DORUKTÜRK TV

Kerkük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kerkük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2014 Pazar

KOLPACI DEĞİL HARBİ OLDUĞUMUZ GÜNLERDEN...



Dün Ecevit vardı, Erbakan vardı, adam gibi Komutanlar vardı.
Kararlılık vardı.
Kıbrıs Türk'tü ve Türk kalmalıydı.
Ve işte bu kararlılıkla Atatürk'ün yol haritası yerine getirildi.

Bugün ise Dümenci olduk, Fırıldak olduk, Kaypak olduk.
Beş dakika önce timsah göz yaşları döktüğümüz, Gazze için dümenden kükrediğimiz kameraların önünde bu defa selfie yapıyor ve günün sözde sanatçılarıyla gülücükler atıyoruz.

Bugünler mutlaka geçecek.
Bu ülke layık olduğu yöneticileri tekrar bağrından çıkartacaktır.
Ve 1939'da Hatay, 1974'te Kıbrıs nasıl tekrar Türk olduysa son hedef olan Musul ve Kerkük'te tekrar Türk olacaktır.
Bunu da yine bir Türk oğlu Türk yapacaktır.

Derin saygılarımla

Sabih Samur 20 Temmuz 2014

6 Mayıs 2012 Pazar

Umut tohumları ekebilmek için

Umut tohumları ekebilmek için
..: 15.02.2007:..

“…Bir Fransa kadar milliyetçi, bir Almanya kadar dengeli, bir Rusya kadar emin ve Çin kadar çalışkan olup sonunda Amerika kadar güçlü olabilme hayalleri kurup, kuramamak mesele. Yani küçük Amerika değil, güçlü Türkiye olabilmek bunu düşünüp en azından bunun için bir çivi de olsa çakabilmek. Kendine inanan, güvenen, çalışkan bir nesil yetiştirebilmek... Bir yazar aynı zamanda halkına umut tohumları ekebilip o insanları refah için çabaya itebiliyorsa ne mutlu ona... Yoksa biz çok Ali Kemaller gördük milletçe...” demiş Sn.Yiğit Ulus “Kamuoyuna Duyurulur” başlıklı yazıma geçtiği e-postada.
Bu kadar güzel bir açıklama için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Zaman zaman kendimizi frenleyemeden bir çırpıda gönlümüzdekileri klavyenin tuşları ile sizlere aktardığımız an bir bakıyoruz; fiske atalım derken yumruk atmışız. Uyarı atışı yapalım derken hedefi delik deşik etmişiz. Ne olur kızmayın. Gündemi gerçekten çok sıkı takip ederseniz (yazmış olmak için yazanlardan, okumuş olmak için okuyanlardan değilseniz) inanın gördüklerinizden ürperirsiniz. Ve bireysel olarak bu vatan için ne yapmalıyım telaşına düşersiniz.
BÜYÜKANIT AMERİKA’DA
Büyükanıt’ın ele alacağı tahmin edilen konular:
1-PKK ile ilgili verilen (sonra sulandırılan) sözlerin hatırlatılması,
2-Sınır ötesi harekat,
3-Irak’ın bütünlüğü konusundaki hassasiyetimiz,
4-Kerkük referandumunun ertelenmesi isteği
5-KKTC ile ilgili T.C’nin beklentilerinin (milyonuncu defa) hatırlatılması
6-Sözde Ermeni soykırımının ele alınmaması
ABD’nin Gündemi ise bambaşka:
1-Nükleer program bahanesiyle İran’a askeri operasyon ve Türkiye’den destek isteği,
2-Türkiye’ye sınır ötesi operasyonun gereksizliğinin anlatılması, sorunun diplomatik
kanallardan çözümünün sağlanması yollarının araştırılması,
3-Putin’in yapmış olduğu sert çıkış sonrası Türkiye’ye stratejik ortaklığının hatırlatılması ve
gereğinin beklentisi.
Maalesef Sn.Büyükanıt eli çok zayıf bir şekilde ABD’ye gitmiştir. Tek kozumuz olan F-35 Şimşek II jet uçağı alımı Mayıs sonuna kadar ötelenmesi ve sözde Ermeni soykırımı yasa taslağı ile sınır ötesi harekat için pazarlık unsuru olarak kullanılması mümkünken bizler imza atmayı yeğledik. Bu görüşme eli boş bir temsilcinin toplantı sonrası gerçekleşen “dilek ve temenniler” bölümünde söz alıp dileğini söylemesinden öteye giderse ve sonuç alırsak ne mutlu bize.
Bu umutsuzluk gibi gözüken ifadeler aslında bendenizin içindeki umut fırtınalarını siz okuyucularımla tepki boyutunda paylaşarak makam ve mevkisi ne olursa olsun bizleri yurt içi ve yurt dışında temsil eden görevlilerimize Yüce Türk Ulusu’nun çıkarlarını korumak ve kollamaktaki asli görevlerinde (hatırlatma babında) yardımcı olmaktır.
Halkımıza umut tohumları ekebiliyorsak ne mutlu bize.
Saygılarımla…....
Bu yazı 618 kere okunmuştur.

Osman Pamukoğlu ve K.Irak

Osman Pamukoğlu ve K.Irak
..: 07.02.2007:..

Devlet, beylik demogojilerle geveze bir ihtiyar durumuna düşürülemez. Mülkün esas sahibi olan halk tarafından da başıboş bırakılamaz.(Ey Vatan'dan)
· Siz ülkenin şerefini koruyun. O sizin geleceğinizi korur.(Ey Vatan'dan)
· İnsan muharebeyi kazanabilecek tek makinedir. Donatım önemlidir fakat asıl anahtar insandır. Süper silahlar ve düğmeye basılarak yapılan savaşlar hakkındaki düşünce ve konuşmalar beş para etmez bir yığın zırvadan ibarettir. İnsan, tek ve en üstün savaş aracıdır.
· Bu dağlarda, vadilerde, gözlerinizin taramadığı, süngünüzün parlamadığı, bombalarınızın yoklamadığı, botlarınızın pençesinin değmediği hiç bir yerin sizin olmadığını bilin.
Bu sözler Sn. Osman Pamukoğlu’na ait ve Ey Vatan adlı kitabından alınmıştır. Bu sözleri eden ve sadece sözde kalmayıp aslanlar gibi cenk eden Pamukoğlu ne değişti de “Karşımızda 7 milyon Kürt var. Artık K.Irak’a girmemiz mümkün değildir!”diyebilmiştir. İşte bunun cevabı yok. Çoğu şeyin cevabının olmadığı gibi…
ABD'nin istihbarat örgütleri, Iraklı Kürtlerin Kerkük üzerindeki denetimlerini artırmak için sistemli bir çaba içinde olduklarına ve Amerikan askerlerinin bölgeden hızla çekilmesi halinde, Türkiye'nin Kürtleri durdurma amaçlı bir askeri harekât başlatabileceğine inanıyor.
Bu öngörü, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi'nce (NIC) hazırlanan ve Başkan Bush dahil ABD'nin bütün üst düzey yetkililerine sunulan "Irak Tahmini" başlıklı resmi raporda yer aldı.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden alınan bilgiye göre, raporun temel bulguları arasında şunlar da var:
. "Kürtler, Kerkük'teki denetimlerini artırarak Anayasanın 31 Aralık 2007 öncesinde yapılmasını öngördüğü referandumun ardından, şehrin ve vilayetin tamamının ya da büyük bölümünün Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ne bağlanması için sistemli biçimde çalışıyorlar."
. "Türkiye, Irak'ın parçalanmasını istemiyor ve bir Türk-Kürt terörist grubu olan Kürdistan Halk Kongresi'nin (KGK-eski adıyla PKK) Kuzey Irak'taki barınağını ortadan kaldırmaya kararlı."
. "(Koalisyon askerlerinin) hızla çekilmesi gündeme gelirse, Irak Güvenlik Güçleri'nin mezhepsel değil ulusal bir kurum olarak ayakta kalamayacağı, komşu ülkelerin Irak'taki fraksiyonların davetiyle ya da tek taraflı olarak mevcut çatışmaya müdahale edeceği, sivillerin kitlesel kayıp verebileceği ve nüfusun yer değiştirmeye zorunlu tutulabileceği, El Kaide'nin ülkenin bazı bölümlerini, özellikle El Anbar (Ramadi) Vilayeti'ni Irak içinde ve dışında artan sayıda saldırı planlamakta kullanmayı deneyeceği, Irak'ta artan şiddet ve siyasi dağınıklığın, Kürtlerin Kerkük'ü denetleme ve özerkliklerini güçlendirme girişimiyle birlikte, Türkiye'yi askeri bir müdahaleye yöneltebileceği kanısındayız."
Evet Amerikan yönetimine sunulan rapor aynen böyle iken bu ülkenin yetiştirdiği sayılı komutanlardan biri maalesef inancını yitirmiş durumda. Genelkurmay ve Edip Başer sorunu çözmede kararlılık(?) gösteriyor! Çözüm şekli her ne kadar Türk Milleti’nin beklentilerine yanıt vermese de.
Biz kararlılığımızdan dem vuralım, Barzani’nin ağzı torba değil ki büzesin!
Barzani'den Türkiye'ye tehdit
ERBİL (İHA) - Kuzey Irak'taki sözde bölgesel Kürt yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Türkiye ve İran'ın Kuzey Irak'a girmesi durumunda, Kürtler'in buna karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Peşmerge lideri Barzani, Kürt devletini kurmak hayal olmadığını, ancak Irak'ın bugünkü koşullarında federalizmi daha uygun gördüklerini söyledi.

Bugün bir Amerikan televizyon kanalına mülakat veren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Barzani, Türkiye ile İran'ın bu ülkelerde Kürt nüfuzunun yoğunluğundan dolayı, sözde Kürdistan bölgesinin kendileri için tehdit oluşturduğunu düşündüklerini belirterek, bu düşüncenin doğru olmadığını savundu. 'Bu devletler hangi nedenlerden olursa olsun' Kürdistan bölgesine saldırmaları durumunda, Kürtlerin bu devletlere karşılık vereceği uyarısında bulunan Barzani, "Kürt devletini kurmak hayal değildir. Bu Kürtlerin hakkıdır" dedi.

Sözde Kürt yönetimi bölge başkanı Mesud Barzani, Kürtler'in, Amerika ile İran arasındaki nükleer silah geliştirme konusundaki savaşa taraf olmayacağını ifade ederek, "Eğer, Amerika ile İran savaşıp Irak bu ülkelerin savaş meydanı olursa, biz Kürtler buna taraf olmayacağız" şeklinde konuştu.

"Irak'ın içişlerine sadece İran İslam Cumhuriyeti değil, tüm bölge ülkeleri müdahale etmektedir" diyen Başkan Barzani, Irak'ın bölgedeki güçlü devletlerin çelişki merkezi haline geldiğini ve bu devletlerin de Irak'ın kaosundan yararlandıklarını söyledi.

Peşmrege lideri Barzani, komşu ülkelerin Irak'a demokrasinin sağlanması kendilerini de etkileyeceğinden endişelendiklerinden dolayı Amerikan'ın bir an önce Irak'tan çıkmasını istediklerini kaydetti. Türkiye ve İran İslam Cumhuriyeti'nin kendi ülkelerinde Kürt nüfuzunun yoğunlukta olduğu için Irak Kürtleri'nin durumuna hassasiyetle baktıklarını kaydeden Barzani, "Türkiye ve İran'ın, Kürdistan bölgesi üzerinde tehdit oluşturmamalarını umut ediyorum. Biz bu iki ülke ile dost olmak istiyoruz fakat bunlardan hangisi saldırırsa buna karşılık vereceğiz" diye uyarıda bulundu.

Kürtler'in devlet kurma hakkının bulunduğunu söyleyen Barzani, "Bu realite, hayal değildir. Kürtler'in de bir devleti olması doğal bir haktır. Ben diyalog ve barışçıl çözümden yanayım. Fakat Irak'ın bugünkü koşullarında, federalizmin en uygun çözüm olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu.





Bu beyanatın ışığında Sn. Dış İşleri Bakanımız Gül, ABD’de temaslarda bulunuyor, dost ve müttefikimiz, kadim dostumuz Amerika ile “gelecek güzel günler ilerde” şarkısını söyleyecek, Barzani ve Talabani Efendilerin sazları eşliğinde.
Oysa Bağımsız Türkiye’nin Başbakanı şunu yapmalıydı. Dış İşleri Bakanı’nı Amerika’ya göndermeden önce:
1-Türkiye’den Muavenet ve Çuval Geçirme konularından ötürü resmi özür dilenmediği sürece,
2-F-16 uçaklarımızdaki bilgisayar yazılım kodları tarafımıza verilmediği sürece,
3-Kerkük’te Türkmenlere uygulanan baskı ve haksızlıklar sona erdirilmediği sürece,
4-KKTC üzerinde oynanan oyunlar sonlandırılıp;Türk insanının çıkarları gözetilmediği sürece,
5-İkide bir sanki suç işlemişiz gibi tezkere konusunu gündeme getirip peşinden her defasında sözde Ermeni Soykırımı tasarısını ısıtarak bizi tehdit ettikleri sürece,
6-K.Irak’a Amerika’nın müsaadesi olmadan girilemeyeceği vurgulandığı sürece,
Amerika’ya çok net bir şekilde bu 6 maddenin gereklerini yerine getirmedikleri sürece
F-35 anlaşmasını imzalamayacağımızı ve Türkiye’nin gerek tek başına gerekse çizmiş olduğu yolda yürüyecek başka yol arkadaşları bulabileceğini, F-35’te yer alan F harfinin alternatifi Mig olduğu ve 1/3 fiyata Türkiye’ye mal olacağının hatırlatılması gerektiği sert bir şekilde Sn. Başbakan tarafından direkt telefondan Bush’a iletilmeliydi.
Neyse bunları hatırlatmayı unuttuysa yakında Sn. Büyükanıt’ta gidecek ya Amerika’ya rica edelim kendisine, geçerken bıraksın kadim dostumuz Kovboy Bush’a 6 maddelik mektubu.
Gerçi okuma fırsatı olmasa da emekli olunca anılarını yazarken kullanır belki.....
Bu yazı 547 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


yiğit ulus
11.02.2007
ne zamandan beri büyük Atatürk'ün ülkesi komşularının toprak bütünlüğüne göz diken,hamasete dayalı politikalarla vatan severliği savaş nutukları eşliğinde bir siyasi çıkar aracı eden,anlık siyasi dengeleri geniş bir perspektiften algılayamayan ve duygusal yaklaşımlarla entellektüel bilinçden uzak,sokak ağzıyla politika uygular oldu?Bu soruyu bilerek sordum çünkü biz bunu bile doğru düzgün yapamıyoruz.Hani cehaleti bile beceremiyoruz.Sözüm yazara ve konusuna değil yoruma...Yurtta sulh,dünya da sulh diyen benim atam değil miydi?

Hayyam güzel demiş...

Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

alakayı kuran anlar,kuramayana da anlatma mecalim yok...

Kahraman Mehmetcik
07.02.2007
Büyük Reis,

senin gibi düşünen 9 kişi olsun bu hükümette...
Musul & Kerkük bizim olur.

Seninle iftihar ediyoruz.

Arz ederiz
Kahraman Mehmetcik

DÜĞMEYE BASILDI !

DÜĞMEYE BASILDI !
..: 22.01.2007:..

Sadece demeç vererek, yiğit gözükmeye çalışarak, atıp tutarak hiçbir yere varılamayacağını söylerken ve hatta konuları, ip uçlarını birbirine bağlayıp çok bilinmeyenli denklemi çözmeye çalışırken, 5. sınıf hatta sınıflandırma kategorisine dahi giremeyecek, güya faili meçhul bir cinayet karşımıza çıkıverdi..Öncelikle ölen Ermeni kökenli Türk vatandaşımızın toprağı bol olsun diyoruz. Kim bu vatandaşımız? Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink. İnanılmaz bir tesadüftür ki ölüm haberini bir iş toplantısı yaptığımız sevgili ağabeyimiz Hırant Aleksanyan ile görüşürken alıyoruz. Aynı ismi taşıyan Hırant ağabey olaydan biraz daha farklı etkileniyor 60 yaşında bir kişi olarak. Bu cinayeti şiddetle kınarken olayın zamanlamasına ve iki gün içinde cereyan eden gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum.
-Başbakanımız sert bir çıkış yapıyor; Kerkük ile çok yakından ilgilendiğimizi vurguluyor. Hemen karşı yanıt ABD’den geliyor. Kerkük bir Irak şehridir ve konu iç işlerine karışmak anlamına gelebilir diyor.(T.C. 1 - ABD 1)
-MİT ilk defa açıklama yapıyor ve dün başbakan Kerkük konusunda MİT’ten bilgi alıyor.
Ukrayna Başbakanı ile başbakanımız ortak basın açıklaması yaparken bir telefon geliyor ve ava giden kurmay avlanıyor! Ölüm haberini alan başbakan apar topar ülkesine geri dönüyor.
-K.Irak’a operasyon yapılmalıdır söylemleri gecikmeli de olsa duyulmaya başlarken formaliteden, dostlar alışverişte görsün misali güya ABD bir baskın düzenliyor Peşmergelerle beraber bir kampa! (T.C. 2 – ABD 2)
-Enteresan bir şekilde, Adana’dan kalkan uçağımız düşüveriyor ve parçalarının incelenmesine nedense izin verilmiyor. Canlı kurtulan ve tedavi gören bir vatandaşımızın ise hafızası sizlere ömür. Olayı hiçbir zaman hatırlamayacak! (T.C. 2 – ABD 3)
-Kitaplarını zevkle okuduğum Osman Pamukoğlu beyanat veriyor: Türk Ordusu Irak’a girerse sadece PKK’yı değil, 7 milyon Kürt’ü bulacak. Kerkük’e girmek çılgınlıktan başka bir şey değildir. (Kendi kalemize gol attığımızı düşünüyorum; T.C. 2 –ABD 4)
-9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “…Türkiye Kuzey Irak’ta kurulan Kürt devletinin içeriye vereceği zararı bahane ederek kuvvet kullanmaya kalkmamalı daha fazla kan dökülmesine zemin hazırlamamalıdır.Bu aşamadan sonra problemi diplomatik yollarla çözmelidir.”(Kendi kalemize gol attığımızı düşünmüyorum, eminim. T.C. 2 – ABD 5)
Sayın okuyucular bu ne yüce kudrettir ki bu memlekete emeği geçen ve geçmeyen ve de geçmiş gibi gözüken tüm kategorilerdeki büyüklerimiz ağız birliği yapmışçasına diyorlar ki yaşasın ABD!
Çünkü yapılan tüm beyanatlardan şu sonuç çıkıyor. K.Irak’ta ABD olduğu sürece PKK’ya hiçbir şey yapamayız. (Tunceli’de operasyon yapıp 2 ton gıda ele geçiririz). Kerkük ile ilgili meclis’te hangimiz daha baba konuşma yaparız ve daha çok alkış alırız? Bizler bunun derdindeyiz. Unutmayın Girit bir zamanlar bizimdi şimdi ellerin. Yarın bu basiretsiz büyüklerimizle Kıbrıs içinde aynı şarkıyı söyleriz.
Sonuç! Sonuç belli Amerika tercihini yapmış ve düğmeye basmış durumdadır. Türkiye eyalet sistemine geçecektir. Bir sonraki durak bağımsız büyük Kürdistan’dır.
Takvim:
24 Nisan 2007 ABD resmi olarak sözde Ermeni soykırım gününü kutlayacaktır.
Mayıs 2007 APO efendinin PKK olarak tek taraflı ateşkesinin dolum tarihidir ve 134 milletvekilimize de mektup ile belirttiği üzere Türkiye daha özgür ve demokratik bir yönetime bu tarih itibariyle başlamalıdır. Yoksa ne olur? Sözde soykırım tasarısının kabulünün hızlandırılması için, nasıl Mossad ve CIA odaklı bir operasyon ile Hrant Dink aramızdan ayrıldıysa; Mayıs 2007’yi takip eden günler içinde APO efendi talimatıyla kuvvetle muhtemel Osman Baydemir hakkın rahmetine kavuşturulur. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, üzerinde Türkçe ‘Gökkuşağı renginde buluşalım’, Kürtçe aynı anlama gelen ‘Em di rengen keskesore de bicivin’ yazılı tabutu ile defnedilir ve kahraman olur. Suçlanan ise Derin Devlet olur. Sonra…Sonrasını ülke olarak düşünmek bile istemiyorum.
23 Ocak Salı günü yapılacak kapalı oturuma şu an mecliste yer almayan parti liderleri de mutlaka çağrılmalıdır (bölücülük yapanlar hariç). “Milli mutabakat” ın sağlanacağı partiler üstü bu toplantı Türkiye’nin kaderinin çizildiği ciddiyette olmalıdır.
Lütfen aldığınız kararlara saygı duymamızı sağlayınız.
Memleket elden gitmeden.....
Bu yazı 439 kere okunmuştur.

Kerkük katliama doğru gidiyor

Kerkük katliama doğru gidiyor
..: 12.01.2007:..

Türkmeneli Sağlık Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Dr. Aydın Beyatlı, “Irak’ta işlevini yerine getiren bir hükümetin bulunmaması durumunda Türkmenlerin ve bazı diğer azınlıkların büyük risk altına gireceğini” söyleyen Cumhuriyetçi Senatör John McCain’in sözlerini değerlendirdi. Senatör John Mccain’in dediklerini 3 yıldır çeşitli platformlarda söylediklerini ancak kimseye dinletemediklerini vurgulayan Beyatlı, bunu bazı kesimlerin yıllardır göz ardı ettiğini anlattı. Kuzeyden Kerkük’e giden 400 bin peşmergenin hızlı şekilde silahlandığını vurgulayan Beyatlı, “Bunlardan 100 binin üzerindeki silahlıları Türkmenlere katliam uygulamak için bekliyor. Irak’a güçlü hükümet gelmeden yapılacak referandum bölgeyi karıştıracak” diye konuştu. Beyatlı, Irak ile ilgili rapor hazırlanırken bütün etnik gruplarla konuşulduğunu ancak Türkmenlerin yok sayıldığını belirterek, “Artık patlama noktasına geldik. Bizim kimseyle düşmanlığımız yoktu. Sünni ile Şii arasında da düşmanlık yoktu ama bunu başardılar. Bölgede etnik temizlik ve katliam yapılacak. İç savaşın yanında Türkmen ve Kürt savaşını da çıkartmaya çalışıyorlar” dedi. Beyatlı, Kerkük konusunda Türkiye’nin seyirci kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Kerkük’ün kaderi Türkiye’nin de kaderini belirler” diye konuştu.
Katliam uyarısı
Kerkük’e getirilen 400 bin peşmergeden 100 bininin silahlandırıldığını belirten Türkmeneli Derneği Başkanı Aydın Beyatlı, bunun bir katliam hazırlığı olduğunu söyledi.

Çok mu soğukkanlıyız ? Yoksa 1.Dünya Savaşı ve onu takip eden Kurtuluş Savaşımızda almış olduğumuz tecrübelerin ışığında yukarıdaki konuya bölgesel çatışma niteliğinde mi bakıyoruz? Bilemem ama bildiğim bir şey var o da siviliyle askeriyle odaklandığımız tek konu var; Başbakanın köşke çıkartılmaması. Çıkarsa ne olur Cumhuriyet tehlikeye girer. Peki hükümet devletin işlerini yürütmeden yani bir fiil icraattan sorumlu yetkili ve temsil makamı değil mi? T.C. olarak yurtdışı ve yurt içinde bağlayıcı kararlara imzayı Sn. Erdoğan atmıyor mu? Sn. Erdoğan şu an T.C.’nin Başbakanı mı,değil mi? Yahu Sn. Erdoğan sen ne büyük adammışsın benim 1923’ten beri devam eden Cumhuriyetimi tehlikeye sokabiliyorsun! Breh breh. Biz böyleyiz. Bütün dünya Suriye ile olan mayınlı sınır bölgemizin altının inanılmaz bir petrol rezervi olduğundan bahsediyor biz Cumhurbaşkanlığı makamına kimi yerleştirsek onun derdindeyiz. Sonra dallamanın biri çıkar “zaten o bölgenin mayınlarını temizlemek bilmem kaç on yıl alır, en iyisi biz orayı Birleşmiş Milletlerin kontrolüne bırakalım” der ve inanın bırakırız. Aynen petrol deryası olan Musul’u ve Kerkük’ü “ne işimiz var bu çöllerde bırakalım salak İngilizlere” diyen Osmanlı Paşası gibi.
Ne alakaysa birden aklıma geldi. Evet Sevgili Kerkük’ümüz. Senden özür diliyoruz. Biz şu an çok önemli işlerle meşgulüz. Bizden 2007 sonuna kadar sana fayda yok. Meşgulüz dedik ya!
Cumhurbaşkanlığı koltuğuna bizden birisini (Rahmetli Ecevit gibilerinin kafasına anayasa fırlatacak niteliklere haiz olması tercih sebebidir) oturtacağız, seçimlere hazırlık yapacağız. Meydanlara inip düz ova muhabbeti yapacağız ( oy uğruna!). Meydanların dolu olduğunu gören diğer büyüklerimiz yaylalara çıkıp uluyacaklar (Kerkük’te değil yaylalarda).
Bu arada sen arkana kalın bir şeyler al. Biz meşgulüz ya. Amerika şahsen ve Iraklı Kürtleriyle ananı ağlatırken biz yanında olamayacağız. Sık biraz dişini, zaten kafana çuval geçirecekleri için bir şey görmezsin. Bir de biliyorsun biz Sarıkamış’ta Rus’a değil soğuğa yenik düştüğümüz için genelde kışın operasyon yapmayız. PKK’nın kış uykusuna yatıp palazlanmasını bekleriz. Zaten bu soğukta çıkart tören kıyafetlerini, giy kamuflajları, kalk Ankara’dan git kıtalara uzun iş. Yani Ata’mıza diyoruz ya ”İZİNDEYİZ”. İzin dönüşü 2007 sonrası seninle ilgileneceğiz, ABD ananı ağlatırken! Bekleyemem mi diyorsun, o zaman Erdoğan büyüğümüzün dediği gibi “ al ananı git kardeşim” Allah Allah.
Ama merak etme yukarıda yazıldığı gibi aramızda izinde olmayanlar var ve onlar senin özgürlük mücadelende yanında olacaklardır. Korumak ve kollamak için. Umarım.
....
Bu yazı 376 kere okunmuştur.

Kararlı Olmak

Kararlı olmak
..: 28.11.2006:..

Kararlıyım.
Kararlısın.
Kararlı.
Kararlıyız.
Kararlısınız.
Kararlılar.
Hangisini seçmek istiyorsanız seçin, yapacağınız kararlılık içeren konuşmalarınızdan birine yerleştirin.
Irak Başbakanı Ankara’ya geliyor; Sn. Erdoğan ile beraber basın toplantısı yapıyorlar. Sn. Erdoğan Türkmen konusunda ne kadar kararlı olduğumuzu vurguluyor, Maliki de cevabı yapıştırıyor. “Irak ve dolayısıyla Kerkük Irak Anayasası’na göre yönetilmektedir” diyor.
Kara Kuvvetleri komutanımız ABD’deki ziyaretinde (dostumuz ve müttefikimiz olan ABD) ta oralardan sesleniyor; “Tek bir terörist kalmayıncaya kadar mücadelemiz sürecektir, bizler hükümetimiz doğrultusunda hareket ediyoruz, PKK ile mücadele kararlılığımız sürecektir” diyor. Oysa koordinatör atayarak Irak yönetiminin de içinde olduğu oluşumda yine bir çatlak ses cevaben, PKK kelimesini bile kullanmadan Uç olarak bahsediyor terörist örgütten. Ve büroların kapatılmasında göstermiş oldukları kararlılıktan dem vuruyor Irak Başbakanı Maliki.
Prof. Dr. Ümit Özdağ 19 Kasım Pazar Günü yapılacak kurultaya katılmakta ve aday olmakta kararlı görünüyordu; Sn. Devlet Bahçeli ise kendisini bırakın kurultaya, kurultayın bahçesine bile almamaya kararlı gözüküyordu. Bu sırada Alanya MHP yönetimi hangi kararlılıkta idi onu da merak ediyorum?
Papa Türkiye’ye gelmekte kararlı gözüküyor, bizlerde ağırlamakta…
Bu kadar kararlılık içinde Sn. Mehmet Ali Dim’in yaklaşık on gündür yazmıyorsunuz uyarısına, yazma kararlılığım devam ediyor ama yetkisi ve sorumluluğu olan kişilerin siviliyle ve askeriyle, sadece ellerindeki A4’leri okuyarak mevkilerinin gerektirdiği icraatları yapıyormuş gibi gözüküp yapmamaları Türkiye’ye vakit kaybettiriyor, bu kadar yazıp-çizen ve okuyanın yanında ben Sabih Samur olarak Alanya ve İstanbul’dan gazel atmışım kim takar, Sn. Dim demek istiyorum.
TEŞEKKÜRLER DEVREM
Neyse biraz da olumlu şeylerden bahsedelim. İki gün evvel İstanbul Zeytinburnu Abdi İpekçi Spor Salonu önü.Belediye veya Karayolları hangisi becermiş bilemiyorum. Yaklaşık 10 cm derinliğinde 20 cm genişliğinde bir kazı sonucu yol kilit durumda. Sürücüler arabalarına zarar gelmesin diye milim milim ilerliyor. Korna çalanlar bağıranlar, küfredenler… Yolun kenarında ise 25li yaşlarda genç bir trafik polisi arkadaş. Herkesin tuhaf ve şaşkın bakışları içinde kenarda yığılmış olarak bırakılmış bordür taşlarından taşıyabildiği kadar kucağına doldurarak kararlı adımlarlarla caddenin ortasına geldi ve araçların geçmesine engel olan o boydan boya olan kazıyı tek tek bordür taşlarıyla doldurdu. Bunu gören ön taraflardaki birkaç sürücü de araçlarından inerek kendisine yardım ettiler ve trafik tekrar akmaya başladı.
Şikayet etmek yerine yetki ve sorumluluğunda olmadığı halde sorun çözmeğe çalışan gencecik ve umut dolu bir Türk Polisi.Teşekkürler Devrem.
BİRAZ DA TURİZM
Geçen Pazar Günü ailece geziyorduk. Kumburgaz’da Marin Hotel’in önünden geçerken durdum. Otelin önünde kapalı otoparkında yer kalmadığı için belki 200 den fazla araç var. Merak edip sordum. Otel yöneticisi rutin bir kalabalık olduğunu çok iyi bir pazarlama yönetimlerinin olduğu yazın yerli ve yabancı turistle kışın ise panel ve seminerlerle % 80 – 90 dolulukta olduklarından bahsetti .Gurur duydum. Aklıma Sevgili dostum Alon AVM Yön. Kur. Bşk. Serbülent Sürmeli ile yazın yaptığımız, sonu olmayan bitmez tükenmez Alanya muhabbetleri geldi. Yazın çalışan kışın dinlenen bir Alanya. Belki bu cümle bazı birlikleri, dernekleri ve ya kuruluşları rahatsız edecektir ama lütfen özeleştiri olarak kabul etsinler ve bence bahsi geçen otel ve benzeri otellerle (özellikle Alanya’nın coğrafyası ve fiziksel şartları ile benzerlik gösteren ) temasa geçsinler. Hepimizin bildiği şeyi tekrar etmek istemiyorum ama kış öyle veya böyle geçecek. Fakat boş ve verimsiz geçecek bir 2007 Yazına hiç kimsenin tahammülü olduğunu zannetmiyorum. 2007 Eylül’ünde kimsenin nerede hata yaptık geyiği yapmaya fırsatı olmaması dileklerimle…
DİP NOT: Fotoğraf ve video gösterilerini http://kirmizi-beyaz.blogspot.com adresinden arzu ederseniz takip edebilirsiniz.
Saygılarımla.
....
Bu yazı 302 kere okunmuştur.

İt ürür, kervan yürür

İt ürür, kervan yürür
..: 06.10.2006:..

Beyaz Saray’ımızda aslanlar gibi kükredik ve döndük. Sohbetin başından sonuna kadar Kuzey Irak ve PKK’yı konuştuk. Bush da sürekli kafasını salladı, ne de olsa stratejik ortağımız.
Evet, aşağı yukarı böyle tercüme edilebilecek görüşmenin Bush’un ağzından açıklanmış şekli ise şöyle: “Irak ve İran konusunda önemli bir görüşme yaptık. Ayrıca radikalizm ve aşırılığa karşı ortak mücadele arzumuzdan konuştuk. Ben Sn. Başbakan’a AB’ye girmesinin, ABD’nin çıkarına olduğunu söyledim. Darfur’daki acılara karşı yardım etme yönündeki derin arzumuzu paylaştık. Başbakan benim ile bu konudaki kişisel deneyimini paylaştı. Çünkü kendisi Darfur’a giderek, bu korkunç insanlık durumuna şahit oldu. BM ve hükümetler olarak Sudan’daki bu acılara son verilmesi önemli.”
Başkan Bush konuşmasının sonunda, “Ben Sayın Başbakan’ı bir dost ve barış adamı olarak görüyorum” ifadesini kullandı.
Yani bu cümleyi biraz açarsak; “Arkadaş gel sen barıştan yana ol; bizim Talabani’nin ve Ahmet Türk’ün dediği gibi!”
Hiç, insan silah bırakma pozisyonuna girmiş teröriste zor kullanır mı? Hiç böyle bir durumda silahlı operasyon yapılır mı? Yaşasın barış! Yaşasın güvercin kanadından mektuplar!
Bush’un cümlesini daha da açalım; ABD dostumuz değerli müttefikimiz diyor ki; Kerkük’ü merkükü karıştırma, efendi efendi otur, PKK’yı mı koordine edicen, AB’ye hazırlık mı yapıcan, 301’ini mi kaldırıcan, bir sürü işin var. Git onlarla ilgilen. Burası benim çöplüğüm yoksa salarım Talabani ile Barzani’yi üstüne.
Türkiye’ye verilen mesaj çok nettir. Devlet resmi politikanızı değiştirin. Irak artık federal bir devlettir. Kuzey ve Güney Irak’tan oluşmaktadır. Kuzey Irak’ın oluşumunun da hızlandırılması görevi Irak’ın Başkanı yapılan bir Kürt’e verilmiştir. Bu Kürt’ün de efendisi Bush’tur.
Bu gerçek, başımızı deve kuşu gibi kuma gömmekle değişmez. Bu oluşumda Ata’mızın bize söylemiş olduğu “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözünü bahane kabul ederek olaylara karışmayalım, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mı diyeceğiz?
Çok acı ama lütfen şunu artık anlayalım; bizim karşımızda zavallı kullanılan Kürtler yoktur. ABD, İngiltere ve İsrail vardır. Osmanlı’nın mirası tekrar gündemdedir.
Türkiye kervanı bütün itlere rağmen yürümeye ve güçlenmeye devam edecektir.
Muavenet savaş gemimizi kullanılmaz hale getiren, başımıza çuval geçiren ABD’yi biz aman efendim bunlar kazadır, lokal olaylardır, ordularımızı bağlamaz gibi saçmalıklarla geçiştirdik. Oysa olay bu kadar basit değildi. Tabiri caiz ise, adam bize yolda omuz attı biz pardon dedik, yarın yanındaki bayandan makas alacak, önemli değil mi diyeceksin?
Maalesef durum aynen böyle. Rüzgara fırtına ile cevap vermeliydik, olmadı…
Türkiye Kuzey Irak’a girmek zorundadır. Yoksa elinde boya fırçası ile sağa sola Kırmızı Çizgiler çizen bir adam olarak anılırız!
Bedeli ne olursa olsun, Talabani’nin ve dolayısıyla sahibinin uzayan dili içeri çektirilmelidir. Bunu yapacak güç Ata’mızın dediği gibi “…damarlarındaki asil kanda mevcuttur”.
Asil kanı olan bütün Türk evlatlarını göreve çağırıyorum. Görevinizi yapınız!
....
Bu yazı 1624 kere okunmuştur.




Bu makele için yapılan yorumlar


erkan
13.10.2007
azına saglık cok guzel yazmıssın ne mutlu türkum dıyene