DORUKTÜRK TV

Abdullah Gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abdullah Gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2017 Çarşamba

Banane Akşener'den banane Gül'den!

Türkiye hiç olmadığı, hiç yaşanmadığı kadar yoksulluğa, çaresizliğe, ekonomik darboğaza sürüklenmişken, dost ve müttefik gözüken ülkeler kuyumuzu tam gaz kazmaya devam ederken,

NATO'ya bağlı olmamıza rağmen adımız gibi eminizki aynı NATO kıldan tüyden bahanelerle zayıf olduğumuzu düşündüğü an müdahaleye hazırlanırken bizler mevcut iktidarı gönderebilmek uğruna yeni kahramanlar, yeni liderler yaratmaya çalışıyoruz.
Bir Meral Akşener markası yaratmaya çalışılıyor.
Bizzat kendisi bile bundan rahatsız.
Doğal, naturel hali ile yelkenlerini dolduran Sn. Akşener şu an verilen orantısız güçteki suni rüzgar ile yelkenlerİ parçalanmak üzere...
Hazırda bekletilen ve ne amaçla bekletildiği ve kime hizmet edeceği de meçhul olan bir Abdullah Gül Projesi her daim ısıtılmış vaziyette servise hazır bekletiliyor...
Sn. Cumhurbaşkanı ise artık kendisinden başka hiç kimseye güvenmez bir ruh halinde.
Herkese şüphe ile yaklaşıyor.
Mevcut Başbakan bile çok kısa bir sürede "ülkenin bekası" gerekçesi ile yerini tekrar Davutoğlu'na bırakabilir.
Tüm bunlar memleketimde yaşanırken ve hala lider aramak yerine kimsenin aklına meclis dışı muhalefetinde yer alacağı MİLLİ BİRLİK HÜKÜMETİ oluşturmak gelmezken aziz ülkem ABD ile savaşa hazırlanıyor...


HENDEK ÇATIŞMASI ve BUGÜN

Diyarbakır Sur'da yaşanan ve tarihe İkinci Hendek Savaşı olarak geçen aslında karşımızda US ARMY'nin olduğu ve TC'nin kazandığı bir savaş!
Bugün ise deplasmanda rövanşa hazırlanılıyor.
Hem de ölümüne!
Ne zaman biteceği bilinmeyen, kimlerin dahil olacağı meçhul çok büyük bir savaş!
Ama adı OPERASYON olacak!

İşte ülke bu gerçekle yüzyüze iken banane Akşener'den
banane Gül'den!
Ben yeni, şişirilmiş, mucize beklenen lider adayları, kurtarıcılar istemiyorum!
Onları her dakika gündemine taşıyanları da şaşkınlıkla izliyorum.
Yazdığım bu tablo ile kimse ilgilenmiyor mu?
Haberdar mı değiller?
Bilmiyorum.
"Herkesin aklı kendine, banane" demek istiyorum, diyemiyorum.
Çünkü hazır olmamız gerekiyor.
Mevcut sistem ve partilerle bu sorunu çözmemiz, diyalog içinde olmamız, mucize beklemek, kurtarıcı beklemek yerine BİZ çözüm üretmeliyiz ve mutlaka üreteceğiz.

Uyumuyoruz

Sabih Samur, 6 Eylül 2017 TÜRKİYE


26 Ağustos 2017 Cumartesi

Eyy Danışmanlar!


Eyy Danışmanlar!
Artık bizi kandıramazsınız.
Bu 30 Ağustos'a Sn. Gül ile birlikte katılacağız inşallah.
Ne mutlu Türküm Diyene!

Evet bunu Sn. Cumhurbaşkanı der mi bilmem.
Ama dese iyi olur.
Dosta ve Düşmana karşı Türkiye'nin buna ihtiyacı var.

Sabih Samur
Kod Adı TC

6 Şubat 2016 Cumartesi

KİMBİLİR?

İki yıldır şehir efsanesi tadında kulaktan kulağa dolaşan ve Merkez Sağ, Sağda Yeni Parti gibi isimlerle duyulan ve bu oluşumda adı geçen Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Abdullah Gül, Meral Akşener ve daha niceleri...
Beklenen oldu. Bülent Arınç konuşmaya başladı.
Kaç kişi arkasından gelir? Gelir mi?
Gelirse ne olur?
AK Parti'nin bölünmesi ve yeni seçim olmadan Meclisin yoluna devam etmesi ne anlama gelir?
Yeni Partiye MHP ve CHP'den eklenmesi muhtemel milletvekilleri ile Başkanlık sistemi halka sunulmadan çok rahat gerçekleşir mi?
Yoksa asıl amaç bu mu?
Kimbilir?
Yaşamak lazım.

Sabih Samur, 5 Şubat 2016, Türkiye

Yorumlar

 Kutlu Altay Kocaova Hiçbir şey olmayacağı gibi bu isimlerin hepsi kenara itilecek. Yapılan, sadece bir safra temizliği. Hükümetin tabanında karşılığı olmayan isimler. En fazla hükümet, bunu bahane edip, erken seçim diyebilir, o da küçük ihtimal.

 Sabih Samur Erken Seçimi göze alacak bir Hükümet HDP'yi hemen kapatırdı. Konuyu kişisel bazda ele almazdı.
Safra temizliğine asla gitmezler.
Dışlama görüntüsü ile kontrol altındaki sözde yeni oluşuma yürü denecektir.

 Kutlu Altay Kocaova Tabanda Erdoğan kültü var. Dolayısıyla her türlü dışlama, tabanda olumlu karşılanacaktır. Kaldı ki, AKP tabanı, hiçbir zaman Arınç gibilerine değer vermedi. Ayrıca HDP'yi kapatmalarına gerek yok. Şu ortamda HDP ile MHP'nin barajı aşma şansı yok.

 Tuba Koylan Naçizane fikrim Başkanlık sıstemı ifadesıni onlarda yerlestırebılme fıkırlerıne sahıp değil bu isimlerlede ülkemiz sıyasetının ıhtıyacı olan merkezsağ olgusuna uygun olmayacaktır.

 Sabih Samur Konuya yeterliliği saylayacak milletvekili sayısı olarak bakınız. çap, fikir, vizyon anlamında değerlendirmeyin.
Ve ayrıca ihtiyaç Merkez SAĞ değil tamamen MERKEZ'dir.
Ulusalcıları da Muhafazakarları da kendini herhangi bir Parti içinde göremeyenlerin buluşacağı bir Parti.

 Tuba Koylan Onların da gücü şimdiki gelinen durumun değişmesine yeterli olamayacaktır...

 Kemalettin Savruk Bir başka oyun başlatılmak üzere,sesiz ve derinden,MHP deki kongre çok şeye gebe bilgilerinize

 Sabih Samur MHP'nin başına gelmesi planlanan kişi ya Ölüm Meleği olarak gelecek (MHP'yi baraj altına düşürmek için) ya da Ana muhalefet partisi çıtasına yükseltecek gerçek bir Genel Başkan olarak. Ortası yok.

9 Ağustos 2013 Cuma

ULUSA SESLENİŞ





Aziz Vatandaşlarım,

Sizi bir kaç noktada aydınlatayım dedim.

Bakınız öncelikle içerideki arkadaşlara çok üzüldük. Sadece ben değil bizim Hilmi ile Fenerbahçeli Yaşar (Büyükanıt) da çok üzüldü.

Hatta savcılar da üzüldü ve duruma sağ olsunlar dilekçe vererek müdahale ettiler. Bazı cezaların yetersiz kaldığı hususunda...
Bu arada arkadaşlarım sizleri izliyor. Kendi aranızda gazel atıp duruyormuşsunuz; yok geldikleri gibi gidermişiz, yok İngilizler göndermemiş de sizin Ata'nız göndermiş...
Ya Çapulcu kardeşlerim düzeltiyorum vatandaşlarım, bırakınız bu boş muhabbetleri ülkeyi kollama size mi kaldı?
Ki ben bu kollama muhabbetini hamd olsun TSK'dan bile aldım.
Yahu siz kimsiniz?
Ben bu ülkenin sadece koyun diyerek küçümsediğiniz % 50'nin değil tamamının başbakanıyım yani alayınızın...
Ne diyordum?
Evet beni kimle hangi parti ile indireceksiniz?
MHP mi? Allah bin defa razı olsun. Devlet Bahçeli gibi bir kardeşim var. Bakmayın yağıp gürlediğine, ben onun her daim gazını alırım. O bizim can yoldaşımız, kadim dostumuz. Yine seçimlerde barajı aşar meclise girer, gül gibi geçiniriz.
Gül dedim de aklıma geldi. Bizim Abdullah da kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışıyor. Parti kurup başına da bizim Babacan'ı koyacaklarmış.
Yahu Ali bizim çocuk. Kaldı ki Obama beni çiğnemez.
CHP? hani şu bizim Osmanlı'yı kesintiye uğratan parti ve onun bugünkü uzantısı. Allah'ın izni ile onlardan da bir cacık olmaz. Ulusalcı kanadın sesini kestirttik. Şimdi çoğu Kürtçü vekille zaten bana sıcak olmak zorundalar malum Federasyonu hep birlikte yeni anayasa ile yasallaştıracağız.
Kemal tek başına ne yapabilir?
Osman Paşa? Yahu bırakın Allah aşkına. O önce maddi sorunlarını çözsün. Daha teşkilatlarını yönetemiyor yanına koyduğumuz bizden olan darbukacılar ona göz açtırtmıyor. Zamanında Atatürk'ü Florya Köşkü'ne ikamete gönderdiğimiz gibi...
Başka ne kaldı elinizde?
Kırat mı? Adı neydi onun? AP mi, ANAP mı, DYP mi yoksa Demokrat Parti mi?
O kadar binen oldu ki o atın üzerine ben bile karıştırdım.
Şimdilerde Vecdet Hocamız onun başına geçmeye çalışıyormuş, güldüm.
Hatta Remzi abi ile bir düğünde denk gelince hocam hayırlı olsun, kendine dikkat et demeyi de ihmal etmedim malum Mesut'u var Çiller'i var, bitmez Kırat'ın Süvarisi...
Çok da inat ederse gereken ne ise yapılır. Nasıl bizim Mustafa'nın defterlerini incelemeye aldıysak, Vecdet Öz'ü de Hakkari de kuracağımız Kürt Üniversitesi'ne Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı yaparız.
Demokrasilerde çare tükenmez.
Bayram sonrası sohbete devam ederiz.
Aziz Vatandaşlarım hepinizin gözlerinden öpüyorum.

Sizin Başbakanınız


SS1967

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Halka rağmen halk için

Halka rağmen halk için
..: 28.07.2007:..

Alanya il olmayı bekliyor! Bunu çoktan hak ettiğini düşünüyor. AKP’ye de nasıl olsa oyumuzu verdik ve sözümüzü tuttuk. Onlarda şimdi verdikleri sözü tutsun, diyor. Bu mudur? Evet budur.
Kızmayın, aynı olay Ankara’da, İstanbul’da ve memleketimin her köşesinde böyle yaşanıyor.
Yaşasın AKP! Dün dümdüz giden köşe yazarları bugün “aman başıma bir iş gelmesin” dercesine ortamı germeyelim geyiği ile özür dilemek dahil olmak üzere her yolu deniyorlar.
Evet artık kaldığımız yerden devam.Yani;
- Mükemmel giden Turizm sektörü daha da iyi olacak.
- Son demlerini yaşayan ve çıkış yolunu Mısır ve Tunus’a taşınmakta bulan Tekstil ve
Konfeksiyon sektörü tam gaz ihracata devam. Dolar 1YTL’ye kadar düşebilirmiş, kimin
umurunda.
- Esnaf dükkanları kapatmış veya açık tutmaya çalışıyor. Dostlar alışverişte görsün.
Sonuç: “Her şey güzel olacak…”
Evet sevgili okuyucularımız, mübalağasız en az elli kişiye,”AKP’ye oy verdiniz mi?” diye sordum. Aldığım yanıt hayır!
Neden biz böyleyiz? Neden dürüst değiliz? Evet verdim diyemiyoruz. Sonuçta verdiysen vermiş olduğun parti iktidara tek başına gelmiş ise niye saklarsın be kardeşim. Tuhaf.
Evet biz bunları yazaduralım beklediğimiz haber geldi. “Gerekirse ordu müdahale edebilir!” Ne demek şimdi bu? Testiyi kırmadan tokatı atalım misali…
Elin İtalyan’ı üşenmiyor bizim Emekli Orgeneral Edip Başer ile söyleşi yapıyor. Bu söyleşi de
La Repubblica adlı günlük gazetelerinde yayınlanıyor. Yazının başlığı: “Askerlerden Uyarı:
Müdahaleye Her An Hazırlar”.
Başer,sandıktan çıkan net sonuca saygı göstereceklerini belirterek, “Ak Parti net galibiyet kazandı. İnsanların büyük bölümü tercihini muhafazakârlardan yana kullandı. Bu tercihe saygıdan başka çare yok” dedi.
Başer, “Cumhurbaşkanını belirlemede durum raydan çıkarsa ordu yine müdahale edebilir. Bunu Nisan sonunda internette bildiri yayımlamaya oranla farklı bir şekilde de yapabilir. Ama Başbakan Erdoğan’ın işi böyle kritik bir noktaya taşıyacağını sanmıyorum.”
Dedi.
Bu yazının Türkçe Açıklaması şudur. Sevgili Abdullah Gül kardeşim. Sen iyi bir kardeşimiz olarak Dış İşleri Bakanlığı veya benzeri muhtelif bakanlıklarda kendine bir görev ayarla ama sakın Cumhurbaşkanlığı makamını aklına bile getirme,sonra, biliyorsun uf olur.
Ve Başer “Gül neden olmasın?” sorusuna “...Kendisinin geçmişteki bazı beyanatları, cumhuriyet karşıtıymış gibi bir izlenim uyandırmıştır. İnsanlar kişinin geçmişine bakıyorlar. Bu, zihniyeti anlamak için gerekli.”diye yanıt veriyor.
Ne diyelim büyüğümüzdür vardır bir bildiği paşamızın. Nede olsa Kuzey Irak konusunda “Koordinasyon” ile ilgili inanılmaz emeği geçti. Yalnız bana garip gelen, bizi Türkiye olarak dışarıda temsil yetkisi verdiğimiz bir kişinin “Cumhuriyet karşıtı” olduğunu düşünüyorsak insana demezler mi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
Cumhurbaşkanlığı yüce makam, Dış İşleri Bakanlığı dandik makam mı?
İrticanın birinci öncelik olduğunu düşünen ve söyleyen yanlış zihniyet bugün de aynı yanlışlığı yapmaktadır. Gül’ün gelip gelmemesi beni şu an çok enterese etmiyor. Gündemin birinci önceliği bu olmamalı!
Benim ülkemin eyaletlere bölünmesi ve bir eyaletin adının Kürdistan olması gerektiğini söyleyen birileri, bu ülkede elini kolunu sallayarak geziyor, biz nerelerdeyiz, nelerle uğraşıyoruz?
Gün gelirde bu söylem kitlesel harekete dönüşürse işte o zaman ordu kışlasından çıkacaktır (Amerika’ya rağmen). Bu çıkışın adı da “Halka rağmen Halk için” olacaktır.
Umarım herkes aklını başına alır. Tek Vatan ve Tek Bayrak altında yaşaması gerektiği bilincine varır.

....
Bu yazı 598 kere okunmuştur.

Cumhurbaşkanı GÜL – Başbakan BABACAN

Cumhurbaşkanı GÜL – Başbakan BABACAN
..: 27.04.2007:..

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, İsrail'in kuruluşunun 59. yıldönümü nedeniyle İsrail Büyükelçisi Pinhas Avivi'nin verdiği resepsiyonda; "Sayın Genelkurmay Başkanı'nın 12 Nisan'daki basın toplantısında ifade ettikleri gibi yeni Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasa ile belirlenmiş olan temel niteliklerine, yani laik, demokratik, sosyal devlet ideallerine 'özde bağlı olması' gerekmektedir." Saygun, "Yeni başkomutanın eşi türbanlı olacak, ne diyorsunuz?" sorusuna da "Başka şey söyleyecek değilim. Bu ifadenin içinde sorunun cevabı var" yanıtı verdi. Saygun, "Gül sizin değerlendirmelerinize uygun mu?" sorusuna da "Ben söyleyeceğimi söyledim" karşılığını vermiş.
Sn. Gül ise çok net bir şekilde “Eşimin başını örtmesi tamamen bireysel kararıdır.Saygı gösterilmesi gerekmektedir” demişti.Çık çıkabilirsen işin içinden…
Zaman her şeye ilaç. Eğer Celal Bayar ve Adnan Menderes ikilisinin düştüğü hataya düşülmez ve iktidar ben isem kudret bende ise her şeyi yaparım! hatasına düşülmez ise Gül’ün kişiliği ile hiç kimsenin problemi yok. Ama bizim zaten kişilik problemi ile işimiz yok ki! Problem şu: İşgal ettiğin ve ya edeceğin makamın gereklerini kurallarına uygun olarak harfiyen yerine getirebiliyor musun ? Önemli olan bu.
Bu arada sessiz sedasız bir şekilde ve hiç kimsenin (biraz ukalalık yapalım) dikkatini çekmeden (dış güdümlü olduğunu düşündüğüm) Babacan Dış İşleri Bakanlığı koltuğuna oturtturuluyor. AB çalışmalarında göstermiş olduğu inanılmaz üstün çalışmalarından ötürü.
Özal döneminden belki de daha önceki dönemlerden beri yaşanan bir süreç var!Ne hikmetse yurt dışından özellikle Amerika’dan bize prensler gönderiliyor.Bunlar okumuş yazmış çocuklar.Bizi kurtarmaya gönderiliyorlar. Sessiz sedasız bir şekilde basamakları üçer beşer geçerek bir yerlere hazırlandırılıyorlar.Bu sütundan iddia ediyorum,eğer bir şekilde olayların akışı değişmez ise bir sonraki iktidarda Babacan ya başbakandır ya da koalisyon olursa başbakan yardımcısıdır.Biz bugünün cumhurbaşkanı adayı ile kritik deryasında yüzerken size bir dip not vermek istedim.
Başka bir dip notu da Sn. Büyükanıt’a geçmek istiyorum: ABD’ye, K.Irak’a girme konusunda (nedenini anlamamış olsam da)vermiş olduğunuz bir aylık süreyi yakinen bireysel olarak takip ederken, geçen her gün kaybettiğimiz vatan evlatlarının da bir fiil dokümanını tuttuğumu bilgilerinize sunarım.
Neyse hafta sonu Serhat şehrimiz, zamanın başkenti Edirne’deydim.Pazar sabahı erkenden şehri şöyle bir dolaştım ve açık olan bir berber dükkanına girdim.Kapısında bez bir afiş,üzerinde Kanaryalı Berber Halil yazıyor.Saçımı kestirirken malumunuz üzere,klasik memleket meseleleri sohbeti başladı.Halil ağabey aslen DYP’li.Gel gör ki geçen seçimlerde oyunu Genç Parti’ye vermiş.Ve diyor ki yine oyum Genç Parti’ye.Mazotu 1 YTL yapacakmış.
“Barajı aşarsa mutlaka Edirne’den vekil çıkarır” diyor. Bir taraftan da kanaryasının çıkardığı seslerle gurur duyduğunu vurgulayarak,gençliğinde aldığı ödülleri gösteriyor.
Saçımızı kendi zevkine göre tıraş ettikten sonra bizi güleç bir yüz ile uğurluyor dükkanından.
Kim der CHP’nin kalesi olan Edirne’den Genç Parti sesleri yükselecek. İlginç değil mi?
Seçim ve sandık çok şeylere gebe. Gün ola harman ola…
Saygı ve sevgilerimle.....
Bu yazı 682 kere okunmuştur.

6 Mayıs 2012 Pazar

Osman Pamukoğlu ve K.Irak

Osman Pamukoğlu ve K.Irak
..: 07.02.2007:..

Devlet, beylik demogojilerle geveze bir ihtiyar durumuna düşürülemez. Mülkün esas sahibi olan halk tarafından da başıboş bırakılamaz.(Ey Vatan'dan)
· Siz ülkenin şerefini koruyun. O sizin geleceğinizi korur.(Ey Vatan'dan)
· İnsan muharebeyi kazanabilecek tek makinedir. Donatım önemlidir fakat asıl anahtar insandır. Süper silahlar ve düğmeye basılarak yapılan savaşlar hakkındaki düşünce ve konuşmalar beş para etmez bir yığın zırvadan ibarettir. İnsan, tek ve en üstün savaş aracıdır.
· Bu dağlarda, vadilerde, gözlerinizin taramadığı, süngünüzün parlamadığı, bombalarınızın yoklamadığı, botlarınızın pençesinin değmediği hiç bir yerin sizin olmadığını bilin.
Bu sözler Sn. Osman Pamukoğlu’na ait ve Ey Vatan adlı kitabından alınmıştır. Bu sözleri eden ve sadece sözde kalmayıp aslanlar gibi cenk eden Pamukoğlu ne değişti de “Karşımızda 7 milyon Kürt var. Artık K.Irak’a girmemiz mümkün değildir!”diyebilmiştir. İşte bunun cevabı yok. Çoğu şeyin cevabının olmadığı gibi…
ABD'nin istihbarat örgütleri, Iraklı Kürtlerin Kerkük üzerindeki denetimlerini artırmak için sistemli bir çaba içinde olduklarına ve Amerikan askerlerinin bölgeden hızla çekilmesi halinde, Türkiye'nin Kürtleri durdurma amaçlı bir askeri harekât başlatabileceğine inanıyor.
Bu öngörü, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi'nce (NIC) hazırlanan ve Başkan Bush dahil ABD'nin bütün üst düzey yetkililerine sunulan "Irak Tahmini" başlıklı resmi raporda yer aldı.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden alınan bilgiye göre, raporun temel bulguları arasında şunlar da var:
. "Kürtler, Kerkük'teki denetimlerini artırarak Anayasanın 31 Aralık 2007 öncesinde yapılmasını öngördüğü referandumun ardından, şehrin ve vilayetin tamamının ya da büyük bölümünün Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ne bağlanması için sistemli biçimde çalışıyorlar."
. "Türkiye, Irak'ın parçalanmasını istemiyor ve bir Türk-Kürt terörist grubu olan Kürdistan Halk Kongresi'nin (KGK-eski adıyla PKK) Kuzey Irak'taki barınağını ortadan kaldırmaya kararlı."
. "(Koalisyon askerlerinin) hızla çekilmesi gündeme gelirse, Irak Güvenlik Güçleri'nin mezhepsel değil ulusal bir kurum olarak ayakta kalamayacağı, komşu ülkelerin Irak'taki fraksiyonların davetiyle ya da tek taraflı olarak mevcut çatışmaya müdahale edeceği, sivillerin kitlesel kayıp verebileceği ve nüfusun yer değiştirmeye zorunlu tutulabileceği, El Kaide'nin ülkenin bazı bölümlerini, özellikle El Anbar (Ramadi) Vilayeti'ni Irak içinde ve dışında artan sayıda saldırı planlamakta kullanmayı deneyeceği, Irak'ta artan şiddet ve siyasi dağınıklığın, Kürtlerin Kerkük'ü denetleme ve özerkliklerini güçlendirme girişimiyle birlikte, Türkiye'yi askeri bir müdahaleye yöneltebileceği kanısındayız."
Evet Amerikan yönetimine sunulan rapor aynen böyle iken bu ülkenin yetiştirdiği sayılı komutanlardan biri maalesef inancını yitirmiş durumda. Genelkurmay ve Edip Başer sorunu çözmede kararlılık(?) gösteriyor! Çözüm şekli her ne kadar Türk Milleti’nin beklentilerine yanıt vermese de.
Biz kararlılığımızdan dem vuralım, Barzani’nin ağzı torba değil ki büzesin!
Barzani'den Türkiye'ye tehdit
ERBİL (İHA) - Kuzey Irak'taki sözde bölgesel Kürt yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Türkiye ve İran'ın Kuzey Irak'a girmesi durumunda, Kürtler'in buna karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Peşmerge lideri Barzani, Kürt devletini kurmak hayal olmadığını, ancak Irak'ın bugünkü koşullarında federalizmi daha uygun gördüklerini söyledi.

Bugün bir Amerikan televizyon kanalına mülakat veren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Barzani, Türkiye ile İran'ın bu ülkelerde Kürt nüfuzunun yoğunluğundan dolayı, sözde Kürdistan bölgesinin kendileri için tehdit oluşturduğunu düşündüklerini belirterek, bu düşüncenin doğru olmadığını savundu. 'Bu devletler hangi nedenlerden olursa olsun' Kürdistan bölgesine saldırmaları durumunda, Kürtlerin bu devletlere karşılık vereceği uyarısında bulunan Barzani, "Kürt devletini kurmak hayal değildir. Bu Kürtlerin hakkıdır" dedi.

Sözde Kürt yönetimi bölge başkanı Mesud Barzani, Kürtler'in, Amerika ile İran arasındaki nükleer silah geliştirme konusundaki savaşa taraf olmayacağını ifade ederek, "Eğer, Amerika ile İran savaşıp Irak bu ülkelerin savaş meydanı olursa, biz Kürtler buna taraf olmayacağız" şeklinde konuştu.

"Irak'ın içişlerine sadece İran İslam Cumhuriyeti değil, tüm bölge ülkeleri müdahale etmektedir" diyen Başkan Barzani, Irak'ın bölgedeki güçlü devletlerin çelişki merkezi haline geldiğini ve bu devletlerin de Irak'ın kaosundan yararlandıklarını söyledi.

Peşmrege lideri Barzani, komşu ülkelerin Irak'a demokrasinin sağlanması kendilerini de etkileyeceğinden endişelendiklerinden dolayı Amerikan'ın bir an önce Irak'tan çıkmasını istediklerini kaydetti. Türkiye ve İran İslam Cumhuriyeti'nin kendi ülkelerinde Kürt nüfuzunun yoğunlukta olduğu için Irak Kürtleri'nin durumuna hassasiyetle baktıklarını kaydeden Barzani, "Türkiye ve İran'ın, Kürdistan bölgesi üzerinde tehdit oluşturmamalarını umut ediyorum. Biz bu iki ülke ile dost olmak istiyoruz fakat bunlardan hangisi saldırırsa buna karşılık vereceğiz" diye uyarıda bulundu.

Kürtler'in devlet kurma hakkının bulunduğunu söyleyen Barzani, "Bu realite, hayal değildir. Kürtler'in de bir devleti olması doğal bir haktır. Ben diyalog ve barışçıl çözümden yanayım. Fakat Irak'ın bugünkü koşullarında, federalizmin en uygun çözüm olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu.





Bu beyanatın ışığında Sn. Dış İşleri Bakanımız Gül, ABD’de temaslarda bulunuyor, dost ve müttefikimiz, kadim dostumuz Amerika ile “gelecek güzel günler ilerde” şarkısını söyleyecek, Barzani ve Talabani Efendilerin sazları eşliğinde.
Oysa Bağımsız Türkiye’nin Başbakanı şunu yapmalıydı. Dış İşleri Bakanı’nı Amerika’ya göndermeden önce:
1-Türkiye’den Muavenet ve Çuval Geçirme konularından ötürü resmi özür dilenmediği sürece,
2-F-16 uçaklarımızdaki bilgisayar yazılım kodları tarafımıza verilmediği sürece,
3-Kerkük’te Türkmenlere uygulanan baskı ve haksızlıklar sona erdirilmediği sürece,
4-KKTC üzerinde oynanan oyunlar sonlandırılıp;Türk insanının çıkarları gözetilmediği sürece,
5-İkide bir sanki suç işlemişiz gibi tezkere konusunu gündeme getirip peşinden her defasında sözde Ermeni Soykırımı tasarısını ısıtarak bizi tehdit ettikleri sürece,
6-K.Irak’a Amerika’nın müsaadesi olmadan girilemeyeceği vurgulandığı sürece,
Amerika’ya çok net bir şekilde bu 6 maddenin gereklerini yerine getirmedikleri sürece
F-35 anlaşmasını imzalamayacağımızı ve Türkiye’nin gerek tek başına gerekse çizmiş olduğu yolda yürüyecek başka yol arkadaşları bulabileceğini, F-35’te yer alan F harfinin alternatifi Mig olduğu ve 1/3 fiyata Türkiye’ye mal olacağının hatırlatılması gerektiği sert bir şekilde Sn. Başbakan tarafından direkt telefondan Bush’a iletilmeliydi.
Neyse bunları hatırlatmayı unuttuysa yakında Sn. Büyükanıt’ta gidecek ya Amerika’ya rica edelim kendisine, geçerken bıraksın kadim dostumuz Kovboy Bush’a 6 maddelik mektubu.
Gerçi okuma fırsatı olmasa da emekli olunca anılarını yazarken kullanır belki.....
Bu yazı 547 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


yiğit ulus
11.02.2007
ne zamandan beri büyük Atatürk'ün ülkesi komşularının toprak bütünlüğüne göz diken,hamasete dayalı politikalarla vatan severliği savaş nutukları eşliğinde bir siyasi çıkar aracı eden,anlık siyasi dengeleri geniş bir perspektiften algılayamayan ve duygusal yaklaşımlarla entellektüel bilinçden uzak,sokak ağzıyla politika uygular oldu?Bu soruyu bilerek sordum çünkü biz bunu bile doğru düzgün yapamıyoruz.Hani cehaleti bile beceremiyoruz.Sözüm yazara ve konusuna değil yoruma...Yurtta sulh,dünya da sulh diyen benim atam değil miydi?

Hayyam güzel demiş...

Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

alakayı kuran anlar,kuramayana da anlatma mecalim yok...

Kahraman Mehmetcik
07.02.2007
Büyük Reis,

senin gibi düşünen 9 kişi olsun bu hükümette...
Musul & Kerkük bizim olur.

Seninle iftihar ediyoruz.

Arz ederiz
Kahraman Mehmetcik

Türkiye-İran ilişkileri ve Amerika

Türkiye-İran ilişkileri ve Amerika
..: 07.12.2006:..

İlginçtir, Türkiye’de gündem bırakın haftayı, gün içinde dahi değişebiliyor. Bizlerde bu akarsuyun içinde akarken görüntüleri yakalayıp paylaşmaya çalışıyoruz.
Gün geliyor Sn. Büyükanıt Paşa’ya kızıyoruz. Hala kamuflajını giymediği ve Kuzey Irak’a bizleri götürmediği ve topu hükümete dolayısıyla meclise attığı için.
Gün geliyor MHP kongresinde yaşanan güya demokratik ortamda yapılan (sanki birden fazla aday varmış gibi ) MHP Genel Başkanlık seçiminin trajikomikliğini ve Dr. Devlet Bahçeli’nin bilerek olduğunu düşünmek istemediğim ama somut olarak milliyetçi harekete verdiği zararı.
Gün geliyor Mehmet Ağar’ın, Düz Ova söylemine kafayı takıyoruz. Bizim için çok önemli olduğunu düşündüğümüz ve Vatan’a ciddi emeği geçmiş bir insanın gaflarını dile getirmeye çalışıyoruz. Hem ciddi ortamda hem de sıra gecesinde…
Ama akarsu akmağa devam ediyor ve bizi bu defa alıp İran’a götürüyor.
İran gazetelerine baktığımızda, Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir dönem başladığını ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ülkelerini ziyareti ile bu ilişkinin yol kat ettiğini söylüyorlar.
Aslında olması gereken bu. Biz sonuçta sınır komşusuyuz ve zaman zaman çıkarlarımız çatışsa da gerektiğinde PKK sorunu ve Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda aynı ağızdan konuşabildiğimiz ve ortak paydada bulaşabildiğimizi dosta ve düşmana ve hatta dost ve müttefikimiz olarak gözükenlere de göstermiş oluyoruz.
Yukarıdaki bu uzun cümleyi kurduktan sonra bir de madalyonun öbür yüzüne bakıyorsun. Görüşme sonrası sabah erkenden, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson, soluğu Dışişleri Bakanlığı’nda alıyor (Gerdek gecesi sabahı kızını arayan anne misali). Abdullah Gül ile yapılan görüşme 45 dakika sürüyor ve bu basına “Rutin” bir görüşme olarak açıklanıyor.
Gönül istiyor ki, T.C. Başbakanı, özgür iradesi ile kimsenin ve hiçbir ülkenin mesaj taşıyıcısı olmadan diğer ülkelerle görüşsün ve öncelikli olarak T.C.’nin kutsal çıkarlarını korusun!
Gönül bu, AK’a da konuyor yoka da!
Daha önceki yazımda da belirtmiştim. İsrail’in nükleer güce sahip olması Türkiye için ne kadar tehlikeli ise İran’ın nükleer güce sahip olması da o kadar tehlikelidir. Fazla veya az değil. İran’ın bu güce sahip olmasında fayda vardır ve kesinlikle Türkiye’de, gerek Avrupa, gerek Rusya ve gerekse Japonya ile işbirliği yaparak İran ile aynı zamanda nükleer güce sahip olmalıdır. Olmazsa ne olur?
Ne olacak: Su akar Türk bakar.....
Bu yazı 256 kere okunmuştur.

Game Over ( Oyun bitti )

Game Over (Oyun bitti)
..: 19.09.2006:..

Başbakan akşam yemeğini yemiş evindeki diz üstü bilgisayarında günün stresini atmak için oyun oynuyordur. Ekrana "game over" yazısı gelince bir anda alnında terler birikir. Abdullah Gül'ü çok acil konutuna davet eder ve sabaha kadar çalışırlar.
Ertesi gün güneş doğarken yeni kabine listesi hazırlanmıştır.Ama böyle bir liste Türkiye'de ilk defa gerçekleşmektedir.
Başbakan Yrd. ve Devlet Bakanı : Devlet Bahçeli Dış İşleri Bakanı : Deniz Baykal AB ile Koordinasyon : Kürşad Tüzmen, İç İşleri Bakanı : Mehmet Ağar Turizm Bakanı : Erkan Mumcu Savunma Bakanı : Hikmet Çetin Cumhurbaşkanına verilen liste tam bir şok etkisi yaratmış ama ilk defa Tayip Erdoğan ile mutabık kalmıştır.
Tüm kadro 2007 seçimlerine kadar ülkeyi yönetmeye namusu ve şerefi üzerine söz verirler. Bu sırada Büyükanıt K.Irak'ta cepheden güzel haberler göndermektedir.Talabani'yi Irak Bayrağı'nı indirdiği bayrak direğine oturtmuştur. Kürt kökenli vatandaşlarımız kimlerin arkasından yürüdüklerini görmüşler ve yanlışlıktan dönme yolları aramaktadır. Osman Baydemir İsveç ve Belçika'ya iltica talebinde bulunmuştur.
Hükümet onaylanmış memlekette inanılmaz bir birlik ve beraberlik rüzgarı esmektedir.
Türkiye'de ki üretimlerini Mısır'a ve Çin'e kaydıran Tekstil Holdingleri yaptıkları hataların farkına varmış herkes doğduğu vilayete fabrikasını taşıma seferberliğindedir.
Mehmet Ağar İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere hemen hemen tüm illerde kap kaç, hırsızlık, çete ve mafya özentilerinin kökünü kazımıştır. Turizm bakanı Erkan Mumcu 2007, 2008 ve 2009'a kadar ki tüm yatak kapasitemizi Kış Turizmi dahil doldurmuştur.
Amerika Deniz Baykal'a Başbakana iletilmek üzere resmi özür mektubunu vermiştir. Aselsan'da F16'nın tüm elektronik aksamının üretildiği bölümün hemen yanına yeni üretilecek olan F 35'lerin elektronik kontrol ünitelerinin yer aldığı yeni tesis Hikmet Çetin ve Hava Kuvvetleri Komutanıyla beraber Türk Yıldızları'nın gösteri uçuşu eşliğinde açılmıştır.
Yeni açılan teknoparklar ve Nokia ile Motorola'nın fabrikalarını Zonguldak, Sinop ve Mardin'e taşımaları ile birlikte İstanbul ve diğer büyük şehirlere göç bıçak gibi kesilmiş tersine göç başlamıştır.
Almanya ve Fransa'dan gelen Avrupalı kaçak işçiler sorun olmaya başlamıştır.
Türkiye'deki yıllık otomobil satışı 100.000 adedi geçen Mercedes Almanya'daki tesisi Afyon'a taşıma kararı almıştır.
Avrupa'nın jet sosyetesi Alanya'yı keşfetmiş özel uçağına atlayan soluğu Gazipaşa Havaalanında almakta, Alanya Belediyesi'nin organize ettiği limuzinlerle merkeze kadar gelmektedirler. Apart otellerin yerini alan yöresel özellikler taşıyan, muz bahçelerinin içindeki butik oteller anlata anlata bitirilememektedir.
Esnafın yüzünde güller açmaktadır.
Eşimin omzumu silkelemesi ile uyandım. "hayatım işe geç kalacaksın" diyordu.
Hala rüyanın etkisindeyim. Belki bir gün.
....
Bu yazı 2581 kere okunmuştur.





hakan durusoy
26.11.2007
bizim alanyamız dünyada tektır eşi benzeri yoktur dünyada şuan istanbukda calışıyorum fakat alanyanın degerını daha iiii anlıyorum
alanyamızı sevelım ve koruyalım

grafmaho@hotmail.com
07.05.2007
ben alanya yı çok seviyorummmmmmm ....:))) :))

alanyasever
19.09.2006
merhaba,
yorumum bu yazı ile ilgili olmayacak.Öldürülen gerilla için içim yanıyor!?
..: 26.07.2006 :..
yaznız, şöyle bir gezinirken çok dikkatimi çekti.
Alanyaya yazık oluyor. Gerçekten insanları sınıflamak,ayırım yapmak küçümsemek hiç iyi bir şey değil. Yaratan da buna hoş bakmıyor. Ama kardeşim bu insanlar da kaşınıyor resmen. Bir aşağılık kompleksi, bir kendini farklı ve güçlü görme. Ayırımı hakkedeyorlar diyeceğim ama... Said Nursi; bir yazısında kürt olmadığını, ama böyle bir bölgede doğup büyüdüğünü ve halkının "saf" olduğunu söylüyor.
Gerçekten saf lar. Akıllı olsalar Alanyadan ekmek yiyorlar. Buralarda her şeylerine dikkat etmeleri gerekir.İt kopuk bir diyarbakırlı Alanya ya ayak bastığında herşeyden evvel akıllı ve aklı başında bir Diyarbakırlı bunu yakasında tutup geriye postalaması gerekir. Ama durum böyle değil tabi.
Bir sözüm de size sayın Sabih Samur bey; Ferhat Tunç gibi ayırımcılık yapan birisini iş yerine konsere çağıran "Rota Balık"ta ne işiniz var.
Saygılar