|
Halka rağmen halk için
..: 28.07.2007:.. | |
|
| |
| Alanya il olmayı bekliyor!
Bunu çoktan hak ettiğini düşünüyor. AKP’ye de nasıl olsa oyumuzu verdik ve
sözümüzü tuttuk. Onlarda şimdi verdikleri sözü tutsun, diyor. Bu mudur? Evet
budur. Kızmayın, aynı olay Ankara’da, İstanbul’da ve memleketimin her köşesinde böyle yaşanıyor. Yaşasın AKP! Dün dümdüz giden köşe yazarları bugün “aman başıma bir iş gelmesin” dercesine ortamı germeyelim geyiği ile özür dilemek dahil olmak üzere her yolu deniyorlar. Evet artık kaldığımız yerden devam.Yani; - Mükemmel giden Turizm sektörü daha da iyi olacak. - Son demlerini yaşayan ve çıkış yolunu Mısır ve Tunus’a taşınmakta bulan Tekstil ve Konfeksiyon sektörü tam gaz ihracata devam. Dolar 1YTL’ye kadar düşebilirmiş, kimin umurunda. - Esnaf dükkanları kapatmış veya açık tutmaya çalışıyor. Dostlar alışverişte görsün. Sonuç: “Her şey güzel olacak…” Evet sevgili okuyucularımız, mübalağasız en az elli kişiye,”AKP’ye oy verdiniz mi?” diye sordum. Aldığım yanıt hayır! Neden biz böyleyiz? Neden dürüst değiliz? Evet verdim diyemiyoruz. Sonuçta verdiysen vermiş olduğun parti iktidara tek başına gelmiş ise niye saklarsın be kardeşim. Tuhaf. Evet biz bunları yazaduralım beklediğimiz haber geldi. “Gerekirse ordu müdahale edebilir!” Ne demek şimdi bu? Testiyi kırmadan tokatı atalım misali… Elin İtalyan’ı üşenmiyor bizim Emekli Orgeneral Edip Başer ile söyleşi yapıyor. Bu söyleşi de La Repubblica adlı günlük gazetelerinde yayınlanıyor. Yazının başlığı: “Askerlerden Uyarı: Müdahaleye Her An Hazırlar”. Başer,sandıktan çıkan net sonuca saygı göstereceklerini belirterek, “Ak Parti net galibiyet kazandı. İnsanların büyük bölümü tercihini muhafazakârlardan yana kullandı. Bu tercihe saygıdan başka çare yok” dedi. Başer, “Cumhurbaşkanını belirlemede durum raydan çıkarsa ordu yine müdahale edebilir. Bunu Nisan sonunda internette bildiri yayımlamaya oranla farklı bir şekilde de yapabilir. Ama Başbakan Erdoğan’ın işi böyle kritik bir noktaya taşıyacağını sanmıyorum.” Dedi. Bu yazının Türkçe Açıklaması şudur. Sevgili Abdullah Gül kardeşim. Sen iyi bir kardeşimiz olarak Dış İşleri Bakanlığı veya benzeri muhtelif bakanlıklarda kendine bir görev ayarla ama sakın Cumhurbaşkanlığı makamını aklına bile getirme,sonra, biliyorsun uf olur. Ve Başer “Gül neden olmasın?” sorusuna “...Kendisinin geçmişteki bazı beyanatları, cumhuriyet karşıtıymış gibi bir izlenim uyandırmıştır. İnsanlar kişinin geçmişine bakıyorlar. Bu, zihniyeti anlamak için gerekli.”diye yanıt veriyor. Ne diyelim büyüğümüzdür vardır bir bildiği paşamızın. Nede olsa Kuzey Irak konusunda “Koordinasyon” ile ilgili inanılmaz emeği geçti. Yalnız bana garip gelen, bizi Türkiye olarak dışarıda temsil yetkisi verdiğimiz bir kişinin “Cumhuriyet karşıtı” olduğunu düşünüyorsak insana demezler mi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Cumhurbaşkanlığı yüce makam, Dış İşleri Bakanlığı dandik makam mı? İrticanın birinci öncelik olduğunu düşünen ve söyleyen yanlış zihniyet bugün de aynı yanlışlığı yapmaktadır. Gül’ün gelip gelmemesi beni şu an çok enterese etmiyor. Gündemin birinci önceliği bu olmamalı! Benim ülkemin eyaletlere bölünmesi ve bir eyaletin adının Kürdistan olması gerektiğini söyleyen birileri, bu ülkede elini kolunu sallayarak geziyor, biz nerelerdeyiz, nelerle uğraşıyoruz? Gün gelirde bu söylem kitlesel harekete dönüşürse işte o zaman ordu kışlasından çıkacaktır (Amerika’ya rağmen). Bu çıkışın adı da “Halka rağmen Halk için” olacaktır. Umarım herkes aklını başına alır. Tek Vatan ve Tek Bayrak altında yaşaması gerektiği bilincine varır. .... | |
| Bu yazı 598 kere okunmuştur. | |
Sabih Samur'un köşe yazıları ve sosyal paylaşım sitelerindeki makaleleri
DORUKTÜRK TV
Türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Halka rağmen halk için
Etiketler:
Abdullah Gül,
AKP,
Alanya,
Edip Başer,
Sabih Samur,
Türkçe,
Yeni Alanya Gazetesi
6 Mayıs 2012 Pazar
İletişim ama Türkçe ve Vestel
|
İletişim ama Türkçe ve
Vestel
..: 19.01.2007:.. | |
|
| |
| Bir ülkeyi ele geçirmek
istiyorsan önce kültürünü yok edeceksin. Bunu nasıl yapacaksın? Öncelikle ana dilini pasif hale getirerek günlük kullanımda en az kullanılır hale getirecek ve yerine bol bol diğer dillerin kelimelerini yerleştireceksin. Bu kelimeleri yazılı ve görsel medya enstrümanlarından şırıngalayabildiğin kadar şırıngalayacaksın. Gün gelecek 10 yaşındaki oğlun sana “baba keşke bizde New York’ta yaşasak, California’ya gezmeğe gitsek” gibi absürd ötesi laflar sarf edecek. İşte o zaman sen kırklı yaşlarda bir Türk vatandaşı olarak kendini, seni yönetenleri etrafındaki canlı-cansız tüm materyalleri sorgulamaya başlayacaksın. Sabahın Sekizinde TRT 2’de bir programda Sn. Prof. Oktay Sinanoğlu’nu görünce babanı görmüş gibi sevineceksin. Onun Türklük ve Türkçe için verdiği onurlu mücadeleyi görünce sabahın köründe camı açıp “Ne Mutlu Türküm Diyene” diye bağırmaya kalkacaksın. Veya daha mantıklı bir refleks ile Sinanoğlu’nun Internet sitesine girip Türkçe için ben ne yapabilirim diye araştıracaksın. Ben de öyle yaptım sevgili dostlarım. Siteye girdim ve Vestel için hazırlanmış bir metin ve uyarı ile karşılaştım. Kırmızı-Beyaz renkleri kullanan ve her fırsatta milliyetçi duygularımızı körükleyen Vestel’in Pazar kaygısı ile olsa gerek Türkçe karşılıkları olmasına rağmen bol bol İngilizce kelimelerden yararlandığını metin sayesinde anımsadım ve üzerime düşen görevi birey olarak yaptım; aşağıda görmüş olduğunuz e-postayı Vestel’e geçtim ve hemen yanıtını aldım. Bu konuyu Sn. Sinanoğlu’nun önderliğinde sizlerle paylaşmaya çalıştım. 2006 yazında da Sn. Öğretmenlerimiz Alanya’mızda konuyla ilgili öğrencilerine anket yaptırmışlar ve güzel bir kamuoyu oluşturmuşlardı. Umarım bu yazımızı da yararlanılacak örnek bilgi kapsamında ele alırlar ve bu oluşuma fiilen katılırlar. Saygı ve sevgilerimle. Sabih Samur “Sayın İlgili, Öncelikle Vestel olarak yürüttüğümüz çalışmaları yakından takip ettiğiniz ve bakış açımıza katkıda bulunacak yorumlarda bulunduğunuz için teşekkür ederiz. Dünyanın 105’ten fazla ülkesine ihracat yapan, yaklaşık 30.000 kişiye istihdam sağlayan bir Türk firması olarak Türkçe’nin yozlaşmasını önlemek amacı ile üzerimize düşen görevleri yerine getirmekteyiz. Ancak gerek içinde bulunduğumuz pazar, gerekse ilgili pazardaki rekabet açısından değerlendirildiğinde yadsıyamayacağımız bazı gerçekler bulunmakta. Bu çerçevede bazı ürünlerin kategori isimleri uluslararası alanda kabul görmüş şekli ile kullanılmaktadır. Bu çerçevede MP3 player, DVD Player gibi ürünler uluslararası kullanıma paralel olarak Türkiye’de de aynı isim ile kullanılmaktadır. Bununla beraber artık bu isimler kategori ismi olarak anılmaktadır. Yeni reklamlarımızda yer alan lap top isminin kullanımına gelince “lap top” ve “notebook” isimleri ilgili ürün kategorisini tanımlamak amacı ile uluslararası çerçevede kullanılan tanımlardır. Bununla beraber ilgili tanımlar rekabet çerçevesinde diğer rakiplerimiz tarafından da orijinal adlarıyla kullanılan tanımlardır. Tüm bunların yanı sıra reklam uygulamalarında tüketiciye yönelik çalışmalar yaparken dilin gereksinimine ve kafiye uyumlarına bağlı kalmak esastır. “Yüzüstü bırakmayan diz üstü” başlıklı ilanımızda göreceğiniz üzere metnin ve cümlenin gereklilikleri doğrultusunda ilgili ürünün uygun olan terimsel karşılığını kullanmaktayız. Tüm bunların yanı sıra Vestel olarak kullandığımız “Teknolojinin Türkçe’si” söylemimizle; araştırma geliştirmesini gerçekleştirdiğimiz ve ürettiğimiz Türkçe kadar kolay anlaşılır, Türkçe kadar kullanışlı, Türkçe kadar hayatımızın parçası haline gelmiş olan ve Türkçe kadar hayatımızı kolaylaştıran teknolojileri ve ürünleri tanımlamaktayız. Saygılarımızla, Vestel Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama A.Ş. Sayın yetkili, Öncelikle belirtmem gerekir ki; aşağıda bahsedeceğim eleştirilerim ve önerilerim, Vestel gibi dünya çapında bir Türk markasının başarısını destekleyecek, bununla beraber de ülkemizin çıkarlarını gözetecek önerilerden oluşmaktadır. Vestel şirketler grubunun çıkarmış olduğu ürünlerin adlarında, Türkçe karşılığı bulunmasına rağmen yabancı kelimelerin kullanılmış olduğunu fark ettim. Özellikle göze çarpan kelimelere baktığımızda LAPTOP kelimesini görmekteyiz. DİZÜSTÜ bilgisayar gibi çok güzel ve yaygın olarak kullanılan bir karşılığı bulunmasına rağmen bu yabancı kelimeyi kullanmanızı kasti olmayan bir hata olarak nitelendirmekteyim. Çünkü sitenizde, MASAÜSTÜ bilgisayar kelimesini kullanmaktasınız ve yaygın olarak yanlış kullanılan PC (PERSONAL COMPUTER) kelimesini kullanarak söz konusu hataya düşmemiş olduğunuz görülmektedir. Ürünlerde kullanmış olduğunuz diğer yabancı kelimelere bakıldığında; Player (DVD-Player), Recorder, Box Model, Planet, Osteo, Magic, Smart gibi kelimeler bulunmaktadır. Söz konusu kelimelerde ve bundan sonra piyasaya sunacağınız ürünlerin adlarında Türkçe kelimeler kullanmanız, ülkemizin ve dilimizin yozlaşmasına engel olacak sağlam adımlardan biri olacaktır. İhracattaki başarınızı bilmekle ve taktir etmekle beraber, yurtiçi satışlarınızda ve tanıtımlarınızda Türkçe kelimeler kullanmanızı beklemekteyiz. Kelime seçimi veya Türkçe karşılıklarının bulunması konusunda Türk Dil Kurumu’ndan veya Sinanoglu.net’ten yardım almanızı önerir ve TEKNOLOJİNİN TÜRKÇESİ diyen bir kuruluşun bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğini umarak çalışmalarınızda başarılar dileriz. Not: Bu eposta bir yığın ileti (spam) olmayıp, göndericinin hür iradesi ile yollanmıştır. Vestel'in yetkili personeli tarafından, eleştiriye konu olan durumu açıklayıcı birer eposta ile göndericiye cevap verilmesi konusunda yardımlarınızı rica ederim. Saygılarımla Sabih Samur” .... | |
| Bu yazı 438 kere okunmuştur. | |
Etiketler:
Alanya,
İletişim,
Prof. Oktay Sinanoğlu,
Sabih Samur,
TRT,
Türkçe,
Vestel,
Yeni Alanya Gazetesi
Bakmak ve görmek
|
Bakmak ve görmek
..: 26.12.2006:.. | |
|
| |
| Gülderen Kumbasar Her insanın geçmişinde onun şu an ki kariyerine ulaşmasında çok büyük payı olan bir kişi mutlaka vardır. Bu kişi aile büyüklerinden biri olabileceği gibi uzun eğitim ve öğretim sürecinin yıllarının içinden gelip geçen (belki de hiç geçmeyen) bir öğretmen de olabilir. Benim de böyle bir öğretmenim vardı; orta okul Türkçe Öğretmenim Sn. Gülderen Kumbasar. Dersin konusu “Bakmak ve Görmek”. Ders başlayalı yaklaşık 10 dakika kadar olmuştu. Eskiden toprak bir futbol sahası olan Ak Merkez’in hemen arkasında yer alan Levent Lisesi’nin (şu an ki adı Etiler Lisesi) ikinci katında yer alan sınıfımdan koşarak giriş katındaki kantine geldim ve tost makinesinin sıcak olup olmadığını sordum ve aldığım yanıtla doğru sınıfa çıktım ve bilgi verdim. Öğretmenim teşekkür etti ve “Sabih sana zahmet bir daha bak bakalım sosisli de yapıyorlar mı?” dedi. Ben yine nefes nefese gittim ve geldim. Bilgi verip yerime oturdum. Fakat bu sırada sınıf kıkır kıkır. Öğretmenimiz Caroline adlı arkadaşımızı yine kantine gönderdi ve şu an tam hatırlayamadığım bir şeyi sormasını istedi. Sınıfa geri dönen arkadaşımız, o istenen şeyin yanında, kantine şu an araç yanaşmış olduğu ve malzeme boşaltıldığından, dersleri boş olan öğrencilerin alış veriş yaptığından, kantin görevlisinin bugün biraz hasta olduğundan bahsetti. Maalesef öğretmenimiz beni derste deney olarak kullanmıştı. “Bakmak ve Görmek” konusu canlı olarak yaşatılmış ve hepimizin beyinlerine kazınmıştı. O an ki düşünme kapasitemle öğretmenime kırılmıştım. Oysa daha sonraki yıllarda bana kattıklarını düşününce saygıyla ellerinden öpüyorum. Benim için ömür boyu hatırlanacak bir isim Gülderen Kumbasar. Pazar Akşamı Kanal D’de oynayan sihirle ilgili bir gençlik dizisi var. Oğlumuz yüzünden maalesef ailece izliyoruz. İşte bu dizi Gülderen Kumbasar öğretmenimizi ve bu anıyı sizlerle paylaşmama vesile oldu. Dizinin sona doğru bir sahnesinde harfler havada uçuşuyor ve baş roldeki kızımız harfleri birleştirerek “SARIMSAK” adlı kelimeye ulaşıyor. Benim içinde kıyamet o an kopuyor. Gençlik dizisi. Mutlaka eğitim danışmanlarının olduğu bir dizi ve yapılan gaf! Mutlaka hepimizin evinde bir Türkçe Sözlük vardır. Lütfen tereddüt ediyorsanız açın ve bakın “SARIMSAK” mı ? “SARMISAK” mı ? Bende, 1974 yılının Türk Dil Kurumu tarafından çıkartılmış olanı var ve “SARMISAK” yazıyor. Diye yazarken bilgisayardaki Word yazım programının sarımsak kelimesini otomatik olarak sarımsaka çevirdiğini gördüm. Google adlı arama motorunda ve TDK’nın güncelleştirilmiş sözlüğünde de sarımsak olarak görünce iddiamdan vazgeçsem mi diye düşündüm. Ben yine de yazımı bendeki sözlüğe güvenerek sürdürmek istiyorum. (Kendimi bir an enjektörlü arabalara savaş açmış karbüratörlü eski bir 69 model İmpala’sı olan vatandaş gibi hissettim). Kanal D’den ve bütün kanallardan rica ediyorum. Ne olur Türkçe’mize ve imla kurallarına dikkat edelim. Hıyarın biri kanalın birinde “Tabi ki de” dedi ve çok acı, virüs salgını gibi tüm memleketin dilinde; TABİ Kİ DE! O, de’yi alıp onu söyleyene yutturmak geliyor içimden. Allah bizi “DÖNCEM SANA” diyenlerin şerrinden korusun. Neyse sevgili dostlar baktığımız ama doğru dürüst baktığımız zaman görülecek o kadar çok şey var ki. Yeter ki bakmasını bilelim. Saygılarımla. DİP NOT: Pazar günkü yazımı sabah 06:00 da yazdığımdan ve Cengiz Topel ile ilgili ayrıca bir yazı hazırladığımdan olsa gerek Ercan Havaalanı, yazımda Cengiz Topel Havaalanı olarak geçmiş. Detayı fark eden ve beni uyaran Sn. Mustafa Öğretmenimize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. .... | |
| Bu yazı 312 kere okunmuştur. | |
Etiketler:
Cengiz Topel,
Etiler Lisesi,
Gülderen Kumbasar,
KKTC,
Levent Lisesi,
Sabih Samur,
TDK,
Türkçe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

