DORUKTÜRK TV

Talabani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Talabani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Küsüm sana ABD

Küsüm sana ABD
..: 07.07.2007:..

ABD'nin 4 Temmuz Bağımsızlık ve Özgürlük Bayramı Başkent Ankara'da, Büyükelçilik'te yapılacak bir resepsiyonla kutlanır.
ABD Büyükelçiliği, her yıl 4 Temmuz'da kutlamalar kapsamında bir resepsiyon verir. Bu davetin aynı zamanda devletin zirvesi ile yabancı diplomatların da buluşma noktası olduğu
söylenir. Gel gör ki akşam yapılacak resepsiyona Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt katılmaz.
Erdoğan ve Gül, yoğun programlarını mazeret göstererek katılmayacaklarını büyükelçiliğe bildirir. Birçok bakan teklif edilmesine rağmen resepsiyona gitmeyi reddeder. Bu onurlu katılım görevini F-35 uçaklarımızın alımına imza atan Savunma Bakanı Vecdi Gönül kabul eder. Akşam, ABD'nin resepsiyonunda hükümeti Gönül temsil eder.
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni ise Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun temsil eder.
Devletin zirvesinin ABD Büyükelçiliği'ndeki bu en önemli resepsiyona katılmaması Ankara kulislerinde Kuzey Irak'taki PKK sorununun çözümünde yeterli yardım alınamaması nedeniyle ortaya koyulan bir tavır olarak yorumlanır(mış).
Bizler balık hafızalı vatandaşlar olarak 4 Temmuz 2003’ü unuttuğumuz için resepsiyona katılmama gerekçemiz Ankara’nın kulislerinde (oralar nerelerse) farklı algılanıyor.
Leyleğin ömrü laklakla geçer misali koskoca dört yıl sonra Amerika’ya tavrımızı aslanlar gibi resepsiyona katılmayarak gösteriyoruz. Gerçi bu nasıl katılmamaksa?
Savunma Bakanı yerine müsteşar, Orgeneral yerine Albay gönderirsen o zaman onun adı ciddiye almamak olur.
Türk halkının kırılan onurunu böyle aktivitelerle onaramazsınız beyler.
Büyükanıt emekli olunca anılarında “Amerika’yı şöyle protesto etmiştim” filan diye anlatır, biz de okuruz.
Biz resepsiyonlara katılmayarak ABD’yi madara edelim, rezil olsunlar! Diğer taraftan Barzani bizimle makara kukara yapsın, sınıra namluları bize dönük tank filan dizsin; geleceğiniz varsa göreceğiniz var desin!
Peki biz ne yapacağız?
1- Kararlılığımız devam edecek (Bu ne demekse?)
2- ABD’yi motive çalışmalarımız devam edecek, terörle mücadelemizde yanımızda olsun diye.
3- Talabani’nin Irak’ı temsilen (muhtemelen) yapacağı Ankara’daki bir resepsiyona düşük düzeyli bir katılımla Barzani ve Talabani’yi mahvedeceğiz!
Evet yukarıdaki 4 Temmuz resepsiyonundan sonra neler yapabileceğimiz seçeneklerinden kararı büyüklerimize bırakıyorum.
Şimdilik hoşça kalın. Bir resepsiyona katılmam gerekiyor.....
Bu yazı 627 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


Bay X
08.07.2007
Herkes tribunlere oynuyor ama bir gercegi gormuyor Sovyetler toprak ve bogazda us taleb ettiklerinde ABD sayesinde NATO ya girdik (Sozumuzun Gectigi Ender Organizasyonlardandır) ve Sovyetler geri adım attı 1949 buyana surekli olarak mali yardım yapıyolar ve ayagımızdaki ayakkabında sapkalarımıza kadar hersey ABD malı ama herkesi ABD karsıtı cok komik.. ABD olmasa Turkiye bataklıga saplanır ve ABD turkiyenin dogal müttefigidir

Hürkal Ayaz
07.07.2007
ABD dünyanın en büyük terörist ülkesidir,kan emicidir ve hedefine ulaşmak için herşeyi yapar.Onlar için sadece kendi canları ve kendi keyifleri önemlidir.Diğerlerinin onlar için karınca kadar bile değeri yoktur.Dünyanın neresinde işlerine yarayan bir şey varsa,onu elde etmek için herşeyi yapıyorlar ve Türkiyemizde de onların işine yarayacak çok şey olduğu için,bizi yok etmeye çalışıyorlar.
Dünyanın en büyük felaketi ABD dir

6 Mayıs 2012 Pazar

İt ürür, kervan yürür

İt ürür, kervan yürür
..: 06.10.2006:..

Beyaz Saray’ımızda aslanlar gibi kükredik ve döndük. Sohbetin başından sonuna kadar Kuzey Irak ve PKK’yı konuştuk. Bush da sürekli kafasını salladı, ne de olsa stratejik ortağımız.
Evet, aşağı yukarı böyle tercüme edilebilecek görüşmenin Bush’un ağzından açıklanmış şekli ise şöyle: “Irak ve İran konusunda önemli bir görüşme yaptık. Ayrıca radikalizm ve aşırılığa karşı ortak mücadele arzumuzdan konuştuk. Ben Sn. Başbakan’a AB’ye girmesinin, ABD’nin çıkarına olduğunu söyledim. Darfur’daki acılara karşı yardım etme yönündeki derin arzumuzu paylaştık. Başbakan benim ile bu konudaki kişisel deneyimini paylaştı. Çünkü kendisi Darfur’a giderek, bu korkunç insanlık durumuna şahit oldu. BM ve hükümetler olarak Sudan’daki bu acılara son verilmesi önemli.”
Başkan Bush konuşmasının sonunda, “Ben Sayın Başbakan’ı bir dost ve barış adamı olarak görüyorum” ifadesini kullandı.
Yani bu cümleyi biraz açarsak; “Arkadaş gel sen barıştan yana ol; bizim Talabani’nin ve Ahmet Türk’ün dediği gibi!”
Hiç, insan silah bırakma pozisyonuna girmiş teröriste zor kullanır mı? Hiç böyle bir durumda silahlı operasyon yapılır mı? Yaşasın barış! Yaşasın güvercin kanadından mektuplar!
Bush’un cümlesini daha da açalım; ABD dostumuz değerli müttefikimiz diyor ki; Kerkük’ü merkükü karıştırma, efendi efendi otur, PKK’yı mı koordine edicen, AB’ye hazırlık mı yapıcan, 301’ini mi kaldırıcan, bir sürü işin var. Git onlarla ilgilen. Burası benim çöplüğüm yoksa salarım Talabani ile Barzani’yi üstüne.
Türkiye’ye verilen mesaj çok nettir. Devlet resmi politikanızı değiştirin. Irak artık federal bir devlettir. Kuzey ve Güney Irak’tan oluşmaktadır. Kuzey Irak’ın oluşumunun da hızlandırılması görevi Irak’ın Başkanı yapılan bir Kürt’e verilmiştir. Bu Kürt’ün de efendisi Bush’tur.
Bu gerçek, başımızı deve kuşu gibi kuma gömmekle değişmez. Bu oluşumda Ata’mızın bize söylemiş olduğu “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözünü bahane kabul ederek olaylara karışmayalım, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mı diyeceğiz?
Çok acı ama lütfen şunu artık anlayalım; bizim karşımızda zavallı kullanılan Kürtler yoktur. ABD, İngiltere ve İsrail vardır. Osmanlı’nın mirası tekrar gündemdedir.
Türkiye kervanı bütün itlere rağmen yürümeye ve güçlenmeye devam edecektir.
Muavenet savaş gemimizi kullanılmaz hale getiren, başımıza çuval geçiren ABD’yi biz aman efendim bunlar kazadır, lokal olaylardır, ordularımızı bağlamaz gibi saçmalıklarla geçiştirdik. Oysa olay bu kadar basit değildi. Tabiri caiz ise, adam bize yolda omuz attı biz pardon dedik, yarın yanındaki bayandan makas alacak, önemli değil mi diyeceksin?
Maalesef durum aynen böyle. Rüzgara fırtına ile cevap vermeliydik, olmadı…
Türkiye Kuzey Irak’a girmek zorundadır. Yoksa elinde boya fırçası ile sağa sola Kırmızı Çizgiler çizen bir adam olarak anılırız!
Bedeli ne olursa olsun, Talabani’nin ve dolayısıyla sahibinin uzayan dili içeri çektirilmelidir. Bunu yapacak güç Ata’mızın dediği gibi “…damarlarındaki asil kanda mevcuttur”.
Asil kanı olan bütün Türk evlatlarını göreve çağırıyorum. Görevinizi yapınız!
....
Bu yazı 1624 kere okunmuştur.




Bu makele için yapılan yorumlar


erkan
13.10.2007
azına saglık cok guzel yazmıssın ne mutlu türkum dıyene