DORUKTÜRK TV

Alanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2016 Cuma

Altemur Kılıç büyüğüm vefat etti


Atatürk'ün silah arkadaşı ve yaveri Kılıç Ali Paşa'nın oğlu, diplomat ve gazeteci Altemur Kılıç vefat etmiştir. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesi ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.
Sabih Samur'a 2016 yılında Alanya'da Yeni Alanya Gazetesi Mehmet Ali Dim'in makamında bendeniz için "bu genç adam, sözleri keskin adam senin gazetende yazacak, yazmalı!" Diyen yürek.
Nurlar içinde yat ruh ikizim.
Allah gani gani rahmet eylesin.


Sabih Samur


4 Şubat 2013 Pazartesi

KIBRIS MI, ALANYA MI?

Bu başlık öyle bir başlık ki, nereye çekersen oraya gider, Türkçe’miz gibi. Turizm ile ilgili yazabilirsin, iklim benzerliği ile yazabilirsin belki şive ve lehçe benzerliğinden dem vurabilirsin, o da olmazsa jeopolitik öneminden bahsedebilirsin.Hiçbiri olmazsa ortaya güzel bir karışık yaptırırsın afiyetle yersin. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; Sevgili Alanya doğumlular (sonradan Alanyalı olanlar hariç), bu başlığı gerçekten anlamak istiyorsanız bir hafta sonu kıyın paracığınıza, atlayın deniz otobüsü veya uçağa gidin yavru vatan Kıbrıs’a. Mutlaka bir Kıbrıslı ile sohbet edin. Size sıcak kanlı davranmayacak olsalarda siz ona “ Napan be gardaş?” deyin, o anlayacaktır. Ekmeğinden yiyin, suyunu için. Şeftali Kebabı’ndan tadın. Molehiya nedir ? Sorun. Bulabilirseniz tadın. Hellim peyniri satın alın. Kereviz ve Enginardan nefret ediyor olabilirsiniz ama lütfen ada versiyonunu deneyin. Artık karnınız doyduğuna göre araştırmaya başlayın bakalım: İnmiş olduğunuz havaalanının adı neden Ercan? Kumsal dediğimiz mevkiide size gezdirilecek olan evin banyosundaki küvetin rengi neden soluk Kırmızı? Banyonun tavanındaki insan beyni parçalarını hangi kuvvet bunca yıla rağmen ve o sıcağa rağmen tutabiliyor ve ne işi var o parçaların orada? İnşallah vaktiniz kalmıştır. Binin bir Mercedes taksiye Taşkent adlı kasabamıza gidin. Kahvesinde çay içip sohbet edin. Ama genç nesil ile değil 50 yaş ve üstü ile. Size fotoğraflarla dolu müzeciklerini gezdirsinler. Diaspora değil gerçek katliamı gözlerinizle görün ve bunu Alanya’mıza döndüğünüzde dünyanın dört bir tarafında yaşayan Alanyalılara ve uzaktan yakından kendini Alanyalı hisseden tüm dostlarınıza anlatın, çektiğiniz fotoğrafları e-posta ile gönderin. Moraliniz bozulmuş durumda ama gururla bindiğiniz (çünkü bu yaşanan kötü günlere rağmen Taşkent hala bizim) taksinizin arka koltuğunda göz yaşlarınızı silerken toparlayın kendinizi ve gür bir ses ile Girne’mizi görmek istiyoruz deyin şoför beye. Neden yapılma gereği duyulmuş ve kimler tarafından yapılmış bu gezdiğiniz Girne Kalesi ? Araştırın. Şoföre neden bize kara veya kara sakal dendiğini ona kızmadan sorun.Dinleyince hak vereceksiniz. Dönüpte geldiğinizde Alanya’mıza “Ulan uyduk, bu Sabih’in aklına gittik ta oralara” demeyin veya deyin. Ama biraz etkilendiyseniz ve benim verdiğim mesajı alabildiyseniz arayın başbakanınızı ve ona deyin ki “Sn. Başbakanım sen ne kadar bizimsen “Git adanda politika yap” dediğin Rauf Denktaş’ta o kadar bizim”Biz etle kemiğiz. Alanya’da bizim,Kıbrıs’ta bizim, Diyarbakır’da bizim.Çok entel dantel değilseniz içinizde birazcık milli duygularınız hala varsa KKTC’den getirdiğiniz Türk Kahvenizi içerken bir sorun kendinize bakalım; Kıbrıs mı? Alanya mı? Nasıl ama yaptığım, ortaya karışık lezzetliydi değil mi? KAYNAK: www.dorukhaber.com

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Halka rağmen halk için

Halka rağmen halk için
..: 28.07.2007:..

Alanya il olmayı bekliyor! Bunu çoktan hak ettiğini düşünüyor. AKP’ye de nasıl olsa oyumuzu verdik ve sözümüzü tuttuk. Onlarda şimdi verdikleri sözü tutsun, diyor. Bu mudur? Evet budur.
Kızmayın, aynı olay Ankara’da, İstanbul’da ve memleketimin her köşesinde böyle yaşanıyor.
Yaşasın AKP! Dün dümdüz giden köşe yazarları bugün “aman başıma bir iş gelmesin” dercesine ortamı germeyelim geyiği ile özür dilemek dahil olmak üzere her yolu deniyorlar.
Evet artık kaldığımız yerden devam.Yani;
- Mükemmel giden Turizm sektörü daha da iyi olacak.
- Son demlerini yaşayan ve çıkış yolunu Mısır ve Tunus’a taşınmakta bulan Tekstil ve
Konfeksiyon sektörü tam gaz ihracata devam. Dolar 1YTL’ye kadar düşebilirmiş, kimin
umurunda.
- Esnaf dükkanları kapatmış veya açık tutmaya çalışıyor. Dostlar alışverişte görsün.
Sonuç: “Her şey güzel olacak…”
Evet sevgili okuyucularımız, mübalağasız en az elli kişiye,”AKP’ye oy verdiniz mi?” diye sordum. Aldığım yanıt hayır!
Neden biz böyleyiz? Neden dürüst değiliz? Evet verdim diyemiyoruz. Sonuçta verdiysen vermiş olduğun parti iktidara tek başına gelmiş ise niye saklarsın be kardeşim. Tuhaf.
Evet biz bunları yazaduralım beklediğimiz haber geldi. “Gerekirse ordu müdahale edebilir!” Ne demek şimdi bu? Testiyi kırmadan tokatı atalım misali…
Elin İtalyan’ı üşenmiyor bizim Emekli Orgeneral Edip Başer ile söyleşi yapıyor. Bu söyleşi de
La Repubblica adlı günlük gazetelerinde yayınlanıyor. Yazının başlığı: “Askerlerden Uyarı:
Müdahaleye Her An Hazırlar”.
Başer,sandıktan çıkan net sonuca saygı göstereceklerini belirterek, “Ak Parti net galibiyet kazandı. İnsanların büyük bölümü tercihini muhafazakârlardan yana kullandı. Bu tercihe saygıdan başka çare yok” dedi.
Başer, “Cumhurbaşkanını belirlemede durum raydan çıkarsa ordu yine müdahale edebilir. Bunu Nisan sonunda internette bildiri yayımlamaya oranla farklı bir şekilde de yapabilir. Ama Başbakan Erdoğan’ın işi böyle kritik bir noktaya taşıyacağını sanmıyorum.”
Dedi.
Bu yazının Türkçe Açıklaması şudur. Sevgili Abdullah Gül kardeşim. Sen iyi bir kardeşimiz olarak Dış İşleri Bakanlığı veya benzeri muhtelif bakanlıklarda kendine bir görev ayarla ama sakın Cumhurbaşkanlığı makamını aklına bile getirme,sonra, biliyorsun uf olur.
Ve Başer “Gül neden olmasın?” sorusuna “...Kendisinin geçmişteki bazı beyanatları, cumhuriyet karşıtıymış gibi bir izlenim uyandırmıştır. İnsanlar kişinin geçmişine bakıyorlar. Bu, zihniyeti anlamak için gerekli.”diye yanıt veriyor.
Ne diyelim büyüğümüzdür vardır bir bildiği paşamızın. Nede olsa Kuzey Irak konusunda “Koordinasyon” ile ilgili inanılmaz emeği geçti. Yalnız bana garip gelen, bizi Türkiye olarak dışarıda temsil yetkisi verdiğimiz bir kişinin “Cumhuriyet karşıtı” olduğunu düşünüyorsak insana demezler mi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
Cumhurbaşkanlığı yüce makam, Dış İşleri Bakanlığı dandik makam mı?
İrticanın birinci öncelik olduğunu düşünen ve söyleyen yanlış zihniyet bugün de aynı yanlışlığı yapmaktadır. Gül’ün gelip gelmemesi beni şu an çok enterese etmiyor. Gündemin birinci önceliği bu olmamalı!
Benim ülkemin eyaletlere bölünmesi ve bir eyaletin adının Kürdistan olması gerektiğini söyleyen birileri, bu ülkede elini kolunu sallayarak geziyor, biz nerelerdeyiz, nelerle uğraşıyoruz?
Gün gelirde bu söylem kitlesel harekete dönüşürse işte o zaman ordu kışlasından çıkacaktır (Amerika’ya rağmen). Bu çıkışın adı da “Halka rağmen Halk için” olacaktır.
Umarım herkes aklını başına alır. Tek Vatan ve Tek Bayrak altında yaşaması gerektiği bilincine varır.

....
Bu yazı 598 kere okunmuştur.

Anı yaşa Vodafone

Anı yaşa Vodafone
..: 13.04.2007:..

Türkiye’mizde aklımızın almadığı veya yetişemediği hızda gelişmeler, değişmeler yaşanıyor. Biz bu değişimin içinde sürüklenip giderken bir taraftan da ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Birileri bize “doğru yol budur, kişi başı gelirimiz 10.000 $ olacak!” diyor, inanıyoruz. Belki de inanmak istiyoruz.
Cem Uzan’ın TELSİM’i. Hani bir laf var ya sarhoştu marhoştu ama başımda kocamdı. Bizim ki de o hesap. İçeriği ne olursa olsun sonuçta bir Türk şirketi idi. Oturmuş, yerleşmiş, kurumsal kimlik kazanmış, bir küresel marka olmuştu TELSİM. Ama ne oldu? SÜMERBANK’ı tarihe gömen zihniyet TELSİM’i de tarihe gömdü. Elaleme (Türk olmayan adı üstünde yabancı sermayeye) satıldı. Vodafone markalı bir uluslar arası şirket artık Telsim’in yeni adı ve sahibi.
Çok mu önemli? Evet çok önemli!
Düşünün, okuduğunuz bu gazetenin adı Yeni Alanya, imtiyaz sahibi Mehmet Ali Dim. Seversiniz, sevmezsiniz ama bilirsiniz ki Alanyalı, T.C vatandaşı, rengi Kırmızı-Beyaz. Sizden biri. Evet şifre bu: Sizden biri. Sonra gün gelir şu veya bu nedenle Yeni Alanya Gazetesi’nin adı olur “ das Capital” , sahibi olur Bay Helmut. İşte o zaman içiniz burkulur, tuhaf olursunuz. “Orda bir köy var uzakta, gitmesek de gelmesek de, o köy bizim köyümüzdür” dersiniz ya yok yok diyemezsiniz. Çünkü o köy artık sizin köyünüz değildir. Abarttım evet belki. Ben abartayım da hep beraber kan uykusundan uyanalım.
Bize sadece “ANI YAŞA” diyenlere tepkimizi gösterelim. Hoşgeldin Vodafone hayırlı kazançlar.
Evet ticari boyutta bu gelişmeler yaşanırken Türkiye’de herkesin bir Cumhurbaşkanı adayı vardır gönlünde diyerek bende kendi adayımı açıklıyorum. Sn. HİKMET ÇETİN.
Görev adamı. Türk Milleti’nin bu ismi ciddi olarak düşünmesi gerektiği kanaatindeyim.
Yıllarını Afganistan’a görev gereği veren, Türkiye’de ve Uluslar arası camiada saygın ve sevilen bir kişilik. Bir devlet adamı. Adam gibi adam. Buradan Alanya’mızda ki tüm parti temsilcilerine sesleniyorum. Fikirlerime sıcak bakıyorsanız bir ilki başlatalım ve Alanya olarak gerekli mutabakatı sağlayıp adayımızı açıklayalım. Sn. Hikmet Çetin’i Alanya’ya davet edelim. Cumhurbaşkanı adaylığını Alanya’da açıklamasını rica edelim. Bu şekilde Ulusal Medya’da da daha ciddi olarak gündeme gelebiliriz (Çıplaklı Belediyesi’ne ithafen).
Anı değil, tüm hayatı layık olduğumuz yönetim şekli cumhuriyet ve layıkıyla yürütebilecek bir cumhurbaşkanı ile yaşamak dileğiyle.
Saygı ve sevgilerimle.....
Bu yazı 647 kere okunmuştur.


Dinc Akal
27.04.2007
Sevgili dost.
Yazını geç okudum. Fikirlerin zaten benim için hep sıcacık. C.Başkanı konusunda H.Çetin iyi bir örnek. Kendısını yakından (DPT) tanırım. Ben ise Onur Öymen'i uygun bulurum.
Sevgiler

6 Mayıs 2012 Pazar

Memleketi kurtarmak

Memleketi kurtarmak
..: 17.03.2007:..

Türkiye’de başı sıkışan “Kurtar bizi Paşam” gönderisi yapar. Bu gönderiler belli bir adede ulaşıp kamuoyu pozisyonu aldığı an, şartlar da müsaitse, durumdan vazife çıkarma arzusu had safhaya gelir ve günün birinde kuvvetle muhtemel TRT’den sabah namazını müteakip darbe açıklaması yapılır.
Buralara nasıl gelinir? Öncelikle vatanın birliği ve beraberliği, bölünmez bütünlüğü tehlikeye girmiştir. İnsanlar çok rahat federal yapılanmadan, komşu devletlerin bünyesinde yer alan ayrılıkçı kesimlerle birleşmeden söz edebilmektedirler. Devletin bütün iktisadi değerleri, ülkenin geleceğini tehlikeye sokabilecek şekilde özelleştirme adı altında müttefiklerimize pazarlanmaktadır.(%100 yerli sermayeden oluşan bankamız kaldı mı?) İnsanlara yabancı şirketlerle evlilik olmazsa olmaz şeklinde lanse edilmektedir. Türk Milliyetçisiyim demek nerede ise utanılması gereken çağdışı bir söylem haline getirilmek istenmektedir. Bunları söyleyen gazetecilere Başbakan “Abi” diye hitap etmektedir. KKTC konusunda yürütülen yanlış politikalarla Barış Harekatı sonrası doğan ve genç olan nesil çok acı ama maalesef Rum’un kucağına itilmiştir. İnsanlarımızda geçmiş dönem politik hatalarında etkisiyle para gelsin de nereden gelirse gelsin mantığı ile Güney’e çok sıcak bakma eğilimi başlamıştır. Ve çok acıdır Sn. Rauf Denktaş KKTC’den ziyade Türkiye’de söylemlerde bulunabilmektedir. Kendi kendimize yaptığımız kabadayılıkla KKTC’yi çözmüşüz gibi Kerkük ile ilgili silik, cılız söylemlerde bulunulmaktadır. Türkmen yöneticilere sürekli suikastlar düzenlenmekte, Kerkük Türkmenlerinin üzerinde inanılmaz bir baskı oluşturulmaktadır. Esir bir askeri için dünyayı ayağa kaldıran İsrail bir tarafta, silik bir Türkiye yönetimi diğer tarafta.
Gelinen nokta budur. Tam bir fiyasko! Fakat işin acı tarafı ve dillendirilmekten çekinilen nokta düne kadar zehrin bir panzehiri, hastalığın (iyi ve ya kötü tartışılır) bir iyileştirici reçetesi vardı. Oysa şimdi bu da yok. Kurumlar suçlu değildir. Kurumları yönetenler suçludur. Bugün yukarıda ki paragraf doğrudur diyebiliyorsak askeri ve sivil üst düzey yönetim birlikte suçludur. Suçu açmak gerekir! Aşağıda soracağım sorular neden yapılmamıştır?
1-Ülkenin milli menfaatleri gerekirse Amerika’ya ters düşmek uğruna Kuzey Irak’a operasyon düzenlemeyi gerektirdiği halde neden sadece “kararlılık masalı”ndan öteye gidilememiş ve K.Irak’a operasyon yapılmamıştır?
2-Yapılmayan operasyon yüzünden Şerefli Türk Ordusu’nun bölgedeki caydırıcılığının kaybolması veya azalmasının suçlusu kimdir?
3-Çıkartılan Petrol Yasası ile Türkiye olarak seyirci durumuna düştüğümüz “Petrol akar Türk bakar” misali gelinen noktaya neden MGK’da veya basında ciddi tepki gösterilmemiştir?
4-Şahsen takık durumda olduğum ve marka tesciline de bizzat müracaat ettiğim “Muavenet” gemimizin (02.10.1992) Amerika tarafından vurulalı yaklaşık 15 yıl olmasına rağmen hala resmi özür diletilememesinin sorumluluğu kimdedir?
Bilemiyorum. Bir bilen varsa beri gelsin. Aman ha Süleyman Demirel’i kastetmiyorum.
Neyse yakında seçim var. Herhalde birileri bizi kurtarır, biz kurtarılmayı bekleme modunda olduğumuz sürece…
....
Bu yazı 639 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


Dinc Akal
26.03.2007
Sevgılı Sabih
Yazılarını okumak içimi ferahlatıyor. Türk olmak, Türk vatandaşıyım demek bazılarına agır gelıyor. Ki onların kişilikleri bu soylu tanımlamaları kaldıramayacak kadar hacimszdir.
Gözlerinden öperim.

Kahraman Mehmetcik
23.03.2007
Reis iyi günler,

özlettiniz kendinizi....

umarım yazılarınız bir gün ulusal gazetelerde de yazılarınız yayımlanır.

Vatan size minnettar !

Arz ederiz

Kahraman Mehmetcik

Mehmet Buhur
17.03.2007
Ağzına sağlık,Kalemine kuvvet.Çok güzel bir yazı olmuş.Teşekkür ederim.Tam da istediğim gibi.

godot
17.03.2007
godot'yu bekliyoruz ve o usüldendir ki hiç gelmiyor ama biz hala bekliyoruz.bakalım nereye kadar...

İletişim ama Türkçe ve Vestel

İletişim ama Türkçe ve Vestel
..: 19.01.2007:..

Bir ülkeyi ele geçirmek istiyorsan önce kültürünü yok edeceksin. Bunu nasıl yapacaksın?
Öncelikle ana dilini pasif hale getirerek günlük kullanımda en az kullanılır hale getirecek ve yerine bol bol diğer dillerin kelimelerini yerleştireceksin. Bu kelimeleri yazılı ve görsel medya enstrümanlarından şırıngalayabildiğin kadar şırıngalayacaksın. Gün gelecek 10 yaşındaki oğlun sana “baba keşke bizde New York’ta yaşasak, California’ya gezmeğe gitsek” gibi absürd ötesi laflar sarf edecek. İşte o zaman sen kırklı yaşlarda bir Türk vatandaşı olarak kendini, seni yönetenleri etrafındaki canlı-cansız tüm materyalleri sorgulamaya başlayacaksın.
Sabahın Sekizinde TRT 2’de bir programda Sn. Prof. Oktay Sinanoğlu’nu görünce babanı görmüş gibi sevineceksin. Onun Türklük ve Türkçe için verdiği onurlu mücadeleyi görünce sabahın köründe camı açıp “Ne Mutlu Türküm Diyene” diye bağırmaya kalkacaksın.
Veya daha mantıklı bir refleks ile Sinanoğlu’nun Internet sitesine girip Türkçe için ben ne yapabilirim diye araştıracaksın.
Ben de öyle yaptım sevgili dostlarım. Siteye girdim ve Vestel için hazırlanmış bir metin ve uyarı ile karşılaştım. Kırmızı-Beyaz renkleri kullanan ve her fırsatta milliyetçi duygularımızı körükleyen Vestel’in Pazar kaygısı ile olsa gerek Türkçe karşılıkları olmasına rağmen bol bol İngilizce kelimelerden yararlandığını metin sayesinde anımsadım ve üzerime düşen görevi birey olarak yaptım; aşağıda görmüş olduğunuz e-postayı Vestel’e geçtim ve hemen yanıtını aldım. Bu konuyu Sn. Sinanoğlu’nun önderliğinde sizlerle paylaşmaya çalıştım.
2006 yazında da Sn. Öğretmenlerimiz Alanya’mızda konuyla ilgili öğrencilerine anket yaptırmışlar ve güzel bir kamuoyu oluşturmuşlardı. Umarım bu yazımızı da yararlanılacak örnek bilgi kapsamında ele alırlar ve bu oluşuma fiilen katılırlar.
Saygı ve sevgilerimle.
Sabih Samur

“Sayın İlgili,
Öncelikle Vestel olarak yürüttüğümüz çalışmaları yakından takip ettiğiniz ve bakış açımıza katkıda bulunacak yorumlarda bulunduğunuz için teşekkür ederiz.
Dünyanın 105’ten fazla ülkesine ihracat yapan, yaklaşık 30.000 kişiye istihdam sağlayan bir Türk firması olarak Türkçe’nin yozlaşmasını önlemek amacı ile üzerimize düşen görevleri yerine getirmekteyiz.
Ancak gerek içinde bulunduğumuz pazar, gerekse ilgili pazardaki rekabet açısından değerlendirildiğinde yadsıyamayacağımız bazı gerçekler bulunmakta. Bu çerçevede bazı ürünlerin kategori isimleri uluslararası alanda kabul görmüş şekli ile kullanılmaktadır. Bu çerçevede MP3 player, DVD Player gibi ürünler uluslararası kullanıma paralel olarak Türkiye’de de aynı isim ile kullanılmaktadır. Bununla beraber artık bu isimler kategori ismi olarak anılmaktadır.
Yeni reklamlarımızda yer alan lap top isminin kullanımına gelince “lap top” ve “notebook” isimleri ilgili ürün kategorisini tanımlamak amacı ile uluslararası çerçevede kullanılan tanımlardır. Bununla beraber ilgili tanımlar rekabet çerçevesinde diğer rakiplerimiz tarafından da orijinal adlarıyla kullanılan tanımlardır. Tüm bunların yanı sıra reklam uygulamalarında tüketiciye yönelik çalışmalar yaparken dilin gereksinimine ve kafiye uyumlarına bağlı kalmak esastır. “Yüzüstü bırakmayan diz üstü” başlıklı ilanımızda göreceğiniz üzere metnin ve cümlenin gereklilikleri doğrultusunda ilgili ürünün uygun olan terimsel karşılığını kullanmaktayız.
Tüm bunların yanı sıra Vestel olarak kullandığımız “Teknolojinin Türkçe’si” söylemimizle; araştırma geliştirmesini gerçekleştirdiğimiz ve ürettiğimiz Türkçe kadar kolay anlaşılır, Türkçe kadar kullanışlı, Türkçe kadar hayatımızın parçası haline gelmiş olan ve Türkçe kadar hayatımızı kolaylaştıran teknolojileri ve ürünleri tanımlamaktayız.
Saygılarımızla,
Vestel Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama A.Ş.



Sayın yetkili,
Öncelikle belirtmem gerekir ki; aşağıda bahsedeceğim eleştirilerim ve önerilerim, Vestel gibi dünya çapında bir Türk markasının başarısını destekleyecek, bununla beraber de ülkemizin çıkarlarını gözetecek önerilerden oluşmaktadır.
Vestel şirketler grubunun çıkarmış olduğu ürünlerin adlarında, Türkçe karşılığı bulunmasına rağmen yabancı kelimelerin kullanılmış olduğunu fark ettim. Özellikle göze çarpan kelimelere baktığımızda LAPTOP kelimesini görmekteyiz. DİZÜSTÜ bilgisayar gibi çok güzel ve yaygın olarak kullanılan bir karşılığı bulunmasına rağmen bu yabancı kelimeyi kullanmanızı kasti olmayan bir hata olarak nitelendirmekteyim. Çünkü sitenizde, MASAÜSTÜ bilgisayar kelimesini kullanmaktasınız ve yaygın olarak yanlış kullanılan PC (PERSONAL COMPUTER) kelimesini kullanarak söz konusu hataya düşmemiş olduğunuz görülmektedir.
Ürünlerde kullanmış olduğunuz diğer yabancı kelimelere bakıldığında; Player (DVD-Player), Recorder, Box Model, Planet, Osteo, Magic, Smart gibi kelimeler bulunmaktadır.
Söz konusu kelimelerde ve bundan sonra piyasaya sunacağınız ürünlerin adlarında Türkçe kelimeler kullanmanız, ülkemizin ve dilimizin yozlaşmasına engel olacak sağlam adımlardan biri olacaktır. İhracattaki başarınızı bilmekle ve taktir etmekle beraber, yurtiçi satışlarınızda ve tanıtımlarınızda Türkçe kelimeler kullanmanızı beklemekteyiz. Kelime seçimi veya Türkçe karşılıklarının bulunması konusunda Türk Dil Kurumu’ndan veya Sinanoglu.net’ten yardım almanızı önerir ve TEKNOLOJİNİN TÜRKÇESİ diyen bir kuruluşun bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğini umarak çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Not: Bu eposta bir yığın ileti (spam) olmayıp, göndericinin hür iradesi ile yollanmıştır. Vestel'in yetkili personeli tarafından, eleştiriye konu olan durumu açıklayıcı birer eposta ile göndericiye cevap verilmesi konusunda yardımlarınızı rica ederim.
Saygılarımla
Sabih Samur”
....
Bu yazı 438 kere okunmuştur.

Kıbrıs mı? Alanya mı?

Kıbrıs mı? Alanya mı?
..: 24.12.2006:..

Bu başlık öyle bir başlık ki, nereye çekersen oraya gider, Türkçe’miz gibi.
Turizm ile ilgili yazabilirsin, iklim benzerliği ile yazabilirsin belki şive ve lehçe benzerliğinden dem vurabilirsin, o da olmazsa jeopolitik öneminden bahsedebilirsin.
Hiçbiri olmazsa ortaya güzel bir karışık yaptırırsın afiyetle yersin.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; Sevgili Alanya doğumlular (sonradan Alanyalı olanlar hariç), bu başlığı gerçekten anlamak istiyorsanız bir hafta sonu kıyın paracığınıza, atlayın deniz otobüsü veya uçağ,a gidin yavru vatan Kıbrıs’a.
Mutlaka bir Kıbrıslı ile sohbet edin. Size sıcak kanlı davranmayacak olsalarda siz ona “ Napan be gardaş?” deyin, o anlayacaktır. Ekmeğinden yiyin, suyunu için. Şeftali Kebabı’ndan tadın. Molehiya nedir ? Sorun. Bulabilirseniz tadın. Hellim peyniri satın alın.
Kereviz ve Enginardan nefret ediyor olabilirsiniz ama lütfen ada versiyonunu deneyin.
Artık karnınız doyduğuna göre araştırmaya başlayın bakalım:
- İnmiş olduğunuz havaalanının adı neden Ercan ?
- Kumsal dediğimiz mevkiide size gezdirilecek olan evin banyosundaki küvetin rengi neden soluk Kırmızı?Banyonun tavanındaki insan beyni parçalarını hangi kuvvet bunca yıla rağmen ve o sıcağa rağmen tutabiliyor ve ne işi var o parçaların orada?
- İnşallah vaktiniz kalmıştır? Binin bir Mercedes taksiye, Taşkent adlı kasabamıza gidin. Kahvesinde çay içip sohbet edin. Ama genç nesil ile değil 50 yaş ve üstü ile. Size fotoğraflarla dolu müzeciklerini gezdirsinler. Diaspora değil gerçek katliamı gözlerinizle görün ve bunu Alanya’mıza döndüğünüzde dünyanın dört bir tarafında yaşayan Alanyalılara ve uzaktan yakından kendini Alanyalı hisseden tüm dostlarınıza anlatın, çektiğiniz fotoğrafları e-posta ile gönderin.
- Moraliniz bozulmuş durumda ama gururla bindiğiniz (çünkü bu yaşanan kötü günlere rağmen Taşkent hala bizim) taksinizin arka koltuğunda göz yaşlarınızı silerken toparlayın kendinizi ve gür bir ses ile Girne’mizi görmek istiyoruz deyin şoför beye.
- Neden yapılma gereği duyulmuş ve kimler tarafından yapılmış bu gezdiğiniz Girne Kalesi ? Araştırın.
- Şoföre neden bize kara veya kara sakal dendiğini ona kızmadan sorun.Dinleyince hak vereceksiniz.
Dönüpte geldiğinizde Alanya’mıza “Ulan uyduk, bu Sabih’in aklına gittik ta oralara” demeyin veya deyin.
Ama biraz etkilendiyseniz ve benim verdiğim mesajı alabildiyseniz arayın başbakanınızı ve ona deyin ki “Sn. Başbakanım sen ne kadar bizimsen “Git adanda politika yap” dediğin Rauf Denktaş’ta o kadar bizim”
Biz etle kemiğiz. Alanya’da bizim,Kıbrıs’ta bizim, Diyarbakır’da bizim.
Çok entel dantel değilseniz içinizde birazcık milli duygularınız hala varsa KKTC’den getirdiğiniz Türk Kahvenizi içerken bir sorun kendinize bakalım; Kıbrıs mı? Alanya mı?
Nasıl ama yaptığım, ortaya karışık lezzetliydi değil mi?
Saygılarımla, kendinize iyi bakın.
....
Bu yazı 356 kere okunmuştur.


Bu makele için yapılan yorumlar


 
24.12.2006
 

Game Over ( Oyun bitti )

Game Over (Oyun bitti)
..: 19.09.2006:..

Başbakan akşam yemeğini yemiş evindeki diz üstü bilgisayarında günün stresini atmak için oyun oynuyordur. Ekrana "game over" yazısı gelince bir anda alnında terler birikir. Abdullah Gül'ü çok acil konutuna davet eder ve sabaha kadar çalışırlar.
Ertesi gün güneş doğarken yeni kabine listesi hazırlanmıştır.Ama böyle bir liste Türkiye'de ilk defa gerçekleşmektedir.
Başbakan Yrd. ve Devlet Bakanı : Devlet Bahçeli Dış İşleri Bakanı : Deniz Baykal AB ile Koordinasyon : Kürşad Tüzmen, İç İşleri Bakanı : Mehmet Ağar Turizm Bakanı : Erkan Mumcu Savunma Bakanı : Hikmet Çetin Cumhurbaşkanına verilen liste tam bir şok etkisi yaratmış ama ilk defa Tayip Erdoğan ile mutabık kalmıştır.
Tüm kadro 2007 seçimlerine kadar ülkeyi yönetmeye namusu ve şerefi üzerine söz verirler. Bu sırada Büyükanıt K.Irak'ta cepheden güzel haberler göndermektedir.Talabani'yi Irak Bayrağı'nı indirdiği bayrak direğine oturtmuştur. Kürt kökenli vatandaşlarımız kimlerin arkasından yürüdüklerini görmüşler ve yanlışlıktan dönme yolları aramaktadır. Osman Baydemir İsveç ve Belçika'ya iltica talebinde bulunmuştur.
Hükümet onaylanmış memlekette inanılmaz bir birlik ve beraberlik rüzgarı esmektedir.
Türkiye'de ki üretimlerini Mısır'a ve Çin'e kaydıran Tekstil Holdingleri yaptıkları hataların farkına varmış herkes doğduğu vilayete fabrikasını taşıma seferberliğindedir.
Mehmet Ağar İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere hemen hemen tüm illerde kap kaç, hırsızlık, çete ve mafya özentilerinin kökünü kazımıştır. Turizm bakanı Erkan Mumcu 2007, 2008 ve 2009'a kadar ki tüm yatak kapasitemizi Kış Turizmi dahil doldurmuştur.
Amerika Deniz Baykal'a Başbakana iletilmek üzere resmi özür mektubunu vermiştir. Aselsan'da F16'nın tüm elektronik aksamının üretildiği bölümün hemen yanına yeni üretilecek olan F 35'lerin elektronik kontrol ünitelerinin yer aldığı yeni tesis Hikmet Çetin ve Hava Kuvvetleri Komutanıyla beraber Türk Yıldızları'nın gösteri uçuşu eşliğinde açılmıştır.
Yeni açılan teknoparklar ve Nokia ile Motorola'nın fabrikalarını Zonguldak, Sinop ve Mardin'e taşımaları ile birlikte İstanbul ve diğer büyük şehirlere göç bıçak gibi kesilmiş tersine göç başlamıştır.
Almanya ve Fransa'dan gelen Avrupalı kaçak işçiler sorun olmaya başlamıştır.
Türkiye'deki yıllık otomobil satışı 100.000 adedi geçen Mercedes Almanya'daki tesisi Afyon'a taşıma kararı almıştır.
Avrupa'nın jet sosyetesi Alanya'yı keşfetmiş özel uçağına atlayan soluğu Gazipaşa Havaalanında almakta, Alanya Belediyesi'nin organize ettiği limuzinlerle merkeze kadar gelmektedirler. Apart otellerin yerini alan yöresel özellikler taşıyan, muz bahçelerinin içindeki butik oteller anlata anlata bitirilememektedir.
Esnafın yüzünde güller açmaktadır.
Eşimin omzumu silkelemesi ile uyandım. "hayatım işe geç kalacaksın" diyordu.
Hala rüyanın etkisindeyim. Belki bir gün.
....
Bu yazı 2581 kere okunmuştur.





hakan durusoy
26.11.2007
bizim alanyamız dünyada tektır eşi benzeri yoktur dünyada şuan istanbukda calışıyorum fakat alanyanın degerını daha iiii anlıyorum
alanyamızı sevelım ve koruyalım

grafmaho@hotmail.com
07.05.2007
ben alanya yı çok seviyorummmmmmm ....:))) :))

alanyasever
19.09.2006
merhaba,
yorumum bu yazı ile ilgili olmayacak.Öldürülen gerilla için içim yanıyor!?
..: 26.07.2006 :..
yaznız, şöyle bir gezinirken çok dikkatimi çekti.
Alanyaya yazık oluyor. Gerçekten insanları sınıflamak,ayırım yapmak küçümsemek hiç iyi bir şey değil. Yaratan da buna hoş bakmıyor. Ama kardeşim bu insanlar da kaşınıyor resmen. Bir aşağılık kompleksi, bir kendini farklı ve güçlü görme. Ayırımı hakkedeyorlar diyeceğim ama... Said Nursi; bir yazısında kürt olmadığını, ama böyle bir bölgede doğup büyüdüğünü ve halkının "saf" olduğunu söylüyor.
Gerçekten saf lar. Akıllı olsalar Alanyadan ekmek yiyorlar. Buralarda her şeylerine dikkat etmeleri gerekir.İt kopuk bir diyarbakırlı Alanya ya ayak bastığında herşeyden evvel akıllı ve aklı başında bir Diyarbakırlı bunu yakasında tutup geriye postalaması gerekir. Ama durum böyle değil tabi.
Bir sözüm de size sayın Sabih Samur bey; Ferhat Tunç gibi ayırımcılık yapan birisini iş yerine konsere çağıran "Rota Balık"ta ne işiniz var.
Saygılar

“Öldürülen gerilla için içim yanıyor!”

“Öldürülen gerilla için içim yanıyor!”
..: 26.07.2006:..

Yoğun ve yorucu geçen bir günün akşamında mutlu ve huzurlu bir şekilde eşim ile 12. evlilik yıldönümümüzü kutlamak için gittiğimiz Rota Balık’ta nahoş bir sürpriz ile karşılaştık.Güzel bir servis ile başlayan yemeğimiz Ferhat Tunç adlı vatansever(!)in konser adı altındaki propagandasından oluşan bir nevi semineri ile tabiri caizse piç oldu!
Yaklaşık 350-400 kişiden oluşan hala Türk vatandaşı olduğunu düşündüğüm daha doğrusu düşünmek istediğim kitleye nutuklar, söylemler arası birkaç türkü serpiştirerek sürüp giden bir konser…
Türküler arası söylemlerden örnekleri kısım kısım aktarıyorum:
“T.C’nin ölen sekiz askeri için biz de üzüldük. Ama diğer taraftan BİZİM ÖLDÜRÜLEN GERİLLA İÇİN İÇİM YANIYOR!”
Bu arada zafer işareti anlamına gelen işaret ve orta parmaklar havaya kalkıyor, alkış tufanı…
Peşinden barış ve kardeşlikten dem vuruluyor ve nerdesin ey kardeşlik adlı türkü.
Peşinden kahramanımız Ferhat Tunç iyice coşuyor ve misyonunu beyinlere kazıyor:
“Ötekileştirilmiş olan bütün kesimlerin sesi olmaya çalıştım”
“Birileri diyor ki farklılıkları dile getirmeyin!”, ”Ülkenin bölüneceği fobisinden kurtulun!
Çağdaş, evrensel, demokratik bir T.C.”
Ve asıl bombayı patlatıyor. Baskın basanındır taktiğiyle; “ Bu vatan hiç kimsenin babasının çiftliği değildir. Bu vatan bizimdir, bizi öteki görenler faşisttir, ırkçıdır, şovendir,VATAN HAİNİDİR!”
Bu sözlerin tamamı Ferhat Tunç’a aittir ve konser kayıtlarında mevcuttur.
Allah’ım sen bize akıl ve sabır ver. Adam Alanya’nın göbeğinde propaganda yapıyor. Tüm emniyet teşkilatı bütün birimleriyle seyrediyor. Doküman oluşturuyor.
Ferhat da bıyık altından gülüyor, Alanya da bizim, İzmir de bizim, her yer yakında bizim diyor.
Konser yaptığı mekanın da kendisinden olduğunu Adıyaman’lı olduğunu, zaten ne varsa Van’lı da,Diyarbakır’lı da Adıyaman’lı da var diyerek bölücülük yapıyor.
Bizde bunları dayanamayıp yazınca ne aklı evveliğimiz kalıyor ne de toyluğumuz.
Eğer bu yazıyı bir CUMHURİYET SAVCIMIZ okuyorsa SUÇ DUYURUSU olarak kayda alır da kolluk kuvvetlerimizi devreye sokarsa bizleri vatan hainliği ile suçlayan ve benim toprağımda bana zafer işareti yapanlara da bu ülkenin sahipsiz olmadığını göstermiş oluruz.
Bu vesile ile de Sn. Emniyet Müdürümüz omzuna taktığı yeni yıldızının hakkını vermiş olur.
Gelişmeleri hep beraber izleyeceğiz.
Diğer taraftan , 20 Temmuz 1974 çok önemli bir tarihti. Sevgili Kıbrıs’ımız barışa ve huzura kavuşturulmuş, akan Türk kanı durdurulmuştu.
Gel gör ki Sn. Hasan Pulur ve Sn. Değerli büyüğüm Altemur Kılıç’ın dışında büyük kalemlerden hiçbiri bu konuyu köşesine dahi taşımadı.T.C.nin bir dış politikası vardır. Bu politikayı hükümetler yürütmekle sorumludurlar. Şu an ki hükümeti ve başbakanı beğenirsiniz veya beğenmezsiniz. Bu kesinlikle O’nun ve ekibinin KKTC’de yaptığı ve yapması gereken temas ve dosta düşmana karşı olan gövde gösterisini görmemezlikten gelinmesini gerektirmez. Tam tersi iktidar ile muhalefet geçiş dönemlerinde omuz omuza vermek zorundadırlar.
Kıbrıs konusunda ve gözbebeğimiz KKTC konusunda ahkam kesmemek ve şu anki KKTC iktidarının gittiği yanlış yolu ve Kıbrıs Türkü’nü eleştirirken yapıcı olabilmek için öncelikle DAVA’yı bilmek özümsemek ve geleceğe yönelik Türkiye’nin ve KKTC’nin ortak milli menfaatlerini göz önüne alarak stratejiler belirlemeliyiz.
Bunun da yolu Dava’yı öğrenmekten geçer.Tüm okuyuculardan ve bu yazıyı okuyan lise tarih öğretmenlerinden ricam İSMAİL TANSU’nun,” ASLINDA HİÇ KİMSE UYUMUYORDU” adlı eserini mutlaka tedarik edip okumaları ve okutturmaları.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere, sömürgelerinden çekilerek bağımsızlıklarını tanımaya karar verince Kıbrıs’ın statüsünün ne olacağı konusu bir Kıbrıs sorunu yaratmıştı.
İngiltere’nin tarihi kararını fırsat bilen Rumlar ve Yunanlılar, ötedenberi hayal ettikleri ‘Kıbrıs’ı Yunan’a ilhak’ anlamına gelen ENOSİS’i gerçekleştirmek için harekete geçmişler ve yoğun bir siyasi kampanya başlatmışlardı. Bu arada Rumlar Kıbrıs’ta Yunanistan’ın desteği ile Yunan Ordusu’ndan Albay Grivas liderliğinde EOKA adında silahlı bir terör örgütü kurmuşlardı.
Gelişmeleri yakından izleyen Türk Genelkurmayı ve siyasi otoriteler Nato ortağımız olan Yunanistan ile dostluğa önem veriyor ve Kıbrıs sorununun ilgili devletler arasında görüşmelerle barışçı yoldan çözülebileceğine inanıyordu.
Fakat EOKA’nın önce İngiliz Sömürge yönetimine karşı başlattığı terör hareketlerinin sonradan Türkleri de hedef alması üzerine tarihi karar verildi; ‘Kıbrıs Türklerinin güvenliklerinin sağlanması için, silahlı, gizli bir örgüt kurulmalı ve bu örgüt T.C. Hükümeti tarafından bütün imkanları ile desteklenmelidir.’
İşte bahsi geçen bu kitapta yeraltında örgütlenen,”TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI : TMT” adındaki bu gizli örgütün neden ve nasıl kurulduğunun efsanevi öyküsünü bulacaksınız.
NOT: Sn. Sami Çaycoşar’la hiçbir tanışıklığımız yok. Sadece zaman zaman aynı gazetenin aynı sayfasında yan yana geliyoruz. Benim yaşına olan hürmetim (benden 25 yaş büyük) Amerikan sempatizanı fikirlerini benimsememi kesinlikle gerektirmiyor. Bizi ciddiye almıyorsa yaklaşık aynı fikirlere sahip olduğumuz yaşça kendisinden kıdemli Sn. Altemur Kılıç’ın tecrübelerinden yararlanmasında fayda görüyor, kendisine hürmetlerimi iletiyorum.....
Bu yazı 2243 kere okunmuştur.





alanyasever
01.12.2006
Merhaba,
Alanyaya yazık oluyor. Gerçekten insanları sınıflamak,ayırım yapmak küçümsemek hiç iyi bir şey değil. Yaratan da buna hoş bakmıyor. Ama kardeşim bu insanlar da kaşınıyor resmen. Bir aşağılık kompleksi, bir kendini farklı ve güçlü görme. Ayırımı hakediyorlar diyeceğim ama... Said Nursi; bir yazısında kürt olmadığını, ama böyle bir bölgede doğup büyüdüğünü ve halkının "saf" olduğunu söylüyor.
Gerçekten saf lar. Akıllı olsalar Alanyadan ekmek yiyorlar. Buralarda her şeylerine dikkat etmeleri gerekir.İt kopuk bir diyarbakırlı Alanya ya ayak bastığında herşeyden evvel akıllı ve aklı başında bir Diyarbakırlı bunu yakasında tutup geriye postalaması gerekir. Ama durum böyle değil tabi.
Bir sözüm de size sayın Sabih Samur bey; Ferhat Tunç gibi ayırımcılık yapan birisini iş yerine konsere çağıran "Rota Balık"ta ne işiniz var.Ferhat Tunç'u çağırdığına göre...
Saygılar

...
01.11.2006
sizin şu kızgınlığınız,şu sahte vatanseverliğiniz,şu bilgiç tavrınız...işte ferhat tunçu ferhat tunç yapan unsurlar...

dünya
17.10.2006
Ferhat Tunç'u çocukluğumdan beri dinler ve severim.Birçok kez konserlerinde söyleşilerinde bulundum:şimdi daha adını yeni duyduğunuz bir insanı hiç çekinmeden hiç araştırma gereği duymadan canınız istediği gibi anlatıyorsunuz.Üstelik başı bu ülkenin polisiyle askeriyle sürekli belada olan biir sanatçı için söylüyorsunuz bunları.Üstelik bunca mafya,kabadayı ortalıkta elini kolunu sallayarak dolaşırken...Ama ne de olsa onlar saf kan Türk değilmi?Bu ülke herkesten çok onların.onlar istediği gangsterliği yapabilir yeter ki bir kürt ağzını açmasın.Asıl bölücü sizlersiniz ve korkmayın bu ülke sizin gibileri iyi barındırır olan yine bizlere olur...

ziya paksoy
26.07.2006
Öncelikle duyarlılıgınız için sizi kutluyorum.Bu vatanın ekmegini yeyip,suyunu icen bu insan müsvettelerini şiddettle kınıyor,bu vatan hainlerinin alenen bölücülük yapmalarına seyirci kalan emniyet teşkilatınında bir an önce harekete geçmesini temenni ediyorum.Ayrıca alanya emniyet müdürüde muhtarları bir an önce toplayıp ikametgah bildiriminde bulunmayan vatandaşlar konusunda bir uygulama yapmasını temenni ediyorum.Zira dogu kökenli bir sürü insan bu millete zarar verdiği gibi Alanya yada zarar vermektedir.Gezinti teknelerinde kürtce şarkılardan millete gına geldi.Yokmu bu gidişata dur diyecek kimse.saygılarımla...