DORUKTÜRK TV

Yeni Alanya Gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Alanya Gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2016 Cuma

Altemur Kılıç büyüğüm vefat etti


Atatürk'ün silah arkadaşı ve yaveri Kılıç Ali Paşa'nın oğlu, diplomat ve gazeteci Altemur Kılıç vefat etmiştir. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesi ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.
Sabih Samur'a 2016 yılında Alanya'da Yeni Alanya Gazetesi Mehmet Ali Dim'in makamında bendeniz için "bu genç adam, sözleri keskin adam senin gazetende yazacak, yazmalı!" Diyen yürek.
Nurlar içinde yat ruh ikizim.
Allah gani gani rahmet eylesin.


Sabih Samur


7 Mayıs 2012 Pazartesi

Halka rağmen halk için

Halka rağmen halk için
..: 28.07.2007:..

Alanya il olmayı bekliyor! Bunu çoktan hak ettiğini düşünüyor. AKP’ye de nasıl olsa oyumuzu verdik ve sözümüzü tuttuk. Onlarda şimdi verdikleri sözü tutsun, diyor. Bu mudur? Evet budur.
Kızmayın, aynı olay Ankara’da, İstanbul’da ve memleketimin her köşesinde böyle yaşanıyor.
Yaşasın AKP! Dün dümdüz giden köşe yazarları bugün “aman başıma bir iş gelmesin” dercesine ortamı germeyelim geyiği ile özür dilemek dahil olmak üzere her yolu deniyorlar.
Evet artık kaldığımız yerden devam.Yani;
- Mükemmel giden Turizm sektörü daha da iyi olacak.
- Son demlerini yaşayan ve çıkış yolunu Mısır ve Tunus’a taşınmakta bulan Tekstil ve
Konfeksiyon sektörü tam gaz ihracata devam. Dolar 1YTL’ye kadar düşebilirmiş, kimin
umurunda.
- Esnaf dükkanları kapatmış veya açık tutmaya çalışıyor. Dostlar alışverişte görsün.
Sonuç: “Her şey güzel olacak…”
Evet sevgili okuyucularımız, mübalağasız en az elli kişiye,”AKP’ye oy verdiniz mi?” diye sordum. Aldığım yanıt hayır!
Neden biz böyleyiz? Neden dürüst değiliz? Evet verdim diyemiyoruz. Sonuçta verdiysen vermiş olduğun parti iktidara tek başına gelmiş ise niye saklarsın be kardeşim. Tuhaf.
Evet biz bunları yazaduralım beklediğimiz haber geldi. “Gerekirse ordu müdahale edebilir!” Ne demek şimdi bu? Testiyi kırmadan tokatı atalım misali…
Elin İtalyan’ı üşenmiyor bizim Emekli Orgeneral Edip Başer ile söyleşi yapıyor. Bu söyleşi de
La Repubblica adlı günlük gazetelerinde yayınlanıyor. Yazının başlığı: “Askerlerden Uyarı:
Müdahaleye Her An Hazırlar”.
Başer,sandıktan çıkan net sonuca saygı göstereceklerini belirterek, “Ak Parti net galibiyet kazandı. İnsanların büyük bölümü tercihini muhafazakârlardan yana kullandı. Bu tercihe saygıdan başka çare yok” dedi.
Başer, “Cumhurbaşkanını belirlemede durum raydan çıkarsa ordu yine müdahale edebilir. Bunu Nisan sonunda internette bildiri yayımlamaya oranla farklı bir şekilde de yapabilir. Ama Başbakan Erdoğan’ın işi böyle kritik bir noktaya taşıyacağını sanmıyorum.”
Dedi.
Bu yazının Türkçe Açıklaması şudur. Sevgili Abdullah Gül kardeşim. Sen iyi bir kardeşimiz olarak Dış İşleri Bakanlığı veya benzeri muhtelif bakanlıklarda kendine bir görev ayarla ama sakın Cumhurbaşkanlığı makamını aklına bile getirme,sonra, biliyorsun uf olur.
Ve Başer “Gül neden olmasın?” sorusuna “...Kendisinin geçmişteki bazı beyanatları, cumhuriyet karşıtıymış gibi bir izlenim uyandırmıştır. İnsanlar kişinin geçmişine bakıyorlar. Bu, zihniyeti anlamak için gerekli.”diye yanıt veriyor.
Ne diyelim büyüğümüzdür vardır bir bildiği paşamızın. Nede olsa Kuzey Irak konusunda “Koordinasyon” ile ilgili inanılmaz emeği geçti. Yalnız bana garip gelen, bizi Türkiye olarak dışarıda temsil yetkisi verdiğimiz bir kişinin “Cumhuriyet karşıtı” olduğunu düşünüyorsak insana demezler mi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
Cumhurbaşkanlığı yüce makam, Dış İşleri Bakanlığı dandik makam mı?
İrticanın birinci öncelik olduğunu düşünen ve söyleyen yanlış zihniyet bugün de aynı yanlışlığı yapmaktadır. Gül’ün gelip gelmemesi beni şu an çok enterese etmiyor. Gündemin birinci önceliği bu olmamalı!
Benim ülkemin eyaletlere bölünmesi ve bir eyaletin adının Kürdistan olması gerektiğini söyleyen birileri, bu ülkede elini kolunu sallayarak geziyor, biz nerelerdeyiz, nelerle uğraşıyoruz?
Gün gelirde bu söylem kitlesel harekete dönüşürse işte o zaman ordu kışlasından çıkacaktır (Amerika’ya rağmen). Bu çıkışın adı da “Halka rağmen Halk için” olacaktır.
Umarım herkes aklını başına alır. Tek Vatan ve Tek Bayrak altında yaşaması gerektiği bilincine varır.

....
Bu yazı 598 kere okunmuştur.

ÜÇ KİŞİ TÜRK MİLLETİ’NDEN ÖZÜR DİLEMELİDİR

ÜÇ KİŞİ TÜRK MİLLETİ’NDEN ÖZÜR DİLEMELİDİR
..: 14.06.2007:..

Evet artık yeter. Türk Milleti’ni aptal yerine koyanlar yanılıyorlar. Bizler bu aziz vatanın üzerinde yaşayan Asil Türk Milleti’nin birer ferdi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin doğru eller tarafından yönetilememesi veya yönetilmemesi nedeni ile uluslar arası camiada ve kendi içimizde düşmüş olduğumuz durumdan dolayı utanç duyuyoruz. Tarihin hiçbir döneminde ülke tüm kurumlarıyla hiç bu kadar kötü temsil edilmemişti.
Özür dilemesi gereken bu üç kişi kimdir ve gerekçesi nedir?
1-BAŞBAKAN
TSK’ya gerekli emri vermeyip; TBMM’yi toplayarak harekât izni çıkartarak ordumuzu K.Irak’a sevk ettirmediği için.
KKTC’nin Babacan tarafından AB yolunda engelleyici bir sorun olarak dillendirilmesine izin verdiği ve bunu T.C’nin resmi söylemi boyutuna getirdiği için.
2-GENEL KURMAY BAŞKANI
Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Başbakan’a “Türk Silahlı Kuvvetleri olarak mutlaka K.Irak’a girilmesi gerektiğini bunun olmazsa olmaz boyutuna geldiğini,Türk Milleti’nin gereksiz yere çarpışmadan, kalleşçe öldürülen vatan evlatlarının hesabını mutlaka günü geldiğinde “neden sana emanet ettiğimiz evlatlarımızın canına sahip çıkamadın?” diye soracağını bu nedenle bana Kuzey Irak’a girebilmek için bu yazılı emri çıkartmak zorundasınız demediği, bunu sadece kararlılık boyutunda bıraktığı ve TSK’yı Barzani gibi bir it ile dalga geçtirttiği ve dünya ülkelerinin gözünde küçük düşürdüğü için.
3-CUMHURBAŞKANI
Başbakanlık ve Genel Kurmay gibi iki çok önemli ve güzide kurumun başındaki kişilerin temsil ettikleri kurumlara ve ülkeye zarar verdiklerini göremediği veya gördüyse müdahale ederek neden her iki sorumluyu da uyarmadığını Türk Milleti’ne açıklamak zorundadır. Dünyayı titretebilecek yüreğe ve bileğe sahip olan muzaffer ordumuzun Başkomutanı olarak hâlâ ordumuzun K.Irak’a girmesini sağlayacak ortamı oluşturmadığı için.
Sonuç itibariyle canım ülkemin en tepesindeki bu üç YETKİLİ ve SORUMLU kişi görevlerini yeterince yerine getirmedikleri için TÜRK HALKINDAN ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDADIRLAR !

Gereğini Türk Halkı’ndan arz ederim.

T.C. Vatandaşı
Sabih Samur

Evet sayın okuyucular maalesef ülkemizin getirildiği durum budur. Edip Paşa da kalkmış utanmadan sıkılmadan sanki kendisine verilen sözde koordinasyon görevini dört dörtlük yerine getirmiş gibi, Hatay'ın İskenderun ilçesi Genç İşadamları Derneği’nce düzenlenen
''Türkiye'nin Ulusal Güvenliği'' konulu konferansta, eğitim sorunu, kötü yönetim, refahın paylaşımındaki dengesizlik, mezhepsel ve kökten ayrılıklar ile adalet ve sağlık sistemindeki sorunların ulusal güvenliği etkileyen unsurlar arasında yer aldığını vurguluyor ve Ulusal birliğin korunmasında en önemli unsurun dil olduğunu, Türkçe'nin korunmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirten Başer, ''TOKİ'nin yaptığı sitelerde Türkçe isimlere rastlamak zordur. Ya İngilizce ya Fransızca. Bağdat Caddesi’nde Türkçe mağaza ismi çok azdır'' diyor.
Enteresandır o günde TOKİ’nin yapmış olduğu evlerin teslimat töreni var.TSK üzerine gölge düşürecek politize söylemlerden kaçınılması gerekmektedir. Yapılan bu tip konuşmalar (gerek emekli gerekse faal kurmaylarımız tarafından) Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’nin ekmeğine yağ sürmektedir.Ve maalesef iktidardan uzaklaştırmak yerine tam tersi ezilen, yıpratılmak istenen, mağdur kimliğine bürünen bu parti bu kişilerin söylemleri yüzünden çok daha kuvvetli olarak yönetime gelecekler gibi görünüyor.
DP, CHP, Genç Parti ve MHP’nin yapması gereken, bu gerçeği görüp AK Parti’nin bu zamana kadar yaptığı olumlu veya olumsuz icraatları anlatıp eleştirmek yerine Türkiye’yi hangi vizyon ile yönetmeye talipler hedefleri nelerdir? Bunları çok çok iyi ve anlaşılır bir şekilde Türk Halkına anlatmak zorundadırlar.

Saygılarımla
Sabih Samur....
Bu yazı 965 kere okunmuştur.




Bu makele için yapılan yorumlar


Eray Atacan
22.07.2007
Sayın Samur, belli ki Türkiye'nin Kuzey Irak'a girerse kaç canının kaybedilebileceği konusunda bir bilginiz yok. PKK bir terör örgütüdür ve bir sinektir. Türk Silahlı Kuvvetleri ise bir balyozdur. Bir sineğe karşı balyozla mücadele edilmez. Buna isterseniz siz değil bu konunun uzmanları karar versin. Herkesin bildiği konularda konuşması dileğiyle...

Vedat Dindar
15.06.2007
Sn. Sabih Samur
Özür dilemeliler mi tartışılır.
Lakin gönül ister ki bu üç büyüğümüz bir bütün olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni hiç olmazsa dış ülkelere karşı temsil ederek dik duruşumuzu ve şaka yapmadığımızı gerekirse Ayşe'yi tekrar tatile gönderebileceğimizi ifade etsinler.
Saygılarımızla

Mehmet Buhur
14.06.2007
Teşekkürler,çok güzel bir yazı.Söyleyecek sözüm yok.Selamlar.

muharrem uyar
14.06.2007
sayın samur, sizin milli duygularınız kabarmış olsa gerek K ıraka girmenin nelere mal olacagını hiç düşündünüzmü ?evet şehit veriyoruz yüreğimiz yanıyor onu anlıyorum. K ıraka girilecekse zaten girilir şuan ordumuz gerekeni yapıyor sınırda guvenlik saglandı ve iç temizlik başladı K ıraka girmek şuan kardan çok zarar getirir bunun nelere mal olacagını elinizi başınıza koyun iyice bidüşünün terör bitermi biraz zor yokedersin ama yenisi gelir tabi geleni yok edeceğiz. 1980 yılından beri bitmdi 1982 yılında ben tuncelinin daglarında askerdim ve tuncelinin daglarında bu gunde asker var ayrıca TÜRK milleti hiç bizaman utanacak bikonuma düşmedi kurumlarda kötü temsil edilmemiştir. kim kurumunu kötü temsil eder, ülkemiz adına iyi düşünelim karı ve zararı bilelim ülkemizin çıkarlarını daima koruyalım kolay gelsin saygılar.

Talimat mı alıp girsek yoksa talimatımla mı girilse?

Talimat mı alıp girsek yoksa talimatımla mı girilse?
..: 07.06.2007:..

Yaklaşık Bir ay sonra yani 04 Temmuz 2007 tarihinde başımıza çuval geçirilişinin 4. yılını anımsamamaya çalışacağız. Günlük böbürlenmelerin karşılıklı posta koymaların, Konya İlimizde bilmem kaç tane fabrikası olan Barzani Efendi ile yaşanan ülke bazında aydınlatılması gereken garip ilişkiler ışığında, “TALİMAT MI ALIP GİRSEK YOKSA TALİMATIMLA MI GİRİLSE ?” gibi saçmalıklarla subay, ast subay ve erattan oluşan güzide vatan evlatlarının kanı akmaya devam ede dursun, inşallah bir emir veren çıkarda biz de artık yapmamız gerekeni yaparız.
Yapılmazsa ne olur? Birileri bize koordinasyonun nimetlerinden bahsetmeye devam eder ve bir gün birkaç güya üst düzey PKK terör örgütü yöneticisi sınırda bize teslim edilir. Bizde bunu başarı olarak halkımıza teknoloji nimetlerinden yararlanarak basın açıklaması olarak duyururuz.
Aşağıda yer alan basın açıklamasının yorumunu sizlere bırakıyorum. İnşallah Allah, Büyükanıt Paşa’ya böyle bir basın açıklaması yapmayı nasip etmez. Sincan’da 10 tane tank ile iktidarı kibarca değiştirebilen bir ordu eğer hakikaten K.Irak’a girmek istiyorsa o talimatı nasıl aldıracağını bilir diye düşünüyorum.
Basın Açıklaması
TARİH : 15 TEMMUZ 2003
NO : BA-14/03
IRAK’IN SÜLEYMANİYE KENTİNDE 11 TÜRK ASKERİNİN GÖZALTINA ALINMASI OLAYINI SORUŞTURMAK ÜZERE TEŞKİL EDİLEN ORTAK ARAŞTIRMA GRUBU AÇIKLAMASI AŞAĞIDADIR.
ORGENERAL SAYIN ÖZKÖK VE ORGENERAL SAYIN JONES’İN DİREKTİFLERİYLE KURULAN ORTAK ARAŞTIRMA GRUBU 04 TEMMUZ GÜNÜ MEYDANA GELEN OLAYLA İLGİLİ İNCELEMELER YAPMAK MAKSADIYLA, 9-14 TEMMUZ TARİHLERİNDE ANKARA’DA TOPLANMIŞTIR. ORTAK ARAŞTIRMA GRUBUNA GENELKURMAY HAREKAT BAŞKANI KORGENERAL KÖKSAL KARABAY VE ABD AVRUPA KUVVETLER KOMUTANLIĞI KURMAY BAŞKANI KORGENERAL SYLVESTER BAŞKANLIK ETMİŞLER VE TOPLANTILARA ASKERİ UZMANLARIN YANISIRA ABD VE TÜRK DIŞİŞLERİ YETKİLİLERİ DE KATILMIŞTIR.
GRUP, ABD ÖZEL KUVVETLERİNİN SÜLEYMANİYE’DEKİ OPERASYONUNUN İCRA YÖNTEM VE ŞEKLİ İLE TÜRK ÖZEL KUVVETLERİNİN KUZEY IRAK’TAKİ FAALİYETLERİNİ GÖRÜŞMÜŞTÜR. KEZA, TÜRK ASKERLERİNİN ALIKONULMA DURUMU DETAYLI BİR ŞEKİLDE ELE ALINMIŞTIR.
GRUP, OLAYI TÜM AÇIKLIĞI İLE DEĞERLENDİREREK, UZUN GEÇMİŞE SAHİP İKİLİ İLİŞKİLERİN TEMELİNİ OLUŞTURAN GÜVEN VE İTİMAT ORTAMININ YENİDEN TESİSİ AMACIYLA, İŞBİRLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNMUŞTUR.
ABD TARAFI, TÜRK TARAFININ ARAŞTIRMA KONUSUNU TEŞKİL EDEN BU ÜZÜNTÜ VERİCİ OLAY BOYUNCA ASKERİ PERSONELİNE YAPILAN MUAMELEYE İLİŞKİN KAYGILARINI NOT ETMİŞTİR. TÜRK TARAFI DA, KUZEY IRAK’TA TÜRK PERSONELİNİN RAPOR EDİLEN FAALİYETLERİYLE İLGİLİ ABD KAYGILARINI NOT ETMİŞTİR. HER İKİ TARAF, MÜTTEFİKLER ARASINDA VUKU BULAN BU OLAYI VE TÜRK ASKERLERİNİN GÖZ ALTINDA MARUZ KALDIKLARI MUAMELEYİ ÜZÜNTÜ İLE KARŞILAMIŞTIR.
HER İKİ TARAF HERHANGİ BİR FAALİYETE GEÇMEDEN ÖNCE, BÖLGEDEKİ GÜVENLİK VE İSTİKRARA İLİŞKİN HER TÜRLÜ BİLGİNİN UYGUN KANALLARDAN SÜRATLE PAYLAŞILMASINDA MUTABIK KALMIŞLARDIR. TARAFLAR BULGULAR IŞIĞINDA, ARALARINDAKİ İŞBİRLİĞİNİ VE KOORDİNASYONU DAHA DA GELİŞTİRMEK AMACIYLA İLAVE ÖNLEMLER ALMAYI DA KARARLAŞTIRMIŞLARDIR.
HER İKİ TARAF AYRICA, UZUN GEÇMİŞE SAHİP İLİŞKİLERİNİN SÜRDÜRÜLMESİNİN ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNDA DA MUTABIK KALMIŞTIR.
TÜRKİYE VE ABD BU TOPLANTI SONUCUNDA IRAK’TA ARALARINDA DAHA İYİ BİR EŞGÜDÜM VE İŞBİRLİĞİ SAĞLANMASINI KARARLAŞTIRMIŞLAR VE GELECEKTE BU GİBİ OLAYLARIN TEKERRÜRÜNÜN ÖNLENMESİ İÇİN GEREKLİ HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMAKTA GÖRÜŞ BİRLİĞİNE VARMIŞLARDIR.
SAYGI İLE DUYURULUR.
Yukarıdaki resmi bir açıklama olup Genel Kurmay'ın sitesinden alınmıştır. Ne acıdır ki geçen yıllar karşılıklı alınan notların bir kenara konulduğu ve tarihimize acı bir gün olarak kayıt düşülmekten öteye gidilemeyen bir leke olarak kalmıştır.
Genel Kurmay Başkanlığı'ndan bu resmi açıklamanın siteden kaldırılmasını arz ediyorum.
Gereği yetkili makamın ilgi ve bilgisine...
Saygılarımla
Sabih Samur....
Bu yazı 539 kere okunmuştur.




Bu makele için yapılan yorumlar


Dinç Akal
08.06.2007
Sevgili Sabih;
Genel Onay Başkanına en doğru teşhisi R.T.E. koymuştu zaten. Ancak ne hocası olduğunu tam olarak anlamamıştık.
Aslında K.K.K. kokartında yapmak istediği ve başaramadığı değişiklik ipucu sayılmalıydı.
Gençlerle aynı paydada olmak bilsen beni ne kadar mutlu ediyor.
Gözlerinden öperim.

Zeliha Daşıyıcı
07.06.2007
Sn.Sabih Samur Bey,
Dileklerinize aynen katılıyorum.
Bu olay, geleceğin sinyallerini o gün vermişti.Bu gün Irak'ta güvenliği bozan da, istikrarı sağlayaman da Amerikadır.Gövde gösterisi yapan Amerika, Bizim Asil Ordumuza değil çuval, selam verirken bile saygılı olması gerekirdi. Ama Tarih bir gün bunun hesabını soracaktır! Ülkemizin Güvencesi Ordumuza,Kelle diyen bir Başbakan, Amerikaya gereken cevabı ne yazıkki veremedi...

Yiğit ULUS
07.06.2007
Sayın Büyükanıt açıkça altını çizdi,dün şehit cenazesinde bir albayımız tekrar etti bizim düşmanımız kürt çeteleri falan değil,bizim düşmanımız açık açık ABD ve AB'dir ve içimizde ki yağdanlıklar,hainlerdir.basın ve siyasiler ciddi şekilde bu düşmanların hesabına çalışıp halkı aldatmaktadır.Emperyalizmin kanlı pençesinin altında ezilirken nasıl olurda emperyalistlerle dost olduğumuzu düşünürüz.Küresel kapitalizm açıkça bizi hedef almaktadır ve biz büyük bir bilgisizlik,kirli bilgi bombardımanı altında her gün ölen vatan evlatlarını saymaktayız ve artık yas tutacak sabrımız bile kalmadı.bu gidişin sonu hiç iyi değil.

Görmeden sevmek, konuşmadan saygı duymak ve Dinç Akal

Görmeden sevmek, konuşmadan saygı duymak ve Dinç Akal
..: 30.04.2007:..

Mehmet Akif Ersoy, Ziya Gökalp, Mümtaz Soysal veya yine çok sevdiğim Sait Faik Abasıyanık… Düşününce ilk aklıma gelen isimler. Tanışma şansımın olmadığı ve olamayacağı (Sn. Mümtaz Hoca hariç) bu isim ve temsil ettiği fikir, kişilikleri bilmem anlatmaya gerek var mı?
Mehmet Akif, kış günü ceket ile dolaşan palto alacak parası dahi olmayan ama yüreğindeki vatan sevgisi ile Türkiye’yi Türkiye yapan kilometre taşlarından bir nefer.
Ziya Gökalp,büyük düşünce adamı, şair

VATAN
Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar manasını namazdaki duanın.
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kuran okunur,
Küçük,büyük herkes bilir buyruğunu Hüda’nın…
Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bir ülke ki toprağında başka ilin gözü yok,
Her ferdinde mefkûre bir, lisan, âdet, din birdir…
Mebusanı temiz, orda “Boşo”ların sözü yok,
Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bir ülke ki çarşısında dönen bütün sermaye,
Sanatına yol gösteren ilimle fen Türkündür.
Hırfetleri birbirini daim eder himaye;
Tersaneler, fabrikalar, vapur, tren Türkündür;
Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Yeni Hayat’ta yayımlanan bu şiirle ne güzel mesaj vermiş Ziya Gökalp vatanı olduğunu zanneden vatansızlara.
Okumaktan müthiş zevk aldığım ve huzur bulduğum Sait Faik ise anlatılmaz, okunarak yaşanır.
Mümtaz Soysal, Kıbrıs’a bedeli “pahalı” bir macera ya da bir “kambur” gibi değil, Türk dış politikasına anlam ve onur katan “değerli bir unsur olarak bakan, Milletvekilliği ve Dışişleri Bakanlığı yapmış dava adamı.
Bu değerli kişilerin hiçbirini göremedim ve doğal olarak konuşma şansına da erişemedim. Gel gör ki konuşmadığın halde düşüncelerine saygı duyabiliyor, görmediğin halde sevgi besleyebiliyorsun.
“Sevgili dost.
Yazını geç okudum. Fikirlerin zaten benim için hep sıcacık. Cumhurbaşkanı konusunda H.Çetin iyi bir örnek. Kendisini yakından (DPT) tanırım. Ben ise Onur Öymen'i uygun bulurum.
Sevgiler”
Dinç Akal
Türkiye’nin bir çok ilinde görüştüğüm, yazıştığım dostum var, Alanya’da da olduğu gibi. Lakin hiç tanışma fırsatım olmadığı, sesini dahi duymadığım ama dostum olduğunu bildiğim saygı ve sevgi duyduğum bir ağabeyim var Alanya’da. Evet, Dinç Akal.
Türklüğe ve Türkçe’ye katkılarından ve en önemlisi dostluğundan dolayı teşekkürler Dinç Ağabey.....
Bu yazı 684 kere okunmuştur.




Bu makele için yapılan yorumlar


Dinç Akal
03.06.2007
Sevgili Sabih
Kalbimi kırdın çünkü esir aldın onu ve borçladın.
Bal yine yetişemedim deüil mi?
Lütfen yaşlılığıma ver oğlum.
Sevgilerimi al ve tepe tepe kullan.



Cumhurbaşkanı GÜL – Başbakan BABACAN

Cumhurbaşkanı GÜL – Başbakan BABACAN
..: 27.04.2007:..

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, İsrail'in kuruluşunun 59. yıldönümü nedeniyle İsrail Büyükelçisi Pinhas Avivi'nin verdiği resepsiyonda; "Sayın Genelkurmay Başkanı'nın 12 Nisan'daki basın toplantısında ifade ettikleri gibi yeni Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasa ile belirlenmiş olan temel niteliklerine, yani laik, demokratik, sosyal devlet ideallerine 'özde bağlı olması' gerekmektedir." Saygun, "Yeni başkomutanın eşi türbanlı olacak, ne diyorsunuz?" sorusuna da "Başka şey söyleyecek değilim. Bu ifadenin içinde sorunun cevabı var" yanıtı verdi. Saygun, "Gül sizin değerlendirmelerinize uygun mu?" sorusuna da "Ben söyleyeceğimi söyledim" karşılığını vermiş.
Sn. Gül ise çok net bir şekilde “Eşimin başını örtmesi tamamen bireysel kararıdır.Saygı gösterilmesi gerekmektedir” demişti.Çık çıkabilirsen işin içinden…
Zaman her şeye ilaç. Eğer Celal Bayar ve Adnan Menderes ikilisinin düştüğü hataya düşülmez ve iktidar ben isem kudret bende ise her şeyi yaparım! hatasına düşülmez ise Gül’ün kişiliği ile hiç kimsenin problemi yok. Ama bizim zaten kişilik problemi ile işimiz yok ki! Problem şu: İşgal ettiğin ve ya edeceğin makamın gereklerini kurallarına uygun olarak harfiyen yerine getirebiliyor musun ? Önemli olan bu.
Bu arada sessiz sedasız bir şekilde ve hiç kimsenin (biraz ukalalık yapalım) dikkatini çekmeden (dış güdümlü olduğunu düşündüğüm) Babacan Dış İşleri Bakanlığı koltuğuna oturtturuluyor. AB çalışmalarında göstermiş olduğu inanılmaz üstün çalışmalarından ötürü.
Özal döneminden belki de daha önceki dönemlerden beri yaşanan bir süreç var!Ne hikmetse yurt dışından özellikle Amerika’dan bize prensler gönderiliyor.Bunlar okumuş yazmış çocuklar.Bizi kurtarmaya gönderiliyorlar. Sessiz sedasız bir şekilde basamakları üçer beşer geçerek bir yerlere hazırlandırılıyorlar.Bu sütundan iddia ediyorum,eğer bir şekilde olayların akışı değişmez ise bir sonraki iktidarda Babacan ya başbakandır ya da koalisyon olursa başbakan yardımcısıdır.Biz bugünün cumhurbaşkanı adayı ile kritik deryasında yüzerken size bir dip not vermek istedim.
Başka bir dip notu da Sn. Büyükanıt’a geçmek istiyorum: ABD’ye, K.Irak’a girme konusunda (nedenini anlamamış olsam da)vermiş olduğunuz bir aylık süreyi yakinen bireysel olarak takip ederken, geçen her gün kaybettiğimiz vatan evlatlarının da bir fiil dokümanını tuttuğumu bilgilerinize sunarım.
Neyse hafta sonu Serhat şehrimiz, zamanın başkenti Edirne’deydim.Pazar sabahı erkenden şehri şöyle bir dolaştım ve açık olan bir berber dükkanına girdim.Kapısında bez bir afiş,üzerinde Kanaryalı Berber Halil yazıyor.Saçımı kestirirken malumunuz üzere,klasik memleket meseleleri sohbeti başladı.Halil ağabey aslen DYP’li.Gel gör ki geçen seçimlerde oyunu Genç Parti’ye vermiş.Ve diyor ki yine oyum Genç Parti’ye.Mazotu 1 YTL yapacakmış.
“Barajı aşarsa mutlaka Edirne’den vekil çıkarır” diyor. Bir taraftan da kanaryasının çıkardığı seslerle gurur duyduğunu vurgulayarak,gençliğinde aldığı ödülleri gösteriyor.
Saçımızı kendi zevkine göre tıraş ettikten sonra bizi güleç bir yüz ile uğurluyor dükkanından.
Kim der CHP’nin kalesi olan Edirne’den Genç Parti sesleri yükselecek. İlginç değil mi?
Seçim ve sandık çok şeylere gebe. Gün ola harman ola…
Saygı ve sevgilerimle.....
Bu yazı 682 kere okunmuştur.

Anı yaşa Vodafone

Anı yaşa Vodafone
..: 13.04.2007:..

Türkiye’mizde aklımızın almadığı veya yetişemediği hızda gelişmeler, değişmeler yaşanıyor. Biz bu değişimin içinde sürüklenip giderken bir taraftan da ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Birileri bize “doğru yol budur, kişi başı gelirimiz 10.000 $ olacak!” diyor, inanıyoruz. Belki de inanmak istiyoruz.
Cem Uzan’ın TELSİM’i. Hani bir laf var ya sarhoştu marhoştu ama başımda kocamdı. Bizim ki de o hesap. İçeriği ne olursa olsun sonuçta bir Türk şirketi idi. Oturmuş, yerleşmiş, kurumsal kimlik kazanmış, bir küresel marka olmuştu TELSİM. Ama ne oldu? SÜMERBANK’ı tarihe gömen zihniyet TELSİM’i de tarihe gömdü. Elaleme (Türk olmayan adı üstünde yabancı sermayeye) satıldı. Vodafone markalı bir uluslar arası şirket artık Telsim’in yeni adı ve sahibi.
Çok mu önemli? Evet çok önemli!
Düşünün, okuduğunuz bu gazetenin adı Yeni Alanya, imtiyaz sahibi Mehmet Ali Dim. Seversiniz, sevmezsiniz ama bilirsiniz ki Alanyalı, T.C vatandaşı, rengi Kırmızı-Beyaz. Sizden biri. Evet şifre bu: Sizden biri. Sonra gün gelir şu veya bu nedenle Yeni Alanya Gazetesi’nin adı olur “ das Capital” , sahibi olur Bay Helmut. İşte o zaman içiniz burkulur, tuhaf olursunuz. “Orda bir köy var uzakta, gitmesek de gelmesek de, o köy bizim köyümüzdür” dersiniz ya yok yok diyemezsiniz. Çünkü o köy artık sizin köyünüz değildir. Abarttım evet belki. Ben abartayım da hep beraber kan uykusundan uyanalım.
Bize sadece “ANI YAŞA” diyenlere tepkimizi gösterelim. Hoşgeldin Vodafone hayırlı kazançlar.
Evet ticari boyutta bu gelişmeler yaşanırken Türkiye’de herkesin bir Cumhurbaşkanı adayı vardır gönlünde diyerek bende kendi adayımı açıklıyorum. Sn. HİKMET ÇETİN.
Görev adamı. Türk Milleti’nin bu ismi ciddi olarak düşünmesi gerektiği kanaatindeyim.
Yıllarını Afganistan’a görev gereği veren, Türkiye’de ve Uluslar arası camiada saygın ve sevilen bir kişilik. Bir devlet adamı. Adam gibi adam. Buradan Alanya’mızda ki tüm parti temsilcilerine sesleniyorum. Fikirlerime sıcak bakıyorsanız bir ilki başlatalım ve Alanya olarak gerekli mutabakatı sağlayıp adayımızı açıklayalım. Sn. Hikmet Çetin’i Alanya’ya davet edelim. Cumhurbaşkanı adaylığını Alanya’da açıklamasını rica edelim. Bu şekilde Ulusal Medya’da da daha ciddi olarak gündeme gelebiliriz (Çıplaklı Belediyesi’ne ithafen).
Anı değil, tüm hayatı layık olduğumuz yönetim şekli cumhuriyet ve layıkıyla yürütebilecek bir cumhurbaşkanı ile yaşamak dileğiyle.
Saygı ve sevgilerimle.....
Bu yazı 647 kere okunmuştur.


Dinc Akal
27.04.2007
Sevgili dost.
Yazını geç okudum. Fikirlerin zaten benim için hep sıcacık. C.Başkanı konusunda H.Çetin iyi bir örnek. Kendısını yakından (DPT) tanırım. Ben ise Onur Öymen'i uygun bulurum.
Sevgiler

Mücahitler ve Müteahhitler

Mücahitler ve Müteahhitler
..: 28.03.2007:..

Cumartesi akşamı İstanbul’un Avcılar İlçesi’nde mutlu bir olay için akrabalarımızla bir araya geldik. Dayımızın büyük kızının nişanı gerçekleşti. Nişan öncesi yapılan tanışma sohbetleri faslında çok ilginç kişi ve karakterlerle tanışma fırsatı elde ettim. Sizlere aktarmak istiyorum.
Hacı Hasan ağabeyimiz zamanın hızlı gençlerinden. Erbakan Hocanın öğrencilerinden. Oğlunun adı Mücahit! Gerisini varın siz anlayın.
Hacı Hasan Bey ortam nedeniyle kısa kısa geçerek 1970’lerden 2000’lere kadar hoş ve enterasan bir yolculuk yaşattı bizlere. Beyazıt’ta kitapçılık(dini) yaptığı dönemde karşı komşusunun zamanın aktif(!) elemanlarından MÇP’nin Yaşar Okuyan’ı olduğu, sonralarında sistemin kendisini ANAP’a kaydırdığı, ise Milli Nizam Gençlik kollarında aktif görev aldığının ve yine o dönemlerde tatsız olayların yaşandığı hızlı günler olduğu…bu günlere gelindiğinde ise artık kendisi de dahil olmak üzere çoğu eski tüfeğin ticaret ile uğraştığı ve maalesef sözüm meclisten dışarı eski mücahitler oldu müteahhit diyen Hacı Hasan Beye teşekkür ediyorum.
Damat adayı tarafındaki bir emekli Havacı Başçavuş ağabeyimiz ise yaşı itibariyle dini konulara yoğunlaşmış. O da ortamın etkisi ile kendi fikirlerini paylaştı. Merve Kavakçı kızımızın başörtüsü’ne takılmış, hala rahmetli Ecevit’e takık durumda. Haksızlık yapıldığını düşünüyor. Diğer taraftan Kürt kökenli vatandaşlarımızın en az 4-5 çocuk yaparak gerekli kaliteli yetişme ortamını önemsemeden sadece çoğalma dürtüsü ile konuya baktığından dem vurdu.
Yine erkek tarafından bir arkadaşımız ise nakliye sektöründe üst düzey yönetici. O ise hükümete verip veriştiriyor. Ama bir taraftan da ikinci kez iktidar olmaları ve Tayyip Erdoğan’ın da Cumhurbaşkanlığı’na kesin gözüyle baktığı için; “Aslında hükümet, Özal’dan sonra en iyi çalışmış hükümettir” demekle yetiniyor. Bulgaristan’ın AB üyeliğinden sonra artık Türk tırlarına neredeyse Edirne’ye kadar yükünüzü getirin sonrasında AB ülkelerine ait tırlara yükünüzü transfer edin boyutuna kadar gelmiş olay. Konuya hakim kişiler tarafından bu konunun acilen işlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yakında bir tane Türk nakliye şirketi kalmaz.
Sıra nişan törenine geliyor. Yüzükler takılırken büyükler kısa bir konuşma yapıyor ve kurdele kesiliyor. Alkışlar. Dayı kızına yaptığı seçimin kendisine mutluluk getirmesini ve Allah’tan tamamına erdirmesini temenni ederken Türkiye’miz için de mutlu huzurlu kardeşlik dolu bir gelecek diliyorum.....
Bu yazı 613 kere okunmuştur.


Bu makele için yapılan yorumlar


Gülsen Birdal
18.02.2008
Sevgili Yiğit Ulus
Ne güzel ki Gülsen Birdal yazılarıyla stiliyle tad bıraktı hafızalarda TEŞEKKÜRLER

Yigit Ulus
28.03.2007
valla öncelikle hayırlı olsun ama yazınızı bugun pek begenemedim yine gazeteniz yazarlarından Gülsen Birdal tadı aldım biraz ve bu pek hoş değil aman daha özenli,daha dikkatli olun lütfen...

6 Mayıs 2012 Pazar

KAMUOYUNA DUYURULUR !

KAMUOYUNA DUYURULUR !
..: 10.02.2007:..

Petrol Mühendisleri Odası, TBMM'de görüşülerek yasalaşan Petrol Kanunu ile ilgili 18 Ocak 2007 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
BASINA VE KAMUOYUNA
TBMM'de görüşülerek yasalaşan Petrol Kanun'u ile ilgili olarak TMMOB Petrol Mühendisleri Odasının görüşleri aşağıda verilmiştir.
1- TBMM'den geçen Kanun ile yabancı devletlerin doğrudan doğruya veya idaresine hakim olacak şekilde mali ilgileri veya menfaatleri bulunan hükmü şahıslar ile yabancı devletler adına hareket eden şahısların, petrol hakkına sahip olmalarını, petrol ameliyesi yapmalarını, buna dayanarak menkul ve gayri menkul satın almalarını yasaklayarak bu yasağa istisna tanıma hakkını Bakanlar Kuruluna veren eski Kanun'un ilgili maddesi yeni Kanun'dan çıkarılarak petrol arama ve üretim faaliyetinde bulunmak isteyen yabancı devletlerin taleplerinin milli menfaatlere uygun olarak değerlendirilmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu anlayışla ülkemizdeki rezervlerin, stratejik olarak kendi siyasal anlayışına göre kontrol altında tutulmasını sağlamayı arzu eden yabancı devletlerin müracaatının Bakanlar Kurulu tarafından değerlendirilmesi koşulu ortadan kaldırılmış, ülke yararını gözetme anlayışı terk edilmiştir. Yabancı ülkeler adına faaliyet gösteren şirketlerin ve şahısların diğer şirketler üzerinde siyasal ve ekonomik olarak etkin bir politika izlemesinin önü açılmıştır. Bu durumda kamu ve ülke menfaatlerini gözetmek anlayışından vazgeçilip ülke çıkarlarının ikinci plana atıldığı açıkça ortadadır.
2- Ülke petrol aramacılığına katkıda bulunmak amacıyla petrol sektörünün en riskli bölümü olan arama fazında yapılması gerekli teşvik ve destekler yerine üretim aşamasında Devlet hissesinden yapılan indirimlerle üreticilere teşvikler verilerek yanlış politika uygulanmasına yol açılmıştır.
3- Geçmiş dönemlerde yatırım yapılarak o günün şartlarına göre geliştirilen sahalardan üretilen petroller dahil olmak üzere Devlet hisselerinde yapılan önemli oranlardaki indirimler Devletin milyonlarca dolarlık ciddi kayıplarına neden olacaktır.
4- Şirketlerin alabilecekleri arama ruhsatı sayındaki tüm kısıtlamalar kaldırılarak istendiğinde tek bir şirketin tüm ruhsat alanlarını kapabilmesinin önü açılmıştır.
5- Üretim sahalarının kullanılmasında eski Kanuna göre şirketlere uygulanan 40 yıl üretim hakkı sınırlamasının kaldırılarak sahanın sınırsız süre ile şirketlere bırakılması Devlete geçebilecek bir hakkın önlenmesi sonucunu doğurarak kamu zararı oluşmasına neden olacaktır.
6- Petrol üretiminden alınan Devlet Hissesinin % 50'sinin üretimin yapıldığı ilin il özel idaresine bırakılması mali uygulamalarda olması gerekli eşitlik temel ilkelerine aykırıdır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Emre ÖZGÜR
Genel Sekreter
PMO Yönetim Kurulu Adına

SABİH SAMUR YORUMU
İnsan üzülüyor.Göz göre göre memleketin bütün mal varlıkları özelleştirme adı altında takdim ediliyor müttefiklerimize (?). Bir ülke değerinin sınırsız süre ile kullanıma verilmesi; o değerin artık ilelebet bize ait olmadığı anlamına gelmektedir. Kıbrıs'ı 99 yıllığına İngilizlere kiralama veya kullanım adı altında veren zihniyet ne ise şu an ki zihniyet de odur.Ve iddia ediyorum CHP ve/veya diğer muhalefet partileri bu yasa için iptal başvurusunda bulunup başarılı olamazlarsa, bu yasayı çıkartanlardan tarih hesap soracaktır. Bu olay affedilemez!!! Cumhurbaşkanı Sezer sanırım dün konuya müdahale etti.Umarım kaygılarımız giderilir.
ÇARPIK ANTENLERE ):
Tam bağımsız bir Türkiye
“Tam bağımsız bir Türkiye” ne hoş ve güzel bir slogan değil mi? Bu slogan güzel olmasına güzel de böyle bir şeyin bugünkü dünya da gerçekleşmesi mümkün mü?
…..
Türkiye askeri teknolojisinin yüzde seksenini ABD’den yada dışarıdan alırken, enerjisinin yüzde seksen beşini başka ülkelerden temin ederken, kalkınmasını sağlayan ihracatını da tüm dünya ülkelerine yaparken, “Tam bağımsız bir Türkiye” masalına kim inanır ki?
Böyle bir şey mümkün mü?
Bu çarpık ve inançsız (ülküsüz) ifadeler Sn. Sami Çaycoşar büyüğümüze ait. Bizim F-35 yazımızın da ana teması buydu; kendi sanayisini kurması gereken, her türlü uluslararası çıkar ilişkilerinde en iyi şekilde kendi çıkarlarını koruyabilen bir Türkiye. Sivas ve Erzurum’da Amerikan Mandacılığını ret kararı almamızın sebebi bu zihniyetti.F-35 yazımız reytinge kurban gitti…....
Bu yazı 644 kere okunmuştur.

Sevgili Atam arz ederim

Sevgili Atam arz ederim
..: 09.02.2007:..

Sevgili Atam gözlerindeki gururu okuyabiliyorum. Zamanın uçaklarına bakarak geleceği okuyorsun. Ama üzgünüm sana verdiğimiz sözü tutamadık. Bir bir kapattırdılar bize Tayyare fabrikalarımızı! Uğraşmayın dediler nasılsa biz yapıyoruz bizden alırsınız.
Para veriyoruz bari istediğimiz gibi olsun dedik olmaz dediler. Onların ulusal çıkarları gereği veremezlermiş istediğimiz teknolojik verileri...
Bunları yazmak ve dile getirmek için senin Bursa Nutku'ndan güç aldığımızı vurgulayalım dedik, ne anarşistliğimiz kaldı ne provokatörlüğümüz.
Olsun bizi bilen biliyor. Eminim gerek Alanya'da gerekse internet üzerinden okuyan ve yazılarıma dolayısıyla fikirlerime ulaşan okuyuculardan hiç olmazsa bir kaçı bize hak veriyordur.
Nisan 2006'dan beri yazmış olduğum yazılardaki çizgimde bir sapma olmadığı gibi tecrübesine ve yaşına saygı duyduğumuz büyüklerimizin bizi fazla heyecanlı görmesi, vatan sevgimizi "garip bir milliyetçilik" diye adletmelerine aldırmadan inandığımız ülküde (Tam Bağımsız Türkiye) sonuna kadar, hedefe kadar yürüyeceğimizi arz ederim.
Saygılarımla.
DİPNOT: Bu mektup Sn. Sami Çaycoşar'ın 06 Şubat 2006 tarihli Yeni Alanya Gazetesi'ndeki (www.yenialanya.com) "İsmail Haboğlu ve Sabih Samur" başlıklı yazısına istinaden yazılmıştır.
Eş zamanlı olarak www.kirmizi-beyaz.blogspot.com ve www.mimhaber.net’te de yayımlanmaktadır.....
Bu yazı 510 kere okunmuştur.

İletişim ama Türkçe ve Vestel

İletişim ama Türkçe ve Vestel
..: 19.01.2007:..

Bir ülkeyi ele geçirmek istiyorsan önce kültürünü yok edeceksin. Bunu nasıl yapacaksın?
Öncelikle ana dilini pasif hale getirerek günlük kullanımda en az kullanılır hale getirecek ve yerine bol bol diğer dillerin kelimelerini yerleştireceksin. Bu kelimeleri yazılı ve görsel medya enstrümanlarından şırıngalayabildiğin kadar şırıngalayacaksın. Gün gelecek 10 yaşındaki oğlun sana “baba keşke bizde New York’ta yaşasak, California’ya gezmeğe gitsek” gibi absürd ötesi laflar sarf edecek. İşte o zaman sen kırklı yaşlarda bir Türk vatandaşı olarak kendini, seni yönetenleri etrafındaki canlı-cansız tüm materyalleri sorgulamaya başlayacaksın.
Sabahın Sekizinde TRT 2’de bir programda Sn. Prof. Oktay Sinanoğlu’nu görünce babanı görmüş gibi sevineceksin. Onun Türklük ve Türkçe için verdiği onurlu mücadeleyi görünce sabahın köründe camı açıp “Ne Mutlu Türküm Diyene” diye bağırmaya kalkacaksın.
Veya daha mantıklı bir refleks ile Sinanoğlu’nun Internet sitesine girip Türkçe için ben ne yapabilirim diye araştıracaksın.
Ben de öyle yaptım sevgili dostlarım. Siteye girdim ve Vestel için hazırlanmış bir metin ve uyarı ile karşılaştım. Kırmızı-Beyaz renkleri kullanan ve her fırsatta milliyetçi duygularımızı körükleyen Vestel’in Pazar kaygısı ile olsa gerek Türkçe karşılıkları olmasına rağmen bol bol İngilizce kelimelerden yararlandığını metin sayesinde anımsadım ve üzerime düşen görevi birey olarak yaptım; aşağıda görmüş olduğunuz e-postayı Vestel’e geçtim ve hemen yanıtını aldım. Bu konuyu Sn. Sinanoğlu’nun önderliğinde sizlerle paylaşmaya çalıştım.
2006 yazında da Sn. Öğretmenlerimiz Alanya’mızda konuyla ilgili öğrencilerine anket yaptırmışlar ve güzel bir kamuoyu oluşturmuşlardı. Umarım bu yazımızı da yararlanılacak örnek bilgi kapsamında ele alırlar ve bu oluşuma fiilen katılırlar.
Saygı ve sevgilerimle.
Sabih Samur

“Sayın İlgili,
Öncelikle Vestel olarak yürüttüğümüz çalışmaları yakından takip ettiğiniz ve bakış açımıza katkıda bulunacak yorumlarda bulunduğunuz için teşekkür ederiz.
Dünyanın 105’ten fazla ülkesine ihracat yapan, yaklaşık 30.000 kişiye istihdam sağlayan bir Türk firması olarak Türkçe’nin yozlaşmasını önlemek amacı ile üzerimize düşen görevleri yerine getirmekteyiz.
Ancak gerek içinde bulunduğumuz pazar, gerekse ilgili pazardaki rekabet açısından değerlendirildiğinde yadsıyamayacağımız bazı gerçekler bulunmakta. Bu çerçevede bazı ürünlerin kategori isimleri uluslararası alanda kabul görmüş şekli ile kullanılmaktadır. Bu çerçevede MP3 player, DVD Player gibi ürünler uluslararası kullanıma paralel olarak Türkiye’de de aynı isim ile kullanılmaktadır. Bununla beraber artık bu isimler kategori ismi olarak anılmaktadır.
Yeni reklamlarımızda yer alan lap top isminin kullanımına gelince “lap top” ve “notebook” isimleri ilgili ürün kategorisini tanımlamak amacı ile uluslararası çerçevede kullanılan tanımlardır. Bununla beraber ilgili tanımlar rekabet çerçevesinde diğer rakiplerimiz tarafından da orijinal adlarıyla kullanılan tanımlardır. Tüm bunların yanı sıra reklam uygulamalarında tüketiciye yönelik çalışmalar yaparken dilin gereksinimine ve kafiye uyumlarına bağlı kalmak esastır. “Yüzüstü bırakmayan diz üstü” başlıklı ilanımızda göreceğiniz üzere metnin ve cümlenin gereklilikleri doğrultusunda ilgili ürünün uygun olan terimsel karşılığını kullanmaktayız.
Tüm bunların yanı sıra Vestel olarak kullandığımız “Teknolojinin Türkçe’si” söylemimizle; araştırma geliştirmesini gerçekleştirdiğimiz ve ürettiğimiz Türkçe kadar kolay anlaşılır, Türkçe kadar kullanışlı, Türkçe kadar hayatımızın parçası haline gelmiş olan ve Türkçe kadar hayatımızı kolaylaştıran teknolojileri ve ürünleri tanımlamaktayız.
Saygılarımızla,
Vestel Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama A.Ş.



Sayın yetkili,
Öncelikle belirtmem gerekir ki; aşağıda bahsedeceğim eleştirilerim ve önerilerim, Vestel gibi dünya çapında bir Türk markasının başarısını destekleyecek, bununla beraber de ülkemizin çıkarlarını gözetecek önerilerden oluşmaktadır.
Vestel şirketler grubunun çıkarmış olduğu ürünlerin adlarında, Türkçe karşılığı bulunmasına rağmen yabancı kelimelerin kullanılmış olduğunu fark ettim. Özellikle göze çarpan kelimelere baktığımızda LAPTOP kelimesini görmekteyiz. DİZÜSTÜ bilgisayar gibi çok güzel ve yaygın olarak kullanılan bir karşılığı bulunmasına rağmen bu yabancı kelimeyi kullanmanızı kasti olmayan bir hata olarak nitelendirmekteyim. Çünkü sitenizde, MASAÜSTÜ bilgisayar kelimesini kullanmaktasınız ve yaygın olarak yanlış kullanılan PC (PERSONAL COMPUTER) kelimesini kullanarak söz konusu hataya düşmemiş olduğunuz görülmektedir.
Ürünlerde kullanmış olduğunuz diğer yabancı kelimelere bakıldığında; Player (DVD-Player), Recorder, Box Model, Planet, Osteo, Magic, Smart gibi kelimeler bulunmaktadır.
Söz konusu kelimelerde ve bundan sonra piyasaya sunacağınız ürünlerin adlarında Türkçe kelimeler kullanmanız, ülkemizin ve dilimizin yozlaşmasına engel olacak sağlam adımlardan biri olacaktır. İhracattaki başarınızı bilmekle ve taktir etmekle beraber, yurtiçi satışlarınızda ve tanıtımlarınızda Türkçe kelimeler kullanmanızı beklemekteyiz. Kelime seçimi veya Türkçe karşılıklarının bulunması konusunda Türk Dil Kurumu’ndan veya Sinanoglu.net’ten yardım almanızı önerir ve TEKNOLOJİNİN TÜRKÇESİ diyen bir kuruluşun bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğini umarak çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Not: Bu eposta bir yığın ileti (spam) olmayıp, göndericinin hür iradesi ile yollanmıştır. Vestel'in yetkili personeli tarafından, eleştiriye konu olan durumu açıklayıcı birer eposta ile göndericiye cevap verilmesi konusunda yardımlarınızı rica ederim.
Saygılarımla
Sabih Samur”
....
Bu yazı 438 kere okunmuştur.

Kerkük katliama doğru gidiyor

Kerkük katliama doğru gidiyor
..: 12.01.2007:..

Türkmeneli Sağlık Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Dr. Aydın Beyatlı, “Irak’ta işlevini yerine getiren bir hükümetin bulunmaması durumunda Türkmenlerin ve bazı diğer azınlıkların büyük risk altına gireceğini” söyleyen Cumhuriyetçi Senatör John McCain’in sözlerini değerlendirdi. Senatör John Mccain’in dediklerini 3 yıldır çeşitli platformlarda söylediklerini ancak kimseye dinletemediklerini vurgulayan Beyatlı, bunu bazı kesimlerin yıllardır göz ardı ettiğini anlattı. Kuzeyden Kerkük’e giden 400 bin peşmergenin hızlı şekilde silahlandığını vurgulayan Beyatlı, “Bunlardan 100 binin üzerindeki silahlıları Türkmenlere katliam uygulamak için bekliyor. Irak’a güçlü hükümet gelmeden yapılacak referandum bölgeyi karıştıracak” diye konuştu. Beyatlı, Irak ile ilgili rapor hazırlanırken bütün etnik gruplarla konuşulduğunu ancak Türkmenlerin yok sayıldığını belirterek, “Artık patlama noktasına geldik. Bizim kimseyle düşmanlığımız yoktu. Sünni ile Şii arasında da düşmanlık yoktu ama bunu başardılar. Bölgede etnik temizlik ve katliam yapılacak. İç savaşın yanında Türkmen ve Kürt savaşını da çıkartmaya çalışıyorlar” dedi. Beyatlı, Kerkük konusunda Türkiye’nin seyirci kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Kerkük’ün kaderi Türkiye’nin de kaderini belirler” diye konuştu.
Katliam uyarısı
Kerkük’e getirilen 400 bin peşmergeden 100 bininin silahlandırıldığını belirten Türkmeneli Derneği Başkanı Aydın Beyatlı, bunun bir katliam hazırlığı olduğunu söyledi.

Çok mu soğukkanlıyız ? Yoksa 1.Dünya Savaşı ve onu takip eden Kurtuluş Savaşımızda almış olduğumuz tecrübelerin ışığında yukarıdaki konuya bölgesel çatışma niteliğinde mi bakıyoruz? Bilemem ama bildiğim bir şey var o da siviliyle askeriyle odaklandığımız tek konu var; Başbakanın köşke çıkartılmaması. Çıkarsa ne olur Cumhuriyet tehlikeye girer. Peki hükümet devletin işlerini yürütmeden yani bir fiil icraattan sorumlu yetkili ve temsil makamı değil mi? T.C. olarak yurtdışı ve yurt içinde bağlayıcı kararlara imzayı Sn. Erdoğan atmıyor mu? Sn. Erdoğan şu an T.C.’nin Başbakanı mı,değil mi? Yahu Sn. Erdoğan sen ne büyük adammışsın benim 1923’ten beri devam eden Cumhuriyetimi tehlikeye sokabiliyorsun! Breh breh. Biz böyleyiz. Bütün dünya Suriye ile olan mayınlı sınır bölgemizin altının inanılmaz bir petrol rezervi olduğundan bahsediyor biz Cumhurbaşkanlığı makamına kimi yerleştirsek onun derdindeyiz. Sonra dallamanın biri çıkar “zaten o bölgenin mayınlarını temizlemek bilmem kaç on yıl alır, en iyisi biz orayı Birleşmiş Milletlerin kontrolüne bırakalım” der ve inanın bırakırız. Aynen petrol deryası olan Musul’u ve Kerkük’ü “ne işimiz var bu çöllerde bırakalım salak İngilizlere” diyen Osmanlı Paşası gibi.
Ne alakaysa birden aklıma geldi. Evet Sevgili Kerkük’ümüz. Senden özür diliyoruz. Biz şu an çok önemli işlerle meşgulüz. Bizden 2007 sonuna kadar sana fayda yok. Meşgulüz dedik ya!
Cumhurbaşkanlığı koltuğuna bizden birisini (Rahmetli Ecevit gibilerinin kafasına anayasa fırlatacak niteliklere haiz olması tercih sebebidir) oturtacağız, seçimlere hazırlık yapacağız. Meydanlara inip düz ova muhabbeti yapacağız ( oy uğruna!). Meydanların dolu olduğunu gören diğer büyüklerimiz yaylalara çıkıp uluyacaklar (Kerkük’te değil yaylalarda).
Bu arada sen arkana kalın bir şeyler al. Biz meşgulüz ya. Amerika şahsen ve Iraklı Kürtleriyle ananı ağlatırken biz yanında olamayacağız. Sık biraz dişini, zaten kafana çuval geçirecekleri için bir şey görmezsin. Bir de biliyorsun biz Sarıkamış’ta Rus’a değil soğuğa yenik düştüğümüz için genelde kışın operasyon yapmayız. PKK’nın kış uykusuna yatıp palazlanmasını bekleriz. Zaten bu soğukta çıkart tören kıyafetlerini, giy kamuflajları, kalk Ankara’dan git kıtalara uzun iş. Yani Ata’mıza diyoruz ya ”İZİNDEYİZ”. İzin dönüşü 2007 sonrası seninle ilgileneceğiz, ABD ananı ağlatırken! Bekleyemem mi diyorsun, o zaman Erdoğan büyüğümüzün dediği gibi “ al ananı git kardeşim” Allah Allah.
Ama merak etme yukarıda yazıldığı gibi aramızda izinde olmayanlar var ve onlar senin özgürlük mücadelende yanında olacaklardır. Korumak ve kollamak için. Umarım.
....
Bu yazı 376 kere okunmuştur.

Milliyetçilik öcü mü?

Milliyetçilik öcü mü?
..: 06.01.2007:..

Bir milliyetçilik furyası esiyormuş,yok efendim başbakanda bu furyadan yararlanmak istiyormuş.O yüzden son yaptırdığı afişler ve kullandığı görselde arka plan fona Türk Bayrağı yerleştirilmiş.Miş miş miş.
Kim derdi Türk Bayrağı tehlikeli bir unsur olacak, milliyetçiliği simgeleyecek ve neredeyse Milli duyguları ateşlediği ve Türk Milliyetçiliği’ne hizmet ettiği için suçlu ilan edilecek.Sabah Gazetesi’nin ağır ağabeylerinden Muhterem Fatih Altaylı’da köşesinde buyurmuşlar; “…bu yükselen milliyetçilik ile nereye gidiyoruz?…” Çok sakıncalı değil mi?
Aman çocuklarınızı uyarın kötü yola sapmasınlar.Allah korusun büyüyünce Atatürk milliyetçisi filan olurlar neme lazım! Bırak tshirtlerde yazan “I love America” yazısını donunuza kadar Amerikan bayrağı giyiniz sizden iyisi yok. Neden? Çünkü bize öğretilen güçlüden yana ol zarar gelmez. Ne istiyorum biliyor musunuz ? Amerika Türkiye’ye sınırsız Green Card verse de ne kadar Amerikan hayranı varsa defolup gitse!
Ulan bu yazıyı Bush mush okur da alırız başımıza belayı. O yüzden bende I love USA yani nasıl diyorlar sizde me too!

YÜZÜNDEN VE HAMASET
ABD yüzünden Kuzey Irak’a giremiyoruz.
ABD yüzünden başka ülkelerden helikopter alamıyoruz.
ABD yüzünden güya kendi isteğimizle F-35 projesine dahil oluyoruz.
ABD yüzünden özelleştirmediğimiz bir Anıt Kabir kaldı.
Yukarıdaki 4 satırı kırk satır yapabilecek kudretteyiz Allah’a şükür. Ama HAMASET yapmaya gerek yok değil mi? Büyüklerimiz öyle diyor ya!
Biz K.Irak’a girmeliyiz dedikçe bazıları hamaset yapılıyor diyorlar.Türk Ordusu barışı sağlamakla, vatanı korumak ve kollamak ile mükelleftir. Üniformalı iken yağıp gürleyeceksin,bir sürü madalyayı bir sürü törenle alacaksın sonra sivil olunca utanmadan sıkılmadan “… biz oralara gidemeyiz gitsek de giremeyiz. Çünkü,” şartlar müsait değil.”diyeceksin. Yerim senin şartını.
Rahmetli Ecevit ve Erbakan ikilisi tüm muhalefete ve Amerikancı kesime rağmen aslanlar gibi liderlik yapmışlar ve ordumuzun o yokluklarına rağmen Kıbrıs’a girerek akan kanı durdurmuşlardı! O zaman ortam çok mu müsaitti? İşte bunları yazdığın zaman hamaset yapmış oluyorsun. Haberiniz olsun t-shirt yaptırıyorum.Üzerine “I love HAMASET” yazacağım. Eminim Janus’un sahibi Mehmet Hacıkadiroğlu ve personeli de bana eşlik edeceklerdir.
Şimdi bu yazdıklarımı başka yerlerinden anlayıp bizi ordu düşmanı ilan etmeye kalkanlara da bilgi vermekte fayda var. Ofisimin duvarında Tümgeneral Necati Özgen imzalı 207. Dönem
Yedek subay diploması asılı. Bugün sayın Özgen Paşam da emekli ama resmi ağzı ne ise sivil ağzı da hala öyle. Adım gibi eminim yetkisi olsa kamuflajları çoktan giymiş Kandil’e çoktan inmişti. Bugün Kandil’e giremeyenler yarın Doğu ve Güneydoğudaki Üniversitelerimize de giremeyecekler. Neyse hamaset yapmayalım. Hep bir ağızdan bağıralım yaşasın koordinasyon. Yaşasın Amerika ile olan dost ve müttefikliğimiz. YAŞASIN AMERİKA ve KUTSAL ÇIKARLARI !
Kendinize iyi bakın ve yere sıkı basın.

DÜZELTME
27.10.2006 tarihinde yazmış olduğum “Fransız Öpücüğü” başlıklı yazım nedeniyle Sn. Murat Yatağanbaba tarafından gazetemize aşağıda yazılı olan e-posta gelmiştir. Aynen yayınlıyor ve isteği üzerine gerekli düzeltmeyi cevaben yazdığım e-postayı da yayınlayarak gerçekleştirmiş oluyoruz.
Değerli Yeni Alanya,
Yazarınız Sabih Samur’un 27.10.2006 tarihinde yazdığı “Fransız Öpücüğü” başlıklı yazı, benim “Türk Kültürü’nün Karbon Kağıdı / Barış Manço ve Avrupa Birliği / Fransa ile İkili İlişkilerimiz Bozulur” adlı makaleden araklanmıştır.
Adı geçen yazarınızın yeni yazılarından birinde bu durumu bilmeyerek yaptığını ve “bu yazı Murat Yatağanbaba’nın kitabından alınmıştır” ifadesini eklemesini istiyorum, aksi takdirde telif ve mahkemede dava açma hakkı tarafımda saklıdır.
Yazarınızın bunu bilmeyerek yaptığını umuyor ve isteğimin yerine getirileceğine inanıyorum.
Selam ve sevgiler.


Murat Yatağanbaba/Denizli
HYP Denizli İl Başkanı
Yazar www.yataganbaba.sitemmynet.com


Sn.Murat Yatağanbaba - Denizli
HYP Denizli İl Başkanı

Bu sabah itibariyle gazetemize geçmiş olduğunuz e-posta tarafıma ulaştırıldı ve sizi telefon ile aradım. Bu vesile ile de olsa tanıştığımıza memnun oldum.
Kitabınızda belirttiğinizi söylemiş olduğunuz diyalog tarafıma Sn. Murat Yılmaz adlı okuyucumdan iletilmiş olup yazımda da gördüğünüz üzere kaynak olarak ismini açmış bulunmaktayım. Fakat size ait olduğunu belirttiğiniz üzere, bizim içinde beyanınız kafi olduğu ve değerli bir üstadımıza ait bir güzide partinin il Başkanlığını da yaptığınıza göre bir sonraki yazımda düzeltme olarak adınızı memnuniyetle geçeceğim.
Bu açıklamadan sonra e-postanızda belirtmiş olduğunuz gibi sizin gibi bir şahsın kullanmaması gereken “araklama” kelimesinin cereyan etmediğini sanırım idrak etmişsinizdir.

Saygılarımla
Sabih Samur www.yenialanya.com www.kirmizi-beyaz.blogspot.com
Yeni Alanya Gazetesi
Köşe yazarı
....
Bu yazı 468 kere okunmuştur.

Sinan Aygün ve 365 milyar dolar

Sinan Aygün ve 365 milyar dolar
..: 16.12.2006:..

Perşembe sabahı işe gitmek için hazırlanırken bir taraftan da Flash TV’yi seyrediyordum. İlgimi çekti önce Süleyman Demirel konuşuyor zannettim. Dikkatli bakınca bıyıklı olduğu için Sinan Aygün olduğunu fark ettim.
Üslup aynı. Rakamlarla ifade tarzı! Fakat Allah var etkileyici…
Koy rakamları peş peşe ruhun kararsın. Çözüm: Çözüm yok yani somut olarak yok. O da şu an trende uymuş.Yani hükümet yıprandı, diyalog koptu. Yaşasın seçim.
Bakalım nereden, hangi partiden aday olacak. Çünkü yürüdüğü yol çoktan temsil ettiği makamı ve oturduğu koltuğu aştı.Yolu ve bahtı açık olsun. Ama el alemin uçak gemisine binmesin. Hele hele yerden yere vurduğunu zannettiğimiz ABD’nin gemisine hiç binmesin.Veya bindiği zaman da neden bindiğini açıklayabilsin. Bizlerin kafasını karıştırmasın!!!!
Gelelim söylediklerine: Der ki ; Türkiye borçlanarak büyüyor ve bu büyümenin sonucu olarak iç ve dış borç toplamı tam tamına 365 MİLYAR DOLAR. Dört yüze doğru yolu var. Ve peşinden hükümeti suçlama.
Umarım somut çözümleri vardır.Çok basit hesapla bu borcu yeni borç almamak ve bir yıl içinde kapamak isteyen bir irade her Allah’ın günü devlet kasasına 1 MİLYAR DOLAR nakit bırakacak çözümü bulmak zorundadır.Var mı böyle babayiğit? Varsa çıksın ortaya.. Siyasi duruşu hangi yön olursa olsun, (vatanın bölünmezliğine zarar getirmeyecek partileri kastediyorum) desteklemeyen namerttir!
IMF ve Dünya Bankasız çözümü olan var mı?
ABD’siz ve ya ABD’ye rağmen bağımsız silah sanayi kurmamız mümkün mü?
Dünya’nın en iyi uçağı F-16 mı? (Sanırım 30-40 adet daha sipariş geçiyoruz , habire düşmesine rağmen!)
Ha, birde K.Irak’a girme konusu vardı değil mi? Unut gitsin. Bu karda kışta…
Edip Başer ağabeyimiz koordine eder o işi, adı bilinmeyen Avrupa ülkelerinde partneriyle toplantı yaparak
Evet Sayın AYGÜN. Birazda DİE’cilik yapmak yerine somut önerilerle bizleri aydınlatınız. Bizlerde yanıt bekleyen bir sürü soru var ama şu an ki gündem bu sorular değil, değil mi?
Gündem belli; Cumhurbaşkanlığı koltuğu ve meze olarak ta erken seçim.
O zaman şerefe…
....
Bu yazı 351 kere okunmuştur.

Korkmayın darbe filan olmaz!

Korkmayın darbe filan olmaz!
..: 15.12.2006:..





Sevgili Okuyucularımız iki fotoğraf arasında bir fark görebiliyor musunuz?
Sizi fazla yormak istemiyorum. Siyah Beyaz olan fotoğraf Rahmetli Ecevit, Bülent Ulusu ve Kenan Evren'den oluşmaktadır. Başbakan'a gösterilen saygı net olarak gözükmektedir. Bu saygıda bulunanlar darbeyi gerçekleştiren ve sonrasında Başbakan ve Cumhurbaşkanımız olan kişilerdir.
Yukarıdaki fotoğraf ise renklidir ve bugünü göstermektedir. Gelecek inşaallah siyah-beyaz fotoğraf gibi olmaz.
Olmaması için Tayyip Erdoğan'ın yani T.C. Başbakanı'nın makamının gerektirdiği tüm anayasal gerekleri yerine getirmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda sorumluluklarını yerine getirdiği ve ayrıca milli davamız olan Kıbrıs'ımıza gerekli önemi verdiği zaman Türk Milleti kendisini bağrına basacaktır.
Bunu başardığı zaman üstü kapalı konuşmasına gerek kalmadan Ordumuzu da kendi sahasında çalıştırma ortamı doğacaktır. Ordu şu an askerlikten ziyade aman Cumhuriyetimize bir şey olmasın kaygısı taşıma pozisyonundadır.
Bu kaygıyı samimi olarak giderip herkesin işini yapmasını sağlamak gerekmektedir. Ordumuz K.Irak'a girmek zorundadır. Bu görevi de Tayyip Erdoğan meclis kanalıyla kendisine vermek zorundadır.
Tabanına ters düşmek uğruna artık oy kaygısı taşımadan ve eğer Cumhurbaşkanlığına soyunmak istiyorsa
Laik, Cumhuriyetçi ve Atatürk Milliyetçisi bir Tayyip Erdoğan olmak zorundadır.
Yok eğer güç bende bildiğim yolda giderim diyorsa siyah-beyaz modası hiçbir zaman geçmez. Bu moda sadece Türkiye'de değil dünyada da her zaman trendy...
....
Bu yazı 300 kere okunmuştur.


Bu makele için yapılan yorumlar


Dinç Akal
15.12.2006
Sevgili oğlum, köşedaşım.
Yazını içer gibi okudum. Sen ve senin gibileri arasından yeni bir Mustafa Kemal beklemek inancım arttı.
Allah seni bu devlete bağışlasın.
Gözlerinden öperim.

Faili belli olan faili meçhul (2) ve hemşericilik

Faili belli olan faili meçhul (2) ve hemşericilik
..: 13.12.2006:..

26 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay baskınının ardından aşağıdaki yazıyı kaleme almıştım; hatırlatmak ve sonraki gelişmeleri aktarmak için bir kısmını tekrar geçiyorum; …Danıştay baskını ile ilgili derin ilişkiler ne kadar derinlere inecek, hep beraber göreceğiz. Şahsi kanaatim şudur ki, derinlerden gelen ses, T.C’nin derinlerinden değildir. Tüm ipuçları CIA ve MOSSAD’a kadar uzanacaktır. Ama bunu resmi ağızların açıklaması mümkün olmayacaktır. 02 Ekim 1992 yılında beş şehit verdiğimiz Muavenet olayının sır perdesini koruduğu gibi... ABD ve gerçek stratejik ortağı İsrail’in şu an ki kutsal çıkarları, AKP’nin artık iktidarda kalmamasını gerektirmektedir.Ve düğmeye basılmıştır. Kimilerimiz bu sürece bilinçli, kimilerimiz ise bilinçsiz olarak hizmet etmekteyiz. Önemli olan büyük ağabeyimiz ABD iktidar için kimi işaret edecek?
Cevabı basittir.Yakın zamanda muhalefet parti başkanları filanca nedenlerle ABD ziyareti yapacaklar, oradaki lobilerle görüşmeler yapılacak ve icazet alınmaya çalışılacaktır. İcazeti alan, malum bir kesim, medya tarafından Türk Milletine allanıp pullanacak, zat-ı muhterem de aynı Tayyip Erdoğan gibi Amerika aleyhine esip gürleyecektir. Dostlar alış verişte görsün. Sonra gelsin başbakanlık. Bizlerin önüne koyulan türban, sözde Kürt sorunu (?), alevi-sünni, sözde Ermeni Soykırımı vb. sorunlarla Türkiye’mize zaman kaybettirilip büyük projeler üretmesi bir şekilde engellenirken, Sevgili Can dostumuz (?) ABD , BOP’ tan sonra Büyük Orta Asya Projesini gündeme getirdi. Güney Asya ülkeleri ile Orta Asya ülkeleri Arasında entegrasyona gidilmesi savunuluyor.
Bu kadar laftan sonra Danıştay saldırganı Alparslan Arslan adlı densizin arkasında kim var? Sizce çok önemli mi? Nasıl olsa her kaybettiğimiz değerin arkasından çok güzel törenler yapıp gümbür gümbür konuşuyoruz ya!...
Şimdi bu yazıma gelen mesajları ben sansürsüz olarak yazıyorum umarım gazetemizin avukatından da sansürsüz olarak size ulaşır (Sağ olsun kendisi bizim koruyucu meleğimiz. Bazen kendimizi kaptırıp zehir zemberek yazıyoruz ve kanun nezdinde suç unsuru oluştuğu için kendisi müdahale ediyor):
Alperen Arslan 20.10.2006
Alparslan ARSLAN'ın arkasında Müslüman Türk Milleti var. Sen bunu anlayamayacak kadar mankurtlaşmışsın. şerefsiz demekle kendini ne güzel tarif etmişsin. Sen ya Rumsun ya da Ermeni.
Arslan 17.10.2006
…Dava edilecek olanlar arasında hiç şüphesiz sen de varsın. Sabih Samur bu yazın kaydedildi.
Enteresan olan yazıya Beş Ay sonra tepki gelmesi. Konuyu naçizane biraz derin olarak araştırdım ve bana ırk bazında yakıştırma yapan ve kendini Müslüman olarak adlandıran kimliği bende saklı Elazığ’lı kızımıza ulaştım. İşte ne geliyorsa ülkemin başına hemşo muhabbeti yüzünden geliyor. T.C.’nin resmi görevlisini katleden bir katili hemşerilik adına savunabiliyoruz.Ve utanmadan sıkılmadan din ile imanın kimde olduğunu bilme yetimiz olmadığı halde birbirimizi suçlayabiliyoruz. Müslüman olduğunu iddia eden bu kızımıza Allah’ın verdiği nurun yüzüne ve kalbine yansımasını diliyorum nurdan eser. Müslümanlıkta nerde görülmüş kendi milletinden ve devletinden birini öldürmek.
Diğer Arslan parçasına gelince; bizi kaydeden kaydetmiş. (bknz özlük dosyasına)

Saygılarımla…
....
Bu yazı 232 kere okunmuştur.

Kararlı Olmak

Kararlı olmak
..: 28.11.2006:..

Kararlıyım.
Kararlısın.
Kararlı.
Kararlıyız.
Kararlısınız.
Kararlılar.
Hangisini seçmek istiyorsanız seçin, yapacağınız kararlılık içeren konuşmalarınızdan birine yerleştirin.
Irak Başbakanı Ankara’ya geliyor; Sn. Erdoğan ile beraber basın toplantısı yapıyorlar. Sn. Erdoğan Türkmen konusunda ne kadar kararlı olduğumuzu vurguluyor, Maliki de cevabı yapıştırıyor. “Irak ve dolayısıyla Kerkük Irak Anayasası’na göre yönetilmektedir” diyor.
Kara Kuvvetleri komutanımız ABD’deki ziyaretinde (dostumuz ve müttefikimiz olan ABD) ta oralardan sesleniyor; “Tek bir terörist kalmayıncaya kadar mücadelemiz sürecektir, bizler hükümetimiz doğrultusunda hareket ediyoruz, PKK ile mücadele kararlılığımız sürecektir” diyor. Oysa koordinatör atayarak Irak yönetiminin de içinde olduğu oluşumda yine bir çatlak ses cevaben, PKK kelimesini bile kullanmadan Uç olarak bahsediyor terörist örgütten. Ve büroların kapatılmasında göstermiş oldukları kararlılıktan dem vuruyor Irak Başbakanı Maliki.
Prof. Dr. Ümit Özdağ 19 Kasım Pazar Günü yapılacak kurultaya katılmakta ve aday olmakta kararlı görünüyordu; Sn. Devlet Bahçeli ise kendisini bırakın kurultaya, kurultayın bahçesine bile almamaya kararlı gözüküyordu. Bu sırada Alanya MHP yönetimi hangi kararlılıkta idi onu da merak ediyorum?
Papa Türkiye’ye gelmekte kararlı gözüküyor, bizlerde ağırlamakta…
Bu kadar kararlılık içinde Sn. Mehmet Ali Dim’in yaklaşık on gündür yazmıyorsunuz uyarısına, yazma kararlılığım devam ediyor ama yetkisi ve sorumluluğu olan kişilerin siviliyle ve askeriyle, sadece ellerindeki A4’leri okuyarak mevkilerinin gerektirdiği icraatları yapıyormuş gibi gözüküp yapmamaları Türkiye’ye vakit kaybettiriyor, bu kadar yazıp-çizen ve okuyanın yanında ben Sabih Samur olarak Alanya ve İstanbul’dan gazel atmışım kim takar, Sn. Dim demek istiyorum.
TEŞEKKÜRLER DEVREM
Neyse biraz da olumlu şeylerden bahsedelim. İki gün evvel İstanbul Zeytinburnu Abdi İpekçi Spor Salonu önü.Belediye veya Karayolları hangisi becermiş bilemiyorum. Yaklaşık 10 cm derinliğinde 20 cm genişliğinde bir kazı sonucu yol kilit durumda. Sürücüler arabalarına zarar gelmesin diye milim milim ilerliyor. Korna çalanlar bağıranlar, küfredenler… Yolun kenarında ise 25li yaşlarda genç bir trafik polisi arkadaş. Herkesin tuhaf ve şaşkın bakışları içinde kenarda yığılmış olarak bırakılmış bordür taşlarından taşıyabildiği kadar kucağına doldurarak kararlı adımlarlarla caddenin ortasına geldi ve araçların geçmesine engel olan o boydan boya olan kazıyı tek tek bordür taşlarıyla doldurdu. Bunu gören ön taraflardaki birkaç sürücü de araçlarından inerek kendisine yardım ettiler ve trafik tekrar akmaya başladı.
Şikayet etmek yerine yetki ve sorumluluğunda olmadığı halde sorun çözmeğe çalışan gencecik ve umut dolu bir Türk Polisi.Teşekkürler Devrem.
BİRAZ DA TURİZM
Geçen Pazar Günü ailece geziyorduk. Kumburgaz’da Marin Hotel’in önünden geçerken durdum. Otelin önünde kapalı otoparkında yer kalmadığı için belki 200 den fazla araç var. Merak edip sordum. Otel yöneticisi rutin bir kalabalık olduğunu çok iyi bir pazarlama yönetimlerinin olduğu yazın yerli ve yabancı turistle kışın ise panel ve seminerlerle % 80 – 90 dolulukta olduklarından bahsetti .Gurur duydum. Aklıma Sevgili dostum Alon AVM Yön. Kur. Bşk. Serbülent Sürmeli ile yazın yaptığımız, sonu olmayan bitmez tükenmez Alanya muhabbetleri geldi. Yazın çalışan kışın dinlenen bir Alanya. Belki bu cümle bazı birlikleri, dernekleri ve ya kuruluşları rahatsız edecektir ama lütfen özeleştiri olarak kabul etsinler ve bence bahsi geçen otel ve benzeri otellerle (özellikle Alanya’nın coğrafyası ve fiziksel şartları ile benzerlik gösteren ) temasa geçsinler. Hepimizin bildiği şeyi tekrar etmek istemiyorum ama kış öyle veya böyle geçecek. Fakat boş ve verimsiz geçecek bir 2007 Yazına hiç kimsenin tahammülü olduğunu zannetmiyorum. 2007 Eylül’ünde kimsenin nerede hata yaptık geyiği yapmaya fırsatı olmaması dileklerimle…
DİP NOT: Fotoğraf ve video gösterilerini http://kirmizi-beyaz.blogspot.com adresinden arzu ederseniz takip edebilirsiniz.
Saygılarımla.
....
Bu yazı 302 kere okunmuştur.

Kararlı Olmak

Kararlı olmak
..: 30.10.2006:..

Günlerden bir gün İtalyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir. O zamanın muhtelif ekonomik, siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, Büyükelçi:
“Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede hükümetimizin Hatay’ı almak istediği kararını size iletmem söylendi” der.
Odada bir an sessizlik olur.
Ata Büyükelçi’ye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile baş başa bırakır.
Döndüğünde ayağında çizmeleri,üzerinde Mareşal üniforması, belinde tabancası vardır.
Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak’ın bağlanmasını ister ve Çakmak’a : “-Paşa ! İtalyan Dostlarımız Hatay’a gelmek istiyorlar hazır mıyız ?” der.
Fevzi Çakmak durumu anlar ve Biz hazırız paşam diye yanıtlar.
Ata Büyükelçi’ye döner ve : “-Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse gelip Hatay’ı alabilirler” der.
Sn. Dr. H. Ertekin in hazırladığı ve bana sevgili dostum Ali Akbay tarafından gönderilen bu tarihi alıntıyı sizlerle paylaştıktan sonra son bir cümle ;
PKK’yı bitirmek için sözde değil özde kararlılık gösteren, sadece beyanatlarında klişe bir şekilde “- PKK’yı bitirmek için kararlılığımız devam etmektedir” demeyen
KAMUFLAJLARINI GİYECEK KARARLI BİR KOMUTAN ARIYORUZ !
....
Bu yazı 784 kere okunmuştur

Fransız Öpücüğü

Fransız öpücüğü
..: 27.10.2006:..

Sevgili Dostum Murat Yılmaz'ın gönderdiği alıntıyı sizlerle paylaşmak
istiyorum.
Tatlı ve huzur dolu bir bayram geçirmeniz dileğimle.
Bayramda kısmetse Serhat şehrimiz Edirne'de olacağım,kalbim sizlerle
Alanya'da.

Barış Manço Fransa'da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur...
Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir...
Sürekli, "işte Türk, yani barbar, vahşi vs..." demektedir...
Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere "yanınızda kâğıt para var mı?"
diye sorar!
Bu soruya spiker şaşırır ve "evet var ama n'olacak" der...
Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır...

Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında "Anahtar" adlı şarkısını
söylemiştir...

Bu şarkının bir bölümü şöyledir: "Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir
Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, iki Mevlana-bir Sinan" (Barış Manço /
Anahtar şarkısı / Darısı Başınıza Albümü /1992)
Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki
Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir...

Barış Manço spikere sorar:

"Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?"
Spiker:"General......."
Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, spikerin
verdiği cevaplar hep aynıdır, General.......",
"Amiral...........","Komutan............."

Spikerin bu "falanca General, falanca Amiral,falanca Komutan" cevabından
sonra,
bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır...

Spikere der ki:"Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy'dur.
şairdir...
Bu fotoğraftaki kişi Mevlana'dır. Düşünürdür...
Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet'dir. Adaletin
sembolüdür...
Bu paradaki kişi ise Atatürk'tür. "Yurtta barış, dünyada barış" diyen
kişidir...
Bizim paralarımız bunlar...

Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın
arkasına" şairlerimizin", "düşünürlerimizin","bilim adamlarımızın"
fotoğraflarını bastık...

Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına
hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!" der...

Barış Manço'nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri Canlı
yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar, başka bir spiker yayına devam
eder Barış Manço'dan ve TÜRK'lerden özür dilerler.

Fransız’ı Fransız usulü öpmek gerekir.
....
Bu yazı 315 kere okunmuştur.


Kaynak: Yeni Alanya Gazetesi

Bir adam vardı, kıllanan

Bir adam vardı, kıllanan
..: 13.10.2006:..

Geçenlerde Sn. S.Sabah isimli okuyucumdan bir e-mail aldım. Sizlerle paylaşmak istiyorum: “Birkaç yazınızı okuma fırsatım oldu ve çok beğendim. Bundan sonra sürekli okuyacağım, sizi tebrik ediyorum. Benim size bir eleştirim olacak! Yazılarınızda sadece milliyetçi ve belli bir ideolojinin görüşüymüş izlenimini bilerek vermek istiyormuş gibisiniz. Bence normal vatanını seven bir vatandaşın da katılacağı görüşler. En azından o ideolojik görüntüyü kaldırsanız, daha geniş kitleler de rahatlıkla okuyacaktır. Biliyorsunuz bizim ülkemizde bazı söylenenlere kafadan bilinçsizce muhalefet eden birileri hep olmuştur. İçinde Milliyetçilik ve Türk kelimesi geçti mi hemen KILLANIR birileri. En azından kıllandırmadan söyleyelim doğruları. Saygılarımla.”
Sevgili Sabah kardeşim. Çok acı bir gerçeği samimi kelimelerinle ifade ettiğin için, sadece ismini kapatarak olduğu gibi değerli okuyucularımıza aktardım. Kıllanan veya kıllanabilecek vatandaşlarımıza gelince onlar her zaman olacaklar. Ama onların olmaları bizim Türk olduğumuzdan utanmamız veya Atatürk’ün ısrarla hemen her cümlesinde vurguladığı milliyetçilik kavramını kullanmamızı engellememelidir. Şayet, üstü kapalı olarak benim rengimi merak ediyorsanız çok net söyleyeyim; Kırmızı –Beyaz.
Atatürk Milliyetçisi duruşumla yazılarımın tamamını www.yenialanya .com’daki sayfamdan okursanız göreceksiniz ki, parti veya şahıs ayrımı yapmadan ülkemizin kutsal çıkarlarını korumak ve kollamak arzusuyla Ahmet, Mehmet kırılacak kaygısına kapılmadan, yüreğime güvenerek, birilerinin kalemi olmadan yazmaya çalışıyorum.
Naçizane yapmaya çalıştığım, gazetemiz ve internet kanalıyla günde yaklaşık; +/- 35.000 kişiye en içten vatan sevgimi paylaşmaya çalışmak ve okuyucularımızın içindeki potansiyelin dışa vurumuna katkıda bulunmak.
ZÜBÜK
Aslında bugünkü yazımın başlığı Zübük olacaktı, bu başlık ortalığı kıllandırabilir dedik ve vazgeçtik. Şaka bir yana, Zübük hepimizin her defasında zevkle seyrettiği Aziz Nesin’in dev eseri olan ve onu daha da devleştiren Sevgili Kemal Sunal’ın unutulmaz oyunculuğundan oluşan bir politikacı gerçeği. Bu eserin seçimlerden önce üç ay boyunca haftanın iki akşamı mutlaka televizyonlarda yayınlanması gerektiğine inanıyorum.
Zübük’ü bilenler bilmeyenlere anlatsın diyerek, konuyu Sn. Emin Şirin’e bağlıyorum. Kendisinin görüşlerini ayrı tutarsak yapmış olduğu transferlerle aynı Erkan Mumcu örneğinde olduğu gibi, size Zübük’teki politikacı karakterini anımsatmıyor mu?
Sn. Şirin sanırım en son Genç Parti’de görüldü. Yazılarını okuduğunuz zaman bir sonraki durak, af edersiniz parti, MHP veya BBP olabilir. Demirel’in dediği gibi “Partiler değiştirilmekle aşınmaz”. Sanırım böyle bir şeydi.
Şirin’in yapmış olduğu transfer bir başlangıç gibi gözüküyor. Meclis daha bir sürü Zübük vakasına gebe gibi…....
Bu yazı 306 kere okunmuştur.