Sabih Samur'un köşe yazıları ve sosyal paylaşım sitelerindeki makaleleri
DORUKTÜRK TV
F-16 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
F-16 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ocak 2016 Cuma
24 Temmuz 2015 Cuma
PARS FİLOSU Türkiye Sınırları İçinden Gelecek Tehlikelere Karşı Korunmalı!
Ne demek istiyorum?
1992 yılını hatırlatıyorum. Muavenet Muhribinin vurulmasını.
Ege'de gerçekleşen Ege Kararlılık Tatbikatı esnasında Dost ve Müttefik Amerika tarafından vurulmuştu. Vurulduğumuzla kalmıştık.
Bu sabah gerçekleşen operasyona kadar "bizim reaksiyon, karşı koyma süremiz ve gücümüz test ediliyor" diye yazmıştım.
Şimdi ise olay başka bir boyut kazandı.
Pars Filomuz an itibari ile tehdit ve tehlike altındadır. Allah uzak tutsun eğer filomuzun başına kendi topraklarımızda bir iş gelirse müsebbibi bellidir.
Asla IŞİD ve ya yeni adı ile DEAŞ değildir.
Lütfen Dostlarımıza dikkat.
Batman, Diyarbakır ve İncirlik'te artık dip dibeyiz.
Tanrı Türkü Korusun
1992 yılını hatırlatıyorum. Muavenet Muhribinin vurulmasını.
Ege'de gerçekleşen Ege Kararlılık Tatbikatı esnasında Dost ve Müttefik Amerika tarafından vurulmuştu. Vurulduğumuzla kalmıştık.
Bu sabah gerçekleşen operasyona kadar "bizim reaksiyon, karşı koyma süremiz ve gücümüz test ediliyor" diye yazmıştım.
Şimdi ise olay başka bir boyut kazandı.
Pars Filomuz an itibari ile tehdit ve tehlike altındadır. Allah uzak tutsun eğer filomuzun başına kendi topraklarımızda bir iş gelirse müsebbibi bellidir.
Asla IŞİD ve ya yeni adı ile DEAŞ değildir.
Lütfen Dostlarımıza dikkat.
Batman, Diyarbakır ve İncirlik'te artık dip dibeyiz.
Tanrı Türkü Korusun
Kod Adı TC
Etiketler:
181. PARS FİLOSU,
ABD,
DEAŞ,
F-16,
IŞİD,
Kod Adı TC,
Muavenet,
Türk Hava Kuvvetleri
6 Mayıs 2012 Pazar
KAMUOYUNA DUYURULUR !
|
KAMUOYUNA DUYURULUR !
..: 10.02.2007:.. | |
|
| |
| Petrol Mühendisleri Odası,
TBMM'de görüşülerek yasalaşan Petrol Kanunu ile ilgili 18 Ocak 2007 tarihinde
bir basın açıklaması yaptı. BASINA VE KAMUOYUNA TBMM'de görüşülerek yasalaşan Petrol Kanun'u ile ilgili olarak TMMOB Petrol Mühendisleri Odasının görüşleri aşağıda verilmiştir. 1- TBMM'den geçen Kanun ile yabancı devletlerin doğrudan doğruya veya idaresine hakim olacak şekilde mali ilgileri veya menfaatleri bulunan hükmü şahıslar ile yabancı devletler adına hareket eden şahısların, petrol hakkına sahip olmalarını, petrol ameliyesi yapmalarını, buna dayanarak menkul ve gayri menkul satın almalarını yasaklayarak bu yasağa istisna tanıma hakkını Bakanlar Kuruluna veren eski Kanun'un ilgili maddesi yeni Kanun'dan çıkarılarak petrol arama ve üretim faaliyetinde bulunmak isteyen yabancı devletlerin taleplerinin milli menfaatlere uygun olarak değerlendirilmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu anlayışla ülkemizdeki rezervlerin, stratejik olarak kendi siyasal anlayışına göre kontrol altında tutulmasını sağlamayı arzu eden yabancı devletlerin müracaatının Bakanlar Kurulu tarafından değerlendirilmesi koşulu ortadan kaldırılmış, ülke yararını gözetme anlayışı terk edilmiştir. Yabancı ülkeler adına faaliyet gösteren şirketlerin ve şahısların diğer şirketler üzerinde siyasal ve ekonomik olarak etkin bir politika izlemesinin önü açılmıştır. Bu durumda kamu ve ülke menfaatlerini gözetmek anlayışından vazgeçilip ülke çıkarlarının ikinci plana atıldığı açıkça ortadadır. 2- Ülke petrol aramacılığına katkıda bulunmak amacıyla petrol sektörünün en riskli bölümü olan arama fazında yapılması gerekli teşvik ve destekler yerine üretim aşamasında Devlet hissesinden yapılan indirimlerle üreticilere teşvikler verilerek yanlış politika uygulanmasına yol açılmıştır. 3- Geçmiş dönemlerde yatırım yapılarak o günün şartlarına göre geliştirilen sahalardan üretilen petroller dahil olmak üzere Devlet hisselerinde yapılan önemli oranlardaki indirimler Devletin milyonlarca dolarlık ciddi kayıplarına neden olacaktır. 4- Şirketlerin alabilecekleri arama ruhsatı sayındaki tüm kısıtlamalar kaldırılarak istendiğinde tek bir şirketin tüm ruhsat alanlarını kapabilmesinin önü açılmıştır. 5- Üretim sahalarının kullanılmasında eski Kanuna göre şirketlere uygulanan 40 yıl üretim hakkı sınırlamasının kaldırılarak sahanın sınırsız süre ile şirketlere bırakılması Devlete geçebilecek bir hakkın önlenmesi sonucunu doğurarak kamu zararı oluşmasına neden olacaktır. 6- Petrol üretiminden alınan Devlet Hissesinin % 50'sinin üretimin yapıldığı ilin il özel idaresine bırakılması mali uygulamalarda olması gerekli eşitlik temel ilkelerine aykırıdır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Emre ÖZGÜR Genel Sekreter PMO Yönetim Kurulu Adına SABİH SAMUR YORUMU İnsan üzülüyor.Göz göre göre memleketin bütün mal varlıkları özelleştirme adı altında takdim ediliyor müttefiklerimize (?). Bir ülke değerinin sınırsız süre ile kullanıma verilmesi; o değerin artık ilelebet bize ait olmadığı anlamına gelmektedir. Kıbrıs'ı 99 yıllığına İngilizlere kiralama veya kullanım adı altında veren zihniyet ne ise şu an ki zihniyet de odur.Ve iddia ediyorum CHP ve/veya diğer muhalefet partileri bu yasa için iptal başvurusunda bulunup başarılı olamazlarsa, bu yasayı çıkartanlardan tarih hesap soracaktır. Bu olay affedilemez!!! Cumhurbaşkanı Sezer sanırım dün konuya müdahale etti.Umarım kaygılarımız giderilir. ÇARPIK ANTENLERE ): Tam bağımsız bir Türkiye “Tam bağımsız bir Türkiye” ne hoş ve güzel bir slogan değil mi? Bu slogan güzel olmasına güzel de böyle bir şeyin bugünkü dünya da gerçekleşmesi mümkün mü? ….. Türkiye askeri teknolojisinin yüzde seksenini ABD’den yada dışarıdan alırken, enerjisinin yüzde seksen beşini başka ülkelerden temin ederken, kalkınmasını sağlayan ihracatını da tüm dünya ülkelerine yaparken, “Tam bağımsız bir Türkiye” masalına kim inanır ki? Böyle bir şey mümkün mü? Bu çarpık ve inançsız (ülküsüz) ifadeler Sn. Sami Çaycoşar büyüğümüze ait. Bizim F-35 yazımızın da ana teması buydu; kendi sanayisini kurması gereken, her türlü uluslararası çıkar ilişkilerinde en iyi şekilde kendi çıkarlarını koruyabilen bir Türkiye. Sivas ve Erzurum’da Amerikan Mandacılığını ret kararı almamızın sebebi bu zihniyetti.F-35 yazımız reytinge kurban gitti….... | |
| Bu yazı 644 kere okunmuştur. | |
Etiketler:
F-16,
F-35,
Kıbrıs,
KKTC,
Petrol,
Sabih Samur,
Sami Çaycoşar,
TBMM,
Yeni Alanya Gazetesi
Osman Pamukoğlu ve K.Irak
Osman Pamukoğlu ve
K.Irak
..: 07.02.2007:.. | |||||||||||||||||||||
| Devlet, beylik demogojilerle
geveze bir ihtiyar durumuna düşürülemez. Mülkün esas sahibi olan halk tarafından
da başıboş bırakılamaz.(Ey Vatan'dan) · Siz ülkenin şerefini koruyun. O sizin geleceğinizi korur.(Ey Vatan'dan) · İnsan muharebeyi kazanabilecek tek makinedir. Donatım önemlidir fakat asıl anahtar insandır. Süper silahlar ve düğmeye basılarak yapılan savaşlar hakkındaki düşünce ve konuşmalar beş para etmez bir yığın zırvadan ibarettir. İnsan, tek ve en üstün savaş aracıdır. · Bu dağlarda, vadilerde, gözlerinizin taramadığı, süngünüzün parlamadığı, bombalarınızın yoklamadığı, botlarınızın pençesinin değmediği hiç bir yerin sizin olmadığını bilin. Bu sözler Sn. Osman Pamukoğlu’na ait ve Ey Vatan adlı kitabından alınmıştır. Bu sözleri eden ve sadece sözde kalmayıp aslanlar gibi cenk eden Pamukoğlu ne değişti de “Karşımızda 7 milyon Kürt var. Artık K.Irak’a girmemiz mümkün değildir!”diyebilmiştir. İşte bunun cevabı yok. Çoğu şeyin cevabının olmadığı gibi… ABD'nin istihbarat örgütleri, Iraklı Kürtlerin Kerkük üzerindeki denetimlerini artırmak için sistemli bir çaba içinde olduklarına ve Amerikan askerlerinin bölgeden hızla çekilmesi halinde, Türkiye'nin Kürtleri durdurma amaçlı bir askeri harekât başlatabileceğine inanıyor. Bu öngörü, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi'nce (NIC) hazırlanan ve Başkan Bush dahil ABD'nin bütün üst düzey yetkililerine sunulan "Irak Tahmini" başlıklı resmi raporda yer aldı. ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden alınan bilgiye göre, raporun temel bulguları arasında şunlar da var: . "Kürtler, Kerkük'teki denetimlerini artırarak Anayasanın 31 Aralık 2007 öncesinde yapılmasını öngördüğü referandumun ardından, şehrin ve vilayetin tamamının ya da büyük bölümünün Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ne bağlanması için sistemli biçimde çalışıyorlar." . "Türkiye, Irak'ın parçalanmasını istemiyor ve bir Türk-Kürt terörist grubu olan Kürdistan Halk Kongresi'nin (KGK-eski adıyla PKK) Kuzey Irak'taki barınağını ortadan kaldırmaya kararlı." . "(Koalisyon askerlerinin) hızla çekilmesi gündeme gelirse, Irak Güvenlik Güçleri'nin mezhepsel değil ulusal bir kurum olarak ayakta kalamayacağı, komşu ülkelerin Irak'taki fraksiyonların davetiyle ya da tek taraflı olarak mevcut çatışmaya müdahale edeceği, sivillerin kitlesel kayıp verebileceği ve nüfusun yer değiştirmeye zorunlu tutulabileceği, El Kaide'nin ülkenin bazı bölümlerini, özellikle El Anbar (Ramadi) Vilayeti'ni Irak içinde ve dışında artan sayıda saldırı planlamakta kullanmayı deneyeceği, Irak'ta artan şiddet ve siyasi dağınıklığın, Kürtlerin Kerkük'ü denetleme ve özerkliklerini güçlendirme girişimiyle birlikte, Türkiye'yi askeri bir müdahaleye yöneltebileceği kanısındayız." Evet Amerikan yönetimine sunulan rapor aynen böyle iken bu ülkenin yetiştirdiği sayılı komutanlardan biri maalesef inancını yitirmiş durumda. Genelkurmay ve Edip Başer sorunu çözmede kararlılık(?) gösteriyor! Çözüm şekli her ne kadar Türk Milleti’nin beklentilerine yanıt vermese de. Biz kararlılığımızdan dem vuralım, Barzani’nin ağzı torba değil ki büzesin! Barzani'den Türkiye'ye tehdit ERBİL (İHA) - Kuzey Irak'taki sözde bölgesel Kürt yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Türkiye ve İran'ın Kuzey Irak'a girmesi durumunda, Kürtler'in buna karşılık vereceği uyarısında bulundu. Peşmerge lideri Barzani, Kürt devletini kurmak hayal olmadığını, ancak Irak'ın bugünkü koşullarında federalizmi daha uygun gördüklerini söyledi. Bugün bir Amerikan televizyon kanalına mülakat veren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Barzani, Türkiye ile İran'ın bu ülkelerde Kürt nüfuzunun yoğunluğundan dolayı, sözde Kürdistan bölgesinin kendileri için tehdit oluşturduğunu düşündüklerini belirterek, bu düşüncenin doğru olmadığını savundu. 'Bu devletler hangi nedenlerden olursa olsun' Kürdistan bölgesine saldırmaları durumunda, Kürtlerin bu devletlere karşılık vereceği uyarısında bulunan Barzani, "Kürt devletini kurmak hayal değildir. Bu Kürtlerin hakkıdır" dedi. Sözde Kürt yönetimi bölge başkanı Mesud Barzani, Kürtler'in, Amerika ile İran arasındaki nükleer silah geliştirme konusundaki savaşa taraf olmayacağını ifade ederek, "Eğer, Amerika ile İran savaşıp Irak bu ülkelerin savaş meydanı olursa, biz Kürtler buna taraf olmayacağız" şeklinde konuştu. "Irak'ın içişlerine sadece İran İslam Cumhuriyeti değil, tüm bölge ülkeleri müdahale etmektedir" diyen Başkan Barzani, Irak'ın bölgedeki güçlü devletlerin çelişki merkezi haline geldiğini ve bu devletlerin de Irak'ın kaosundan yararlandıklarını söyledi. Peşmrege lideri Barzani, komşu ülkelerin Irak'a demokrasinin sağlanması kendilerini de etkileyeceğinden endişelendiklerinden dolayı Amerikan'ın bir an önce Irak'tan çıkmasını istediklerini kaydetti. Türkiye ve İran İslam Cumhuriyeti'nin kendi ülkelerinde Kürt nüfuzunun yoğunlukta olduğu için Irak Kürtleri'nin durumuna hassasiyetle baktıklarını kaydeden Barzani, "Türkiye ve İran'ın, Kürdistan bölgesi üzerinde tehdit oluşturmamalarını umut ediyorum. Biz bu iki ülke ile dost olmak istiyoruz fakat bunlardan hangisi saldırırsa buna karşılık vereceğiz" diye uyarıda bulundu. Kürtler'in devlet kurma hakkının bulunduğunu söyleyen Barzani, "Bu realite, hayal değildir. Kürtler'in de bir devleti olması doğal bir haktır. Ben diyalog ve barışçıl çözümden yanayım. Fakat Irak'ın bugünkü koşullarında, federalizmin en uygun çözüm olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu. Bu beyanatın ışığında Sn. Dış İşleri Bakanımız Gül, ABD’de temaslarda bulunuyor, dost ve müttefikimiz, kadim dostumuz Amerika ile “gelecek güzel günler ilerde” şarkısını söyleyecek, Barzani ve Talabani Efendilerin sazları eşliğinde. Oysa Bağımsız Türkiye’nin Başbakanı şunu yapmalıydı. Dış İşleri Bakanı’nı Amerika’ya göndermeden önce: 1-Türkiye’den Muavenet ve Çuval Geçirme konularından ötürü resmi özür dilenmediği sürece, 2-F-16 uçaklarımızdaki bilgisayar yazılım kodları tarafımıza verilmediği sürece, 3-Kerkük’te Türkmenlere uygulanan baskı ve haksızlıklar sona erdirilmediği sürece, 4-KKTC üzerinde oynanan oyunlar sonlandırılıp;Türk insanının çıkarları gözetilmediği sürece, 5-İkide bir sanki suç işlemişiz gibi tezkere konusunu gündeme getirip peşinden her defasında sözde Ermeni Soykırımı tasarısını ısıtarak bizi tehdit ettikleri sürece, 6-K.Irak’a Amerika’nın müsaadesi olmadan girilemeyeceği vurgulandığı sürece, Amerika’ya çok net bir şekilde bu 6 maddenin gereklerini yerine getirmedikleri sürece F-35 anlaşmasını imzalamayacağımızı ve Türkiye’nin gerek tek başına gerekse çizmiş olduğu yolda yürüyecek başka yol arkadaşları bulabileceğini, F-35’te yer alan F harfinin alternatifi Mig olduğu ve 1/3 fiyata Türkiye’ye mal olacağının hatırlatılması gerektiği sert bir şekilde Sn. Başbakan tarafından direkt telefondan Bush’a iletilmeliydi. Neyse bunları hatırlatmayı unuttuysa yakında Sn. Büyükanıt’ta gidecek ya Amerika’ya rica edelim kendisine, geçerken bıraksın kadim dostumuz Kovboy Bush’a 6 maddelik mektubu. Gerçi okuma fırsatı olmasa da emekli olunca anılarını yazarken kullanır belki..... | |||||||||||||||||||||
Bu yazı 547 kere
okunmuştur.
| |||||||||||||||||||||
Etiketler:
ABD,
Abdullah Gül,
Barzani,
Bush,
F-16,
F-35,
Kerkük,
Kuzey Irak,
Muavenet,
Osman Pamukoğlu,
Sabih Samur,
Süleymaniye Çuval Skandalı,
Yaşar Büyükanıt
Atatürk’ün Bursa Nutku ve F-35 Şimşek II
|
Atatürk’ün Bursa Nutku ve F-35
Şimşek II
..: 03.02.2007:.. | |
|
| |
| Şubat 1933'ün ilk günlerinde
Bursa Ulu Cami'de toplanan 100 kadar irticacı kişi camilerde Türkçe ezan
okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede
bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde
bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla
ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı,
fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". Atatürk hemen konuşmakta
olan kişinin sözünü keser ve günümüzde "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yapar
: “Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, Başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir. İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!” Bu nutuk bizlere bir misyon yüklemiştir. Kırmızı-Beyaz’ı kendine renk kabul eden her Türk evladı (kökeni ne olursa olsun) Cumhuriyeti korumak ve kollamakla yükümlüdür. Bu ön bilgi ışığında zaman zaman ülke savunmasında kullanılmak üzere, gözbebeğimiz ve gururumuz olan TSK için silah, araç ve gereç alımlarına gidiyoruz. Bu defa da Türkiye’nin hava savunmasında çok önemli yer tutan F-16 uçaklarımızın yerini alacak F-35 ile ilgili sizleri sıkmamaya çalışarak -ama mecburen- teknik olarak bilgilendirmeye çalışacağım. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ABD önderliğinde geliştirilmekte olan yeni nesil F-35 savaş uçaklarının üretim aşamasına Türkiye'nin de katılmasını öngören sözleşme niteliğindeki mutabakat muhtırasını Amerika’da imzaladı. Söz konusu belgenin imzalanmasıyla birlikte Türkiye'nin resmen F-35savaş uçağı projesinin üretim aşamasında yer alacak dokuz ülkeden biri olmuştur. Türkiye'nin de üretimine katılacağı F-35 programının diğer ortakları, ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Danimarka, Kanada ve Norveç'ten oluşuyor. Türkiye'nin, proje çerçevesinde gelecek 15-20 yılda 100 adet F-35 savaş uçağı alması planlanıyor. Bunun bedeli olan yaklaşık 11 milyar doların kayda değer bir miktarının Türk savunma sanayinin uçakların üretimine yapacağı katkı yoluyla Türkiye'ye geri dönmesi öngörülüyor. ABD'nin Lockheed Martin şirketinin önderliğinde geliştirilen F-35 uçaklarından en az 3 bin adet üretilmesi planlanıyor. Bu uçakların büyük kısmını ABD satın alacak. Toplam proje, yaklaşık 280 milyar dolarlık bedeliyle dünyanın en büyük savunma programı niteliğini taşıyor. F-35 JSF (Joint Strike Fighter / Müşterek Saldırı Uçağı), savaştaki her amaç için farklı uçak geliştirmenin masraflı olmasından dolayı tek bir uçağın tüm görevleri yerine getirmesi amacıyla tasarlanan bir savaş uçağı. ABD, deniz ve hava kuvvetlerindeki F-16, A-10, F/A-18, AV-8B'leri İngiltere ise Harrier'leri bu uçak ile değiştirecektir. Uçağın üretim projesinde 11 ülke yer almıştır bu ülkeler içinde Türkiye de bulunmaktadır. Türkiye elindeki F-16'ları bu uçak ile takviye edip değiştirecektir. Uçak F-22'de kullanılan teknolojilerden faydalanılarak üretilmiştir. Radardaki izi F-22 kadar küçük olamasa bile günümüz uçaklarından düşüktür. Bunu sağlamak için silah istasyonları gövdenin içine saklanmıştır. Dikine inip kalkabilmesi için STOVL sistemli bir modeli de vardır, bu sayede uçak gemilerine ve elverişsiz yerlere rahatlıkla inebilecektir. Uçak gemisine inip kalkarken mancınık ile fırlatılabilmesi ve kanca ile yakalanabilmesi için gövde altı sağlamlaştırılmıştır. Tek kişilik ve tek motorludur. Teknik özellikleri : Mürettebat: 1 Uzunluk: 15,37 m Yükseklik: 5,28 m Kanat açıklığı: 10,65 m Boş ağırlığı: 12.000 kg Yüklü ağılığı: 19.000 kg Motor: 1× Pratt & Whitney F135 ikincil yanmalı turbofan, (165 kN) ve 1x General Electric /Rolls-Royce F136 ikincil yanmalı turbofan, (178 kN) Performans Azami hız: 1,6 Mach (2000km/sa.) Menzil: 12.000 km Çıkabildiği azami yükseklik: 48.000 fit (15.000 m) Tırmanış değeri: 40.000 fit/dak. (200 m/sn). Buraya kadar her şey çok güzel. Şimdi bizim görevimiz başlıyor. Biz kim miyiz? Atatürk’ün Bursa Nutku’ndan görev alan Türk Genciyiz (gerçi 19 Mart’ta kısmetse 40 yaşına gireceğiz ama yine de genciz). Görevimiz : Türkiye’nin Kutsal Ulusal Çıkarlarına zarar gelmesini engellemek; bunun içinde halkımızı bilgilendirmek! Lockheed Martin F-35'lerin yazılım kodlarını Türkiye'ye göndermiyor. Bu kodlar uçağın en kritik sistemini oluşturuyor ve yazılım kodları verilmediği sürece uçaklarla istenilen tüm görevleri yapmak mümkün olmayacak. Sn. Milli Savunma Bakanımız Vecdi Gönül’e sormak istiyorum.23 Haziran 2006 tarihinde yapmış olduğunuz açıklama aynen şöyle idi: “F-16’da olduğu gibi F-35’lerde de ’bilgisayar yazılım kodlarının’ ABD tarafından kullanıcı ülkelere verilmemesi sorunu doğrudur. Yazılım kodlarının verilmemesi, sistem üzerindeki hakimiyette bazı riskler doğurmaktadır. Uçak üzerinde milli olarak geliştirilmek istenen çalışmalar yapılamamaktadır. Uçakların “bilgisayar yazılım kodlarının” ABD tarafından projedeki diğer ülkelere verilmemesinin Lockheed Martin firmasından kaynaklanmamaktadır. Bu karar, ABD’nin ulusal ifşa politikasının gereğidir.” demiştiniz. Peki Sn. Bakanım ABD’yi bu konuda ikna edebildik mi? Yani bizim Şimşek 2’ler tüm görevleri Türk pilotlarının hür iradesi ile yerine getirebilecekler mi? Yoksa F-16’lardaki sıkıntıyı yaşayacak mıyız? Cevabınız maalesef ise Türkiye’nin savunmasına savunma bakanı olarak ne kadar büyük bir zarar verdiğinizi aşağıdaki alıntıyı okuduğunuzda anlayacağınızı ümit ederim. Alıntı Türk Hava Kuvvetleri kaynaklı bir hikayeden ibarettir (anlayana). Çokta uzak olmayan bir geçmişte, modern medeniyetin beşiği Avrupa’nın göbeğinde bir savaş çıkar. Aslında savaştan çok bir insanlık dramıdır yaşananlar. Arkalarına Rusların desteğini alan Sırpların ardından Hırvatlarda Boşnakları katletmeye girişmiştir. Ve bizim insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan Avrupalılar durumu aylarca seyrettikten sonra duruma Amerikanın müdahalesi ile NATO ve BM ülkeye bir barış harekatı düzenler. Bu harekatta İtalya’da üslenen F-16’larımız da Hırvatları etkisiz hale getirmek bombardıman uçaklarını koruma görevi yapmaktadırlar. Derken günlerden bir gün bir görev dönüşünde yerde Hırvat birliklerinin içlerinde sivillerinde bulunduğu Boşnakları çembere almak istediklerini görürler. Durumu operasyonu yöneten awacs aracılığı ile merkeze bildirirler. Gelen yanıt çok nettir: “Durum görevin kapsamı içinde olmadığından takım üsse dönmelidir” Diğer uçaklar üsse dönerken Türk uçuş kolu izin ister operasyon için. ABD Awacs komutanından bir kez daha sert bir ret yanıtı alırlar. Bunun üzerine yer saldırısı için hazırlıkları olmamasına rağmen aşağıdaki insanları kurtarmak için emri dinlemezler ve geri dönüp dalışa geçerler. İşte o anda hepsinin kanını donduran bir şey olur ve F-16’larımızın bütün elektronik yön bulma sistemleri susar. Bizim pilotlarımız üsse dönememe riskini göze alarak sabahın alaca karanlığında yaptıkları kör uçuşla aşağıdaki Hırvat Kuvvetlerini vurur ve aynı şekilde kör uçuşla üsse dönerler... Neyse ki bu sadece bir hikaye yoksa stratejik ortağımız ABD subayları hiç bizim pilotlarımızı yakıtları bitip, düşme riski ile karşı karşıya bırakır mı?.... | |
| Bu yazı 579 kere okunmuştur. | |
Etiketler:
ABD,
Bursa Nutku,
F-16,
F-35,
Mustafa Kemal Atatürk,
Nato,
Sabih Samur
Cesur yürek Banu Avar
|
Cesur yürek Banu Avar
..: 21.12.2006:.. | |||||||||||||
|
| |||||||||||||
| Severek izledim, izlerken de
çok şey öğrendim; TRT 1’deki “Sınırlar Arasında” adlı programı hazırlayan ve
sunan Banu Avar’dan. Onca eleştiriye ve küçümsemeye rağmen, pırıl pırıl programlar yapmaya devam eden TRT ve cesur temsilcisi bize programlarında Türklük onurunu hatırlatan, geçmişimizde bıraktıklarımızla, unuttuklarımızla bizleri yüzleştiren Sn. Banu Avar’a kucak dolusu sevgilerimi sunuyorum. Diğer taraftan hemen her gazeteye birileri tarafından yerleştirildiğini ve bir yerlere hizmet ettiğini düşündüğüm tiplerden biri veya bir kaçı (ne fark eder ki) bu hanımefendiyi akılları sıra yerden yere vurarak yıpratacaklarını, cezalandıracaklarını düşünerek suç duyurusunda bulunuyorlar. Artık Türkiye uyandı. Medyanın, daha doğrusu bazılarının sesi olan bir kısım medyanın şişirdikleri balonların hatta zeplinlerin patladığını veya patlayacağını görüyor, Türk insanı. İstediğiniz kadar Orhan Pamuk isimli (sanırım kimliğinde T.C. vatandaşı yazıyor) yazarı yüceltin, karşılama törenleri düzenleyin, CNN Türk adlı televizyon kanalınızın bütün imkanlarını kullanarak Orhan Pamuk Abidesi oluşturun. Sonuç ortada! Havaalanında kendi yolcusunu bekleyen, toplasan 20 kişiyi geçmeyen ve neyi alkışladığını bilmeyen kalabalığa poz verdirterek; gazetelerinize bu fotoğrafı taşıyarak kimi kandırabilirsiniz ki? Orhan Pamuk sarf ettiği sözlerle Türk milletinin beyninde ve gönlünde alması gerektiği yeri almıştır. Zorlamayın. Banu Avar ise sayenizde, tüm karşı propagandalarınıza rağmen gönlümüzde yükselmeye devam edecektir. Türk Milleti’ne TRT’de ve belki inşallah başka platformlarda da hizmet etmeye devam edecektir. Unutmayın bizler çoğunluğuz… YANLIŞ ANLAŞILMAK Pazar günü yayınlanan Sinan Aygün başlıklı yazıma uzun sayılabilecek, isimsiz bir e-posta gelmiş. F-16’ların düşmesine dikkat çekmek amacıyla bilinçli olarak “sürekli düşen” ifadesini kullandığım yazıma kapsamlı bir yanıt veren sn. okuyucumuz Yunanistan ile Türkiye arasında adetsel anlamda F-16 alım mukayesesi yapmış. Oysa naçizane benim dikkat çekmek istediğim daha önceki yazılarımda da vurguladığım gibi biz Türkler komplekssiz bir şekilde en iyiyi üretmek için ne yapabiliriz ona bakmamız lazım. Bizim Yunanistan ile idrar yarışı yapmak gibi bir sıkıntımızın olmaması gerekir. Hedefleri ve çıtayı yüksek tutmalıyız. Parasıyla değil mi, deyip sevgili U.S Army’den Uçak Gemisi almanın zamanı gelmiştir. Türkiye’ye Avrupa sınır jandarmalığı görevini veren AB, Ege, Karadeniz ve Akdeniz’i baştanbaşa turlayacak olan Uçak gemimizden rahatsız olmayacaktır. Sonuçta müttefikiz. Sonrası kolay. İçini arkadaşımızın dediği gibi ister yeni üretilecek olan F-35 ile doldur, istersen F-16 ile devam et. Böylece Sinan Aygün de elalemin uçak gemisinde inip kalkan uçaklara hayran hayran bakmak zorunda kalmayacak. Sevgili Dostum; 1960 yılında Devrim adlı arabayı yapan kudreti sudan sebeplerle pasifize eden ve otomotiv sektörünü sadece montaj kapsamında bıraktıran zihniyet ne ise; bugün övünerek bahsettiğimiz F-35 projenin bilmem hangi parçasının montajını yapmak odur. Bu filanca parçasını monte etmekten onur duyacağımız F serilerinin sonu olmayacaktır. Bizler F-35’lere binmeye başlarken onlar F-70’lerden dem vuracaklar. Lütfen hiç olmazsa İran kadar olalım. Kendi uçağını yapabilen bir İran. Nükleer Güce sahip bir İran ve diğer tarafta çok iyi bir satın almacı; Türkiye. Bol F’li günler dilerim..... | |||||||||||||
Bu yazı 304 kere
okunmuştur.
| |||||||||||||
Etiketler:
Banu Avar,
F-16,
F-35,
Orhan Pamuk,
Sabih Samur,
TRT
Sinan Aygün ve 365 milyar dolar
|
Sinan Aygün ve 365 milyar
dolar
..: 16.12.2006:.. | |
|
| |
| Perşembe sabahı işe gitmek
için hazırlanırken bir taraftan da Flash TV’yi seyrediyordum. İlgimi çekti önce
Süleyman Demirel konuşuyor zannettim. Dikkatli bakınca bıyıklı olduğu için Sinan
Aygün olduğunu fark ettim. Üslup aynı. Rakamlarla ifade tarzı! Fakat Allah var etkileyici… Koy rakamları peş peşe ruhun kararsın. Çözüm: Çözüm yok yani somut olarak yok. O da şu an trende uymuş.Yani hükümet yıprandı, diyalog koptu. Yaşasın seçim. Bakalım nereden, hangi partiden aday olacak. Çünkü yürüdüğü yol çoktan temsil ettiği makamı ve oturduğu koltuğu aştı.Yolu ve bahtı açık olsun. Ama el alemin uçak gemisine binmesin. Hele hele yerden yere vurduğunu zannettiğimiz ABD’nin gemisine hiç binmesin.Veya bindiği zaman da neden bindiğini açıklayabilsin. Bizlerin kafasını karıştırmasın!!!! Gelelim söylediklerine: Der ki ; Türkiye borçlanarak büyüyor ve bu büyümenin sonucu olarak iç ve dış borç toplamı tam tamına 365 MİLYAR DOLAR. Dört yüze doğru yolu var. Ve peşinden hükümeti suçlama. Umarım somut çözümleri vardır.Çok basit hesapla bu borcu yeni borç almamak ve bir yıl içinde kapamak isteyen bir irade her Allah’ın günü devlet kasasına 1 MİLYAR DOLAR nakit bırakacak çözümü bulmak zorundadır.Var mı böyle babayiğit? Varsa çıksın ortaya.. Siyasi duruşu hangi yön olursa olsun, (vatanın bölünmezliğine zarar getirmeyecek partileri kastediyorum) desteklemeyen namerttir! IMF ve Dünya Bankasız çözümü olan var mı? ABD’siz ve ya ABD’ye rağmen bağımsız silah sanayi kurmamız mümkün mü? Dünya’nın en iyi uçağı F-16 mı? (Sanırım 30-40 adet daha sipariş geçiyoruz , habire düşmesine rağmen!) Ha, birde K.Irak’a girme konusu vardı değil mi? Unut gitsin. Bu karda kışta… Edip Başer ağabeyimiz koordine eder o işi, adı bilinmeyen Avrupa ülkelerinde partneriyle toplantı yaparak Evet Sayın AYGÜN. Birazda DİE’cilik yapmak yerine somut önerilerle bizleri aydınlatınız. Bizlerde yanıt bekleyen bir sürü soru var ama şu an ki gündem bu sorular değil, değil mi? Gündem belli; Cumhurbaşkanlığı koltuğu ve meze olarak ta erken seçim. O zaman şerefe… .... | |
| Bu yazı 351 kere okunmuştur. | |
Etiketler:
ABD,
Dünya Bankası,
F-16,
IMF,
Kuzey Irak,
Sabih Samur,
Sinan Aygün,
Süleyman Demirel,
Yeni Alanya Gazetesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

