DORUKTÜRK TV

Nato etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nato etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2017 Çarşamba

Banane Akşener'den banane Gül'den!

Türkiye hiç olmadığı, hiç yaşanmadığı kadar yoksulluğa, çaresizliğe, ekonomik darboğaza sürüklenmişken, dost ve müttefik gözüken ülkeler kuyumuzu tam gaz kazmaya devam ederken,

NATO'ya bağlı olmamıza rağmen adımız gibi eminizki aynı NATO kıldan tüyden bahanelerle zayıf olduğumuzu düşündüğü an müdahaleye hazırlanırken bizler mevcut iktidarı gönderebilmek uğruna yeni kahramanlar, yeni liderler yaratmaya çalışıyoruz.
Bir Meral Akşener markası yaratmaya çalışılıyor.
Bizzat kendisi bile bundan rahatsız.
Doğal, naturel hali ile yelkenlerini dolduran Sn. Akşener şu an verilen orantısız güçteki suni rüzgar ile yelkenlerİ parçalanmak üzere...
Hazırda bekletilen ve ne amaçla bekletildiği ve kime hizmet edeceği de meçhul olan bir Abdullah Gül Projesi her daim ısıtılmış vaziyette servise hazır bekletiliyor...
Sn. Cumhurbaşkanı ise artık kendisinden başka hiç kimseye güvenmez bir ruh halinde.
Herkese şüphe ile yaklaşıyor.
Mevcut Başbakan bile çok kısa bir sürede "ülkenin bekası" gerekçesi ile yerini tekrar Davutoğlu'na bırakabilir.
Tüm bunlar memleketimde yaşanırken ve hala lider aramak yerine kimsenin aklına meclis dışı muhalefetinde yer alacağı MİLLİ BİRLİK HÜKÜMETİ oluşturmak gelmezken aziz ülkem ABD ile savaşa hazırlanıyor...


HENDEK ÇATIŞMASI ve BUGÜN

Diyarbakır Sur'da yaşanan ve tarihe İkinci Hendek Savaşı olarak geçen aslında karşımızda US ARMY'nin olduğu ve TC'nin kazandığı bir savaş!
Bugün ise deplasmanda rövanşa hazırlanılıyor.
Hem de ölümüne!
Ne zaman biteceği bilinmeyen, kimlerin dahil olacağı meçhul çok büyük bir savaş!
Ama adı OPERASYON olacak!

İşte ülke bu gerçekle yüzyüze iken banane Akşener'den
banane Gül'den!
Ben yeni, şişirilmiş, mucize beklenen lider adayları, kurtarıcılar istemiyorum!
Onları her dakika gündemine taşıyanları da şaşkınlıkla izliyorum.
Yazdığım bu tablo ile kimse ilgilenmiyor mu?
Haberdar mı değiller?
Bilmiyorum.
"Herkesin aklı kendine, banane" demek istiyorum, diyemiyorum.
Çünkü hazır olmamız gerekiyor.
Mevcut sistem ve partilerle bu sorunu çözmemiz, diyalog içinde olmamız, mucize beklemek, kurtarıcı beklemek yerine BİZ çözüm üretmeliyiz ve mutlaka üreteceğiz.

Uyumuyoruz

Sabih Samur, 6 Eylül 2017 TÜRKİYE


6 Ekim 2016 Perşembe

O Şimdi Afganistan'da

"Dalaman Hava Meydan ve Garnizon Komutanı Albay Murat Selçuk Çol, Hamid Karzai Uluslararası Havaalanı Komutanı olarak Kabil/Afganistan'a görevlendirildi.
Albay Çol'un Afganistan'da NATO kapsamında devam etmekte olan ve Türkiye'nin de iştirak ettiği Kararlı Destek Misyonu çerçevesinde, bir yıl süre ile yurt dışı geçici görevli olduğu öğrenildi."

Her Atatürkçünün yolu tarihin bir noktasında mutlaka kesişir.
Yeni görevinde Adam gibi Adam Murat Selcuk Col'a başarılar diliyorum.
Yolun ve bahdın açık olsun Güzel İnsan.

Sabih Samur 


5 Ekim 2015 Pazartesi

Ben Moskova'da Takılı Kaldım



Kıbrıs Türkü ayakta; kendini sahipsiz hissediyor...
Türkiye ise kendi derdinde.
Bugün birbirlerini yargılamaktan bahsedenler 2 Kasım'da Kanka!
Aydın Doğan kuvvetle muhtemel bakire. Masum Kız.
Dayak atmanın serbest olduğu Reislerin üzüntülerini bildirdiği belki de kınayacağı bir ortam.
Bunların hepsi benim için ikincil olaylar.
Şu an benim gündemim başka.
Odaklandığım yer?
Ben Moskova'da takılı kaldım!
O muhteşem Camii açılışı.
Dünyaya verilen mesaj.
Tayyip Erdoğan'ın gözlerinin içine sevdalı gibi bakan Putin.
Ve ne oldu da bugün arkamızdan ittiren "Yürü be oğlum" diyen NATO ve ABD?
İt Dalaşına giren Türk Hava Kuvvetleri. Dalaşı kazanan geri adım atmayan Rusya.
Mesaj net: SEN RUSYA İLE DOST ve MÜTTEFİK OLAMAZSIN!
Biz ne dersek o!
Oyunu biz kurarız sen oynarsın.
...

AKP'yi seçim sandığına gömebilirsiniz.
Hırsızlık yapanları yargılayabilirsiniz.
Kirlenmiş Yargıyı, Emniyeti ve tüm kurumları temizleyebilirsiniz.
Ama Tayyip Erdoğan'ı Devlet çizgisine getirmek ve görev süresi dolana kadar T.C.'nin onurunun kırılmasına müsaade etmeden, Cumhurbaşkanlığı makamında tutmak zorundasınız.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının düşmanı olan Dış Güçler,
Türk'ün ve Türk Milletinin dostu olamaz!
"Oyun kurdum" diyenlerin oyununu bozmak asli görevimiz olmalıdır.
Türkiye tüm kurumları ile dik durmalıdır.
Putin ile Erdoğan başkasının gazı ve arkadan itmesi ile değil kendi ulusal çıkarları ve ortak bölge çıkarları noktasında bir araya acilen gelmelidir.
Tanrı Türkü dost ve müttefiklerinden korusun.

Sabih Samur 5 Ekim 2015, Türkiye

20 Eylül 2015 Pazar

Bizi KİM ve NASIL vurdu?

ABD 50 sene sonra gizlilik hükmü dolan belgeleri açıklıyor.
Menderes'in neden ve kimler tarafından asıldığı artık ortada.
Peki 2015'te yaşanmakta olan Dağlıca Baskını ve benzerleri PKK ile birlikte kimler tarafından yapıldığı; Almanya, İsrail, ABD...
Bizi kim ve nasıl vurdu?
Mayın döşemeler, canlı bombalar, bomba yüklü kamyonetler bunları PKK'nın yaptığına çocuklar bile inanmazken biz gerçekleri 50 sene sonra bahsi geçen devletlerin tutanakları açıldığında mı öğreneceğiz?
JİTEM'i lağvedenler yerine ne koydu? İstihbarat zafiyeti var mı yok mu?
Yoksa her şey biliniyor ama NATO'mu elimizi kolumuzu bağlıyor?
Bir zamanlar Dallas diye bir dizi vardı. Kızardık.
Şu an o dizi o kadar masum ki...
Günümüz savaşlarında kim kimi, nasıl ve hangi şartlarda... ?
Belli değil.

24 Temmuz 2015 Cuma

SORU

DAEŞ'e ateş açıyorsak ABD de PKK ile müttefik ise biz de ABD'nin müttefiki isek
PKK bizim neyimiz oluyor?
PKK'ya neden ateş açmıyoruz ve ya açamıyoruz?
Cumhurbaşkanı açıklama yaparken OBAMA'nın söyleminin alt yazı olarak geçmesi ne anlama geliyor?
Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Kararlarını NATO'ya rağmen dün olduğu gibi tekrar ne zaman alacak?


22 Temmuz 2015 Çarşamba

İSTİHBARAT

Biz "an itibari ile sınırlarımız içindeki ABD ve NATO birlikleri ile istihbarat çalışması kesilmeli" diyoruz; Hükümet ABD ile istihbaratı daha da geliştirme kararı alıyor:
Bakan Şimşek, finansman konusunda ABD ile bilgilerin kapsamlı olarak paylaşılacağını söyledi.
Ne diyelim vardır bir bildikleri ve ya vardır bizim bilmediklerimiz.

Sabih Samur, 22.07.2015, İstanbul

6 Mayıs 2012 Pazar

Atatürk’ün Bursa Nutku ve F-35 Şimşek II

Atatürk’ün Bursa Nutku ve F-35 Şimşek II
..: 03.02.2007:..

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulu Cami'de toplanan 100 kadar irticacı kişi camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve günümüzde "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yapar :
“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, Başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir. İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!”
Bu nutuk bizlere bir misyon yüklemiştir. Kırmızı-Beyaz’ı kendine renk kabul eden her Türk evladı (kökeni ne olursa olsun) Cumhuriyeti korumak ve kollamakla yükümlüdür.
Bu ön bilgi ışığında zaman zaman ülke savunmasında kullanılmak üzere, gözbebeğimiz ve gururumuz olan TSK için silah, araç ve gereç alımlarına gidiyoruz. Bu defa da Türkiye’nin hava savunmasında çok önemli yer tutan F-16 uçaklarımızın yerini alacak F-35 ile ilgili sizleri sıkmamaya çalışarak -ama mecburen- teknik olarak bilgilendirmeye çalışacağım.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ABD önderliğinde geliştirilmekte olan yeni nesil F-35 savaş uçaklarının üretim aşamasına Türkiye'nin de katılmasını öngören sözleşme niteliğindeki mutabakat muhtırasını Amerika’da imzaladı. Söz konusu belgenin imzalanmasıyla birlikte Türkiye'nin resmen F-35savaş uçağı projesinin üretim aşamasında yer alacak dokuz ülkeden biri olmuştur.
Türkiye'nin de üretimine katılacağı F-35 programının diğer ortakları, ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Danimarka, Kanada ve Norveç'ten oluşuyor.
Türkiye'nin, proje çerçevesinde gelecek 15-20 yılda 100 adet F-35 savaş uçağı alması planlanıyor. Bunun bedeli olan yaklaşık 11 milyar doların kayda değer bir miktarının Türk savunma sanayinin uçakların üretimine yapacağı katkı yoluyla Türkiye'ye geri dönmesi öngörülüyor.
ABD'nin Lockheed Martin şirketinin önderliğinde geliştirilen F-35 uçaklarından en az 3 bin adet üretilmesi planlanıyor. Bu uçakların büyük kısmını ABD satın alacak. Toplam proje, yaklaşık 280 milyar dolarlık bedeliyle dünyanın en büyük savunma programı niteliğini taşıyor.
F-35 JSF (Joint Strike Fighter / Müşterek Saldırı Uçağı), savaştaki her amaç için farklı uçak geliştirmenin masraflı olmasından dolayı tek bir uçağın tüm görevleri yerine getirmesi amacıyla tasarlanan bir savaş uçağı.
ABD, deniz ve hava kuvvetlerindeki F-16, A-10, F/A-18, AV-8B'leri İngiltere ise Harrier'leri bu uçak ile değiştirecektir. Uçağın üretim projesinde 11 ülke yer almıştır bu ülkeler içinde Türkiye de bulunmaktadır. Türkiye elindeki F-16'ları bu uçak ile takviye edip değiştirecektir. Uçak F-22'de kullanılan teknolojilerden faydalanılarak üretilmiştir. Radardaki izi F-22 kadar küçük olamasa bile günümüz uçaklarından düşüktür. Bunu sağlamak için silah istasyonları gövdenin içine saklanmıştır. Dikine inip kalkabilmesi için STOVL sistemli bir modeli de vardır, bu sayede uçak gemilerine ve elverişsiz yerlere rahatlıkla inebilecektir. Uçak gemisine inip kalkarken mancınık ile fırlatılabilmesi ve kanca ile yakalanabilmesi için gövde altı sağlamlaştırılmıştır. Tek kişilik ve tek motorludur.

Teknik özellikleri :
Mürettebat: 1
Uzunluk: 15,37 m
Yükseklik: 5,28 m
Kanat açıklığı: 10,65 m
Boş ağırlığı: 12.000 kg
Yüklü ağılığı: 19.000 kg
Motor: 1× Pratt & Whitney F135 ikincil yanmalı turbofan, (165 kN) ve 1x General Electric /Rolls-Royce F136 ikincil yanmalı turbofan, (178 kN)

Performans
Azami hız: 1,6 Mach (2000km/sa.)
Menzil: 12.000 km
Çıkabildiği azami yükseklik: 48.000 fit (15.000 m)
Tırmanış değeri: 40.000 fit/dak. (200 m/sn).
Buraya kadar her şey çok güzel. Şimdi bizim görevimiz başlıyor. Biz kim miyiz? Atatürk’ün Bursa Nutku’ndan görev alan Türk Genciyiz (gerçi 19 Mart’ta kısmetse 40 yaşına gireceğiz ama yine de genciz). Görevimiz : Türkiye’nin Kutsal Ulusal Çıkarlarına zarar gelmesini engellemek; bunun içinde halkımızı bilgilendirmek!
Lockheed Martin F-35'lerin yazılım kodlarını Türkiye'ye göndermiyor. Bu kodlar uçağın en kritik sistemini oluşturuyor ve yazılım kodları verilmediği sürece uçaklarla istenilen tüm görevleri yapmak mümkün olmayacak.
Sn. Milli Savunma Bakanımız Vecdi Gönül’e sormak istiyorum.23 Haziran 2006 tarihinde yapmış olduğunuz açıklama aynen şöyle idi:
“F-16’da olduğu gibi F-35’lerde de ’bilgisayar yazılım kodlarının’ ABD tarafından kullanıcı ülkelere verilmemesi sorunu doğrudur. Yazılım kodlarının verilmemesi, sistem üzerindeki hakimiyette bazı riskler doğurmaktadır. Uçak üzerinde milli olarak geliştirilmek istenen çalışmalar yapılamamaktadır. Uçakların “bilgisayar yazılım kodlarının” ABD tarafından projedeki diğer ülkelere verilmemesinin Lockheed Martin firmasından kaynaklanmamaktadır. Bu karar, ABD’nin ulusal ifşa politikasının gereğidir.” demiştiniz. Peki Sn. Bakanım ABD’yi bu konuda ikna edebildik mi?
Yani bizim Şimşek 2’ler tüm görevleri Türk pilotlarının hür iradesi ile yerine getirebilecekler mi? Yoksa F-16’lardaki sıkıntıyı yaşayacak mıyız?
Cevabınız maalesef ise Türkiye’nin savunmasına savunma bakanı olarak ne kadar büyük bir zarar verdiğinizi aşağıdaki alıntıyı okuduğunuzda anlayacağınızı ümit ederim.
Alıntı Türk Hava Kuvvetleri kaynaklı bir hikayeden ibarettir (anlayana). Çokta uzak olmayan bir geçmişte, modern medeniyetin beşiği Avrupa’nın göbeğinde bir savaş çıkar. Aslında savaştan çok bir insanlık dramıdır yaşananlar. Arkalarına Rusların desteğini alan Sırpların ardından Hırvatlarda Boşnakları katletmeye girişmiştir. Ve bizim insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan Avrupalılar durumu aylarca seyrettikten sonra duruma Amerikanın müdahalesi ile NATO ve BM ülkeye bir barış harekatı düzenler. Bu harekatta İtalya’da üslenen F-16’larımız da Hırvatları etkisiz hale getirmek bombardıman uçaklarını koruma görevi yapmaktadırlar. Derken günlerden bir gün bir görev dönüşünde yerde Hırvat birliklerinin içlerinde sivillerinde bulunduğu Boşnakları çembere almak istediklerini görürler. Durumu operasyonu yöneten awacs aracılığı ile merkeze bildirirler. Gelen yanıt çok nettir: “Durum görevin kapsamı içinde olmadığından takım üsse dönmelidir” Diğer uçaklar üsse dönerken Türk uçuş kolu izin ister operasyon için. ABD Awacs komutanından bir kez daha sert bir ret yanıtı alırlar. Bunun üzerine yer saldırısı için hazırlıkları olmamasına rağmen aşağıdaki insanları kurtarmak için emri dinlemezler ve geri dönüp dalışa geçerler. İşte o anda hepsinin kanını donduran bir şey olur ve F-16’larımızın bütün elektronik yön bulma sistemleri susar. Bizim pilotlarımız üsse dönememe riskini göze alarak sabahın alaca karanlığında yaptıkları kör uçuşla aşağıdaki Hırvat Kuvvetlerini vurur ve aynı şekilde kör uçuşla üsse dönerler... Neyse ki bu sadece bir hikaye yoksa stratejik ortağımız ABD subayları hiç bizim pilotlarımızı yakıtları bitip, düşme riski ile karşı karşıya bırakır mı?....
Bu yazı 579 kere okunmuştur.