DORUKTÜRK TV

F-35 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
F-35 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2019 Cumartesi

Sokak Röportajları


- Beyefendi, Amerika S-400 leri alırsak F-35 programından bizi çıkaracakmış. ABD'ye vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

...


- Anladım, iyi günler



16 Mart 2014 Pazar

BİLGİLENDİRME NOTU



Hangimiz daha ağdalı cümleler kurarız sidik yarışındayken,
Türkiye Cumhuriyetini ağzımıza almamaya, ofisimize Türk Bayrağı koymak yerine ecdadımızdır söylemiyle Osmanlı Arması koyarak Yeni Osmanlıcılık oynamaya devam ederken,
Mehter marşı dinleyerek nostalji yaparken,
Sen hala "21 yaşında gemileri karadan yürüttü" diye Fatih Sultan Mehmet ile (kendin hiçbir şey yapmadan) övünürken;
Ey Osmanlının Torunu! Elin Gavuru boş durmuyor:
Olmayan dünleri ile övünemeyecekleri için bugün icraat yapıyorlar.
Gemileri havadan taşıyorlar!
Ey Türkiye Cumhuriyetinin Evladı!
Kendini geleceğe hazırla!
Uçağın kaportasını yaptığın gibi motorunu da yap, elektronik aksamını da.

Derin Sevgiyle

Sabih Samur




20 Şubat 2014 Perşembe 21:50
KAYNAK: http://www.dorukturk.tv/makale/sabih-samur/bilgilendirme-notu/52.html


7 Mayıs 2012 Pazartesi

Küsüm sana ABD

Küsüm sana ABD
..: 07.07.2007:..

ABD'nin 4 Temmuz Bağımsızlık ve Özgürlük Bayramı Başkent Ankara'da, Büyükelçilik'te yapılacak bir resepsiyonla kutlanır.
ABD Büyükelçiliği, her yıl 4 Temmuz'da kutlamalar kapsamında bir resepsiyon verir. Bu davetin aynı zamanda devletin zirvesi ile yabancı diplomatların da buluşma noktası olduğu
söylenir. Gel gör ki akşam yapılacak resepsiyona Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt katılmaz.
Erdoğan ve Gül, yoğun programlarını mazeret göstererek katılmayacaklarını büyükelçiliğe bildirir. Birçok bakan teklif edilmesine rağmen resepsiyona gitmeyi reddeder. Bu onurlu katılım görevini F-35 uçaklarımızın alımına imza atan Savunma Bakanı Vecdi Gönül kabul eder. Akşam, ABD'nin resepsiyonunda hükümeti Gönül temsil eder.
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni ise Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun temsil eder.
Devletin zirvesinin ABD Büyükelçiliği'ndeki bu en önemli resepsiyona katılmaması Ankara kulislerinde Kuzey Irak'taki PKK sorununun çözümünde yeterli yardım alınamaması nedeniyle ortaya koyulan bir tavır olarak yorumlanır(mış).
Bizler balık hafızalı vatandaşlar olarak 4 Temmuz 2003’ü unuttuğumuz için resepsiyona katılmama gerekçemiz Ankara’nın kulislerinde (oralar nerelerse) farklı algılanıyor.
Leyleğin ömrü laklakla geçer misali koskoca dört yıl sonra Amerika’ya tavrımızı aslanlar gibi resepsiyona katılmayarak gösteriyoruz. Gerçi bu nasıl katılmamaksa?
Savunma Bakanı yerine müsteşar, Orgeneral yerine Albay gönderirsen o zaman onun adı ciddiye almamak olur.
Türk halkının kırılan onurunu böyle aktivitelerle onaramazsınız beyler.
Büyükanıt emekli olunca anılarında “Amerika’yı şöyle protesto etmiştim” filan diye anlatır, biz de okuruz.
Biz resepsiyonlara katılmayarak ABD’yi madara edelim, rezil olsunlar! Diğer taraftan Barzani bizimle makara kukara yapsın, sınıra namluları bize dönük tank filan dizsin; geleceğiniz varsa göreceğiniz var desin!
Peki biz ne yapacağız?
1- Kararlılığımız devam edecek (Bu ne demekse?)
2- ABD’yi motive çalışmalarımız devam edecek, terörle mücadelemizde yanımızda olsun diye.
3- Talabani’nin Irak’ı temsilen (muhtemelen) yapacağı Ankara’daki bir resepsiyona düşük düzeyli bir katılımla Barzani ve Talabani’yi mahvedeceğiz!
Evet yukarıdaki 4 Temmuz resepsiyonundan sonra neler yapabileceğimiz seçeneklerinden kararı büyüklerimize bırakıyorum.
Şimdilik hoşça kalın. Bir resepsiyona katılmam gerekiyor.....
Bu yazı 627 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


Bay X
08.07.2007
Herkes tribunlere oynuyor ama bir gercegi gormuyor Sovyetler toprak ve bogazda us taleb ettiklerinde ABD sayesinde NATO ya girdik (Sozumuzun Gectigi Ender Organizasyonlardandır) ve Sovyetler geri adım attı 1949 buyana surekli olarak mali yardım yapıyolar ve ayagımızdaki ayakkabında sapkalarımıza kadar hersey ABD malı ama herkesi ABD karsıtı cok komik.. ABD olmasa Turkiye bataklıga saplanır ve ABD turkiyenin dogal müttefigidir

Hürkal Ayaz
07.07.2007
ABD dünyanın en büyük terörist ülkesidir,kan emicidir ve hedefine ulaşmak için herşeyi yapar.Onlar için sadece kendi canları ve kendi keyifleri önemlidir.Diğerlerinin onlar için karınca kadar bile değeri yoktur.Dünyanın neresinde işlerine yarayan bir şey varsa,onu elde etmek için herşeyi yapıyorlar ve Türkiyemizde de onların işine yarayacak çok şey olduğu için,bizi yok etmeye çalışıyorlar.
Dünyanın en büyük felaketi ABD dir

6 Mayıs 2012 Pazar

Umut tohumları ekebilmek için

Umut tohumları ekebilmek için
..: 15.02.2007:..

“…Bir Fransa kadar milliyetçi, bir Almanya kadar dengeli, bir Rusya kadar emin ve Çin kadar çalışkan olup sonunda Amerika kadar güçlü olabilme hayalleri kurup, kuramamak mesele. Yani küçük Amerika değil, güçlü Türkiye olabilmek bunu düşünüp en azından bunun için bir çivi de olsa çakabilmek. Kendine inanan, güvenen, çalışkan bir nesil yetiştirebilmek... Bir yazar aynı zamanda halkına umut tohumları ekebilip o insanları refah için çabaya itebiliyorsa ne mutlu ona... Yoksa biz çok Ali Kemaller gördük milletçe...” demiş Sn.Yiğit Ulus “Kamuoyuna Duyurulur” başlıklı yazıma geçtiği e-postada.
Bu kadar güzel bir açıklama için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Zaman zaman kendimizi frenleyemeden bir çırpıda gönlümüzdekileri klavyenin tuşları ile sizlere aktardığımız an bir bakıyoruz; fiske atalım derken yumruk atmışız. Uyarı atışı yapalım derken hedefi delik deşik etmişiz. Ne olur kızmayın. Gündemi gerçekten çok sıkı takip ederseniz (yazmış olmak için yazanlardan, okumuş olmak için okuyanlardan değilseniz) inanın gördüklerinizden ürperirsiniz. Ve bireysel olarak bu vatan için ne yapmalıyım telaşına düşersiniz.
BÜYÜKANIT AMERİKA’DA
Büyükanıt’ın ele alacağı tahmin edilen konular:
1-PKK ile ilgili verilen (sonra sulandırılan) sözlerin hatırlatılması,
2-Sınır ötesi harekat,
3-Irak’ın bütünlüğü konusundaki hassasiyetimiz,
4-Kerkük referandumunun ertelenmesi isteği
5-KKTC ile ilgili T.C’nin beklentilerinin (milyonuncu defa) hatırlatılması
6-Sözde Ermeni soykırımının ele alınmaması
ABD’nin Gündemi ise bambaşka:
1-Nükleer program bahanesiyle İran’a askeri operasyon ve Türkiye’den destek isteği,
2-Türkiye’ye sınır ötesi operasyonun gereksizliğinin anlatılması, sorunun diplomatik
kanallardan çözümünün sağlanması yollarının araştırılması,
3-Putin’in yapmış olduğu sert çıkış sonrası Türkiye’ye stratejik ortaklığının hatırlatılması ve
gereğinin beklentisi.
Maalesef Sn.Büyükanıt eli çok zayıf bir şekilde ABD’ye gitmiştir. Tek kozumuz olan F-35 Şimşek II jet uçağı alımı Mayıs sonuna kadar ötelenmesi ve sözde Ermeni soykırımı yasa taslağı ile sınır ötesi harekat için pazarlık unsuru olarak kullanılması mümkünken bizler imza atmayı yeğledik. Bu görüşme eli boş bir temsilcinin toplantı sonrası gerçekleşen “dilek ve temenniler” bölümünde söz alıp dileğini söylemesinden öteye giderse ve sonuç alırsak ne mutlu bize.
Bu umutsuzluk gibi gözüken ifadeler aslında bendenizin içindeki umut fırtınalarını siz okuyucularımla tepki boyutunda paylaşarak makam ve mevkisi ne olursa olsun bizleri yurt içi ve yurt dışında temsil eden görevlilerimize Yüce Türk Ulusu’nun çıkarlarını korumak ve kollamaktaki asli görevlerinde (hatırlatma babında) yardımcı olmaktır.
Halkımıza umut tohumları ekebiliyorsak ne mutlu bize.
Saygılarımla…....
Bu yazı 618 kere okunmuştur.

KAMUOYUNA DUYURULUR !

KAMUOYUNA DUYURULUR !
..: 10.02.2007:..

Petrol Mühendisleri Odası, TBMM'de görüşülerek yasalaşan Petrol Kanunu ile ilgili 18 Ocak 2007 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
BASINA VE KAMUOYUNA
TBMM'de görüşülerek yasalaşan Petrol Kanun'u ile ilgili olarak TMMOB Petrol Mühendisleri Odasının görüşleri aşağıda verilmiştir.
1- TBMM'den geçen Kanun ile yabancı devletlerin doğrudan doğruya veya idaresine hakim olacak şekilde mali ilgileri veya menfaatleri bulunan hükmü şahıslar ile yabancı devletler adına hareket eden şahısların, petrol hakkına sahip olmalarını, petrol ameliyesi yapmalarını, buna dayanarak menkul ve gayri menkul satın almalarını yasaklayarak bu yasağa istisna tanıma hakkını Bakanlar Kuruluna veren eski Kanun'un ilgili maddesi yeni Kanun'dan çıkarılarak petrol arama ve üretim faaliyetinde bulunmak isteyen yabancı devletlerin taleplerinin milli menfaatlere uygun olarak değerlendirilmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu anlayışla ülkemizdeki rezervlerin, stratejik olarak kendi siyasal anlayışına göre kontrol altında tutulmasını sağlamayı arzu eden yabancı devletlerin müracaatının Bakanlar Kurulu tarafından değerlendirilmesi koşulu ortadan kaldırılmış, ülke yararını gözetme anlayışı terk edilmiştir. Yabancı ülkeler adına faaliyet gösteren şirketlerin ve şahısların diğer şirketler üzerinde siyasal ve ekonomik olarak etkin bir politika izlemesinin önü açılmıştır. Bu durumda kamu ve ülke menfaatlerini gözetmek anlayışından vazgeçilip ülke çıkarlarının ikinci plana atıldığı açıkça ortadadır.
2- Ülke petrol aramacılığına katkıda bulunmak amacıyla petrol sektörünün en riskli bölümü olan arama fazında yapılması gerekli teşvik ve destekler yerine üretim aşamasında Devlet hissesinden yapılan indirimlerle üreticilere teşvikler verilerek yanlış politika uygulanmasına yol açılmıştır.
3- Geçmiş dönemlerde yatırım yapılarak o günün şartlarına göre geliştirilen sahalardan üretilen petroller dahil olmak üzere Devlet hisselerinde yapılan önemli oranlardaki indirimler Devletin milyonlarca dolarlık ciddi kayıplarına neden olacaktır.
4- Şirketlerin alabilecekleri arama ruhsatı sayındaki tüm kısıtlamalar kaldırılarak istendiğinde tek bir şirketin tüm ruhsat alanlarını kapabilmesinin önü açılmıştır.
5- Üretim sahalarının kullanılmasında eski Kanuna göre şirketlere uygulanan 40 yıl üretim hakkı sınırlamasının kaldırılarak sahanın sınırsız süre ile şirketlere bırakılması Devlete geçebilecek bir hakkın önlenmesi sonucunu doğurarak kamu zararı oluşmasına neden olacaktır.
6- Petrol üretiminden alınan Devlet Hissesinin % 50'sinin üretimin yapıldığı ilin il özel idaresine bırakılması mali uygulamalarda olması gerekli eşitlik temel ilkelerine aykırıdır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Emre ÖZGÜR
Genel Sekreter
PMO Yönetim Kurulu Adına

SABİH SAMUR YORUMU
İnsan üzülüyor.Göz göre göre memleketin bütün mal varlıkları özelleştirme adı altında takdim ediliyor müttefiklerimize (?). Bir ülke değerinin sınırsız süre ile kullanıma verilmesi; o değerin artık ilelebet bize ait olmadığı anlamına gelmektedir. Kıbrıs'ı 99 yıllığına İngilizlere kiralama veya kullanım adı altında veren zihniyet ne ise şu an ki zihniyet de odur.Ve iddia ediyorum CHP ve/veya diğer muhalefet partileri bu yasa için iptal başvurusunda bulunup başarılı olamazlarsa, bu yasayı çıkartanlardan tarih hesap soracaktır. Bu olay affedilemez!!! Cumhurbaşkanı Sezer sanırım dün konuya müdahale etti.Umarım kaygılarımız giderilir.
ÇARPIK ANTENLERE ):
Tam bağımsız bir Türkiye
“Tam bağımsız bir Türkiye” ne hoş ve güzel bir slogan değil mi? Bu slogan güzel olmasına güzel de böyle bir şeyin bugünkü dünya da gerçekleşmesi mümkün mü?
…..
Türkiye askeri teknolojisinin yüzde seksenini ABD’den yada dışarıdan alırken, enerjisinin yüzde seksen beşini başka ülkelerden temin ederken, kalkınmasını sağlayan ihracatını da tüm dünya ülkelerine yaparken, “Tam bağımsız bir Türkiye” masalına kim inanır ki?
Böyle bir şey mümkün mü?
Bu çarpık ve inançsız (ülküsüz) ifadeler Sn. Sami Çaycoşar büyüğümüze ait. Bizim F-35 yazımızın da ana teması buydu; kendi sanayisini kurması gereken, her türlü uluslararası çıkar ilişkilerinde en iyi şekilde kendi çıkarlarını koruyabilen bir Türkiye. Sivas ve Erzurum’da Amerikan Mandacılığını ret kararı almamızın sebebi bu zihniyetti.F-35 yazımız reytinge kurban gitti…....
Bu yazı 644 kere okunmuştur.

Osman Pamukoğlu ve K.Irak

Osman Pamukoğlu ve K.Irak
..: 07.02.2007:..

Devlet, beylik demogojilerle geveze bir ihtiyar durumuna düşürülemez. Mülkün esas sahibi olan halk tarafından da başıboş bırakılamaz.(Ey Vatan'dan)
· Siz ülkenin şerefini koruyun. O sizin geleceğinizi korur.(Ey Vatan'dan)
· İnsan muharebeyi kazanabilecek tek makinedir. Donatım önemlidir fakat asıl anahtar insandır. Süper silahlar ve düğmeye basılarak yapılan savaşlar hakkındaki düşünce ve konuşmalar beş para etmez bir yığın zırvadan ibarettir. İnsan, tek ve en üstün savaş aracıdır.
· Bu dağlarda, vadilerde, gözlerinizin taramadığı, süngünüzün parlamadığı, bombalarınızın yoklamadığı, botlarınızın pençesinin değmediği hiç bir yerin sizin olmadığını bilin.
Bu sözler Sn. Osman Pamukoğlu’na ait ve Ey Vatan adlı kitabından alınmıştır. Bu sözleri eden ve sadece sözde kalmayıp aslanlar gibi cenk eden Pamukoğlu ne değişti de “Karşımızda 7 milyon Kürt var. Artık K.Irak’a girmemiz mümkün değildir!”diyebilmiştir. İşte bunun cevabı yok. Çoğu şeyin cevabının olmadığı gibi…
ABD'nin istihbarat örgütleri, Iraklı Kürtlerin Kerkük üzerindeki denetimlerini artırmak için sistemli bir çaba içinde olduklarına ve Amerikan askerlerinin bölgeden hızla çekilmesi halinde, Türkiye'nin Kürtleri durdurma amaçlı bir askeri harekât başlatabileceğine inanıyor.
Bu öngörü, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi'nce (NIC) hazırlanan ve Başkan Bush dahil ABD'nin bütün üst düzey yetkililerine sunulan "Irak Tahmini" başlıklı resmi raporda yer aldı.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden alınan bilgiye göre, raporun temel bulguları arasında şunlar da var:
. "Kürtler, Kerkük'teki denetimlerini artırarak Anayasanın 31 Aralık 2007 öncesinde yapılmasını öngördüğü referandumun ardından, şehrin ve vilayetin tamamının ya da büyük bölümünün Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ne bağlanması için sistemli biçimde çalışıyorlar."
. "Türkiye, Irak'ın parçalanmasını istemiyor ve bir Türk-Kürt terörist grubu olan Kürdistan Halk Kongresi'nin (KGK-eski adıyla PKK) Kuzey Irak'taki barınağını ortadan kaldırmaya kararlı."
. "(Koalisyon askerlerinin) hızla çekilmesi gündeme gelirse, Irak Güvenlik Güçleri'nin mezhepsel değil ulusal bir kurum olarak ayakta kalamayacağı, komşu ülkelerin Irak'taki fraksiyonların davetiyle ya da tek taraflı olarak mevcut çatışmaya müdahale edeceği, sivillerin kitlesel kayıp verebileceği ve nüfusun yer değiştirmeye zorunlu tutulabileceği, El Kaide'nin ülkenin bazı bölümlerini, özellikle El Anbar (Ramadi) Vilayeti'ni Irak içinde ve dışında artan sayıda saldırı planlamakta kullanmayı deneyeceği, Irak'ta artan şiddet ve siyasi dağınıklığın, Kürtlerin Kerkük'ü denetleme ve özerkliklerini güçlendirme girişimiyle birlikte, Türkiye'yi askeri bir müdahaleye yöneltebileceği kanısındayız."
Evet Amerikan yönetimine sunulan rapor aynen böyle iken bu ülkenin yetiştirdiği sayılı komutanlardan biri maalesef inancını yitirmiş durumda. Genelkurmay ve Edip Başer sorunu çözmede kararlılık(?) gösteriyor! Çözüm şekli her ne kadar Türk Milleti’nin beklentilerine yanıt vermese de.
Biz kararlılığımızdan dem vuralım, Barzani’nin ağzı torba değil ki büzesin!
Barzani'den Türkiye'ye tehdit
ERBİL (İHA) - Kuzey Irak'taki sözde bölgesel Kürt yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Türkiye ve İran'ın Kuzey Irak'a girmesi durumunda, Kürtler'in buna karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Peşmerge lideri Barzani, Kürt devletini kurmak hayal olmadığını, ancak Irak'ın bugünkü koşullarında federalizmi daha uygun gördüklerini söyledi.

Bugün bir Amerikan televizyon kanalına mülakat veren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Barzani, Türkiye ile İran'ın bu ülkelerde Kürt nüfuzunun yoğunluğundan dolayı, sözde Kürdistan bölgesinin kendileri için tehdit oluşturduğunu düşündüklerini belirterek, bu düşüncenin doğru olmadığını savundu. 'Bu devletler hangi nedenlerden olursa olsun' Kürdistan bölgesine saldırmaları durumunda, Kürtlerin bu devletlere karşılık vereceği uyarısında bulunan Barzani, "Kürt devletini kurmak hayal değildir. Bu Kürtlerin hakkıdır" dedi.

Sözde Kürt yönetimi bölge başkanı Mesud Barzani, Kürtler'in, Amerika ile İran arasındaki nükleer silah geliştirme konusundaki savaşa taraf olmayacağını ifade ederek, "Eğer, Amerika ile İran savaşıp Irak bu ülkelerin savaş meydanı olursa, biz Kürtler buna taraf olmayacağız" şeklinde konuştu.

"Irak'ın içişlerine sadece İran İslam Cumhuriyeti değil, tüm bölge ülkeleri müdahale etmektedir" diyen Başkan Barzani, Irak'ın bölgedeki güçlü devletlerin çelişki merkezi haline geldiğini ve bu devletlerin de Irak'ın kaosundan yararlandıklarını söyledi.

Peşmrege lideri Barzani, komşu ülkelerin Irak'a demokrasinin sağlanması kendilerini de etkileyeceğinden endişelendiklerinden dolayı Amerikan'ın bir an önce Irak'tan çıkmasını istediklerini kaydetti. Türkiye ve İran İslam Cumhuriyeti'nin kendi ülkelerinde Kürt nüfuzunun yoğunlukta olduğu için Irak Kürtleri'nin durumuna hassasiyetle baktıklarını kaydeden Barzani, "Türkiye ve İran'ın, Kürdistan bölgesi üzerinde tehdit oluşturmamalarını umut ediyorum. Biz bu iki ülke ile dost olmak istiyoruz fakat bunlardan hangisi saldırırsa buna karşılık vereceğiz" diye uyarıda bulundu.

Kürtler'in devlet kurma hakkının bulunduğunu söyleyen Barzani, "Bu realite, hayal değildir. Kürtler'in de bir devleti olması doğal bir haktır. Ben diyalog ve barışçıl çözümden yanayım. Fakat Irak'ın bugünkü koşullarında, federalizmin en uygun çözüm olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu.





Bu beyanatın ışığında Sn. Dış İşleri Bakanımız Gül, ABD’de temaslarda bulunuyor, dost ve müttefikimiz, kadim dostumuz Amerika ile “gelecek güzel günler ilerde” şarkısını söyleyecek, Barzani ve Talabani Efendilerin sazları eşliğinde.
Oysa Bağımsız Türkiye’nin Başbakanı şunu yapmalıydı. Dış İşleri Bakanı’nı Amerika’ya göndermeden önce:
1-Türkiye’den Muavenet ve Çuval Geçirme konularından ötürü resmi özür dilenmediği sürece,
2-F-16 uçaklarımızdaki bilgisayar yazılım kodları tarafımıza verilmediği sürece,
3-Kerkük’te Türkmenlere uygulanan baskı ve haksızlıklar sona erdirilmediği sürece,
4-KKTC üzerinde oynanan oyunlar sonlandırılıp;Türk insanının çıkarları gözetilmediği sürece,
5-İkide bir sanki suç işlemişiz gibi tezkere konusunu gündeme getirip peşinden her defasında sözde Ermeni Soykırımı tasarısını ısıtarak bizi tehdit ettikleri sürece,
6-K.Irak’a Amerika’nın müsaadesi olmadan girilemeyeceği vurgulandığı sürece,
Amerika’ya çok net bir şekilde bu 6 maddenin gereklerini yerine getirmedikleri sürece
F-35 anlaşmasını imzalamayacağımızı ve Türkiye’nin gerek tek başına gerekse çizmiş olduğu yolda yürüyecek başka yol arkadaşları bulabileceğini, F-35’te yer alan F harfinin alternatifi Mig olduğu ve 1/3 fiyata Türkiye’ye mal olacağının hatırlatılması gerektiği sert bir şekilde Sn. Başbakan tarafından direkt telefondan Bush’a iletilmeliydi.
Neyse bunları hatırlatmayı unuttuysa yakında Sn. Büyükanıt’ta gidecek ya Amerika’ya rica edelim kendisine, geçerken bıraksın kadim dostumuz Kovboy Bush’a 6 maddelik mektubu.
Gerçi okuma fırsatı olmasa da emekli olunca anılarını yazarken kullanır belki.....
Bu yazı 547 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


yiğit ulus
11.02.2007
ne zamandan beri büyük Atatürk'ün ülkesi komşularının toprak bütünlüğüne göz diken,hamasete dayalı politikalarla vatan severliği savaş nutukları eşliğinde bir siyasi çıkar aracı eden,anlık siyasi dengeleri geniş bir perspektiften algılayamayan ve duygusal yaklaşımlarla entellektüel bilinçden uzak,sokak ağzıyla politika uygular oldu?Bu soruyu bilerek sordum çünkü biz bunu bile doğru düzgün yapamıyoruz.Hani cehaleti bile beceremiyoruz.Sözüm yazara ve konusuna değil yoruma...Yurtta sulh,dünya da sulh diyen benim atam değil miydi?

Hayyam güzel demiş...

Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

alakayı kuran anlar,kuramayana da anlatma mecalim yok...

Kahraman Mehmetcik
07.02.2007
Büyük Reis,

senin gibi düşünen 9 kişi olsun bu hükümette...
Musul & Kerkük bizim olur.

Seninle iftihar ediyoruz.

Arz ederiz
Kahraman Mehmetcik

Atatürk’ün Bursa Nutku ve F-35 Şimşek II

Atatürk’ün Bursa Nutku ve F-35 Şimşek II
..: 03.02.2007:..

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulu Cami'de toplanan 100 kadar irticacı kişi camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve günümüzde "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yapar :
“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, Başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir. İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!”
Bu nutuk bizlere bir misyon yüklemiştir. Kırmızı-Beyaz’ı kendine renk kabul eden her Türk evladı (kökeni ne olursa olsun) Cumhuriyeti korumak ve kollamakla yükümlüdür.
Bu ön bilgi ışığında zaman zaman ülke savunmasında kullanılmak üzere, gözbebeğimiz ve gururumuz olan TSK için silah, araç ve gereç alımlarına gidiyoruz. Bu defa da Türkiye’nin hava savunmasında çok önemli yer tutan F-16 uçaklarımızın yerini alacak F-35 ile ilgili sizleri sıkmamaya çalışarak -ama mecburen- teknik olarak bilgilendirmeye çalışacağım.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ABD önderliğinde geliştirilmekte olan yeni nesil F-35 savaş uçaklarının üretim aşamasına Türkiye'nin de katılmasını öngören sözleşme niteliğindeki mutabakat muhtırasını Amerika’da imzaladı. Söz konusu belgenin imzalanmasıyla birlikte Türkiye'nin resmen F-35savaş uçağı projesinin üretim aşamasında yer alacak dokuz ülkeden biri olmuştur.
Türkiye'nin de üretimine katılacağı F-35 programının diğer ortakları, ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Danimarka, Kanada ve Norveç'ten oluşuyor.
Türkiye'nin, proje çerçevesinde gelecek 15-20 yılda 100 adet F-35 savaş uçağı alması planlanıyor. Bunun bedeli olan yaklaşık 11 milyar doların kayda değer bir miktarının Türk savunma sanayinin uçakların üretimine yapacağı katkı yoluyla Türkiye'ye geri dönmesi öngörülüyor.
ABD'nin Lockheed Martin şirketinin önderliğinde geliştirilen F-35 uçaklarından en az 3 bin adet üretilmesi planlanıyor. Bu uçakların büyük kısmını ABD satın alacak. Toplam proje, yaklaşık 280 milyar dolarlık bedeliyle dünyanın en büyük savunma programı niteliğini taşıyor.
F-35 JSF (Joint Strike Fighter / Müşterek Saldırı Uçağı), savaştaki her amaç için farklı uçak geliştirmenin masraflı olmasından dolayı tek bir uçağın tüm görevleri yerine getirmesi amacıyla tasarlanan bir savaş uçağı.
ABD, deniz ve hava kuvvetlerindeki F-16, A-10, F/A-18, AV-8B'leri İngiltere ise Harrier'leri bu uçak ile değiştirecektir. Uçağın üretim projesinde 11 ülke yer almıştır bu ülkeler içinde Türkiye de bulunmaktadır. Türkiye elindeki F-16'ları bu uçak ile takviye edip değiştirecektir. Uçak F-22'de kullanılan teknolojilerden faydalanılarak üretilmiştir. Radardaki izi F-22 kadar küçük olamasa bile günümüz uçaklarından düşüktür. Bunu sağlamak için silah istasyonları gövdenin içine saklanmıştır. Dikine inip kalkabilmesi için STOVL sistemli bir modeli de vardır, bu sayede uçak gemilerine ve elverişsiz yerlere rahatlıkla inebilecektir. Uçak gemisine inip kalkarken mancınık ile fırlatılabilmesi ve kanca ile yakalanabilmesi için gövde altı sağlamlaştırılmıştır. Tek kişilik ve tek motorludur.

Teknik özellikleri :
Mürettebat: 1
Uzunluk: 15,37 m
Yükseklik: 5,28 m
Kanat açıklığı: 10,65 m
Boş ağırlığı: 12.000 kg
Yüklü ağılığı: 19.000 kg
Motor: 1× Pratt & Whitney F135 ikincil yanmalı turbofan, (165 kN) ve 1x General Electric /Rolls-Royce F136 ikincil yanmalı turbofan, (178 kN)

Performans
Azami hız: 1,6 Mach (2000km/sa.)
Menzil: 12.000 km
Çıkabildiği azami yükseklik: 48.000 fit (15.000 m)
Tırmanış değeri: 40.000 fit/dak. (200 m/sn).
Buraya kadar her şey çok güzel. Şimdi bizim görevimiz başlıyor. Biz kim miyiz? Atatürk’ün Bursa Nutku’ndan görev alan Türk Genciyiz (gerçi 19 Mart’ta kısmetse 40 yaşına gireceğiz ama yine de genciz). Görevimiz : Türkiye’nin Kutsal Ulusal Çıkarlarına zarar gelmesini engellemek; bunun içinde halkımızı bilgilendirmek!
Lockheed Martin F-35'lerin yazılım kodlarını Türkiye'ye göndermiyor. Bu kodlar uçağın en kritik sistemini oluşturuyor ve yazılım kodları verilmediği sürece uçaklarla istenilen tüm görevleri yapmak mümkün olmayacak.
Sn. Milli Savunma Bakanımız Vecdi Gönül’e sormak istiyorum.23 Haziran 2006 tarihinde yapmış olduğunuz açıklama aynen şöyle idi:
“F-16’da olduğu gibi F-35’lerde de ’bilgisayar yazılım kodlarının’ ABD tarafından kullanıcı ülkelere verilmemesi sorunu doğrudur. Yazılım kodlarının verilmemesi, sistem üzerindeki hakimiyette bazı riskler doğurmaktadır. Uçak üzerinde milli olarak geliştirilmek istenen çalışmalar yapılamamaktadır. Uçakların “bilgisayar yazılım kodlarının” ABD tarafından projedeki diğer ülkelere verilmemesinin Lockheed Martin firmasından kaynaklanmamaktadır. Bu karar, ABD’nin ulusal ifşa politikasının gereğidir.” demiştiniz. Peki Sn. Bakanım ABD’yi bu konuda ikna edebildik mi?
Yani bizim Şimşek 2’ler tüm görevleri Türk pilotlarının hür iradesi ile yerine getirebilecekler mi? Yoksa F-16’lardaki sıkıntıyı yaşayacak mıyız?
Cevabınız maalesef ise Türkiye’nin savunmasına savunma bakanı olarak ne kadar büyük bir zarar verdiğinizi aşağıdaki alıntıyı okuduğunuzda anlayacağınızı ümit ederim.
Alıntı Türk Hava Kuvvetleri kaynaklı bir hikayeden ibarettir (anlayana). Çokta uzak olmayan bir geçmişte, modern medeniyetin beşiği Avrupa’nın göbeğinde bir savaş çıkar. Aslında savaştan çok bir insanlık dramıdır yaşananlar. Arkalarına Rusların desteğini alan Sırpların ardından Hırvatlarda Boşnakları katletmeye girişmiştir. Ve bizim insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan Avrupalılar durumu aylarca seyrettikten sonra duruma Amerikanın müdahalesi ile NATO ve BM ülkeye bir barış harekatı düzenler. Bu harekatta İtalya’da üslenen F-16’larımız da Hırvatları etkisiz hale getirmek bombardıman uçaklarını koruma görevi yapmaktadırlar. Derken günlerden bir gün bir görev dönüşünde yerde Hırvat birliklerinin içlerinde sivillerinde bulunduğu Boşnakları çembere almak istediklerini görürler. Durumu operasyonu yöneten awacs aracılığı ile merkeze bildirirler. Gelen yanıt çok nettir: “Durum görevin kapsamı içinde olmadığından takım üsse dönmelidir” Diğer uçaklar üsse dönerken Türk uçuş kolu izin ister operasyon için. ABD Awacs komutanından bir kez daha sert bir ret yanıtı alırlar. Bunun üzerine yer saldırısı için hazırlıkları olmamasına rağmen aşağıdaki insanları kurtarmak için emri dinlemezler ve geri dönüp dalışa geçerler. İşte o anda hepsinin kanını donduran bir şey olur ve F-16’larımızın bütün elektronik yön bulma sistemleri susar. Bizim pilotlarımız üsse dönememe riskini göze alarak sabahın alaca karanlığında yaptıkları kör uçuşla aşağıdaki Hırvat Kuvvetlerini vurur ve aynı şekilde kör uçuşla üsse dönerler... Neyse ki bu sadece bir hikaye yoksa stratejik ortağımız ABD subayları hiç bizim pilotlarımızı yakıtları bitip, düşme riski ile karşı karşıya bırakır mı?....
Bu yazı 579 kere okunmuştur.

Milliyetçilik öcü mü?

Milliyetçilik öcü mü?
..: 06.01.2007:..

Bir milliyetçilik furyası esiyormuş,yok efendim başbakanda bu furyadan yararlanmak istiyormuş.O yüzden son yaptırdığı afişler ve kullandığı görselde arka plan fona Türk Bayrağı yerleştirilmiş.Miş miş miş.
Kim derdi Türk Bayrağı tehlikeli bir unsur olacak, milliyetçiliği simgeleyecek ve neredeyse Milli duyguları ateşlediği ve Türk Milliyetçiliği’ne hizmet ettiği için suçlu ilan edilecek.Sabah Gazetesi’nin ağır ağabeylerinden Muhterem Fatih Altaylı’da köşesinde buyurmuşlar; “…bu yükselen milliyetçilik ile nereye gidiyoruz?…” Çok sakıncalı değil mi?
Aman çocuklarınızı uyarın kötü yola sapmasınlar.Allah korusun büyüyünce Atatürk milliyetçisi filan olurlar neme lazım! Bırak tshirtlerde yazan “I love America” yazısını donunuza kadar Amerikan bayrağı giyiniz sizden iyisi yok. Neden? Çünkü bize öğretilen güçlüden yana ol zarar gelmez. Ne istiyorum biliyor musunuz ? Amerika Türkiye’ye sınırsız Green Card verse de ne kadar Amerikan hayranı varsa defolup gitse!
Ulan bu yazıyı Bush mush okur da alırız başımıza belayı. O yüzden bende I love USA yani nasıl diyorlar sizde me too!

YÜZÜNDEN VE HAMASET
ABD yüzünden Kuzey Irak’a giremiyoruz.
ABD yüzünden başka ülkelerden helikopter alamıyoruz.
ABD yüzünden güya kendi isteğimizle F-35 projesine dahil oluyoruz.
ABD yüzünden özelleştirmediğimiz bir Anıt Kabir kaldı.
Yukarıdaki 4 satırı kırk satır yapabilecek kudretteyiz Allah’a şükür. Ama HAMASET yapmaya gerek yok değil mi? Büyüklerimiz öyle diyor ya!
Biz K.Irak’a girmeliyiz dedikçe bazıları hamaset yapılıyor diyorlar.Türk Ordusu barışı sağlamakla, vatanı korumak ve kollamak ile mükelleftir. Üniformalı iken yağıp gürleyeceksin,bir sürü madalyayı bir sürü törenle alacaksın sonra sivil olunca utanmadan sıkılmadan “… biz oralara gidemeyiz gitsek de giremeyiz. Çünkü,” şartlar müsait değil.”diyeceksin. Yerim senin şartını.
Rahmetli Ecevit ve Erbakan ikilisi tüm muhalefete ve Amerikancı kesime rağmen aslanlar gibi liderlik yapmışlar ve ordumuzun o yokluklarına rağmen Kıbrıs’a girerek akan kanı durdurmuşlardı! O zaman ortam çok mu müsaitti? İşte bunları yazdığın zaman hamaset yapmış oluyorsun. Haberiniz olsun t-shirt yaptırıyorum.Üzerine “I love HAMASET” yazacağım. Eminim Janus’un sahibi Mehmet Hacıkadiroğlu ve personeli de bana eşlik edeceklerdir.
Şimdi bu yazdıklarımı başka yerlerinden anlayıp bizi ordu düşmanı ilan etmeye kalkanlara da bilgi vermekte fayda var. Ofisimin duvarında Tümgeneral Necati Özgen imzalı 207. Dönem
Yedek subay diploması asılı. Bugün sayın Özgen Paşam da emekli ama resmi ağzı ne ise sivil ağzı da hala öyle. Adım gibi eminim yetkisi olsa kamuflajları çoktan giymiş Kandil’e çoktan inmişti. Bugün Kandil’e giremeyenler yarın Doğu ve Güneydoğudaki Üniversitelerimize de giremeyecekler. Neyse hamaset yapmayalım. Hep bir ağızdan bağıralım yaşasın koordinasyon. Yaşasın Amerika ile olan dost ve müttefikliğimiz. YAŞASIN AMERİKA ve KUTSAL ÇIKARLARI !
Kendinize iyi bakın ve yere sıkı basın.

DÜZELTME
27.10.2006 tarihinde yazmış olduğum “Fransız Öpücüğü” başlıklı yazım nedeniyle Sn. Murat Yatağanbaba tarafından gazetemize aşağıda yazılı olan e-posta gelmiştir. Aynen yayınlıyor ve isteği üzerine gerekli düzeltmeyi cevaben yazdığım e-postayı da yayınlayarak gerçekleştirmiş oluyoruz.
Değerli Yeni Alanya,
Yazarınız Sabih Samur’un 27.10.2006 tarihinde yazdığı “Fransız Öpücüğü” başlıklı yazı, benim “Türk Kültürü’nün Karbon Kağıdı / Barış Manço ve Avrupa Birliği / Fransa ile İkili İlişkilerimiz Bozulur” adlı makaleden araklanmıştır.
Adı geçen yazarınızın yeni yazılarından birinde bu durumu bilmeyerek yaptığını ve “bu yazı Murat Yatağanbaba’nın kitabından alınmıştır” ifadesini eklemesini istiyorum, aksi takdirde telif ve mahkemede dava açma hakkı tarafımda saklıdır.
Yazarınızın bunu bilmeyerek yaptığını umuyor ve isteğimin yerine getirileceğine inanıyorum.
Selam ve sevgiler.


Murat Yatağanbaba/Denizli
HYP Denizli İl Başkanı
Yazar www.yataganbaba.sitemmynet.com


Sn.Murat Yatağanbaba - Denizli
HYP Denizli İl Başkanı

Bu sabah itibariyle gazetemize geçmiş olduğunuz e-posta tarafıma ulaştırıldı ve sizi telefon ile aradım. Bu vesile ile de olsa tanıştığımıza memnun oldum.
Kitabınızda belirttiğinizi söylemiş olduğunuz diyalog tarafıma Sn. Murat Yılmaz adlı okuyucumdan iletilmiş olup yazımda da gördüğünüz üzere kaynak olarak ismini açmış bulunmaktayım. Fakat size ait olduğunu belirttiğiniz üzere, bizim içinde beyanınız kafi olduğu ve değerli bir üstadımıza ait bir güzide partinin il Başkanlığını da yaptığınıza göre bir sonraki yazımda düzeltme olarak adınızı memnuniyetle geçeceğim.
Bu açıklamadan sonra e-postanızda belirtmiş olduğunuz gibi sizin gibi bir şahsın kullanmaması gereken “araklama” kelimesinin cereyan etmediğini sanırım idrak etmişsinizdir.

Saygılarımla
Sabih Samur www.yenialanya.com www.kirmizi-beyaz.blogspot.com
Yeni Alanya Gazetesi
Köşe yazarı
....
Bu yazı 468 kere okunmuştur.

Cesur yürek Banu Avar

Cesur yürek Banu Avar
..: 21.12.2006:..

Severek izledim, izlerken de çok şey öğrendim; TRT 1’deki “Sınırlar Arasında” adlı programı hazırlayan ve sunan Banu Avar’dan.
Onca eleştiriye ve küçümsemeye rağmen, pırıl pırıl programlar yapmaya devam eden TRT ve cesur temsilcisi bize programlarında Türklük onurunu hatırlatan, geçmişimizde bıraktıklarımızla, unuttuklarımızla bizleri yüzleştiren Sn. Banu Avar’a kucak dolusu sevgilerimi sunuyorum.
Diğer taraftan hemen her gazeteye birileri tarafından yerleştirildiğini ve bir yerlere hizmet ettiğini düşündüğüm tiplerden biri veya bir kaçı (ne fark eder ki) bu hanımefendiyi akılları sıra yerden yere vurarak yıpratacaklarını, cezalandıracaklarını düşünerek suç duyurusunda bulunuyorlar. Artık Türkiye uyandı. Medyanın, daha doğrusu bazılarının sesi olan bir kısım medyanın şişirdikleri balonların hatta zeplinlerin patladığını veya patlayacağını görüyor, Türk insanı.
İstediğiniz kadar Orhan Pamuk isimli (sanırım kimliğinde T.C. vatandaşı yazıyor) yazarı yüceltin, karşılama törenleri düzenleyin, CNN Türk adlı televizyon kanalınızın bütün imkanlarını kullanarak Orhan Pamuk Abidesi oluşturun. Sonuç ortada! Havaalanında kendi yolcusunu bekleyen, toplasan 20 kişiyi geçmeyen ve neyi alkışladığını bilmeyen kalabalığa poz verdirterek; gazetelerinize bu fotoğrafı taşıyarak kimi kandırabilirsiniz ki?
Orhan Pamuk sarf ettiği sözlerle Türk milletinin beyninde ve gönlünde alması gerektiği yeri almıştır. Zorlamayın. Banu Avar ise sayenizde, tüm karşı propagandalarınıza rağmen gönlümüzde yükselmeye devam edecektir. Türk Milleti’ne TRT’de ve belki inşallah başka platformlarda da hizmet etmeye devam edecektir.
Unutmayın bizler çoğunluğuz…
YANLIŞ ANLAŞILMAK
Pazar günü yayınlanan Sinan Aygün başlıklı yazıma uzun sayılabilecek, isimsiz bir e-posta gelmiş. F-16’ların düşmesine dikkat çekmek amacıyla bilinçli olarak “sürekli düşen” ifadesini kullandığım yazıma kapsamlı bir yanıt veren sn. okuyucumuz Yunanistan ile Türkiye arasında adetsel anlamda F-16 alım mukayesesi yapmış. Oysa naçizane benim dikkat çekmek istediğim daha önceki yazılarımda da vurguladığım gibi biz Türkler komplekssiz bir şekilde en iyiyi üretmek için ne yapabiliriz ona bakmamız lazım. Bizim Yunanistan ile idrar yarışı yapmak gibi bir sıkıntımızın olmaması gerekir. Hedefleri ve çıtayı yüksek tutmalıyız. Parasıyla değil mi, deyip sevgili U.S Army’den Uçak Gemisi almanın zamanı gelmiştir. Türkiye’ye Avrupa sınır jandarmalığı görevini veren AB, Ege, Karadeniz ve Akdeniz’i baştanbaşa turlayacak olan Uçak gemimizden rahatsız olmayacaktır. Sonuçta müttefikiz. Sonrası kolay. İçini arkadaşımızın dediği gibi ister yeni üretilecek olan F-35 ile doldur, istersen F-16 ile devam et. Böylece Sinan Aygün de elalemin uçak gemisinde inip kalkan uçaklara hayran hayran bakmak zorunda kalmayacak.
Sevgili Dostum; 1960 yılında Devrim adlı arabayı yapan kudreti sudan sebeplerle pasifize eden ve otomotiv sektörünü sadece montaj kapsamında bıraktıran zihniyet ne ise; bugün övünerek bahsettiğimiz F-35 projenin bilmem hangi parçasının montajını yapmak odur. Bu filanca parçasını monte etmekten onur duyacağımız F serilerinin sonu olmayacaktır. Bizler F-35’lere binmeye başlarken onlar F-70’lerden dem vuracaklar. Lütfen hiç olmazsa İran kadar olalım. Kendi uçağını yapabilen bir İran.
Nükleer Güce sahip bir İran ve diğer tarafta çok iyi bir satın almacı; Türkiye.
Bol F’li günler dilerim.....
Bu yazı 304 kere okunmuştur.

Bu makele için yapılan yorumlar


recep
21.12.2006
banu avari tanimam belki cok degerli bir insandir programlarinida izlemem bu anlamda kendisi ve programi hakkinda yorum yapmam haksizlik olur fakat yapilan son programin isvec hakkinda olmasi ve konunun verilen birazda nobel ödulunun pamuka verilmesine karsi yapilan bir anti atak olarak göruyorum ve isvece karsi yapilan ve söylenen yazilanlarin gercegi yansitmadigini dunyanin en iyi sosyal haklarina sahip oldugunu insan hakalrina ve ulkelere arasindaki dengeyi saglayan en iyi araci ulkelerden biridir ki son muhamammed karikaturu olayinda dahi tek yayinlamayan ulke oldu gazetelerinden, tabii buda ulkesinda ve dunyada bulunan muslumanlrara saygidan ve politikadan dolayi..simdi kalkipta bu ulkenin 80 li yillara kadar soykirim yaptigini sosyal haklarinin olmadigini irkci oldugunu halkinin psikolojik problemleri oldugunu söylerseniz haksizlik edersiniz burda yasiyorum ve iki cocugum var ulkemi cok ama cok seviyorum ve alanyada yasadim yillrca ki alanya asigiyim ve alanyasporda futbol oynadim ama bence yapilan elestriler ve yayinlanan program tamamen yalandan ve haksizliktan ibarettir..tamam milliyetcilik yapilir insanin duygulari biraz zedelenir fakat bazen ölcuyu kacirmamak gerek ve gercekleride görmek gerek biz biraz gercekleri görmekten korkan bir toplumuz maalesef sayin banu hanimda arastirmadan vermis veristirmis, kuzeyde bulunana sami halkinin kendi yönetimi tv si gazetesi secme secilme ve yönetme hakki var ki hatta isveclilere verilmeyen bazi extra haklari dahi var dunyanin en humanist en sosyalist ve en cok multeci alan bir kac ulkesinden biridir ki turkiyeyi ab yi acik olarak destekleyen bir kac ulkeden biridir ve hatta turkiyeye en cok turist gönderen ulkelerden biri..söylemeden önce dusunmek lazim banu hanimin kisi biraz butun kinini ve hirsini kusmaya benzemis..neyse allah sabir ve akil versin ...haa turkiyenin ab ye kesinlikle taviz vermesini istemiyorum ve kendi ucagini gemisini yapip akdenizde guclu olmasini cani gönulden isterim burdaki dusuncelirene tamamen katiliyorum

21.12.2006
tamamen yanlış anlamışsınız yazımı ben orda bir övgüden ziyade ABD'nin f-16 larını envarterden çıkarması yuzunden bize ve bizim gibi 3.ülkelere satısını ama bunu yaparken de yunanistan'a m-lock 52 bize m-block 50 düştüğünü ve ABD nin f-35 lere geçerken bize kim bilir ne zaman f-35 yollayacağını söyledim.Elbette kendi üretimimiz olan bir savunma projesini gönülden destekleriz ama bunun için öncelikle milli bir ekonomi ve milli bir hükümet lazım.Şu an ki durumun tesbitini yaptım ben.Eğer bir daha okursanız iyimser olarak ordumuzun bir planı olduğuna inanmak istediğimi belirtip jsf projesinin tek taraflılığını anlatmaya çalıştım.