DORUKTÜRK TV

Mehmet Ağar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Ağar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2015 Salı

TIR KONUSU ve ULUSAL KAHRAMAN YARATMAK

Türk Halkı Ulusal Kahramanını yaratmaya çalışıyor.
Önce bunu irdeleyelim.
Kontrolden çıkmış bir Cumhurbaşkanı var. Bunu herkes görüyor ama kimse engelleyemiyor.
Neden?
Çünkü Ezik bir toplum yaratıldı. Güce tapan, güçten korkan bir toplum. "Ben bir şey söylersem beni de Ergenekon da olduğu gibi paket yaparlar, kanser olur, çürür giderim" korkusunda yaşayan yüzler, binler...
Bir de iktidardan bir şekilde nemalananlar ve son dakika bu nemalanmaya dahil olmak isteyen ve iş bu sebeple iktidarcı gözüken ama aslında nefret eden tiplemeler.
Bir başka kesim ise yolunda olan zavallılar.
Karısını temizliğe gönderen, para getirsin de nasıl getirirse getirsin diyen ve bu sırada kendisi kahvede kumar oynarken muhtardan da bakıma muhtaç kağıdı alarak iktidar partili olduğunu avaz avaz bağıran onurunu kaybetmiş kişiler.
Bölünmüş olanlar var: Mustafa Kemal Atatürkçüler.
Atatürk'ün Samur Kürklü Yün Paltosu ile olan fotoğrafını bürosuna koyanlar ATATÜRKÇÜ.Yani Sağcı Atatürk.
Atatürk'ün Kalpaklı fotoğrafını bürosuna koyanlar KEMALİST. Yani Solcu Atatürk.
Mustafa Kemal Atatürk'ü tam ortadan bölmüşler.
Her iki tarafta iktidara diş bilerken ne hikmetse Milliyetçilikle Ulusalcılık kavramlarını üretenlerin de aslında yeni koltuklar, yeni makamlar üretme peşinde olduklarını uyanamamakta...
Sonuç: Milli İttifak için aylar süren çaba ve sadece iki partinin birleşebilmesi.
Geri kalanlar?
Erken Seçim umudunda. Bizsiz olmaz geyiği...
Peki bu yazdıklarımla silah yüklü tırların alakası ne?
Eğer toplum bu sürece adım adım hazırlanırken,
Türk kimliği elinden alınırken,
Demokrasi adı altında Anayasa (Kenan Evren'e olan hınçtan ötürü) değişimine sıcak bakarken,
Boşanma oranının % 70 olduğu seni rahatsız etmezken,
Memleket dullar cenneti olmuş ve sen konuya 1+1 ev yapmak gerekli boyutunda yaklaşırken,
Dizilerde, gündüz kuşağında aile kurumunu parçalamak ve toplumu çökertmek için her şey yapılırken,
TSK, ama Hizmet ama hizmete göz yumanlar tarafından itibarsızlaştırılırken,
Başına çuval geçirilirken...
Bu yaşananları görmezden gelirsen, bugün içi silah dolu tırları görsen ne olur görmesen ne olur?
Güç artık sende değil!
Senin sesini ve yazdıklarını suç duyurusu olarak kabul edip uygulamaya alacak bir erk yok!
Hele hele bunu yazanın kıblesi belli değilse bu defa akla TC dışı yapılanmalar geliyor o da zaten başka bir makale konusu.
Asıl soru şu olmalı:
Tırların içindeki yükleri belirleyen ve gönderin talimatını veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan makamı gereği Devleti temsil ettiğine göre ve yük gerçekten Türkmenlere gidiyorsa bu bir MİT Operasyonu ve Yasaldır.
Ve Ülke menfaatleri için gizlilik kapsamındadır.
Aynı, zamanında Tansu Çiller ve Mehmet Ağar'ın yaptığı operasyonlar gibi.
Yok böyle değilse başka bir niyet varsa DEVLET günü geldiğinde bunu kendi içinde sorgular ve yapması gerekeni yapar.
Halkımız Ulusal Kahramanını arıyorsa Can Dündar ve benzerlerini kahraman yaratmaya çalışıyorsa suçlu asla Aziz Türk Milleti değildir.
Suçlu bugün bu milletten oy isteyen ama bu olaylar yaşanırken SİNE-İ MİLLETTE DÖNMEYİ asla gündemine alıp uygulamayan ve Hükümeti legal ve parlamenter sistem içinde düşüremeyen muhalefetin tamamıdır.

Sabih Samur, 2 Haziran 2015, 10:00, EDİRNE


6 Mayıs 2012 Pazar

Türkiye-İran ilişkileri ve Amerika

Türkiye-İran ilişkileri ve Amerika
..: 07.12.2006:..

İlginçtir, Türkiye’de gündem bırakın haftayı, gün içinde dahi değişebiliyor. Bizlerde bu akarsuyun içinde akarken görüntüleri yakalayıp paylaşmaya çalışıyoruz.
Gün geliyor Sn. Büyükanıt Paşa’ya kızıyoruz. Hala kamuflajını giymediği ve Kuzey Irak’a bizleri götürmediği ve topu hükümete dolayısıyla meclise attığı için.
Gün geliyor MHP kongresinde yaşanan güya demokratik ortamda yapılan (sanki birden fazla aday varmış gibi ) MHP Genel Başkanlık seçiminin trajikomikliğini ve Dr. Devlet Bahçeli’nin bilerek olduğunu düşünmek istemediğim ama somut olarak milliyetçi harekete verdiği zararı.
Gün geliyor Mehmet Ağar’ın, Düz Ova söylemine kafayı takıyoruz. Bizim için çok önemli olduğunu düşündüğümüz ve Vatan’a ciddi emeği geçmiş bir insanın gaflarını dile getirmeye çalışıyoruz. Hem ciddi ortamda hem de sıra gecesinde…
Ama akarsu akmağa devam ediyor ve bizi bu defa alıp İran’a götürüyor.
İran gazetelerine baktığımızda, Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir dönem başladığını ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ülkelerini ziyareti ile bu ilişkinin yol kat ettiğini söylüyorlar.
Aslında olması gereken bu. Biz sonuçta sınır komşusuyuz ve zaman zaman çıkarlarımız çatışsa da gerektiğinde PKK sorunu ve Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda aynı ağızdan konuşabildiğimiz ve ortak paydada bulaşabildiğimizi dosta ve düşmana ve hatta dost ve müttefikimiz olarak gözükenlere de göstermiş oluyoruz.
Yukarıdaki bu uzun cümleyi kurduktan sonra bir de madalyonun öbür yüzüne bakıyorsun. Görüşme sonrası sabah erkenden, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson, soluğu Dışişleri Bakanlığı’nda alıyor (Gerdek gecesi sabahı kızını arayan anne misali). Abdullah Gül ile yapılan görüşme 45 dakika sürüyor ve bu basına “Rutin” bir görüşme olarak açıklanıyor.
Gönül istiyor ki, T.C. Başbakanı, özgür iradesi ile kimsenin ve hiçbir ülkenin mesaj taşıyıcısı olmadan diğer ülkelerle görüşsün ve öncelikli olarak T.C.’nin kutsal çıkarlarını korusun!
Gönül bu, AK’a da konuyor yoka da!
Daha önceki yazımda da belirtmiştim. İsrail’in nükleer güce sahip olması Türkiye için ne kadar tehlikeli ise İran’ın nükleer güce sahip olması da o kadar tehlikelidir. Fazla veya az değil. İran’ın bu güce sahip olmasında fayda vardır ve kesinlikle Türkiye’de, gerek Avrupa, gerek Rusya ve gerekse Japonya ile işbirliği yaparak İran ile aynı zamanda nükleer güce sahip olmalıdır. Olmazsa ne olur?
Ne olacak: Su akar Türk bakar.....
Bu yazı 256 kere okunmuştur.

Kahraman Urfa Şanlı Maraş

Kahraman Urfa Şanlı Maraş
..: 01.12.2006:..

Dün Akşam Urfaspor’un 1969 yılındaki ilk on birinde yer alan Ahmet Hoşinli ile beraber Şirinevler’den otomobilimizle geçerken yine Urfa’lı olan bir arkadaşına rastladık.Kendisi bizi mekanına davet etti ve orada sofrada bekleyen iki arkadaşı ile beraber bizi ağırladılar. Bir anda masanın etrafında üç Urfa’lı, bir Sakarya’lı ve bir Mudanya’lı. Çoğunluktan dolayı konu döndü dolaştı Urfa’ya geldi. Cahilliğimi bağışlayın belki aranızda konuyu bilenler vardır ben yeni vakıf oldum. Kurtuluş savaşı sonrası TBMM’de alınan karar sonucu göstermiş oldukları can siparene tutumdan ötürü Urfa’ya Şanlı , Maraş’a ise Kahraman ön takıları verilmiş. Fakat bu öyle kolay olmamış meclisimizde büyük münakaşalar sonrası bu sıfatlar layık görülmüş. Gel gör ki Urfa kırgın! Urfalı, Kahraman isminin kendilerine verilmesinin daha uygun olduğunu düşünmekteymiş…Sene 2006 yer İstanbul. Urfalı aynı Urfalı yani neden Kahraman Urfa değiliz de.
Mekan sahibi Emekli bir polis, Eyüp …….. .Eyüp ağabeyimiz biraz kırgın, belli ki mutsuz. Mehmet Ağar’ı Komiserlik döneminden tanıyor ve kendisine laf söyletmiyor. Kimse Mehmet Ağar’ın vatan sevgisine ve milliyetçiliğine laf etmiyor ama gel gör ki son beyanları??
Ova ve siyaset? Emekli Memur Eyüp susuyor, daha doğrusu başını öne eğip yutkunuyor. “Politik kimliği öyle konuşmasını gerektiriyor” diyor. Aynı, Başbakan’ın politik kimliğinin Papa’yı karşılaması gerektirdiği gibi(mi)? Değer yargılarımız alt üst olmuş durumda hepimiz öfkeliyiz. Rakı sofrasında Türkiye nereye gidiyor muhabbeti yapıyoruz. Belki de Türkiye’nin kaderi bu; yani Rakı Sofrası’nda geleceğin şekillenmesi…
Em.Memur Eyüp diyor ki istediğin kadar konuş, yaz, çiz! Neyi değiştirebilirsin? Hepimiz aslında Amerikalıyız. Amerika ne isterse biz o yolda yürümek zorundayız. Bu zamana kadar böyle oldu bundan sonra da böyle olacak! Doğru söze ne denir?
Utanmasak Atatürk’ün dili sürçtü “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” yerine “Ne mutlu Amerika’lıyım Diyene” diyecekti diyeceğiz. Az kaldı.
Urfa’ydı, Maraş’tı, Amerika’ydı derken saati 24:00 yapmışız. Hep birlikte içkinin de etkisi ile “Urfalıyım ezelden” türküsünü söyledikten sonra evlerimize doğru yollanıyoruz ama hepimizin kafası dolu. Neden biz millet olarak böyle olduk. Nerede kaldı tam bağımsızlık, yoksa, biz hakikaten Amerikalı mıyız?

Ne mutlu hala kendini Türk hissedebilenlere.....
Bu yazı 451 kere okunmuştur.


"Petrol ve barajlar bizim olsun"

"Petrol ve barajlar bizim olsun"
..: 26.10.2006:..

Olsun be güzelim,dükkan senin. Adamım Osman Baydemir Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada Ankara’yı yetkilerini paylaşmaya çağırdı.
“-Yerel yönetimler ve Kürt sorununun bağlantılı olmasının nedeninin merkeziyetçi idari politikalar olduğunu düşünüyorum. Kürt isyanları ulus-devletin merkeziyetçi politikalarını hedef almıştır.
- Batman’daki petrol rezervleri, bölgedeki su kaynakları, hidroelektrik santralleri bu kapsamda değerlendirilmelidir. Kaynaklardan sağlanan gelirin bir bölümünün bölge halkı için kullanılmasını sağlamak için yerel yönetimlerin yetki sahibi olması gerekiyor.
- Bölgeler arasındaki gelişme farkını ortadan kaldırmak için merkez ile yerel arasındaki ilişkilerde radikal değişiklikler olması gerekiyor. Bu değişim Kürt sorununun çözümü için de fırsatlar yaratacaktır.
- Türkiye’de demokratikleşme sürecinin devamı için yerel yönetimlerin idari, ekonomik ve siyasi özerkliğinin sağlanması gereklidir. Hakları ve otoriteleri iyileştirilmelidir.
- Bölünme korkuları yersiz. Bizim hedefimiz demokratik ve insan haklarına saygılı bir Türkiye…” dedi.
Bu sözlere şahsen yanıt verirsem Osman Baydemir’in her türlü kişilik haklarına tecavüz etmiş olurum ve böyle bir adam içinde ceza almaya değer mi?
Yine bu sözlere Mehmet Ağar ağzıyla ve bakış açısıyla yanıt vermem gerekirse bu adamın gözlerinden öpüp, ağzına sağlık demem gerekir.
Sn. Ağar’ın ovada siyaset yapsınlar dediği adamlar ovayı aşmış Avrupa’dan Sn. Ağar’ın devletine kafa tutuyorlar. Kürt isyanlarının legalliğini nedenler sunarak açıklayabiliyorlar.
Ağar’da zamanında aldığı risklerden bahsediyor, şimdi de ne yaptığımı çok iyi biliyorum diyor.
Hayırlı bilmeler.
Yine de bu sözlere ben kendi ağzımla yanıt vereyim.
1-Türk Ulusu ve Devleti hiçbir zaman bölünmekten korkmaz sadece bölmek isteyenleri kaybetmekten korkar! Unutulmasın rüzgar eken fırtına biçer. Osman Baydemir bütün sınırları zorlamaktadır. Fırtına öncesi sessizlik, meydanın boş olduğu izlenimi doğuruyorsa bu çok büyük bir yanılgıdır.
2-Yerel yönetimin siyasi özerkliğinden bahseden T.C’nin bir Belediye Başkanı için ne yapmak gerekir onu mutlaka Cumhuriyet Savcılarımız değerlendireceklerdir.
3- Ecevit’in de üzerinde durduğu bölgesel kalkınma planında yer alan yerel yönetimlerin kuvvetlendirilmesi olayı, yanlış ağızlarda, yanlış ifadelendirilince buz etkisi yaratmaktadır.
Halklardan bahseden ve kesinlikle Türk Vatandaşı kapsamında kendisini görmeyen bir T.C. Belediye Başkanı ile Ankara’nın kucaklaşması nasıl mümkün olacaktır? Sn. Ağar’a sorup uygun bir OVA ayarlamasını rica etmek gerekecektir.
Kuzey Irak Fatihi ?
Ülke bu durumdayken Kuzey Irak Fatihi olarak görmek istediğimiz Sn. Büyükanıt Paşa’mız ne alaka ise Yunanistan’a planlı gezisini gerçekleştirme hazırlıkları yapmaktadır.
Hükümeti aslanlar gibi her konuda eleştirebilen ve yaptırımının ne kadar kuvvetli olabildiğini gördüğümüz ordumuzun başı, aynı yaptırımı hükümete neden Kuzey Irak’a girme konusunda yapmamaktadır? Türkiye Cumhuriyeti Ordusu asla PKK’nın ateşkes geyiğine alet olamaz. Kış uykusuna yatıp baharda palazlanmış bir PKK’yı yine mi göreceğiz?
Eğer Sn. Büyükanıt sadece Hürriyet ve Sabah’ı okuyarak icraatlarını değerlendirmede özeleştiri yapmaya çalışıyorsa üzgünüm büyük yanılgı içindedir. Naçizane tavsiyem yerel basını didik didik incelemesidir. Çünkü Türkiye’nin yerelinde ve bu iki gazetenin bazı sayfalarında AB fonundan, ve ABD’den faydalanmayan gerçek vatanperver köşe yazarlarıyla karşılaşacaktır. Bu yapılan eleştirilerin de şahsından olan beklentilerin gerçekleşmemesinden dolayı olan sitem olduğunu anlayacaktır.Umarım.
OVA ŞENLENSİN

Sonuç olarak Ağar diyor ki ; “Hükümet 4 yıldır tek adım atamamış.Terör dalgası gelince panik oldu.Yabancılara sığınma, sen hükümetsen derle topla.”
Bizde ekleyelim:-Yoksa seneye iktidara geldiğimde ben toplarım.
Seneye kadar kim öle kim kala.
Evet paşam ve Ağar ne diyorsunuz? Verelim adamımıza istediği petrolü ve barajları.
Maksat OVA ŞENLENSİN…
....
Bu yazı 251 kere okunmuştur.

Ateşkes ve kelime oyunları

Ateşkes ve kelime oyunları
..: 30.09.2006:..

Ateşkes: Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması (TDK sözlük, 1974) Bu açıklamayı dayanak göstererek, PKK taraftarlarının kullandığı ateşkes kelimesi için neden yaygara koparılıyor diyebilirsiniz. Fakat bu açıklama içindeki savaş kelimesini de aynı kaynaktan açıklarsak (Savaş: İki ya da daha çok DEVLETİN birbiriyle diplomatik ilgilerini keserek silahlı kuvvetlerle çatışması.) Bu masumane ifadenin nerelere kadar uzandığını daha iyi algılayabiliriz.
Leyleğin ömrü laklakla geçer derler. Bizler çekiçle örs kavgası yapaduralım; hangimiz daha çok milliyetçiyiz, kim daha sert çocuk, ağır abi? Günler gelip geçsin. Su akar, Türk bakar misali. Bizler bu modda iken, Kürtçü kardeşimiz DTP Genel Başkanı Ahmet Türk boş durmuyor; Avrupa Parlamentosu’nda temaslarda bulunarak AP Başkanı Joseph Borrell ve AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ile bir araya geliyor.Ateşkes çağrısına, “Kürt tarafının” olumlu yanıt vereceklerini umduklarını belirtiyor ve “Türk Hükümeti de olumlu bir yaklaşım sergilemeli” diye buyuruyor. Tarımdaki Nadas misali. Türk’ün öfkesi dinlendirilsin, zaman her şeye ilaç!
Bu sırada Şehitler Abidemize bir tuğla daha ekleniyor. J. Tğm C. Evranos PKK tarafından şehit ediliyor. Büyükanıt Paşa sessiz.
Kara Kuvvetleri Komutanımız ise sesli ama konu farklı! Konu malum birinci öncelik masalı olan irtica. Defalarca bu köşeden seslendim; bu ülkenin birinci önceliği kesinlikle İÇ GÜVENLİK’tir! Bu, irtica önemsenmesin anlamını taşımamaktadır. Ama gündemi iyi tayin etmek gerekir.
Ülkemizde bölünme tartışılır hale gelmiş federal yapılanmadan, eyalet sisteminden bahsedilir olmuştur. Ve bunların hepsi iktidar partisi olan AKP’nin üzerine yıkılmaktadır.
Mutlaka Başbakanın talihsiz beyanları, yanlış ifadeleri olmuştur. Peki diğer kurumlar tek tek incelendiğinde kendileri sorumluluk anlamında görevlerini yapmaktalar mı? Net birkaç örnek verelim ve/ve ya soralım:
- Ülkenin milliyetçilik kelimesine sahip, isimli tek partisi olan MHP, Sn. Devlet Bahçeli yönetiminde ne gibi somut adımlar atmıştır, Ülkü Ocakları’na aman sakın sokağa çıkmayın talimatı vermek dışında?
- Büyük umutlarla beklediğimiz Sn. Büyükanıt Paşa ne zaman kısmetse tören kıyafetlerini çıkartıp kamuflajlarını giyecektir? Allah bize 1974’te yaptığımız gibi Amerika Birleşik Devletleri’nden izin almadan Büyükanıt Paşa’nın emir ve komutasında Kuzey Irak’a operasyon amaçlı girmeyi nasip edecek mi?
- Zamanın sert adamı bu zamanın esnaf dostu (Demirel tiplemesi), benim işçim, benim köylüm moduna girmiş olan DYP Başkanı Sn. Mehmet Ağar ne zaman modası geçmiş politikaları bırakıp eski kadrosunu, silah arkadaşlarını toplayıp GÖREVE talip olacak?
- Sn. Mehmet Ağar 2007 seçimleriyle iktidara gelelim, ben PKK’yı bitiririm demek 2007’ye kadar ki şehitlerden iktidarda olmadığım için ben sorumlu değilim demekle aynı anlama gelmeyecek midir?
- Sn. Cumhurbaşkanımız, Sizce Tayyip Erdoğan’ın Amerika ziyareti sonrası sizin müdahalenizle, Başbakanımıza artık sadece AKP ile seçime gidilemeyeceğini şu anki ülkenin durumu göz önüne alınarak AKP, CHP, DYP, MHP ve ANAP’tan oluşacak bir milli mutabakat hükümetinin kurulması gerekliliği anlatılmalı mıdır?

Ülkemizin durumu sadece AKP’nin veya CHP’nin veya başka bir partinin tek başına çözebileceği boyutu maalesef aşmıştır. Herkes topu birbirine atmakta, şehit kanları oluk gibi akmakta, bizler ise sivili ve askeri ile hangimiz şehit anasını daha iyi teselli ederizlerdeyiz!!!
Sevgili okuyucular şahsım ve sizlerin adına bu yazıyı Sn. Mehmet Ali Dim’den yukarıda bahsi geçen tüm şahıs ve kurumlara e-mail ve faks kanalıyla iletmesini rica ediyorum. Belki dikkate alan olur.

Dip Not: Suç duyurusunda bulunduğum Ferhat Tunç konusunun takibinde desteğini esirgemeyen Sn. Sami Çaycoşar’a teşekkür ediyorum.
Bu konuyla ilgili olarak görevlerini yaptıkları zaman Cumhuriyet Savcılarımıza ve kolluk kuvvetlerimize de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Eğer yapıldı da bizim haberimiz yoksa lütfen gazetemizi resmi olarak bilgilendirsinler.
....
Bu yazı 1709 kere okunmuştur.



Bu makele için yapılan yorumlar


Alper Türkmen
30.09.2006
Sayın Sabih bey,

Size katılmaman mümkün değil. Evet J. Tğm C. Evranos şehit edildiği gün akşam saat 22.00 da TRT 2 de haberleri izliyorum. 1. haber Kara Kuvvetleri Komutanımızın haberi... İrtica halen birinci tehlike, irtica ile mücadelemiz devam edecek diyor... Sayın Paşamız. 2. haber PKK tarafından şehit edilen rahmetli Evranos teğmenimiz... Ben üzüldüm tabii ki ateş düştüğü yeri yakar, ancak gayr-i ihtiyari bir şekilde de 1. haber ile 2. haberi izleyince gülümsedim... Nasıl oluyorda askerlerimiz PKK tarafından şehit edilirken hala birinci tehlike irticadır diyebiliyorlar. El insaf diyorum. Evet bugün Emperyalistlerde İslamı tehlike olarak göstermek için terörü hoşgörü dini olan İslamiyetle bağdaştırıyorlar. Acaba emperyalistlerin etkisinde mi kalıyorlar. Kırık plak gibi aynı ifadeleri terennüm edip duruyorlar. Yoksa bu irtica perdesinin arkasında bizim bilmediğimiz bişeyler mi var? Bu ülkede bugün sayın Sabih bey sizin de belirttiğiniz gibi "İÇ GÜVENLİK" sorunu var...
Yoksa aynı modda başka söyleyecek bişey yok gibi her toplantıda ve her konuşmada aynı kelime ve cümleleri tekrar etmek acaba ne kazandırıyor Türk Milletine...