÖZDAĞ.
İki gemi arasında it dalaşı başlıyor. Özdağ’ın takibi Dünya atmosferine girene kadar sürüyor.
Yzb. Özdağ birliğinin pistine inerken tüm birlikler kırmızı alarma geçirilmiş durumdalar.
Daha sonra Büyükelçilerin bir araya gelmesiyle Türk’lerin Ramazan Bayramı’na gireceklerini de göz önüne alarak şimdilik gerginliği soğutmağa karar veriyorlar.
Bayram namazını müteakip yapılan kahvaltıda Şahin Bozkurt Özdağ ,eşiyle beraber eski günlere uzanan bir sohbete dalıyorlar…
Rahmetli dedesi Eski Başbakan Prof. Ümit Özdağ o yıllarda MHP’nin başında olan Devlet Bahçeli ile girdiği liderlik yarışını kazanmış ve partisini 2007 seçimlerinde iktidara taşımıştı.
Kabinesinde yer alan vatanperver Hulki Cevizoğlu’nu Dış İşleri Bakanı yapmıştı.
Bu müthiş ikili ordunun kapsamlı bir harekata hazır olmadığını öne sürerek istifa eden Büyükanıt Paşa’nın yerini alan yeni Genel Kur. Başkanı ile beraber muazzam bir kararlılıkla ABD’ye rağmen Kandil Dağı’nı Ateş Dağı’na çevirmişlerdi. PKK tarih olmuştu. Ülke eskiden olduğu gibi Laz’ı, Çerkez’i, Boşnak’ı, Arnavut’u ve Kürt’ü ile beraber huzura kavuşmuştu.
ABD tüm tehditlerine rağmen bunu gerçekleştiren Türk kararlılığına şapka çıkartmış ve meşhur BOP revize edilmiş; Rusya, Çin, ABD, AB ve T.C. İsviçre’nin Lozan Şehrinde bir araya gelerek Ortadoğu ve Avrasya ülke sınırları tekrar çizilmişti. Böylece Türkiye, Atatürk’ün Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkesine zarar getirmeden Cihan’da söz sahibi olmuştu. Antlaşma gereğince herhangi bir savaş olmadan masada, Türki Cumhuriyetlerin kendi arzularıyla T.C.’ne katılması ile Türk Birleşik Devletleri adıyla Rusya’dan sonra 3. Süper Güç Dünya sahnesinde yerini almıştı .Şahin Bozkurt’ta şu an bu süper güçün şerefli ordusunda bir yüzbaşıydı.
Sohbet güzeldi, sevgili eşi Yağmur Hanımın getirdiği Türk kahvesini yudumlarken bir taraftan da Şırnak’ta Eşref Bitlis Üniversitesi’nde Genetik okuyan oğlu Yiğit’in fotoğrafına bakarken Şahin Bozkurt’un gözlerinin içinde geleceğe gururla bakan bir ışıltı vardı...
Şahin Bozkurt Özdağ size gelecekten sesleniyor:
Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun !
....
Bu yazı 339 kere okunmuştur.


Bu makele için yapılan yorumlar


17.12.2006
hayal kurmak bedava :)