Sabih Samur'un köşe yazıları ve sosyal paylaşım sitelerindeki makaleleri
DORUKTÜRK TV
Devlet Bahçeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Devlet Bahçeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Aralık 2016 Pazar
Sabih Samur ve Devlet Bahçeli
17 Aralık 2016, Sabih Samur
Değerli Arkadaşlarım,
Sakin olmamız gerekiyor; aramızda iyi niyetle (içi yandığı için)
ve art niyetle (ST 35-15 gereği) Devletimizin kolluk güçleri yerine geçip durumdan vazife çıkartıp tepki koymak adına yakma-yıkma eylemlerine girişenler olabilir.
Devletimiz güçlüdür. Gerekeni yapacaktır. Görev onundur.
Kimse kimsenin gazına gelmesin.
Devletin remi mermisini kullanmak sadece Devletin Silahlı Güçlerine aittir.
18 Aralık 2016, Devlet Bahçeli
Devlet güçlüdür, ihanetin hakkından gelecektir. Zira başka çare yoktur. Bize düşen omuz vermek, dua etmek, mücadeleyi kolaylaştırmaktır. İçimiz yansa da, provokasyonların cazip davetine tamam diyemeyiz. Binaların kundaklanmasını doğru ve makul göremeyiz. Hainlerin amacı milli aklı karıştırmak, toplumsal düzeni baltalamak, herkesin kendine göre kurguladığı hak arayışını hızlandırmaktır. Türk-Kürt arasına nifak sokarak kanlı boğuşmaya çekmek hiçbir şerefsizin ulaşamayacağı kör bir gayedir. Millet birliğine sahip çıkacaktır.
Etiketler:
Devlet,
Devlet Bahçeli,
Polis,
Sabih Samur,
ST 35-15,
TSK
9 Ağustos 2013 Cuma
ULUSA SESLENİŞ
Aziz Vatandaşlarım,
Sizi bir kaç noktada aydınlatayım dedim.
Bakınız öncelikle içerideki arkadaşlara çok üzüldük. Sadece ben değil bizim Hilmi ile Fenerbahçeli Yaşar (Büyükanıt) da çok üzüldü.
Hatta savcılar da üzüldü ve duruma sağ olsunlar dilekçe vererek müdahale ettiler. Bazı cezaların yetersiz kaldığı hususunda...
Bu arada arkadaşlarım sizleri izliyor. Kendi aranızda gazel atıp duruyormuşsunuz; yok geldikleri gibi gidermişiz, yok İngilizler göndermemiş de sizin Ata'nız göndermiş...
Ya Çapulcu kardeşlerim düzeltiyorum vatandaşlarım, bırakınız bu boş muhabbetleri ülkeyi kollama size mi kaldı?
Ki ben bu kollama muhabbetini hamd olsun TSK'dan bile aldım.
Yahu siz kimsiniz?
Ben bu ülkenin sadece koyun diyerek küçümsediğiniz % 50'nin değil tamamının başbakanıyım yani alayınızın...
Ne diyordum?
Evet beni kimle hangi parti ile indireceksiniz?
MHP mi? Allah bin defa razı olsun. Devlet Bahçeli gibi bir kardeşim var. Bakmayın yağıp gürlediğine, ben onun her daim gazını alırım. O bizim can yoldaşımız, kadim dostumuz. Yine seçimlerde barajı aşar meclise girer, gül gibi geçiniriz.
Gül dedim de aklıma geldi. Bizim Abdullah da kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışıyor. Parti kurup başına da bizim Babacan'ı koyacaklarmış.
Yahu Ali bizim çocuk. Kaldı ki Obama beni çiğnemez.
CHP? hani şu bizim Osmanlı'yı kesintiye uğratan parti ve onun bugünkü uzantısı. Allah'ın izni ile onlardan da bir cacık olmaz. Ulusalcı kanadın sesini kestirttik. Şimdi çoğu Kürtçü vekille zaten bana sıcak olmak zorundalar malum Federasyonu hep birlikte yeni anayasa ile yasallaştıracağız.
Kemal tek başına ne yapabilir?
Osman Paşa? Yahu bırakın Allah aşkına. O önce maddi sorunlarını çözsün. Daha teşkilatlarını yönetemiyor yanına koyduğumuz bizden olan darbukacılar ona göz açtırtmıyor. Zamanında Atatürk'ü Florya Köşkü'ne ikamete gönderdiğimiz gibi...
Başka ne kaldı elinizde?
Kırat mı? Adı neydi onun? AP mi, ANAP mı, DYP mi yoksa Demokrat Parti mi?
O kadar binen oldu ki o atın üzerine ben bile karıştırdım.
Şimdilerde Vecdet Hocamız onun başına geçmeye çalışıyormuş, güldüm.
Hatta Remzi abi ile bir düğünde denk gelince hocam hayırlı olsun, kendine dikkat et demeyi de ihmal etmedim malum Mesut'u var Çiller'i var, bitmez Kırat'ın Süvarisi...
Çok da inat ederse gereken ne ise yapılır. Nasıl bizim Mustafa'nın defterlerini incelemeye aldıysak, Vecdet Öz'ü de Hakkari de kuracağımız Kürt Üniversitesi'ne Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı yaparız.
Demokrasilerde çare tükenmez.
Bayram sonrası sohbete devam ederiz.
Aziz Vatandaşlarım hepinizin gözlerinden öpüyorum.
Sizin Başbakanınız
SS1967
Etiketler:
Abdullah Gül,
Ali Babacan,
CHP,
Devlet Bahçeli,
DP,
Kod Adı TC,
MHP,
Mustafa Kemal Atatürk,
Osman Pamukoğlu,
Prof. Dr. Vecdet ÖZ,
Sabih Samur,
Tayyip Erdoğan,
TSK,
Yaşar Büyükanıt
5 Ağustos 2013 Pazartesi
“Kollama” Görevi ve Bölünmez Bütünlüğümüz
* Bülent Arınç, “Asker artık kendi işine bakacak! 35.
maddeyi kaldırdık.”
Cumhuriyetin korunması, kollanması…
“Artık asker bunlara kafa yormayacak…” benzeri bir açıklama!
* BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Meclis Taksi’de Kürtçe
ve Türkçe söyleşi yapıyor, direksiyon sallarken. Ve birebir Tayyip Erdoğan’ın
söylemini yineliyor; “ Bakın 6 aydır Türkiye’de kan akmıyor. Çözüm süreci
işliyor!”
* Ceylanpınar’da BDP yürüyor, yürütüyor. Zırhlı birliklerin
önünde zincir oluşturan BDP’liler…
* MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, klasik açıklamasını
yapıyor, gençlere sesleniyor:
“Sakın sokaklara inmeyin, yürümeyin, sandığı bekleyelim.”
* Tayyip Erdoğan; “Türkiye’nin geleceğini sadece millet ve
sandık belirler. Halk git derse gider kal derse kalırız.”
Ve Yaş Kararları Başbakanın önderliğinde tamamlandı. Yeni
TSK kademesi “Kollama” görevi olmadan memleketi koruyacak.
PKK ve BDP bildiği yolda, çözüm süreci (ne anlama
geliyorsa?) kapsamında doludizgin yürüyecek.
MHP sandığı bekleyecek, yürümek yok.
AKP ise sandığı beklemekle kalmıyor; sandığı kollama görevi
için sandık başına 9 AK partili bekçi koyuyor. 200 bin kadar sandık olduğuna
göre 1,8 milyonluk “sandık kollama bekçisi” var.
Evet. Görünen o ki cumhuriyet, 2023’ü AKP & BDP iktidarı
ile karşılayacak!
Tek farkla; adı Türkiye Cumhuriyeti olarak değil Anadolu
Federe Devleti olarak.
Yeni TSK kademesine, MHP’ye, CHP’ye ve bilumum diğer
partilere işlerinde (?) kolaylıklar diliyorum.
Bu vesile ile “Burası Devlet’e meydan okunacak yer
değildir!” diyen o yüce insan Bülent Ecevit’i de rahmetle anıyorum.
Büyüksün Bülent Arınç.
Durmak yok yola devam AK Parti.
Hayırlı Kollamalar!
Sabih Samur 04 Ağustos 2013 İstanbul
Etiketler:
AKP,
BDP,
Bülent Arınç,
CHP,
Devlet Bahçeli,
MHP,
PKK,
Tayyip Erdoğan
6 Mayıs 2012 Pazar
Türkiye-İran ilişkileri ve Amerika
|
Türkiye-İran ilişkileri ve
Amerika
..: 07.12.2006:.. | |
|
| |
| İlginçtir, Türkiye’de gündem
bırakın haftayı, gün içinde dahi değişebiliyor. Bizlerde bu akarsuyun içinde
akarken görüntüleri yakalayıp paylaşmaya çalışıyoruz. Gün geliyor Sn. Büyükanıt Paşa’ya kızıyoruz. Hala kamuflajını giymediği ve Kuzey Irak’a bizleri götürmediği ve topu hükümete dolayısıyla meclise attığı için. Gün geliyor MHP kongresinde yaşanan güya demokratik ortamda yapılan (sanki birden fazla aday varmış gibi ) MHP Genel Başkanlık seçiminin trajikomikliğini ve Dr. Devlet Bahçeli’nin bilerek olduğunu düşünmek istemediğim ama somut olarak milliyetçi harekete verdiği zararı. Gün geliyor Mehmet Ağar’ın, Düz Ova söylemine kafayı takıyoruz. Bizim için çok önemli olduğunu düşündüğümüz ve Vatan’a ciddi emeği geçmiş bir insanın gaflarını dile getirmeye çalışıyoruz. Hem ciddi ortamda hem de sıra gecesinde… Ama akarsu akmağa devam ediyor ve bizi bu defa alıp İran’a götürüyor. İran gazetelerine baktığımızda, Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir dönem başladığını ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ülkelerini ziyareti ile bu ilişkinin yol kat ettiğini söylüyorlar. Aslında olması gereken bu. Biz sonuçta sınır komşusuyuz ve zaman zaman çıkarlarımız çatışsa da gerektiğinde PKK sorunu ve Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda aynı ağızdan konuşabildiğimiz ve ortak paydada bulaşabildiğimizi dosta ve düşmana ve hatta dost ve müttefikimiz olarak gözükenlere de göstermiş oluyoruz. Yukarıdaki bu uzun cümleyi kurduktan sonra bir de madalyonun öbür yüzüne bakıyorsun. Görüşme sonrası sabah erkenden, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson, soluğu Dışişleri Bakanlığı’nda alıyor (Gerdek gecesi sabahı kızını arayan anne misali). Abdullah Gül ile yapılan görüşme 45 dakika sürüyor ve bu basına “Rutin” bir görüşme olarak açıklanıyor. Gönül istiyor ki, T.C. Başbakanı, özgür iradesi ile kimsenin ve hiçbir ülkenin mesaj taşıyıcısı olmadan diğer ülkelerle görüşsün ve öncelikli olarak T.C.’nin kutsal çıkarlarını korusun! Gönül bu, AK’a da konuyor yoka da! Daha önceki yazımda da belirtmiştim. İsrail’in nükleer güce sahip olması Türkiye için ne kadar tehlikeli ise İran’ın nükleer güce sahip olması da o kadar tehlikelidir. Fazla veya az değil. İran’ın bu güce sahip olmasında fayda vardır ve kesinlikle Türkiye’de, gerek Avrupa, gerek Rusya ve gerekse Japonya ile işbirliği yaparak İran ile aynı zamanda nükleer güce sahip olmalıdır. Olmazsa ne olur? Ne olacak: Su akar Türk bakar..... | |
| Bu yazı 256 kere okunmuştur. | |
Etiketler:
ABD,
Abdullah Gül,
Devlet Bahçeli,
İran,
Mehmet Ağar,
Türkiye
Kararlı Olmak
|
Kararlı olmak
..: 28.11.2006:.. | |
|
| |
| Kararlıyım. Kararlısın. Kararlı. Kararlıyız. Kararlısınız. Kararlılar. Hangisini seçmek istiyorsanız seçin, yapacağınız kararlılık içeren konuşmalarınızdan birine yerleştirin. Irak Başbakanı Ankara’ya geliyor; Sn. Erdoğan ile beraber basın toplantısı yapıyorlar. Sn. Erdoğan Türkmen konusunda ne kadar kararlı olduğumuzu vurguluyor, Maliki de cevabı yapıştırıyor. “Irak ve dolayısıyla Kerkük Irak Anayasası’na göre yönetilmektedir” diyor. Kara Kuvvetleri komutanımız ABD’deki ziyaretinde (dostumuz ve müttefikimiz olan ABD) ta oralardan sesleniyor; “Tek bir terörist kalmayıncaya kadar mücadelemiz sürecektir, bizler hükümetimiz doğrultusunda hareket ediyoruz, PKK ile mücadele kararlılığımız sürecektir” diyor. Oysa koordinatör atayarak Irak yönetiminin de içinde olduğu oluşumda yine bir çatlak ses cevaben, PKK kelimesini bile kullanmadan Uç olarak bahsediyor terörist örgütten. Ve büroların kapatılmasında göstermiş oldukları kararlılıktan dem vuruyor Irak Başbakanı Maliki. Prof. Dr. Ümit Özdağ 19 Kasım Pazar Günü yapılacak kurultaya katılmakta ve aday olmakta kararlı görünüyordu; Sn. Devlet Bahçeli ise kendisini bırakın kurultaya, kurultayın bahçesine bile almamaya kararlı gözüküyordu. Bu sırada Alanya MHP yönetimi hangi kararlılıkta idi onu da merak ediyorum? Papa Türkiye’ye gelmekte kararlı gözüküyor, bizlerde ağırlamakta… Bu kadar kararlılık içinde Sn. Mehmet Ali Dim’in yaklaşık on gündür yazmıyorsunuz uyarısına, yazma kararlılığım devam ediyor ama yetkisi ve sorumluluğu olan kişilerin siviliyle ve askeriyle, sadece ellerindeki A4’leri okuyarak mevkilerinin gerektirdiği icraatları yapıyormuş gibi gözüküp yapmamaları Türkiye’ye vakit kaybettiriyor, bu kadar yazıp-çizen ve okuyanın yanında ben Sabih Samur olarak Alanya ve İstanbul’dan gazel atmışım kim takar, Sn. Dim demek istiyorum. TEŞEKKÜRLER DEVREM Neyse biraz da olumlu şeylerden bahsedelim. İki gün evvel İstanbul Zeytinburnu Abdi İpekçi Spor Salonu önü.Belediye veya Karayolları hangisi becermiş bilemiyorum. Yaklaşık 10 cm derinliğinde 20 cm genişliğinde bir kazı sonucu yol kilit durumda. Sürücüler arabalarına zarar gelmesin diye milim milim ilerliyor. Korna çalanlar bağıranlar, küfredenler… Yolun kenarında ise 25li yaşlarda genç bir trafik polisi arkadaş. Herkesin tuhaf ve şaşkın bakışları içinde kenarda yığılmış olarak bırakılmış bordür taşlarından taşıyabildiği kadar kucağına doldurarak kararlı adımlarlarla caddenin ortasına geldi ve araçların geçmesine engel olan o boydan boya olan kazıyı tek tek bordür taşlarıyla doldurdu. Bunu gören ön taraflardaki birkaç sürücü de araçlarından inerek kendisine yardım ettiler ve trafik tekrar akmaya başladı. Şikayet etmek yerine yetki ve sorumluluğunda olmadığı halde sorun çözmeğe çalışan gencecik ve umut dolu bir Türk Polisi.Teşekkürler Devrem. BİRAZ DA TURİZM Geçen Pazar Günü ailece geziyorduk. Kumburgaz’da Marin Hotel’in önünden geçerken durdum. Otelin önünde kapalı otoparkında yer kalmadığı için belki 200 den fazla araç var. Merak edip sordum. Otel yöneticisi rutin bir kalabalık olduğunu çok iyi bir pazarlama yönetimlerinin olduğu yazın yerli ve yabancı turistle kışın ise panel ve seminerlerle % 80 – 90 dolulukta olduklarından bahsetti .Gurur duydum. Aklıma Sevgili dostum Alon AVM Yön. Kur. Bşk. Serbülent Sürmeli ile yazın yaptığımız, sonu olmayan bitmez tükenmez Alanya muhabbetleri geldi. Yazın çalışan kışın dinlenen bir Alanya. Belki bu cümle bazı birlikleri, dernekleri ve ya kuruluşları rahatsız edecektir ama lütfen özeleştiri olarak kabul etsinler ve bence bahsi geçen otel ve benzeri otellerle (özellikle Alanya’nın coğrafyası ve fiziksel şartları ile benzerlik gösteren ) temasa geçsinler. Hepimizin bildiği şeyi tekrar etmek istemiyorum ama kış öyle veya böyle geçecek. Fakat boş ve verimsiz geçecek bir 2007 Yazına hiç kimsenin tahammülü olduğunu zannetmiyorum. 2007 Eylül’ünde kimsenin nerede hata yaptık geyiği yapmaya fırsatı olmaması dileklerimle… DİP NOT: Fotoğraf ve video gösterilerini http://kirmizi-beyaz.blogspot.com adresinden arzu ederseniz takip edebilirsiniz. Saygılarımla. .... | |
| Bu yazı 302 kere okunmuştur. | |
Etiketler:
ABD,
Devlet Bahçeli,
Kararlı Olmak,
Kerkük,
MHP,
PKK,
Prof. Dr. Ümit Özdağ,
Sabih Samur,
Tayyip Erdoğan,
www.kirmizi-beyaz.blogspot.com,
Yeni Alanya Gazetesi
Ateşkes ve kelime oyunları
|
Ateşkes ve kelime
oyunları
..: 30.09.2006:.. | ||||||||||||||
|
| ||||||||||||||
| Ateşkes: Savaşan iki
kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması (TDK sözlük, 1974) Bu açıklamayı
dayanak göstererek, PKK taraftarlarının kullandığı ateşkes kelimesi için neden
yaygara koparılıyor diyebilirsiniz. Fakat bu açıklama içindeki savaş kelimesini
de aynı kaynaktan açıklarsak (Savaş: İki ya da daha çok DEVLETİN birbiriyle
diplomatik ilgilerini keserek silahlı kuvvetlerle çatışması.) Bu masumane
ifadenin nerelere kadar uzandığını daha iyi algılayabiliriz. Leyleğin ömrü laklakla geçer derler. Bizler çekiçle örs kavgası yapaduralım; hangimiz daha çok milliyetçiyiz, kim daha sert çocuk, ağır abi? Günler gelip geçsin. Su akar, Türk bakar misali. Bizler bu modda iken, Kürtçü kardeşimiz DTP Genel Başkanı Ahmet Türk boş durmuyor; Avrupa Parlamentosu’nda temaslarda bulunarak AP Başkanı Joseph Borrell ve AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ile bir araya geliyor.Ateşkes çağrısına, “Kürt tarafının” olumlu yanıt vereceklerini umduklarını belirtiyor ve “Türk Hükümeti de olumlu bir yaklaşım sergilemeli” diye buyuruyor. Tarımdaki Nadas misali. Türk’ün öfkesi dinlendirilsin, zaman her şeye ilaç! Bu sırada Şehitler Abidemize bir tuğla daha ekleniyor. J. Tğm C. Evranos PKK tarafından şehit ediliyor. Büyükanıt Paşa sessiz. Kara Kuvvetleri Komutanımız ise sesli ama konu farklı! Konu malum birinci öncelik masalı olan irtica. Defalarca bu köşeden seslendim; bu ülkenin birinci önceliği kesinlikle İÇ GÜVENLİK’tir! Bu, irtica önemsenmesin anlamını taşımamaktadır. Ama gündemi iyi tayin etmek gerekir. Ülkemizde bölünme tartışılır hale gelmiş federal yapılanmadan, eyalet sisteminden bahsedilir olmuştur. Ve bunların hepsi iktidar partisi olan AKP’nin üzerine yıkılmaktadır. Mutlaka Başbakanın talihsiz beyanları, yanlış ifadeleri olmuştur. Peki diğer kurumlar tek tek incelendiğinde kendileri sorumluluk anlamında görevlerini yapmaktalar mı? Net birkaç örnek verelim ve/ve ya soralım: - Ülkenin milliyetçilik kelimesine sahip, isimli tek partisi olan MHP, Sn. Devlet Bahçeli yönetiminde ne gibi somut adımlar atmıştır, Ülkü Ocakları’na aman sakın sokağa çıkmayın talimatı vermek dışında? - Büyük umutlarla beklediğimiz Sn. Büyükanıt Paşa ne zaman kısmetse tören kıyafetlerini çıkartıp kamuflajlarını giyecektir? Allah bize 1974’te yaptığımız gibi Amerika Birleşik Devletleri’nden izin almadan Büyükanıt Paşa’nın emir ve komutasında Kuzey Irak’a operasyon amaçlı girmeyi nasip edecek mi? - Zamanın sert adamı bu zamanın esnaf dostu (Demirel tiplemesi), benim işçim, benim köylüm moduna girmiş olan DYP Başkanı Sn. Mehmet Ağar ne zaman modası geçmiş politikaları bırakıp eski kadrosunu, silah arkadaşlarını toplayıp GÖREVE talip olacak? - Sn. Mehmet Ağar 2007 seçimleriyle iktidara gelelim, ben PKK’yı bitiririm demek 2007’ye kadar ki şehitlerden iktidarda olmadığım için ben sorumlu değilim demekle aynı anlama gelmeyecek midir? - Sn. Cumhurbaşkanımız, Sizce Tayyip Erdoğan’ın Amerika ziyareti sonrası sizin müdahalenizle, Başbakanımıza artık sadece AKP ile seçime gidilemeyeceğini şu anki ülkenin durumu göz önüne alınarak AKP, CHP, DYP, MHP ve ANAP’tan oluşacak bir milli mutabakat hükümetinin kurulması gerekliliği anlatılmalı mıdır? Ülkemizin durumu sadece AKP’nin veya CHP’nin veya başka bir partinin tek başına çözebileceği boyutu maalesef aşmıştır. Herkes topu birbirine atmakta, şehit kanları oluk gibi akmakta, bizler ise sivili ve askeri ile hangimiz şehit anasını daha iyi teselli ederizlerdeyiz!!! Sevgili okuyucular şahsım ve sizlerin adına bu yazıyı Sn. Mehmet Ali Dim’den yukarıda bahsi geçen tüm şahıs ve kurumlara e-mail ve faks kanalıyla iletmesini rica ediyorum. Belki dikkate alan olur. Dip Not: Suç duyurusunda bulunduğum Ferhat Tunç konusunun takibinde desteğini esirgemeyen Sn. Sami Çaycoşar’a teşekkür ediyorum. Bu konuyla ilgili olarak görevlerini yaptıkları zaman Cumhuriyet Savcılarımıza ve kolluk kuvvetlerimize de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Eğer yapıldı da bizim haberimiz yoksa lütfen gazetemizi resmi olarak bilgilendirsinler. .... | ||||||||||||||
Bu yazı 1709 kere
okunmuştur.
| ||||||||||||||
Etiketler:
Ahmet Türk,
Devlet Bahçeli,
DTP,
İç Güvenlik,
İrtica,
Mehmet Ağar,
Milliyetçilik,
PKK,
Sami Çaycoşar,
Tayyip Erdoğan,
TDK,
TSK,
Yaşar Büyükanıt
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



