Sabih Samur'un Türklük Tanımı
Sabih Samur'un köşe yazıları ve sosyal paylaşım sitelerindeki makaleleri
DORUKTÜRK TV
3 Aralık 2013 Salı
TÜRKLÜK TANIMI
Sabih Samur'un Türklük Tanımı
Etiketler:
DORUKTÜRK,
Sabih Samur,
tÜRKLÜK TANIMI,
www.dorukturktv.com
29 Kasım 2013 Cuma
DP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI SEÇİMİ İÇİN YAPILACAK KONGREYİ NEDEN ÖNEMSİYORUM?
Yaklaşık 4 aya varan belki de geçkin bir süredir Sn. Mimar Süleyman Uluocak'ın tertiplemiş olduğu "Yerel Seçimlere Hazırlık" ismiyle başlayan ve daha sonra memleket genelini kapsayan konulara dönüşen toplantılara katılıyorum. İki Hafta önceki toplantıda Süleyman Uluocak'ın "İstanbul İl Başkanlığına adayım" açıklamasını müteakip kendisiyle ve yaklaşık 20 konukla röportaj yaptım.
Orada gerek konuklara gerekse Sn. Uluocak'a şunu söyledim. "Konunun bizzat takipçisi olacağım. Bu bir güreştir, Er Meydanıdır. Ve bu güreşin kesinlikle Grekoromen olması gerekir. Yani hiçbir adayın belden aşağı vurmayacağı bir müsabaka." Ve söz aldım.
Ve dün akşam da yaklaşık 1,5 saat süren bir toplantı sonrası DP İstanbul İl Başkanı Sn. Adem İpek'ten aynı noktada, centilmence bir yarış olması noktasında Atatürk'ün huzurunda söz aldım.
22 Aralık 2013 Pazar günü gerçekleşecek olan kongre sonrası kim kazanırsa kazansın sonuçta Demokrat Parti dolayısıyla Türkiye kazanacak.
Türkiye 2015'te kırılma yaşamaması için şu an mecliste olmayan partilerden bir kaçının mutlaka meclise girmesi gerekiyor. Ki bunlardan biri de Demokrat Parti olmalı.
İşte bu bağlamda yapılacak olan bu kongre çok önemli.
Demokrat Partiyi Genel Seçimlere taşıyacak ve belki içlerinde milletvekili çıkaracak kadrolar bu kongrede oluşacak.
Bu noktada ev sahibi konumunda olan, yetki ve sorumluluk kendisinde bulunan Sn. Adem İpek'e çok büyük iş düşüyor.
Konu sadece seçmek ve seçilmek değil, kitleleri özellikle 1980 sonrası kuşağı tekrar DP varlığından haberdar edecek çapta bir kongre hazırlamak.
Tüm adaylara başarı dileklerimi iletiyorum.
Allah yar ve yardımcınız olsun.
DP kazansın, Türkiye kazansın.
Sabih Samur 29 Kasım 2013 Cuma
Etiketler:
Adem İpek,
DORUKTÜRK,
DP,
DP İstanbul İl Başkanlığı,
Mimar Süleyman Uluocak,
Sabih Samur
14 Ekim 2013 Pazartesi
Farkındaysanız Tek'ler de azalma var!
Farkındaysanız Tek'ler de azalma var!
Tek Millet (Halk),
Tek Dil nerede?
İşte bu noktalarda kimi liderler sessiz kalmaya ve "halk ne isterse" diye söze başlayan, yuvarlak laflarla ortadan ortadan gidiyorlar.
Sonuç?
Naçizane fikrim; hangi parti ve lideri bu diğer iki TEK'i de gönülden, kalben söylemlerine ve parti programlarına dahil edecekler, işte o zaman iktidar onların olacak!
Kim ki;
Memlekette demokrasi var,
Halkların kardeşliği var,
Tabelalarda Kürtçe de olsa ne olur ki?,
Kürt halkı özgürlük ve federasyon istiyor!
söylemlerine sıcak bakıyorsa benim o kişi ve o parti ile hiçbir bağlantım olamaz.
Ben Kürt kökenli TÜRK VATANDAŞIYIM diyenle ben Kürdüm, Türkiyeliyim diyen arasında nüans farkı değil Km vardır.
Ben Kürt kökenli TÜRK VATANDAŞIYIM diyen baştacımdır!
Saygılarımla
Sabih Samur
3 Ekim 2013 Perşembe
ŞAHLANIŞ HAREKETİ ve MUAVENET UÇAK GEMİSİ
Dün benim için için çok önemli bir gündü.
1992 yılında vurulan Muavenet Muhribimiz benim hayatımda kırılma noktasıdır.
Türklük şuurumun tavan yapmasına yol açan olaydır. Deniz Kuvvetlerinden tüm izleri silinmiş bu hazin öykünün tarafımdan tekrar yazılmaya çalışılması ve adının Patent Enstitüsüne kadar müracaatı ile devam eden çok uzun bir süreç...
Bir çok makalemde Muavenet'i gündeme getirecek, hesabını soracak doğru kişiyi, O Türk oğlu Türkü aradım durdum 21 sene boyunca!
Geçen hafta Murat Altun dostumuzla yapmış olduğumuz Memleket sohbetlerinden birinde Ekim ayı programını sorduğumda laf döndü dolaştı ve yine Muavenet'e geldi.
Şahlanış Hareketi Genel Başkanı olan Sn. Altun'a fikrimi söyledim. O da sağolsun çok sıcak baktı. "Böyle bir çıkış yapmak bizim için şereftir" dedi.
Yer ve metin üzerinde mutabakat sağlandı, resmi izinler alındı.
Ve dün yağmurun, soğuk havanın dahi engel olamadığı güzel bir İstanbul'un Beşiktaş akşamında tarihi açıklama yapıldı.
Atatürk'ten sonra Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilk gerçekleşti. Bir Genel Başkan ilk defa Amerikan Vatandaşlarına seslendi.
Ne dedi Murat Altun?
"3 maddem var" dedi. "Bunların gerçekleşmesini istiyorum, gerçekleşene kadar da takipçisiyim" dedi.
İşte o maddeler işte O Cesur Yürek!
"Bugün, 02 Ekim bizim için çok önemli ve hicran dolu bir gündür!
02 Ekim 1992 tarihinde dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ordusuna ait olan Saratoga Uçak Gemisinden fırlatılan 2 adet sea saparow tipi füze ile MUAVENET adlı muhribimiz kaptan köşkümüzden vurulmuştur.
Malumunuz üzerine kaptan köşkü vatan toprağı olarak geçer, buraya yapılan bir müdahale savaş sebebi olmasına ve 5 değerli Türk evladı şehit olmasına rağmen Türk Ordusu karşı ateşte bulunmamıştır.
Bu konu zaman içinde tarafınızdan kapanmış ama tarafımızdan kapanmamıştır.
Bugün 2 Ekim 2013. Yaramız, acımız tüm sıcaklığı ile tazedir, günceldir.
Ben Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Murat Altun olarak Yüce Türk Milleti adına 3 isteğimi buradan,
Beşiktaş'tan; Barbaros Hayrettin'in yanından, Denizcilik Müzemizin önünden sizlere seslenerek dile getiriyorum:
1- 5 Şehidimizin ve gazilerimizin maddi ve manevi kayıplarının resmi olarak tazmin edilmesi.
2- Amerika Birleşik Devletleri olarak Türkiye Cumhuriyeti'nden RESMİ OLARAK (YAZILI) ÖZÜR DİLENMESİ!
3- Üçüncü madde çok önemlidir. Muavenet'i bir Uçak Gemisi vurmuştur. MUAVENET adının yaşatılması, dost ve müttefikliğin adına yakışır şekilde devam etmesi anlamında; hali hazırda Amerika Birleşik Devletlerinde aktif görev yapan bir Uçak Gemisinin HİBE Kapsamında Türk Deniz Kuvvetlerine "MUAVENET" ismi yazılarak törenle İstanbul'da, size şu an seslendiğim yerin sahilinde teslim edilmesini İSTİYORUM!
Bu çok önemli konunun, hicran yaramızın takipçisi olacağımı bilmenizi istiyorum."
Murat Altun'a Şahlanış Hareketi kadrosuna ve onu yalnız bırakmayan bir avuç Vatansevere, bu memleketin çocuklarına
en derin saygı ve sevgilerimi arz ediyorum.
İyi ki varsınız.
Sabih Samur
Kod Adı TC Platformu
Başkan
Etiketler:
Celal Öcal,
Kod Adı TC,
Muavenet,
Murat Altun,
Sabih Samur,
Salih Altun,
Sami Yıldız,
Şahlanış Hareketi
26 Ağustos 2013 Pazartesi
CHP, DP ve MERKEZ
İki parti var üzerinde oyunlar kurgulanan.
CHP.
Baykal'a ABD destekli yapılan operasyon sonucu uzaklaştırılmasının ardından “Ulusalcı” diye adlandırılan kanadın pasifize edilmesi ve takip eden süreç...
Artık taşlar yerine oturuyor ve ciddi bir muhalefet başladı dendiği an tekrar ısıtılıp getirilen çakma Ecevit; “Çare Sarıgül” duvar yazılı Mustafa Sarıgül.
Sarıgül, bilmem neresini yırtarcasına “ben kendimi başbakanlığa hazırlıyorum” diyor, bu oluşuma uygun platform arıyor. “Dur” diyorlar, “Gel seni Büyükşehir Başkan Adayı yapalım.” …
İki türlü manevra var: Bu CHP’den bir şey olmaz, algısı yaratmak. “Kendi sorunlarını çözememiş bir CHP, halkın sorunlarına nasıl çare olur?” sorusunu bilinç altına yerleştirmek.
Diğer manevra ise Sarıgül üzerinde oynanan.
Gerek belediye imkanları gerekse dış destekle oluşturulmaya çalışılan bir markalaşma süreci. Bu süreçte izlenen yanlışlık ve bir türlü doğamayan Sarıgül markası.
Tüm, bir yerlere oynayan lider adaylarının başındaki sorun onun da başında.
Sığ danışmanlar, yakın plandaki samimiyetsiz “ben” diyen ve kendine oynayan tiplemeler ve imaj yapıcılar…
Ve savrulup duran bir adam.
Ve tüm bunları izleyen sakin güç Kılıçdaroğlu. Türkiye’nin geleceği konusunda omuzlarındaki yükün farkında.
DP.
Vücudu pes etmiş, beyni ve zekası pırıl pırıl bir lider.
Süleyman Demirel. Vücudu pes etmemiş olsa 61. Hükümeti yerinden sökebilecek tek adam.
Ama acımasız yıllar…
Durmuyor sürekli hamleler yapıyor. Emanet ettiği kişilerin başarısız olması, hayallerini gerçekleştirememesi, gençlik yıllarında yaptığı hataların bugün katlanarak cumhuriyeti tehdit eder hale gelmesi…
Tam bir iç hesaplaşma yaşıyor olmalı.
Memleketi için çözüm arıyor.
DP doğru bir adres mi?
Onca kurulan parti ardından tarihi misyonunu tamamlamış bir lideri (Menderes) ve sanki hiç kesintiye uğramamış, aynı isimde devam etmiş gibi DP isminde yürümek ve yürütecek süvariyi bulmak mümkün mü?
1980 ve üzeri doğumluların varlığından dahi haberdar olmadığı, 27 Mayıslar da siyah beyaz görüntülerle izlediği nostalji bir isim mi DP?
AP, ANAP, DYP gibi partileri türev olarak gösterip aslında onlar DP idi demek ne derece gerçekçi?
Bu gerçekçiliği reel hale getirmek için tüm bu eski partilileri taviz vermeden yeni birer politikacı ruhuyla sahaya sürüp, asli mektep kıtadır mantığıyla; Anadolu yollarında seferber etmek mümkün mü?
Bu hayali kim gerçekleştirecek? Eski teşkilatlandırma başkanı mı?
Aynı CHP’de oynanan oyun gibi iki de bir ısıtılan Çiller ve Kesici isimleri mi?
Yoksa Haberal mı?
Tüm bu isimleri saymak aslında DP için “Bu DP’den bir şey olmaz, algısı yaratmak. “Kendi sorunlarını çözememiş bir DP, halkın sorunlarına nasıl çare olur?” sorusunu bilinç altına yerleştirmek.
Ve yuvadan koptu gözüken ama merkez oluşumu gerçekleştirmek için ciddi çaba sarf eden Cindoruk.
Yine CHP içinde yer alan Sn. Demirel ile temaslı ciddi bir eski tüfek kadro.
Çok bilinmezli (aslında bilinen) bir denklem.
Bu denklemin adı Süleyman Demirel’in T.C.’ye olan vefa borcu ve bu borcun ödenmesi operasyonu!
MERKEZ
Gelecek neler gösterecek kimler sağ ve sol tabirlerinin eski de kaldığı, şu an yaşanan Muhafazakar ve Atatürk Milliyetçiliği kavgası ile ülkede yaratılan çatışmayı bitirecek tek söylem olan; arkasında sağ ve ya sol ibaresi bulunmayan, birleştirici, toparlayıcı bir MERKEZ Yapılanma!
İktidara gelmek için tek çare gözüken MERKEZ’e doğru bir gidiş.
Demirel’e, CHP’ye ve ülkenin bekası için uğraşan isimsiz kahramanlara çok iş düşüyor.
Aziz Türk Milleti kanmış gözükebilir, hassas noktası olan inancı, bayrağı, dili ve toprağıyla oynandığını anladığı gün ülkenin silkelendiği gün olacaktır.
Aziz Türk Milleti idrak edecektir ki Önce Türk ve Milli olduğu zaman Müslümanlığını ve azınlıklar ise kendi inançlarını icra edebilirler.
Doğru toplanma noktası TÜRKLÜK ŞEMSİYESİDİR!
Türk Bayrağıdır.
Asıl olan Federasyon aldatmacası ve Kürt Açılımı değil ÜLKENİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜDÜR!
Tüm bunları sağlayacak olan Parti ve Lider bu ülkenin vazgeçilmezi olacak, tarihe adını altın harflerle yazdıracaktır.
30 Ağustos’umuz yassız, mutlu ve kutlu olsun.
Türk Devleti mahşer gününe kadar yaşasın.
Sabih Samur 25 Ağustos 2013, Kumburgaz
CHP.
Baykal'a ABD destekli yapılan operasyon sonucu uzaklaştırılmasının ardından “Ulusalcı” diye adlandırılan kanadın pasifize edilmesi ve takip eden süreç...
Artık taşlar yerine oturuyor ve ciddi bir muhalefet başladı dendiği an tekrar ısıtılıp getirilen çakma Ecevit; “Çare Sarıgül” duvar yazılı Mustafa Sarıgül.
Sarıgül, bilmem neresini yırtarcasına “ben kendimi başbakanlığa hazırlıyorum” diyor, bu oluşuma uygun platform arıyor. “Dur” diyorlar, “Gel seni Büyükşehir Başkan Adayı yapalım.” …
İki türlü manevra var: Bu CHP’den bir şey olmaz, algısı yaratmak. “Kendi sorunlarını çözememiş bir CHP, halkın sorunlarına nasıl çare olur?” sorusunu bilinç altına yerleştirmek.
Diğer manevra ise Sarıgül üzerinde oynanan.
Gerek belediye imkanları gerekse dış destekle oluşturulmaya çalışılan bir markalaşma süreci. Bu süreçte izlenen yanlışlık ve bir türlü doğamayan Sarıgül markası.
Tüm, bir yerlere oynayan lider adaylarının başındaki sorun onun da başında.
Sığ danışmanlar, yakın plandaki samimiyetsiz “ben” diyen ve kendine oynayan tiplemeler ve imaj yapıcılar…
Ve savrulup duran bir adam.
Ve tüm bunları izleyen sakin güç Kılıçdaroğlu. Türkiye’nin geleceği konusunda omuzlarındaki yükün farkında.
DP.
Vücudu pes etmiş, beyni ve zekası pırıl pırıl bir lider.
Süleyman Demirel. Vücudu pes etmemiş olsa 61. Hükümeti yerinden sökebilecek tek adam.
Ama acımasız yıllar…
Durmuyor sürekli hamleler yapıyor. Emanet ettiği kişilerin başarısız olması, hayallerini gerçekleştirememesi, gençlik yıllarında yaptığı hataların bugün katlanarak cumhuriyeti tehdit eder hale gelmesi…
Tam bir iç hesaplaşma yaşıyor olmalı.
Memleketi için çözüm arıyor.
DP doğru bir adres mi?
Onca kurulan parti ardından tarihi misyonunu tamamlamış bir lideri (Menderes) ve sanki hiç kesintiye uğramamış, aynı isimde devam etmiş gibi DP isminde yürümek ve yürütecek süvariyi bulmak mümkün mü?
1980 ve üzeri doğumluların varlığından dahi haberdar olmadığı, 27 Mayıslar da siyah beyaz görüntülerle izlediği nostalji bir isim mi DP?
AP, ANAP, DYP gibi partileri türev olarak gösterip aslında onlar DP idi demek ne derece gerçekçi?
Bu gerçekçiliği reel hale getirmek için tüm bu eski partilileri taviz vermeden yeni birer politikacı ruhuyla sahaya sürüp, asli mektep kıtadır mantığıyla; Anadolu yollarında seferber etmek mümkün mü?
Bu hayali kim gerçekleştirecek? Eski teşkilatlandırma başkanı mı?
Aynı CHP’de oynanan oyun gibi iki de bir ısıtılan Çiller ve Kesici isimleri mi?
Yoksa Haberal mı?
Tüm bu isimleri saymak aslında DP için “Bu DP’den bir şey olmaz, algısı yaratmak. “Kendi sorunlarını çözememiş bir DP, halkın sorunlarına nasıl çare olur?” sorusunu bilinç altına yerleştirmek.
Ve yuvadan koptu gözüken ama merkez oluşumu gerçekleştirmek için ciddi çaba sarf eden Cindoruk.
Yine CHP içinde yer alan Sn. Demirel ile temaslı ciddi bir eski tüfek kadro.
Çok bilinmezli (aslında bilinen) bir denklem.
Bu denklemin adı Süleyman Demirel’in T.C.’ye olan vefa borcu ve bu borcun ödenmesi operasyonu!
MERKEZ
Gelecek neler gösterecek kimler sağ ve sol tabirlerinin eski de kaldığı, şu an yaşanan Muhafazakar ve Atatürk Milliyetçiliği kavgası ile ülkede yaratılan çatışmayı bitirecek tek söylem olan; arkasında sağ ve ya sol ibaresi bulunmayan, birleştirici, toparlayıcı bir MERKEZ Yapılanma!
İktidara gelmek için tek çare gözüken MERKEZ’e doğru bir gidiş.
Demirel’e, CHP’ye ve ülkenin bekası için uğraşan isimsiz kahramanlara çok iş düşüyor.
Aziz Türk Milleti kanmış gözükebilir, hassas noktası olan inancı, bayrağı, dili ve toprağıyla oynandığını anladığı gün ülkenin silkelendiği gün olacaktır.
Aziz Türk Milleti idrak edecektir ki Önce Türk ve Milli olduğu zaman Müslümanlığını ve azınlıklar ise kendi inançlarını icra edebilirler.
Doğru toplanma noktası TÜRKLÜK ŞEMSİYESİDİR!
Türk Bayrağıdır.
Asıl olan Federasyon aldatmacası ve Kürt Açılımı değil ÜLKENİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜDÜR!
Tüm bunları sağlayacak olan Parti ve Lider bu ülkenin vazgeçilmezi olacak, tarihe adını altın harflerle yazdıracaktır.
30 Ağustos’umuz yassız, mutlu ve kutlu olsun.
Türk Devleti mahşer gününe kadar yaşasın.
Sabih Samur 25 Ağustos 2013, Kumburgaz
Etiketler:
AKP,
ANAP,
AP,
CHP,
Deniz Baykal,
DP,
DYP,
Mustafa Sarıgül,
Sabih Samur,
Süleyman Demirel
14 Ağustos 2013 Çarşamba
Geri Vites, Çark Etmek ve Başbakan
Pazar sabahı Kartal’da yeni yapılan bir sitenin içinde yer alan havuz kenarında nefis bir kahvaltı, Ramazan Bayramı ardından…
Yükselen Türkiye Platformu Başkanı Durmuş Çelen ile birlikteydik. Sevgili Mimar Süleyman Uluocak dostumuzun düzenlediği Zeytinburnu Öğretmenevi’nde gerçekleşen DP iftar yemeğinin kalitesinden, katılım yelpazesinin genişliğinden bahsettik. Yemekteki ana tema fikirlerimizle birebir örtüşüyordu.
Neydi bu fikir?
Atatürk’ün yol göstericiliğinde; Türk Milliyetçiliği, Ülkenin bölünmez bütünlüğü, Tek Vatan, Tek Bayrak, Tek Millet.
İşte tüm bu ortak paydada düşünen parti ve partilileri merkezde birleştirmek.
DorukTürk Tv olarak Süleyman Uluocak’ın iftar yemeğinde 3 önemli röportaj gerçekleştirdik.
Süleyman Uluocak, Prof. Dr. Vecdet Öz ve Durmuş Çelen ile…
Daha önceki yazılarımda Sn. Öz’e değinmiş ve sizlere kimi bilgilendirmeler yapmıştım.
Prof. Dr. Vecdet Öz’ün DP’nin başına geçmek ve ülkeyi yönetmeye talip olmak için kendisinin ve dava arkadaşlarının mücadelesi…
Bu yazıda ise Durmuş Çelen’in önderliğinde yürütülen çok önemli bir çalışmadan bahsetmek istiyorum: Yükselen Türkiye Platformu (YTP).
Yükselen Türkiye Platformu adı gibi içeriği ve hedefleri de çok iddialı bir yapılanma.
Toplumun her kesiminden, kendini duruşuyla, icraatlarıyla ispat etmiş kişilerden oluşan partiler üstü bir yapılanma.
Kimsenin ve hiçbir kurumun arka bahçesi olmayan bir yapılanma.
Ama diğer taraftan yukarıda bahsi geçen fikir bütünü doğrultusunda aynı zamanda herkesin ve her kurumun yararlanabileceği bir lojistik, proje ve çözüm üssü.
İşletmelerde “bakar körlük”, uçaklarda “metal yorgunluğu” gibi geliştirilebilecek örneklemelere Parti/Belediye/Politika’da ise “farklı bir şeyler üretememek, kopyala-yapıştır”
Tanısıyla yola çıkıldığında YTP sanki can simidi olacak gibi…
DP idi, YTP idi derken konu döndü dolaştı Sn. Başbakanın Gezi Parkı’ndaki talihsiz çıkışlarına geldi. Sn. Çelen bu noktada keşkelerle başlayan bir sürü cümle kurdu:
-Keşke Başbakan daha sıcak ve babacan bir tavırla yaklaşsaydı?
- Keşke Başbakan olayın ilk başladığı saatlerde medeni cesaretle oraya gidip, gençlerin yanına
bağdaş kurup otursa onları dinleyebilseydi?
- Keşke…
Evet. Bu yazıyı kaleme aldığım dakikalarda bir haber gözüme çarptı.
Hazırlanan bir raporda, “Sn. Başbakanın park olayına müdahalesinde talihsiz bilgilendirmeler yaşandığını ve bu sebeple….”
Falan filan. Teferruatın hiçbir önemi yok.
Başbakan bu kadar yoğun bir tepkiye gururuna engel olamayıp, “özür dilerim hata yaptım” deme büyüklüğünü göstermek yerine böyle acemice bir “Geri Vites” operasyonu yapmayı uygun gördü.
Günümüzde motosikletlerin, deniz motorlarının şanzımanına ilave edilen geri vites dişlisi çok şükür artık Sn. Başbakanımızın liderliğinde AK Parti’de de var.
Aynı geri vitesi, denizcilikteki tabiri ile çark etmeyi, Kürt Açılımı’nda da yapmasını dört gözle bekliyoruz; her şey çok geç olmadan.
Baki Selamlar
Sabih Samur 12.08.2013, İstanbul
Etiketler:
AKP,
CHP,
DORUKTÜRK,
DP,
Durmuş Çelen,
MHP,
Mimar Süleyman Uluocak,
Prof. Dr. Vecdet ÖZ,
Sabih Samur,
Tayyip Erdoğan,
Yükselen Türkiye Platformu
9 Ağustos 2013 Cuma
ULUSA SESLENİŞ
Aziz Vatandaşlarım,
Sizi bir kaç noktada aydınlatayım dedim.
Bakınız öncelikle içerideki arkadaşlara çok üzüldük. Sadece ben değil bizim Hilmi ile Fenerbahçeli Yaşar (Büyükanıt) da çok üzüldü.
Hatta savcılar da üzüldü ve duruma sağ olsunlar dilekçe vererek müdahale ettiler. Bazı cezaların yetersiz kaldığı hususunda...
Bu arada arkadaşlarım sizleri izliyor. Kendi aranızda gazel atıp duruyormuşsunuz; yok geldikleri gibi gidermişiz, yok İngilizler göndermemiş de sizin Ata'nız göndermiş...
Ya Çapulcu kardeşlerim düzeltiyorum vatandaşlarım, bırakınız bu boş muhabbetleri ülkeyi kollama size mi kaldı?
Ki ben bu kollama muhabbetini hamd olsun TSK'dan bile aldım.
Yahu siz kimsiniz?
Ben bu ülkenin sadece koyun diyerek küçümsediğiniz % 50'nin değil tamamının başbakanıyım yani alayınızın...
Ne diyordum?
Evet beni kimle hangi parti ile indireceksiniz?
MHP mi? Allah bin defa razı olsun. Devlet Bahçeli gibi bir kardeşim var. Bakmayın yağıp gürlediğine, ben onun her daim gazını alırım. O bizim can yoldaşımız, kadim dostumuz. Yine seçimlerde barajı aşar meclise girer, gül gibi geçiniriz.
Gül dedim de aklıma geldi. Bizim Abdullah da kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışıyor. Parti kurup başına da bizim Babacan'ı koyacaklarmış.
Yahu Ali bizim çocuk. Kaldı ki Obama beni çiğnemez.
CHP? hani şu bizim Osmanlı'yı kesintiye uğratan parti ve onun bugünkü uzantısı. Allah'ın izni ile onlardan da bir cacık olmaz. Ulusalcı kanadın sesini kestirttik. Şimdi çoğu Kürtçü vekille zaten bana sıcak olmak zorundalar malum Federasyonu hep birlikte yeni anayasa ile yasallaştıracağız.
Kemal tek başına ne yapabilir?
Osman Paşa? Yahu bırakın Allah aşkına. O önce maddi sorunlarını çözsün. Daha teşkilatlarını yönetemiyor yanına koyduğumuz bizden olan darbukacılar ona göz açtırtmıyor. Zamanında Atatürk'ü Florya Köşkü'ne ikamete gönderdiğimiz gibi...
Başka ne kaldı elinizde?
Kırat mı? Adı neydi onun? AP mi, ANAP mı, DYP mi yoksa Demokrat Parti mi?
O kadar binen oldu ki o atın üzerine ben bile karıştırdım.
Şimdilerde Vecdet Hocamız onun başına geçmeye çalışıyormuş, güldüm.
Hatta Remzi abi ile bir düğünde denk gelince hocam hayırlı olsun, kendine dikkat et demeyi de ihmal etmedim malum Mesut'u var Çiller'i var, bitmez Kırat'ın Süvarisi...
Çok da inat ederse gereken ne ise yapılır. Nasıl bizim Mustafa'nın defterlerini incelemeye aldıysak, Vecdet Öz'ü de Hakkari de kuracağımız Kürt Üniversitesi'ne Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı yaparız.
Demokrasilerde çare tükenmez.
Bayram sonrası sohbete devam ederiz.
Aziz Vatandaşlarım hepinizin gözlerinden öpüyorum.
Sizin Başbakanınız
SS1967
Etiketler:
Abdullah Gül,
Ali Babacan,
CHP,
Devlet Bahçeli,
DP,
Kod Adı TC,
MHP,
Mustafa Kemal Atatürk,
Osman Pamukoğlu,
Prof. Dr. Vecdet ÖZ,
Sabih Samur,
Tayyip Erdoğan,
TSK,
Yaşar Büyükanıt
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





