DORUKTÜRK TV

Süleymaniye Çuval Skandalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süleymaniye Çuval Skandalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2019 Cuma

YAVUZ SONDAJ GEMİMİZ ve 4 TEMMUZ!

Yavuz sondaj gemimiz Temmuz başı gibi, KKTC’deki bir lokasyonda sondajına başlamış olacak.
Türkiye tüm dinamikleri ile bu coğrafyada var olma ve dik durma mücadelesini sürdürüyor.
23 Haziran'ın kazananı veya kaybedeni olmayacak.
Türkiye önüne bakmak zorunda ve bakacak.
S-400'ler , gerek ordu içinde gerekse iş dünyasında yer alan Amerikan lobisine rağmen Temmuz'a kalmadan gelmiş ve fiilen çalışır duruma başlamış olması gerekiyor.
4 Temmuz 2003 tarihinde başımıza Süleymaniye'de çuval geçiren ABD, Akdeniz ve belki de eş zamanlı olarak Ege'de yeni bir operasyon hazırlığı içinde.
4 Temmuz 2019 tarihi ve öncesinde Türkiye, Silahlı ve silahsız tüm kuvvetleri ile teyakkuz durumunda olmalı!
Su uyur düşman uyumaz.
Bu yazıyı bayramın bitmesini beklemeden yazdığım için özür diliyorum. Benim görevim testi kırılmadan...

Yavuz önemli!
İkinci bir Muavenet Olayına Türkiye'nin tahammülü olamaz!

Sabih Samur, 7 Haziran 2019 00:23 DALAMAN


13 Kasım 2017 Pazartesi

SÜLEYMANİYE ve HAARP (?)



04 Temmuz 2003; Başımıza çuval geçirildiği tarih ve yer.

13 Kasım 2017; Deprem (?)


İran ve Türkiye geleceğe yönelik sıkı ilişkiler kurmaya başlamışken, Irak merkezi hükümeti ile tekrar ilişkiler başlamışken tamda iki ülkeyi vuracak bir noktada DEPREM!
"Allah'ın takdiri", "Mukadderat" ve benzeri şeyler söyleyebilirsiniz...
Veya benim gibi "acaba?" da diyebilirsiniz.

Ben yine de HAARP'i ve son iki aydaki gelişmeleri iyice bir tahlil edin derim.

Her iki ülkeye de başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
Devletim tüm gücü ile yanlarında olacaktır.


Sabih Samur, 13 Kasım 2017 TÜRKİYE


12 Temmuz 2015 Pazar

TÜRK-AMERİKAN SAVAŞI TÜM HIZI İLE DEVAM EDİYOR...

4 Temmuz 2003 Süleymaniye Çuval Geçirme olayı farklı bir versiyon ile
8 gün gecikmeli olarak gerçekleşti.
Uygur Türkleri'nin başına çuval geçirildi.
T.C. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kaç gün önce "Bir Kürt Devleti oluşumuna asla müsaade etmeyiz" demişti.
Kime karşı PYD/PKK ile müttefik olduğunu, dost olduğunu açıklayan ABD'ye karşı.
Peki ABD PKK ile dost ise bizle nasıl müttefik olabiliyor?
Sn. Erdoğan Putin ile neler konuştu?
Ve nasıl oluyor da bizim dışımızda herkes bir bütün olurken biz hangi siyaset ile oyun dışı kalarak Suriye ve Irak'taki tüm gelişmelere seyirci kalıyoruz?
Ne zaman yüksek perdeden ve emin olarak konuşsak anında başımıza çuval geçiriliyor?
İftar yemeği yedikten sonra oradaki 100, 200 kişiye masal tadında hoş sohbetlerle, iç siyasetten dem vurmalarla, aslında AK Parti'nin ne kadar güçlü olduğunu defalarca tekrar etme ile çuval geçirilmeyi nasıl engelleyeceğiz?
Tekrar eski saygınlığımıza, caydırıcı unsur olarak bölgede kuvvetli olduğumuza bu sözde dost ve müttefikleri nasıl inandıracağız?
Bu soruların yanıtını son kalan bir kaç iftar yemeğinde değerli büyüklerimizden bekliyorum.


Derin saygılarımla

Sabih Samur 13 Temmuz 2015, İstanbul


3 Temmuz 2015 Cuma

4 Temmuz 2003, BAŞIMIZA ÇUVAL GEÇİRİLDİ!



"Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım."


Bu dörtlük Küçük İskender'den değil Mehmet Akif Ersoy'dan. İstiklâl Marşımızın 3. dörtlüğü. İlk iki kıtasını dahi ezbere söylemekte zorlanan bir topluma açıklama gereği duyuyor insan doğal olarak.
Adam sendecilik, bananecilik, ben bilmez merkez bilir aymazlığı...
Merkezin ise ne bildiği ortada.
Sonuç bu dörtlük yani İstiklâl Marşı önce 1992'de sonrasında da 2003'te hikaye oldu. Geçiriverdi elin Coni'si kafamıza çuvalı.
Neden bu konuyu gündemde tutuyorum? TSK'yı yarınlarda yönetecek olan ve bu yazıyı hasbelkader gören olursa aralarında ders çıkarsınlar diye.
Bazen inisiyatif kullanmak gerektiğini sana çuval geçirmek isteyenin kafasına Aziz Türk Milleti Adına sıkman gerektiğini, bunun için Ankara'yı, Genel Kurmay'ı filan asla aramaman gerektiğini bilsinler diye.
Bu utancı yaşatan tüm üst düzey kuvvet komutanları mutlaka yargılanmalı ve hak ettikleri cezayı almalıdırlar. Hoş bizim gönlümüzde zaten yargılanmış ve hüküm giymişlerdir.
Özgürlük Bayramın kutlu olsun dost ve müttefik Amerika.
Yalnız hatırlatalım bir daha asla deneme!
Türk Ordusu gerekli dersi almıştır bir daha asla başına çuval geçirtmez!

https://www.facebook.com/dorukturktelevizyonu/videos/vb.143489212508027/238591382997809/?type=2&theater

Sabih Samur 3 Temmuz 2015


2 Haziran 2015 Salı

TIR KONUSU ve ULUSAL KAHRAMAN YARATMAK

Türk Halkı Ulusal Kahramanını yaratmaya çalışıyor.
Önce bunu irdeleyelim.
Kontrolden çıkmış bir Cumhurbaşkanı var. Bunu herkes görüyor ama kimse engelleyemiyor.
Neden?
Çünkü Ezik bir toplum yaratıldı. Güce tapan, güçten korkan bir toplum. "Ben bir şey söylersem beni de Ergenekon da olduğu gibi paket yaparlar, kanser olur, çürür giderim" korkusunda yaşayan yüzler, binler...
Bir de iktidardan bir şekilde nemalananlar ve son dakika bu nemalanmaya dahil olmak isteyen ve iş bu sebeple iktidarcı gözüken ama aslında nefret eden tiplemeler.
Bir başka kesim ise yolunda olan zavallılar.
Karısını temizliğe gönderen, para getirsin de nasıl getirirse getirsin diyen ve bu sırada kendisi kahvede kumar oynarken muhtardan da bakıma muhtaç kağıdı alarak iktidar partili olduğunu avaz avaz bağıran onurunu kaybetmiş kişiler.
Bölünmüş olanlar var: Mustafa Kemal Atatürkçüler.
Atatürk'ün Samur Kürklü Yün Paltosu ile olan fotoğrafını bürosuna koyanlar ATATÜRKÇÜ.Yani Sağcı Atatürk.
Atatürk'ün Kalpaklı fotoğrafını bürosuna koyanlar KEMALİST. Yani Solcu Atatürk.
Mustafa Kemal Atatürk'ü tam ortadan bölmüşler.
Her iki tarafta iktidara diş bilerken ne hikmetse Milliyetçilikle Ulusalcılık kavramlarını üretenlerin de aslında yeni koltuklar, yeni makamlar üretme peşinde olduklarını uyanamamakta...
Sonuç: Milli İttifak için aylar süren çaba ve sadece iki partinin birleşebilmesi.
Geri kalanlar?
Erken Seçim umudunda. Bizsiz olmaz geyiği...
Peki bu yazdıklarımla silah yüklü tırların alakası ne?
Eğer toplum bu sürece adım adım hazırlanırken,
Türk kimliği elinden alınırken,
Demokrasi adı altında Anayasa (Kenan Evren'e olan hınçtan ötürü) değişimine sıcak bakarken,
Boşanma oranının % 70 olduğu seni rahatsız etmezken,
Memleket dullar cenneti olmuş ve sen konuya 1+1 ev yapmak gerekli boyutunda yaklaşırken,
Dizilerde, gündüz kuşağında aile kurumunu parçalamak ve toplumu çökertmek için her şey yapılırken,
TSK, ama Hizmet ama hizmete göz yumanlar tarafından itibarsızlaştırılırken,
Başına çuval geçirilirken...
Bu yaşananları görmezden gelirsen, bugün içi silah dolu tırları görsen ne olur görmesen ne olur?
Güç artık sende değil!
Senin sesini ve yazdıklarını suç duyurusu olarak kabul edip uygulamaya alacak bir erk yok!
Hele hele bunu yazanın kıblesi belli değilse bu defa akla TC dışı yapılanmalar geliyor o da zaten başka bir makale konusu.
Asıl soru şu olmalı:
Tırların içindeki yükleri belirleyen ve gönderin talimatını veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan makamı gereği Devleti temsil ettiğine göre ve yük gerçekten Türkmenlere gidiyorsa bu bir MİT Operasyonu ve Yasaldır.
Ve Ülke menfaatleri için gizlilik kapsamındadır.
Aynı, zamanında Tansu Çiller ve Mehmet Ağar'ın yaptığı operasyonlar gibi.
Yok böyle değilse başka bir niyet varsa DEVLET günü geldiğinde bunu kendi içinde sorgular ve yapması gerekeni yapar.
Halkımız Ulusal Kahramanını arıyorsa Can Dündar ve benzerlerini kahraman yaratmaya çalışıyorsa suçlu asla Aziz Türk Milleti değildir.
Suçlu bugün bu milletten oy isteyen ama bu olaylar yaşanırken SİNE-İ MİLLETTE DÖNMEYİ asla gündemine alıp uygulamayan ve Hükümeti legal ve parlamenter sistem içinde düşüremeyen muhalefetin tamamıdır.

Sabih Samur, 2 Haziran 2015, 10:00, EDİRNE


22 Şubat 2015 Pazar

KIRMIZI ÇİZGİLER

Evvel zaman içinde Adam gibi adamlar vardı.
Muvazzaftılar, Kurmaydılar.
Türkiye Cumhuriyetini KORUMAK ve KOLLAMAK görev alanları idi.
KIRMIZI ÇİZGİLERİ vardı!
Bu çizgilerin aşılması SAVAŞ SEBEBİ idi.
Bu adamların kimisi hakkın rahmetine kavuştu kimisi ise emekli olup köşesine çekildi.
Ve sonrası malum...
Sınırlarımızın dışında başımıza çuval geçirildi.
Sınırlarımızın içinde ise PKK denen piçin soytarısı olduk. Düne kadar gölgemizden, botumuzun çıkardığı sesten korkanlar şimdi üzerimize molotof, taş ellerine ne geçiyorsa atabiliyorlar.
Bugün ise KARA GÜN!
Nasıl MUAVENET, EŞREF BİTLİS, ÇUVAL hicran yarası ise bugünün ifadesi mümkün değil!
Sözün bittiği yerdeyiz.
Bundan sonra Allah herkesin yar ve yardımcısı olsun.

Sabih Samur 22 Şubat 2015 EDİRNE


Konu:

Türkiye’nin yurt dışındaki tek toprağı Süleyman Şah Türbesi dün gerçekleşen operasyonla resmen boşaltıldı. Türkiye, Cumhuriyet 29 Ekim 1923′te kurulduğundan beri ilk kez toprak kaybetti.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Küsüm sana ABD

Küsüm sana ABD
..: 07.07.2007:..

ABD'nin 4 Temmuz Bağımsızlık ve Özgürlük Bayramı Başkent Ankara'da, Büyükelçilik'te yapılacak bir resepsiyonla kutlanır.
ABD Büyükelçiliği, her yıl 4 Temmuz'da kutlamalar kapsamında bir resepsiyon verir. Bu davetin aynı zamanda devletin zirvesi ile yabancı diplomatların da buluşma noktası olduğu
söylenir. Gel gör ki akşam yapılacak resepsiyona Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt katılmaz.
Erdoğan ve Gül, yoğun programlarını mazeret göstererek katılmayacaklarını büyükelçiliğe bildirir. Birçok bakan teklif edilmesine rağmen resepsiyona gitmeyi reddeder. Bu onurlu katılım görevini F-35 uçaklarımızın alımına imza atan Savunma Bakanı Vecdi Gönül kabul eder. Akşam, ABD'nin resepsiyonunda hükümeti Gönül temsil eder.
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni ise Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun temsil eder.
Devletin zirvesinin ABD Büyükelçiliği'ndeki bu en önemli resepsiyona katılmaması Ankara kulislerinde Kuzey Irak'taki PKK sorununun çözümünde yeterli yardım alınamaması nedeniyle ortaya koyulan bir tavır olarak yorumlanır(mış).
Bizler balık hafızalı vatandaşlar olarak 4 Temmuz 2003’ü unuttuğumuz için resepsiyona katılmama gerekçemiz Ankara’nın kulislerinde (oralar nerelerse) farklı algılanıyor.
Leyleğin ömrü laklakla geçer misali koskoca dört yıl sonra Amerika’ya tavrımızı aslanlar gibi resepsiyona katılmayarak gösteriyoruz. Gerçi bu nasıl katılmamaksa?
Savunma Bakanı yerine müsteşar, Orgeneral yerine Albay gönderirsen o zaman onun adı ciddiye almamak olur.
Türk halkının kırılan onurunu böyle aktivitelerle onaramazsınız beyler.
Büyükanıt emekli olunca anılarında “Amerika’yı şöyle protesto etmiştim” filan diye anlatır, biz de okuruz.
Biz resepsiyonlara katılmayarak ABD’yi madara edelim, rezil olsunlar! Diğer taraftan Barzani bizimle makara kukara yapsın, sınıra namluları bize dönük tank filan dizsin; geleceğiniz varsa göreceğiniz var desin!
Peki biz ne yapacağız?
1- Kararlılığımız devam edecek (Bu ne demekse?)
2- ABD’yi motive çalışmalarımız devam edecek, terörle mücadelemizde yanımızda olsun diye.
3- Talabani’nin Irak’ı temsilen (muhtemelen) yapacağı Ankara’daki bir resepsiyona düşük düzeyli bir katılımla Barzani ve Talabani’yi mahvedeceğiz!
Evet yukarıdaki 4 Temmuz resepsiyonundan sonra neler yapabileceğimiz seçeneklerinden kararı büyüklerimize bırakıyorum.
Şimdilik hoşça kalın. Bir resepsiyona katılmam gerekiyor.....
Bu yazı 627 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


Bay X
08.07.2007
Herkes tribunlere oynuyor ama bir gercegi gormuyor Sovyetler toprak ve bogazda us taleb ettiklerinde ABD sayesinde NATO ya girdik (Sozumuzun Gectigi Ender Organizasyonlardandır) ve Sovyetler geri adım attı 1949 buyana surekli olarak mali yardım yapıyolar ve ayagımızdaki ayakkabında sapkalarımıza kadar hersey ABD malı ama herkesi ABD karsıtı cok komik.. ABD olmasa Turkiye bataklıga saplanır ve ABD turkiyenin dogal müttefigidir

Hürkal Ayaz
07.07.2007
ABD dünyanın en büyük terörist ülkesidir,kan emicidir ve hedefine ulaşmak için herşeyi yapar.Onlar için sadece kendi canları ve kendi keyifleri önemlidir.Diğerlerinin onlar için karınca kadar bile değeri yoktur.Dünyanın neresinde işlerine yarayan bir şey varsa,onu elde etmek için herşeyi yapıyorlar ve Türkiyemizde de onların işine yarayacak çok şey olduğu için,bizi yok etmeye çalışıyorlar.
Dünyanın en büyük felaketi ABD dir

6 Mayıs 2012 Pazar

Osman Pamukoğlu ve K.Irak

Osman Pamukoğlu ve K.Irak
..: 07.02.2007:..

Devlet, beylik demogojilerle geveze bir ihtiyar durumuna düşürülemez. Mülkün esas sahibi olan halk tarafından da başıboş bırakılamaz.(Ey Vatan'dan)
· Siz ülkenin şerefini koruyun. O sizin geleceğinizi korur.(Ey Vatan'dan)
· İnsan muharebeyi kazanabilecek tek makinedir. Donatım önemlidir fakat asıl anahtar insandır. Süper silahlar ve düğmeye basılarak yapılan savaşlar hakkındaki düşünce ve konuşmalar beş para etmez bir yığın zırvadan ibarettir. İnsan, tek ve en üstün savaş aracıdır.
· Bu dağlarda, vadilerde, gözlerinizin taramadığı, süngünüzün parlamadığı, bombalarınızın yoklamadığı, botlarınızın pençesinin değmediği hiç bir yerin sizin olmadığını bilin.
Bu sözler Sn. Osman Pamukoğlu’na ait ve Ey Vatan adlı kitabından alınmıştır. Bu sözleri eden ve sadece sözde kalmayıp aslanlar gibi cenk eden Pamukoğlu ne değişti de “Karşımızda 7 milyon Kürt var. Artık K.Irak’a girmemiz mümkün değildir!”diyebilmiştir. İşte bunun cevabı yok. Çoğu şeyin cevabının olmadığı gibi…
ABD'nin istihbarat örgütleri, Iraklı Kürtlerin Kerkük üzerindeki denetimlerini artırmak için sistemli bir çaba içinde olduklarına ve Amerikan askerlerinin bölgeden hızla çekilmesi halinde, Türkiye'nin Kürtleri durdurma amaçlı bir askeri harekât başlatabileceğine inanıyor.
Bu öngörü, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi'nce (NIC) hazırlanan ve Başkan Bush dahil ABD'nin bütün üst düzey yetkililerine sunulan "Irak Tahmini" başlıklı resmi raporda yer aldı.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden alınan bilgiye göre, raporun temel bulguları arasında şunlar da var:
. "Kürtler, Kerkük'teki denetimlerini artırarak Anayasanın 31 Aralık 2007 öncesinde yapılmasını öngördüğü referandumun ardından, şehrin ve vilayetin tamamının ya da büyük bölümünün Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ne bağlanması için sistemli biçimde çalışıyorlar."
. "Türkiye, Irak'ın parçalanmasını istemiyor ve bir Türk-Kürt terörist grubu olan Kürdistan Halk Kongresi'nin (KGK-eski adıyla PKK) Kuzey Irak'taki barınağını ortadan kaldırmaya kararlı."
. "(Koalisyon askerlerinin) hızla çekilmesi gündeme gelirse, Irak Güvenlik Güçleri'nin mezhepsel değil ulusal bir kurum olarak ayakta kalamayacağı, komşu ülkelerin Irak'taki fraksiyonların davetiyle ya da tek taraflı olarak mevcut çatışmaya müdahale edeceği, sivillerin kitlesel kayıp verebileceği ve nüfusun yer değiştirmeye zorunlu tutulabileceği, El Kaide'nin ülkenin bazı bölümlerini, özellikle El Anbar (Ramadi) Vilayeti'ni Irak içinde ve dışında artan sayıda saldırı planlamakta kullanmayı deneyeceği, Irak'ta artan şiddet ve siyasi dağınıklığın, Kürtlerin Kerkük'ü denetleme ve özerkliklerini güçlendirme girişimiyle birlikte, Türkiye'yi askeri bir müdahaleye yöneltebileceği kanısındayız."
Evet Amerikan yönetimine sunulan rapor aynen böyle iken bu ülkenin yetiştirdiği sayılı komutanlardan biri maalesef inancını yitirmiş durumda. Genelkurmay ve Edip Başer sorunu çözmede kararlılık(?) gösteriyor! Çözüm şekli her ne kadar Türk Milleti’nin beklentilerine yanıt vermese de.
Biz kararlılığımızdan dem vuralım, Barzani’nin ağzı torba değil ki büzesin!
Barzani'den Türkiye'ye tehdit
ERBİL (İHA) - Kuzey Irak'taki sözde bölgesel Kürt yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Türkiye ve İran'ın Kuzey Irak'a girmesi durumunda, Kürtler'in buna karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Peşmerge lideri Barzani, Kürt devletini kurmak hayal olmadığını, ancak Irak'ın bugünkü koşullarında federalizmi daha uygun gördüklerini söyledi.

Bugün bir Amerikan televizyon kanalına mülakat veren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Barzani, Türkiye ile İran'ın bu ülkelerde Kürt nüfuzunun yoğunluğundan dolayı, sözde Kürdistan bölgesinin kendileri için tehdit oluşturduğunu düşündüklerini belirterek, bu düşüncenin doğru olmadığını savundu. 'Bu devletler hangi nedenlerden olursa olsun' Kürdistan bölgesine saldırmaları durumunda, Kürtlerin bu devletlere karşılık vereceği uyarısında bulunan Barzani, "Kürt devletini kurmak hayal değildir. Bu Kürtlerin hakkıdır" dedi.

Sözde Kürt yönetimi bölge başkanı Mesud Barzani, Kürtler'in, Amerika ile İran arasındaki nükleer silah geliştirme konusundaki savaşa taraf olmayacağını ifade ederek, "Eğer, Amerika ile İran savaşıp Irak bu ülkelerin savaş meydanı olursa, biz Kürtler buna taraf olmayacağız" şeklinde konuştu.

"Irak'ın içişlerine sadece İran İslam Cumhuriyeti değil, tüm bölge ülkeleri müdahale etmektedir" diyen Başkan Barzani, Irak'ın bölgedeki güçlü devletlerin çelişki merkezi haline geldiğini ve bu devletlerin de Irak'ın kaosundan yararlandıklarını söyledi.

Peşmrege lideri Barzani, komşu ülkelerin Irak'a demokrasinin sağlanması kendilerini de etkileyeceğinden endişelendiklerinden dolayı Amerikan'ın bir an önce Irak'tan çıkmasını istediklerini kaydetti. Türkiye ve İran İslam Cumhuriyeti'nin kendi ülkelerinde Kürt nüfuzunun yoğunlukta olduğu için Irak Kürtleri'nin durumuna hassasiyetle baktıklarını kaydeden Barzani, "Türkiye ve İran'ın, Kürdistan bölgesi üzerinde tehdit oluşturmamalarını umut ediyorum. Biz bu iki ülke ile dost olmak istiyoruz fakat bunlardan hangisi saldırırsa buna karşılık vereceğiz" diye uyarıda bulundu.

Kürtler'in devlet kurma hakkının bulunduğunu söyleyen Barzani, "Bu realite, hayal değildir. Kürtler'in de bir devleti olması doğal bir haktır. Ben diyalog ve barışçıl çözümden yanayım. Fakat Irak'ın bugünkü koşullarında, federalizmin en uygun çözüm olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu.





Bu beyanatın ışığında Sn. Dış İşleri Bakanımız Gül, ABD’de temaslarda bulunuyor, dost ve müttefikimiz, kadim dostumuz Amerika ile “gelecek güzel günler ilerde” şarkısını söyleyecek, Barzani ve Talabani Efendilerin sazları eşliğinde.
Oysa Bağımsız Türkiye’nin Başbakanı şunu yapmalıydı. Dış İşleri Bakanı’nı Amerika’ya göndermeden önce:
1-Türkiye’den Muavenet ve Çuval Geçirme konularından ötürü resmi özür dilenmediği sürece,
2-F-16 uçaklarımızdaki bilgisayar yazılım kodları tarafımıza verilmediği sürece,
3-Kerkük’te Türkmenlere uygulanan baskı ve haksızlıklar sona erdirilmediği sürece,
4-KKTC üzerinde oynanan oyunlar sonlandırılıp;Türk insanının çıkarları gözetilmediği sürece,
5-İkide bir sanki suç işlemişiz gibi tezkere konusunu gündeme getirip peşinden her defasında sözde Ermeni Soykırımı tasarısını ısıtarak bizi tehdit ettikleri sürece,
6-K.Irak’a Amerika’nın müsaadesi olmadan girilemeyeceği vurgulandığı sürece,
Amerika’ya çok net bir şekilde bu 6 maddenin gereklerini yerine getirmedikleri sürece
F-35 anlaşmasını imzalamayacağımızı ve Türkiye’nin gerek tek başına gerekse çizmiş olduğu yolda yürüyecek başka yol arkadaşları bulabileceğini, F-35’te yer alan F harfinin alternatifi Mig olduğu ve 1/3 fiyata Türkiye’ye mal olacağının hatırlatılması gerektiği sert bir şekilde Sn. Başbakan tarafından direkt telefondan Bush’a iletilmeliydi.
Neyse bunları hatırlatmayı unuttuysa yakında Sn. Büyükanıt’ta gidecek ya Amerika’ya rica edelim kendisine, geçerken bıraksın kadim dostumuz Kovboy Bush’a 6 maddelik mektubu.
Gerçi okuma fırsatı olmasa da emekli olunca anılarını yazarken kullanır belki.....
Bu yazı 547 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


yiğit ulus
11.02.2007
ne zamandan beri büyük Atatürk'ün ülkesi komşularının toprak bütünlüğüne göz diken,hamasete dayalı politikalarla vatan severliği savaş nutukları eşliğinde bir siyasi çıkar aracı eden,anlık siyasi dengeleri geniş bir perspektiften algılayamayan ve duygusal yaklaşımlarla entellektüel bilinçden uzak,sokak ağzıyla politika uygular oldu?Bu soruyu bilerek sordum çünkü biz bunu bile doğru düzgün yapamıyoruz.Hani cehaleti bile beceremiyoruz.Sözüm yazara ve konusuna değil yoruma...Yurtta sulh,dünya da sulh diyen benim atam değil miydi?

Hayyam güzel demiş...

Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

alakayı kuran anlar,kuramayana da anlatma mecalim yok...

Kahraman Mehmetcik
07.02.2007
Büyük Reis,

senin gibi düşünen 9 kişi olsun bu hükümette...
Musul & Kerkük bizim olur.

Seninle iftihar ediyoruz.

Arz ederiz
Kahraman Mehmetcik

Karaoğlan! Tekrar mümkün mü?

Karaoğlan! Tekrar mümkün mü?
..: 09.09.2006:..

22 Haziran 2006 tarihli yazımda “Türk evladı terbiyelidir, efendidir, sabırlıdır ama sabrın sınırı ve tarihi vardır. Eylül 2006 çok şeylere gebedir. Türk Ordusu, Türk Milleti ve Türk Vatanı bölünmez bir bütündür!
Hafızamız çok kuvvetlidir.
02 Ekim 1992 Muavenet ve Süleymaniye Çuval Skandalı
Türk Milleti’nin evlatları Eylül 2006’da gerekeni yapacaktır. 1960’lı yıllarda Mersin semalarına bakıp “ bekledim de gelmedin” adlı şarkı nakaratını mırıldanan ve Fantomların yolunu gözleyen yavru vatanın semaları 1974’te ışıldamıştır.
1974’te ABD’ye rağmen bunu başaran bir Ecevit ve Erbakan vardı. Ve Türkiye bugün liderini aramaktadır.
Babamın sık kullandığı bir deyim var, gece çok şeylere gebe; GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR…” demiştik.
Gönlümüzde bir şahin vardı; soyadı gibi icraat sahibi olduğunu düşündüğümüz Gen. Kur. Başkanımız 30 Ağustos sonrası söyleyeceğini söyleyecek ve artık sözlerin bittiği yerde askerlik başlayacak! Ve şahsen gönlümdeki komutan, 31 Ağustos’ta Başbakan ile bir araya gelip 01 Eylül sabahı gün ağarırken Kuzey Irak’a girerek yapması gerekeni artık ülkesi ve milleti adına yapar diye düşünüyordum. Olmadı, olamadı belki de oldurmadılar…
Türkiye’de iki tip gazeteci vardır. Ordunun her yaptığını kayıtsız şartsız doğru kabul eden, onu eleştirmemeyi tabu olarak kabul eden, diğer taraftan orduyu gereksiz harcamalar manzumesi olarak gören ikinci bir grup.
Üzgünüm ben bu iki grupta da yer almıyorum. T.C.’nin kurucusu olan TSK’nın, Türk Milleti’nin göz bebeği olan TSK’nın tüm yöneticilerinin layığı ile bu orduyu lafta değil icraatta dünyanın sayılı değil bir numaralı ordusu yapmaları gerektiğine inanıyorum.
Artık basında politikacılarla laf yarıştıran değil, ordusunu nereden alıp nereye getirdiğini anlatan bir Genel Kurmay Başkanı hayal ediyorum!!!
Adam yerine koymadığım İran, F 18 taklidi uçağı ve geliştirdiği füze ve bombaları dünyanın gözüne sokmaktadır. Ben de sokmak istiyorum. Benim F 16 uçağımın modernizasyonunu, atış sistemlerinin geliştirilme işlemlerini neden İsrail yapsın? Nerede benim Aselsan’ım? Nerede benim ordumun Ar-Ge departmanı? 1960 yılında Devrim adlı otomobili yapan ruh nerede? (Sahiden bu araç şu an nerede, yoksa o da cezalı mı? Benzini bittiği için.)
G-3 piyade tüfeğinden sonra, M-16 ya mı geçeceğiz; yoksa PKK’dan topladığım kalaşnikoflarla mı yola devam edeceğiz? Bizim TÜRK OĞLU TÜRK bir silahımız olmayacak mı? BİZ ORDUYU YÖNETENLER OLARAK NE ZAMAN ÖZ ELEŞTİRİ YAPACAĞIZ?
Sonra kalkıyoruz hep beraber büyük laflar ediyoruz. Ortadoğu’da söz sahibi olmamız gerekiyor vs. vs.
TBMM bir sınav vermiştir. Bu sınavı veren bence AKP değil muhalefet olmuştur. Ve görülmüştür ki söylemleri ile dünya gerçeklerini algılama ve çözüm üretme anlamında tüm muhalefet liderleri sınıfta kalmıştır. Bu çok acıdır.
Tayyip Erdoğan’ın ise önünde inanılmaz bir fırsat vardır, eğer değerlendirebilirse.
Başbakan kendisi ile baş başa kalıp bu zamana kadar ki geçmişini (bağlı olduğu tabanı vs.) gözden geçirip bir orta yol bulup daha sonra Gen. Kur. Bşk. ile en az 3-4 saatlik başbaşa bir görüşme yapıp o odadan kol kola ,omuz omuza çıkmaları gerekir; Türkiye’nin kutsal ulusal çıkarları için!
Her şeye ve her türlü olumsuzluğa rağmen birlikte atılacak ortak bir adım ve harekat emri PKK nın bitirilmesi için başlatılacak sınır dışı operasyon Tayyip Erdoğan’ı 2.Karaoğlan,
Büyükanıt’ı ise şüphesiz anıtlaştırarak şanlı Türk Tarihi’nde yer almalarını sağlayacaktır.
Büyükanıt Paşa’nın evrak çantasında olan ve Başbakanı’nı ABD’ye 3-4 Ekimde uğurlarken eline tutuşturması gereken hatırlatma notları vardır. Nedir bunlar ve amacı nedir?


1- Ziyaret tarihi ile enteresan bir şekilde çakışan beş şehit verdiğimiz Muavenet gemimizin Saratago uçak gemisi (ABD menşeili) tarafından 02 Ekim 1992 tarihinde VURULMASI !
2- Süleymaniye’de 11 askerimizin başına çuval geçirilmesi

Bu iki madde Başbakan tarafından Bush’a iletilip T.C. Başbakanı olarak ülkesi ve milletini temsilen, ABD Başkanı’nın ülkesi ve milleti adına bizlere RESMİ ÖZÜR BORÇLU olduklarını hatırlatması gerekiyor.
Bu resmi özür gerçekleşmediği sürece Türk-Amerikan ilişkileri hiçbir zaman düzelmeyecektir. Biz de bu resmi özrü gerçekleştirtemediğimiz sürece ABD Büyükelçisi’nin organize ettiği kokteyllere filan katılmayarak müthiş tepkilerimizi göstermiş oluruz, onlar da inanılmaz üzülürler.
Yazacak çok şey var. Şimdilik bu mesajlar gideceği yerlere gitsin de, mürekkebimiz çok.
....
Bu yazı 1646 kere okunmuştur.

Kaynak: Yeni Alanya Gazetesi

aydın uçar
14.04.2007
bence sınır dışı operasyon dudurlmalı çünkü ABD nin tuzagına düşer tsk ve akıl edemeğiniz kadar şehit veririz 94 te olduğu gibi 650 şehit vermiştik biraz sabır etmeliyiz ABD nin de gerçek yüzü ortaya çıkacaktır.sınırda konuşlanan 800 komandomuzla 12 km girdinine göre istemesekte harekat başlamış bulunuyor. söylenecek birşey yok aslında tuzağa düşmüş durumdayız tc çok dikkat edmelidir.çok hassas bir zamandadır. dostunu düşmanını iyibilsin;gerçi dostu yok ama. alah devletimizin yanındada olsun.akerimizi korusun.....